15. bölüm / 24
SÖZDE ABİSİ ;) Texting15.Bölüm
Bölümler 24Şu an: 15.Bölüm
- 1 1.Bölüm495 kelime
- 2 2.Bölüm649 kelime
- 3 3.Bölüm456 kelime
- 4 4.Bölüm891 kelime
- 5 5.Bölüm496 kelime
- 6 6.Bölüm1.735 kelime
- 7 7.Bölüm1.807 kelime
- 8 8.Bölüm710 kelime
- 9 9.Bölüm1.756 kelime
- 10 10.Bölüm659 kelime
- 11 11.Bölüm235 kelime
- 12 12.Bölüm1.340 kelime
- 13 13.Bölüm946 kelime
- 14 14.Bölüm1.379 kelime
- 15 15.Bölüm1.007 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 16.Bölüm204 kelime
- 17 17.Bölüm562 kelime
- 18 18.Bölüm565 kelime
- 19 19.Bölüm310 kelime
- 20 20.Bölüm949 kelime
- 21 21.Bölüm744 kelime
- 22 22.Bölüm630 kelime
- 23 23.Bölüm1.021 kelime
- 24 24.Bölüm865 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Poyraz beni aniden kucağına aldığında neye uğradığımı şaşırmıştım. Kalbim hızla çarpıyordu ama o kıza olan öfkem hâlâ taptazeydi. "Poyraz bırak beni, ineyim!" diye çırpındım ama beni hiç duymamış gibi inatla yürümeye devam etti. Halı sahanın çıkışındaki arabasına kadar adeta beni taşıdı. Ön kapıyı açıp beni koltuğa yerleştirirken hareketleri sert ama canımı yakmayacak kadar özenliydi.Kapıyı kapatıp sürücü koltuğuna geçti. Motoru çalıştırmadan hemen önce bana döndü. Bakışları her zamankinden daha koyuydu."Önce üzerindeki formayı çıkar, sonra konuşacağız," dedi, sesi emir kipiyle tınlıyordu.Neden böyle bir şey istediğini anlayamamıştım. Göğsüm hırsla inip kalkarken meydan okurcasına yüzüne baktım, formayı çıkarmayı reddettim.Poyraz derin bir nefes alıp arkasına yaslandı. "Terledim. Senin çıkardığın olay yüzünden duş bile alamadım. Bari şu terli formayı değiştireyim, değil mi?"Alaycı bir gülüş yerleşti dudaklarıma. "Bu forma artık benim. Çok istiyorsan sen çıkar," dedim, gözlerimi gözlerinden ayırmadan.Sözlerim üzerine Poyraz’ın gözlerinde ani bir şimşek çaktı. Sinirle kendi formasını tek bir hamlede üstünden çıkarıp arka koltuğa fırlattı. Tam o sırada bana doğru eğildi. Aramızdaki mesafe bir anda yok denecek kadar azaldı. Nabzımın kulaklarımda uğuldadığını hissedebiliyordum. Elini üzerimdeki formanın eteklerine attı ve yavaşça yukarı doğru çekti.Forma başımdan tamamen çıktığında, altımdaki mini crop’la kalmıştım. Poyraz, formayı elinde tutarken bir an duraksadı. Gözleri yüzümden köprücük kemiklerime, oradan gözlerime kaydı. Aramızdaki ani çıplaklık ve nefes kesici yakınlık, ortamdaki havayı bir anda ağırlaştırdı. Zorlukla yutkunduğunu gördüm. Kendini hızla geriye çekip elimdeki formayı üstüne geçirirken, arabadaki o yoğun sessizliği bozmak ister gibi sinirle soludu."Neden yaptın bunu?" dedi, sesi bu sefer daha kısık ama öfkelenmeye hazırdı."Neyi?" dedim, bilmezlikten gelerek."Neyi sorduğumu çok iyi biliyorsun," dedi, gözlerini kısarak. "İmalı konuşmayı bırak.""Ha... Deniz’i diyorsun," dedim umursamaz bir tavırla."Ne Deniz’i kızım? Deniz’i siktirtme bana şimdi!" diye