20. bölüm / 24
SÖZDE ABİSİ ;) Texting20.Bölüm
Bölümler 24Şu an: 20.Bölüm
- 1 1.Bölüm495 kelime
- 2 2.Bölüm649 kelime
- 3 3.Bölüm456 kelime
- 4 4.Bölüm891 kelime
- 5 5.Bölüm496 kelime
- 6 6.Bölüm1.735 kelime
- 7 7.Bölüm1.807 kelime
- 8 8.Bölüm710 kelime
- 9 9.Bölüm1.756 kelime
- 10 10.Bölüm659 kelime
- 11 11.Bölüm235 kelime
- 12 12.Bölüm1.340 kelime
- 13 13.Bölüm946 kelime
- 14 14.Bölüm1.379 kelime
- 15 15.Bölüm1.007 kelime
- 16 16.Bölüm204 kelime
- 17 17.Bölüm562 kelime
- 18 18.Bölüm565 kelime
- 19 19.Bölüm310 kelime
- 20 20.Bölüm949 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 21.Bölüm744 kelime
- 22 22.Bölüm630 kelime
- 23 23.Bölüm1.021 kelime
- 24 24.Bölüm865 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Poyraz: Annemi otogardan almaya gidiyorum. Bugün bize gelsen, geliniyle Vakit geçirir.
Duru: Ne gelini, Poyraz? Ne diyorsun sen? Ben daha uyanamadım bile ya.
Poyraz: Uyan sevgilim, uyan.
Duru: Poyraz, abim... Canım abim.
Poyraz: Abi?
Poyraz: Abi demek istemiyorum diyen sen değil miydin?
Duru: Şimdi de abi demek istedim.
Poyraz: O abiyi sana "abi" de diyen beni...
Duru: Eee?
Duru: Ya da neyse. Ben kaçayım, gidip hazırlanayım. Bayy.
Poyraz'la mesajlaşmamızın ardından telefonu bir kenara bırakıp yataktan kalktım. Uykum hâlâ üzerimdeydi. Lavaboya gidip yüzümü soğuk suyla yıkadım. Biraz olsun kendime geldikten sonra işlerimi halletmeye başladım.
Sonunda her şey hazırdı.
Bugün Poyraz'ın annesi de gelecekti. onunla vakit geçirecek olmak hoşuma gidiyordu. Evde biraz hareket olması, birlikte oturup sohbet etmek güzel olacaktı.
Hazırlanmamı tamamladıktan sonra son kez aynada kendime baktım.
Anneme, “Arkadaşıma gidiyorum,” deyip evden çıktım Karşı daireye.
Apartmanın koridorunda birkaç adım attığımda içimde tuhaf bir heyecan vardı. Tuğçe ablayı daha önce defalarca görmüş, onunla konuşmuş, hatta evlerine gidip gelmiştim. Ama bugün her şey farklıydı.
Çünkü o zamanlar ben, oğlunun arkadaşının kardeşiydim.
Şimdiyse oğlunun sevgilisi rolünü oynuyordum.
Üstelik ortada gerçek bir sevgililik bile yoktu.
Bu düşünce aklıma gelir gelmez içimdeki bütün heyecan söndü. Yalanımız bir kez daha yüzüme çarpmıştı. Derin bir nefes alıp karşıdaki kapının önünde durdum.
Zile bastım.
Kapı birkaç saniye sonra açıldı.
Karşımda Poyraz vardı.
Daha beni görür görmez yüzüne o sinir bozucu, kendinden emin gülümsemesini yerleştirdi.
“Hoş geldin sevgilim.”
İçimden gözlerimi devirmek geldi ama belli etmedim.
“Hoş buldum sevgilim.”
Sesimi özellikle tatlı çıkarmıştım.
Arkamızdaki odadan annesinin bizi duyup duymadığını anlamaya çalışırken Poyraz'a baktım. Beni görünce kaşını hafifçe kaldırdı.
Sanki “Rol yapmayı biliyorsun,” der gibiydi.
Ben de hiç beklemediği bir şey yaptım.
Bir adım atıp boynuna sarıldım.
Poyraz'ın vücudunun bir anlığına gerildiğini hissettim. Kollarımı boynuna dolarken yüzümü kulağına yaklaştırdım. Nefesim kulağına değecek kadar yakındı.
Daha ben bir şey söyleyemeden fısıldadı:
“İşte bunu beklemiyordum.”
Dudaklarımda küçük bir gülümseme oluştu.
“Beklenmeyen şeyleri yapmayı severim, Poyraz abi.”
“Abi” kelimesini özellikle vurgulamıştım.
Poyraz'ın çenesinin gerildiğini gördüm.
“Abi mi?”
“Evet.”
“Duru, senin abini sana abi diye direten beni”
Tam küfredecekken içeriden Tuğçe ablanın sesi geldi.
“Poyraz? Kim geldi?”
İkimiz de aynı anda sustuk.
Sonra birbirimize baktık.
Ben kaşlarımı kaldırdım.
“Bizi dinlediğini bilmediğimizi sanıyor.”
Poyraz dudaklarını birbirine bastırdı.
“Annem bunu yapmaz.”
“Yapar.”
“kesinlikle yapar.”
“Benim annem de aynısını yapıyor.”
Bir saniye birbirimize baktık.
Sonra ikimizin de tutamadığı bir kahkaha patladı.
Sessiz olmaya çalışıyorduk ama durum o kadar saçmaydı ki daha çok gülesimiz geliyordu.
Poyraz başını iki yana salladı.
“Senin yüzünden başıma bela alacağız.” dedim.
“Daha yeni başladık.”
“Ne demek daha yeni başladık?”
“Hiç.”
Elini uzattı.
“Gel sevgilim.”
Ben bir an elinee baktım, sonra yüzüne.
