Kıskançlık

Vaveyla Yazarı: geceolanyazar 56

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 26Şu an: Kıskançlık

Arkadaşlar kusuruma bakmayın lütfen 🥺
Okullar açıldı ve benim sınav senem... Yks'27 öğrencisiyim. Biraz zor oluyor ama merak etmeyin bölümler yine aynı sıklıkla gelecek. Belki aksarsa 2 günde bir gelir. Ama arayı çok açmamaya dikkat edeceğim
Medya: Yaman'ın Eylül ve Baranı kıskandığı yer...

Kına gecesi sona erdiğinde konaktaki kalabalık yavaş yavaş dağılmaya başlamıştı. Misafirler ev sahipleriyle vedalaşıyor, davulun sesi artık eskisi kadar gür çıkmıyordu. Eylül de Zeynep Hanım'ın yanına giderek müsaade istedi. Zeynep Hanım, "Ayağına sağlık kızım. Yorgun olduğun hâlde sözünü tutup geldin." derken, Mehmet Bey de gülümseyerek, "Yarın düğünde de bekliyoruz seni." dedi. Eylül başını hafifçe eğerek, "İnşallah Mehmet Bey." diye karşılık verdi. O sırada Sırma Hanım da yanlarına geldi. "Gelip bizi mutlu ettin kızım, yarın görüşmek üzere." diyerek Eylül'e içtenlikle sarıldı. Birkaç adım ötede son misafirleri uğurlayan Yaman da Eylül'ün ayrılacağını fark edince bulundukları tarafa geldi. Resmiyetini bozmadan, "İyi akşamlar, dikkatli gidin." dedi. Eylül de aynı ciddiyetle başını eğerek, "Teşekkür ederim, iyi akşamlar." diye karşılık verdi. Kısa vedanın ardından aracına binip konaktan ayrıldı. Yaman ise arkasından bakıp dalıp gitmek yerine yeniden misafirleri uğurlamaya döndü. Daha yapacak çok işi vardı.

Yaklaşık kırk dakika sonra Eylül, Baran'la birlikte yaşadığı apartmanın önüne geldi. Aracını park edip binaya girdi. Kapıyı açtığında içeride televizyon açıktı. Baran koltuğa oturmuş haberleri izliyor, önündeki kupadan kahvesini yudumluyordu. Kapının açıldığını duyunca başını çevirip gülümsedi. "Hoş geldin." dedi. Eylül ayakkabılarını çıkarıp çantasını vestiyere bıraktıktan sonra, "Hoş bulduk." diyerek salona geçti. Baran, kardeşinin yüzündeki yorgunluğu görünce kumandayı masaya bırakıp, "Nasıl geçti?" diye sordu.

Eylül koltuğa oturup derin bir nefes aldı. "Güzeldi. Oldukça kalabalıktı." dedi. Baran merakla, "Yorulduğuna değmiştir o zaman." diye karşılık verdi. Eylül hafifçe omuz silkti. "Değdi sayılır. Ama Kerem sağ olsun, rahat durmadı." Baran kaşlarını kaldırdı. "Ne yaptı yine?" Eylül'ün yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu. "Daha oturur oturmaz halaya kaldırdı. Halay bitti, bu sefer Yiğit bırakmadı. 'Bir oyun daha.' derken kendimi çiftetelli de buldum." Baran yiğitin ismini duyunca kaşlarını çatsada kardeşinin hevesini kaçırmadı. Fark etti Eylül'ün biraz umutalandığını, ailesinin ona ilgi göstermesini hoş karşıladığını. Gülerek konuştu. "Demek seni sonunda oynatmayı başarmışlar." dedi. Eylül başını iki yana salladı. "Hepsi bir olmuştu. Kaçacak yer bırakmadılar."