gürledi.Omuz silktim. "İstediğini yapabilirsin, yönelimin beni hiç ilgilendirmiyor."Bu sözüm bardağı taşıran son damla oldu. Poyraz direksiyona sert bir yumruk indirdi, bu hali beni ürkütmek yerine içten içe keyiflendiriyordu. "Şimdi bana açıkla," dedi, üzerime doğru hafifçe tekrar eğilerek. "Neden kıza sevgilisiyim dedin? Üzerine bir de neden saldırdın?"Daha fazla kıvırmanın alemi yoktu. Sırtımı koltuğa yaslayıp dürüstçe konuştum. "Bak Poyraz... Kız öyle sana sarılınca kıskandım. Bu yüzden sevgilisiyim dedim."Bakışları yumuşadı, yerini şaşkın ve anlamaya çalışan bir ifade aldı. "Neden kıskandın?"Ona doğru yaklaşıp onun o hep kullandığı ses tonunu taklit ettim: "Çünkü abimsin lan, abim!"Poyraz’ın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. "Hadi buna ikna olduk diyelim... Peki neden kıza saldırdın?""Onun sebebi zaten belli," dedim gözlerimi devirerek. "Senin sevgilin olduğunu bildiği halde cebine numarasını sıkıştırmaya çalışıyor. Yaptığı iğrençliği bir daha tekrarlayamasın diye küçük bir ders verdim."Birden arabayı dolduran gür bir kahkaha attı. Sanırım gerçekten Poyraz’ı delirtmeyi başarmıştım ama bu delilik ona iyi gelmiş gibiydi."Kızım..." dedi, gülmekten konuşmakta zorlanarak. "Şimdi sen abinim diye beni kıskandın, bu yüzden sevgilisiyim dedin... Sonra da olmayan sevgilini kıskanıp kıza mı saldırdın?"Tekrar kahkaha atmaya başladı. Hiç de komik değildi! Tamam, kabul ediyorum, durum dışarıdan biraz komik görünüyor olabilirdi. Dayanamayıp ben de hafifçe güldüm ama sadece birazcık...Sonra Poyraz aniden ciddileşti. Gülüşü yüzünden silindiğinde gözlerindeki o derin, sorgulayıcı ifade geri geldi. "Yani... abin olduğumu kabul ettin?" dedi.Gözlerinin içine baktım. Gerçekten bunu duymak istiyor muydu, yoksa kendini mi kandırıyordu? Maskeleri indirmeye karar verdim. "Hayır," dedim net bir sesle.Kaşları çatıldı. "Az önce ne diyordun, şimdi ne diyorsun?""Bak Poyraz," dedim, sesimi olabildiğince sakin tutarak. "Bence bu konulara hiç girmeyelim. Ben girerim, benim için hiçbir sıkıntı yok ama sonra sen pişman olursun."Sözlerim arabanın içine bomba gibi düştü. Poyraz hiçbir şey söyleyemedi. Bakışlarını benden kaçırıp dikiz aynasına çevirdi, ardından emniyet kemerine uzandı. "Kemerini tak, eve gidiyoruz," dedi kestirip atarak.Konuyu değiştirmesine izin verdim ama üstüne gitmekten de geri durmadım. "Abime söyledin mi beni senin bırakacağını?""Abin kendi istedi zaten, Pelin’i bırakacakmış," dedi, arabayı çalıştırırken.Gülümsedim. Abim ve yengem gerçekten fenaydı, arayı yapmak için yer arıyorlardı resmen. Poyraz’ın konudan kaçması da gözümden kaçmamıştı. Demek ki o da aramızdaki bu çekimin, bu garip elektriğin sonuna kadar farkındaydı ama korkuyordu, kabullenemiyordu. Olsun, ben bu durumu ona seve seve kabullendirirdim.Kısa süre sonra evin önüne gelmiştik. Arabayı durdurduğunda kemerimi açtım ve tam inmek üzere hamle yaptım ki, Poyraz aniden bileğimi tuttu. Dokunuşu sıcacıktı ve tenimi yakmıştı."Duru, bir bekle," dedi.Ona döndüm. "Sana sormam gereken bir şey var."Merakla gözlerimi kırpıştırdım. "Sor.""Deniz’den..." dedi, duraksadı. Sanki kelimeleri seçmeye çalışıyor ama içi içini yiyordu. "Deniz’den hoşlandın mı?"