Elini tuttum.
Parmaklarımız birbirine geçtiğinde içimde istemsizce küçük bir heyecan oluştu. Bunun sadece bir oyun olduğunu kendime hatırlatmak zorunda kaldım.
Poyraz beni salona doğru götürdü.
Ve o anda gözlerim koltukta oturan Tuğçe ablaya takıldı.
Gülümsedim.
Gerçekten özlemiştim onu.
“Tuğçe abla…”
Ayağa kalkar kalkmaz yüzü aydınlandı.
“Duru kızım!”
Yanıma gelip bana sarıldı.
Ben de kollarımı ona sardım.
“Seni özlemişim Tuğçe abla.”
“Ben de seni özlemişim kızım"
Tuğçe abla beni baştan aşağı süzerken yüzünde meraklı bir gülümseme belirdi.
Poyraz tam arkamızda durmuş bizi izliyordu.
Sonra hiç beklemediğim bir şey söyledi.
“Anne, gelinin geldi işte.”
Başımı hızla Poyraz'a çevirdim.
Şaşkınlıktan birkaç saniye konuşamadım.
Gelinin.
Gerçekten bunu mu söylemişti?
Poyraz ise sanki dünyanın en normal cümlesini kurmuş gibi sırıtıyordu.
Elimi onun koluna vurdum.
“Poyraz…”
Sesimdeki uyarıyı anlayacak kadar akıllıydı ama umursamayacak kadar da sinir bozucuydu.
Tuğçe abla ise kahkaha attı.
“Ah, siz yok musunuz!”
Sonra bana dönüp iki elimi tuttu.
“Bak kızım, şu oğlanın suratına bak. Sanki dünyayı fethetmiş.”
“Anne, abartma.”
“Sen sus. Bursa’dan geldim, sadece seni görmeye gelmedim.sizi görmeye geldim.”
Yüzümün ısındığını hissedince gülümsemekle yetindim.
“Ben gelin değilim .”
Poyraz hemen araya girdi.
"Şimdilik?”
Neden oyunu içinden çıkılmaz hala getiriyoduki vicdansız kalp ritmimlede oynayıp duruyor..
Ona döndüm.
“Sus.”
“Niye?”
“Çünkü konuştuğun her saniye batıyorsun.”
Tuğçe abla kahkahayı bastı.
"Ben sizi çok yakıştırdım.”
Kalbim bir anlığına hızlandı.
Bizi yakıştırıyor.
Bu iki kelime bile içimde hiç istemediğim kadar büyük bir umut uyandırmıştı.
Ama hemen kendimi toparladım.
Çünkü Poyraz'ın beni gerçekten sevmediğini biliyordum.
Salak değilim tabiki son günlerdeki değişiminin farkındayım ama net konuşmadığı için umutlanamıyorum.
O, benim abimin arkadaşıydı. Ben ise uzun zamandır ona karşı hislerimi belli etmeye çalışıyordum. Kaç kez laf arasında yoklamış, kaç kez onun dikkatini çekmeye çalışmıştım.
Ama Poyraz her defasında geri durmuştu.
Şimdi ise annesinin karşısında sevgilim rolünü oynuyordu.
Sadece rol.
Bunu unutmamam gerekiyordu.
Tuğçe abla koltuğu işaret etti.
“Hadi oturun. Ben de size çay koyayım.”
“Ben yardım edeyim,” dedim.
“Olmaz. Sen misafirsin.”
Poyraz hemen koltuğa oturdu.
“Anne, Duru misafir değil.”
Tuğçe abla ona baktı.
“Ne peki?”
Poyraz bir saniye durdu.
Sonra gözlerini bana çevirip sırıttı.
“Biliyorsun.”
İçimden onu yastıkla boğmak geldi.
Tuğçe abla mutfağa giderken Poyraz'a eğilip dişlerimin arasından fısıldadım.
“Biraz daha konuşursan seni gerçekten öldüreceğim.”
“Niye? Annemin hoşuna gidiyor.”
“Benim hoşuma gitmiyor.”
“Sen biraz önce boynuma sarılırken öyle demiyordun.”
Başımı ona çevirdim.
“Sen de çok yüz buldun.”
Poyraz güldü.
“Sen verdin.”
Tam o sırada mutfaktan Tuğçe ablanın sesi geldi.
“Ne fısıldaşıyorsunuz orada?”
İkimiz de aynı anda sustuk.
Poyraz hiç bozulmadan sesini yükseltti.
“Beni sevdiğini söylüyor anne!”
“POYRAZ!”
Tuğçe ablanın kahkahası bütün salona yayıldı.
Ben ise yüzümü ellerimin arasına sakladım.
“Allah'ım, neden bu çocukla sevgili numarası yapıyorum ben?”
Poyraz kulağıma doğru eğildi.
“Çünkü başka türlü annem beni rahat bırakmayacaktı.”
Ona baktım.
“Biliyorum.”
Bir an göz göze geldik.
Bu kez ikimiz de gülmedik.
Poyraz'ın bakışları birkaç saniyeliğine değişti.
Sanki söylemek istediği bir şey vardı.
Ama sonra yüzüne yine o alıştığım alaycı gülümseme yerleşti.
“Bu arada…”
“Ne?”
“Annem seni gelinim ilan etti.”
“Sen de az önce beni daha ilk dakikada sattın.”
“Alış buna.”
“Niye?”
“Çünkü bu oyunu uzun süre oynayacağız.”
İçimden derin bir nefes aldım.
Keşke bunun yalnızca bir oyun olduğuna gerçekten inanabilseydim.
Çünkü benim için çoktan oyun olmaktan çıkmıştı.
Ve en kötüsü…
Poyraz'ın bunu bilmemesiydi.
Bölüm etkileşimi