Baran gülmeye devam ederken, "Başka?" diye sordu. Eylül bir an düşündü. "Ev sahipleri de oldukça misafirperverdi. Herkesle tek tek ilgileniyorlardı. Koca gece boyunca oturduklarını bile görmedim." dedi. Ardından aklına Deniz ile Doruk gelince istemsizce gülümsedi. Bunu fark eden Baran hemen, "Bak işte... O gülümsemenin sebebi başka. Anlat bakalım." dedi. Eylül de ikizlerin yaptığı yaramazlıkları tek tek anlatınca Baran gülmekten kendini tutamadı. "Demek ağabeylerini misafirin yanında bile rahat bırakmıyorlar." dedi. Eylül de bu kez daha rahat bir ifadeyle, "Hiç bırakmıyorlar. Yaman en sonunda ikisini kulağından tutup götürdü." diye cevap verdi. Baran başını sallayarak, "Anlaşılan o evde en zor görev Yaman dediğin adamınmış. İkizleri idare etmek eminim ki yeterince zor bir görevdir." dedi. Eylül de ilk kez biraz daha belirgin bir tebessüm etti.

Saat gece yarısını çoktan geçmişti. Baran saate kısa bir göz attı. "Yarın da yoğun bir gün olacak." dedi. Eylül ayağa kalkıp boş bardağını mutfağa götürürken duraksadı. Ardından Baran'a dönüp, "Bu arada..." dedi. Baran merakla başını kaldırdı. "Yarın düğüne sen de gelsene." Eylül'ün bu teklifi karşısında hafifçe şaşırdı. "Ben mi?" diye sordu. Eylül başını salladı. "Evet. Sonuçta beni de davet ettiler, birlikte gideriz. Hem evde tek başına oturmaktansa biraz hava değiştirirsin." Baran birkaç saniye düşündükten sonra gülümsedi. "Madem öyle diyorsun, gelirim güzelim." Eylül de kısa bir baş hareketiyle, "Güzel." dedi. Baran esprili bir ifadeyle, "Ama beni de halaya kaldırırlarsa bütün sorumluluk sende." deyince Eylül dudaklarının kenarında hafif bir gülümsemeyle, "Onu garanti edemem." diye karşılık verdi. İkisi de kısa bir kahkaha attıktan sonra birbirlerine iyi geceler dileyip odalarına çekildi. Ertesi sabah birlikte Demirhan Konağı'na doğru yola çıkacaklarından habersiz, yeni günün onları nelerle karşılaştıracağını düşünmeden dinlenmeye koyuldular.

---

Yaklaşık kırk dakikalık yolculuğun ardından Eylül'ün kullandığı araç Demirhan Konağı'nın önünde durdu. Düğün günü olduğu için dünkü kalabalığın kat kat fazlası vardı. Konağın giriş kapısı rengârenk süslenmiş, avluya uzun sofralar kurulmuş, davul ile zurnanın sesi daha araçtan inmeden duyulmaya başlamıştı. Çevre köylerden, aşiretlerden ve aile dostlarından gelen misafirler peş peşe içeri giriyor, çocuklar avluda koşturuyor, büyükler ise yıllar sonra gördükleri dostlarıyla hasret gideriyordu.

Eylül motoru durdurup Baran'a döndü. "Hazır mısın?" diye sordu. Baran kravatını düzelterek hafifçe gülümsedi. "Hazırım da... Hâlâ şu halay meselesinden endişeliyim." Eylül, "Artık kaçamazsın." diyerek kapıyı açtı. İkisi birlikte araçtan indi.

Eylül, koyu zümrüt yeşili uzun elbisesiyle her zamanki gibi sade ama oldukça asil görünüyordu. Açık bıraktığı saçları omuzlarına dökülüyor, mavi gözleri sabah güneşinde daha belirgin hâle geliyordu. Yanında yürüyen Baran ise siyah takım elbisesiyle oldukça şık görünüyordu. Birlikte konağın girişine doğru ilerlediler.

Kapının önünde misafirleri karşılayan Yaman, yeni gelenlerle tokalaşırken göz ucuyla yaklaşan iki kişiyi fark etti. Önce Eylül'ü gördü. Dün askerî üniforma içindeki ciddi kadın gitmiş, yerine zarif ama aynı duruşunu koruyan genç bir kadın gelmişti. Bir anlığına bakışları istemsizce üzerinde kaldı. Tam o sırada Eylül'ün yanındaki Baran'ı fark etti.

İkisini yan yana görünce yüzündeki sakin ifade neredeyse fark edilmeyecek kadar değişti. Kim olduğunu bilmiyordu ama Eylül'le oldukça rahat yürüyordu. İçinden, "Demek yalnız gelmemiş..." diye geçirdi.