İnanamayarak baktım yüzüne. Salak ya! Resmen içinde kalmıştı ve bunu sormak için eve kadar beklemişti. İçimden yükselen ani bir cesaret dalgasıyla, hafifçe alay eder gibi gülümsedim. Koltuğumda ona doğru döndüm ve yüzüne iyice yaklaştım."Yok abicim..." dedim, nefesim yüzüne çarparken. "Ben bir tek senden hoşlanıyorum."Poyraz ne olduğunu anlamadan, hızla uzanıp yanağına sıcak, derin bir öpücük kondurdum. Şaşkınlıktan donakalmıştı. Ben hiçbir şey olmamış gibi yerime geri otururken, o bana hala idrak etmeye çalışan gözlerle bakıyordu. Birkaç saniye sonra kendini toparladı. "Bir kere de ciddi ol kızım ya," dedi sesi titrerken."Ben zaten ciddiydim," dedim gülerek. Sonra onun lafını ona iade etmek için gözlerimi kıstım. "Ama neyse... Bu seni ne ilgilendirir ki? Neden kıskandın?"Poyraz yutkundu, bakışlarını gözlerime sabitledi ve o da benim lafıma atıfta bulunarak fısıldadı: "Abin olarak lan... Abin olarak."Dudaklarım yukarı doğru kıvrıldı. O da dayanamayıp gülümsedi. Aramızda saniyeler süren, her şeyi özetleyen bir bakışma geçti. Tam o sırada aklıma takılan şeyle kaşlarımı çattım."Poyraz," dedim öfkeyle.Derin bir nefes alıp ensesini kaşıdı. "Yine sorun ne Duru?""Siz şimdi halı sahaya her gittiğinizde, böyle kızlar asılıyor mu size?"Elini ensesinde gezdirmeye devam etti, yakalanmış gibi bir hali vardı. "Yani... bazen.""Bu nasıl halı saha tam olarak ya?" dedim sesimi yükselterek. "Bir daha gitmeyin!""Sana ne kızım?" dedi, kendini savunarak."Öyle mi?" dedim meydan okuyan bir tavırla. "O zaman ben de her halı sahaya gidişinde peşinden gelirim. Hem de en güzel, en iddialı kombinlerimle!"Poyraz’ın ağzından sessiz bir küfür kaçtı. Direksiyona hafifçe vurup bana döndü. "Kızım sen adamı delirtirsin," dedi. Gözlerimde geri adım atmayacak o kararlı ifadeyi gördüğünde pes ettiğini belli eden bir iç çekti. "Tamam... ama şimdilik tamam.""Görüreceğiz onu," dedim ve arabanın kapısını açmadan önce ona doğru son kez fısıldadım: "Bana bulaşma Poyraz. Günün sonunda kazanan hep ben oluyorum... abisi."Ona muzipçe bir göz kırpıp arabadan indim. Poyraz da hemen arkamdan indi. İkimiz de apartmanın içinde, karşılıklı dairelerimizin kapılarının önünde durduk. Anahtarımı kilide sokarken gözlerimi onun üzerindeki formadan ayırmadım."İyi geceler Poyraz," dedim, sesimdeki gerilimi koruyarak.Poyraz kapısını açarken gözlerini gözlerime kenetledi. "İyi geceler Duru."İkimiz de evlerimize geçip kapıları kapattık ama ikimizin de aklının kapının arkasında kaldığına adım gibi emindim.
Bölüm etkileşimi