Murat da Yaman'ın bakışlarını takip edince hafifçe dirseğiyle onu dürttü.

"Hayırdır?"

Yaman cevap vermedi. O sırada Eylül ile Baran kapıya ulaşmıştı.

Sırma Hanım sıcak bir gülümsemeyle ikisini karşıladı. "Hoş geldiniz evlatlarım." dedi.

Eylül başını hafifçe eğdi.

"Hoş bulduk."

Baran da aynı saygıyla selam verdi.

"İyi günler."

Sırma Hanım ikisine de buyur ettikten sonra Yaman'a döndü.

"Yaman oğlum..."

Yaman düşüncelerini toparlayıp birkaç adım öne çıktı.

"Hoş geldiniz."

Eylül aynı resmiyetle başını eğdi.

"Teşekkür ederim."

Baran da kısa bir baş selamı verdi.

Yaman ikisine de aynı mesafeyle davranmasına rağmen gözleri birkaç kez istemsizce Baran ile Eylül arasında gidip geldi. Yan yana oldukça rahat konuşmaları, aralarındaki samimiyet dikkatini çekmişti.

Eylül ile Baran avlunun içine geçtikten sonra kendilerine ayrılan masaya oturdu. Davulun sesi hiç susmuyor, düğün her geçen dakika daha da hareketleniyordu. Konağın girişinde misafirleri karşılamaya devam eden Yaman ise göz ucuyla Eylül'ün oturduğu masaya göz attı. Yanındaki adamla rahat rahat konuştuğunu görünce bakışlarını hemen başka tarafa çevirdi. Sevgilisiydi galiba. Tam o sırada Murat yanına yaklaştı. Etrafına kısa bir göz gezdirip hafifçe gülümsedi. "Şu yeni gelen misafir kim?" diye sordu. Yaman omuz silkti. "Bilmiyorum." Murat başını hafifçe yana eğdi. "Ama merak etmiş gibisin." Yaman kısa bir bakış attı. "Misafir sonuçta." Murat alaycı bir gülümsemeyle, "Tabii... Ben de başka bir şey dedim zaten." diye mırıldandı. Yaman cevap vermedi ve bakışlarını oradan çekti.

Tam o sırada Deniz ile Doruk yanlarına geldi. Deniz, ağabeyinin sabahtan beri baktığı yönü fark edince Doruk'un dirseğine hafifçe vurdu. Doruk da aynı yöne bakınca ikisinin yüzünde aynı muzip sırıtış belirdi. Deniz, "Ağabey..." dedi. Yaman daha dönmeden, "Ne var?" diye karşılık verdi. Doruk hiç beklemeden, "Az önce saydık, tam altı kere aynı masaya baktın." dedi. Yaman kaşlarını çattı. "İşiniz gücünüz yok mu sizin?" Deniz omuz silkti. "Var ama sen daha ilginçsin." Murat gülmemek için başını öne eğdi. Doruk da devam etti. "Hem o abi kim? Yeni enişte adayımız mı?" Yaman'ın bakışları bir anda sertleşti. "Saçmalamayın." Deniz sırıtarak, "Biz bir şey demedik ki." dedi. "Demediniz mi?" diye karşılık verdi Yaman. "Bu dememiş halimiz mi?." İkizler aynı anda gülünce Murat da dayanamayarak kahkaha attı. Yaman derin bir nefes verdi. "İkiniz de gözümün önünden kaybolun." Deniz giderken, "Tamam ağam... Ama gözlerini de o taraftan al." deyince Yaman istemsizce arkasından, "Deniz!" diye sinirle seslendi. İkizler çoktan kalabalığın arasına karışmıştı.

Bir süre sonra davulun ritmi değişti ve meydanda slow bir müzik ile çift oyunları için yer açıldı. Baran ayağa kalkıp Eylül'e döndü. "Bir dans eder miyiz?" diye sordu. Eylül şaşkınlıkla baktı. "Sen dans eder misin?" Baran gülümseyerek, "Hadi kalkta beni mahcup etme." Dedi. Eylül gülüp elini Baran'ın uzattığı elinin içine bıraktı. "Peki." İkisi birlikte oyun alanına doğru ilerledi.

Tam o anda Yaman'ın bakışları oradaki hareketliliği seçince o tarafa kaydı. Baran'ın Eylül'e elini uzattığını görünce elindeki ince belli çay bardağını biraz daha sıkı kavradı. Parmaklarının baskısıyla bardak hafifçe ses çıkarınca Murat dönüp ona baktı. "Hayırdır?" diye sordu. Yaman ise gözlerini oyun alanından ayırmadan, "Bir şey yok." demekle yetindi. Ancak yüzündeki gergin ifade, söylediğiyle pek uyuşmuyordu. Tam o sırada Deniz ile Doruk yeniden yanlarına geldi.

İkisinin de bakışları önce oyun alanına, ardından Yaman'a kaydı. Ağabeylerinin yüzündeki ifadeyi görünce birbirlerine baktılar ve aynı anda muzipçe sırıttılar. Deniz hafifçe Doruk'un omzuna dokunup alçak sesle, "Hazır mısın?" dedi. Doruk kıkırdamasını zor tutarak başını salladı. Sonra ikisi de yan yana durup düğünlerde sıkça söylenen o meşhur türküyü, özellikle de Yaman'ın duyacağı kadar yüksek sesle söylemeye başladılar.

İlk önce Deniz girdi türküye. "Ne ateş var ne de duman amman, tutuşur alevler yanar Yaman Cabbar."

Sonra Doruk devraldı sözü." Ne ateş var ne de duman amman, tutuşur alevler yanar Yaman Cabbar."

Sonra ikisi birlikte söylemeye başladı." Sevdiğin kız başkasına varmış,
Dayanabilirsen dayan Yaman Cabbar.
Sevdiğin kız başkasına varmış,
Dayanabilirsen dayan Yaman Cabbar."

Birbirlerine bakarak anlamlı anlamlı gülümseyip söylemeye devam edeceklerdi ki Yaman'ın sabrı taştı.

Elindeki çay bardağını masaya bırakıp ağır adımlarla ikizlerin üzerine yürüdü. İkizler onu görünce söylemeye devam etseler de yüzlerindeki sırıtış kayboldu. Yaman ikisinin de ensesine hafifçe birer tane vurdu. "Geçen yaptığınız halt'ın hesabını daha kapatmadım." dedi alçak ama sert bir sesle. Ardından ikisine de tek tek bakıp, "Bir kelime daha duyarsam düğün biter bitmez sizinle özel olarak ilgilenirim. Şimdi gözümün önünden kaybolun." diye ekledi.

Deniz ile Doruk aynı anda masum bir ifadeye büründü. Deniz, "Biz sadece türkü söylüyorduk ağabey." derken Doruk gülmesini zor bastırarak, "Sanata da mı karışıyorsun?" diye mırıldandı. Yaman kaşını kaldırınca ikisi de daha fazla uzatmamaları gerektiğini anlayıp hızla kalabalığın arasına karıştı. Arkalarını döner dönmez birbirlerine bakıp sessizce gülmeye başladılar. Murat ise başını iki yana sallayıp, "Bu ikizler seni bir gün gerçekten deli edecek." dedi.

Yaman derin bir nefes verip gözlerini kısa bir an kapattı. "O gün çok uzak değil." diye karşılık verdi. Murat gülümseyerek oyun alanına baktı. "Ama kabul et, çocukların gözlem yeteneği fena değil." Yaman kaşlarını çattı. "Ne demek istiyorsun?" Murat omuz silkti. "Hiç... Sadece sabahtan beri nereye baktığını fark eden tek kişiler onlar değil." Bu söz üzerine Yaman, Murat'a kısa ama sert bir bakış attı. "Sen de mi başladın?" Murat iki elini kaldırıp geri çekildi. "Tamam tamam... Ben sustum." Gözleri yeniden oyun alanına kaydı.

O sırada müziğin ritmi biraz daha hızlandı. Eylül ile Baran, çevredekilerin seslere aldırış etmeden ağır ve uyumlu adımlarla dans etmeye devam ediyordu. Baran, Eylül'e dönerek hafifçe gülümsedi. "Uzun zamandır düğüne gelmemiştim." dedi. Eylül gözlerini kısa süreliğine ondan ayırmadan, "Ben de pek sık katılmıyorum." diye karşılık verdi. Baran başını salladı. "Yine de iyi olmuş. Biraz olsun işten uzaklaşmış oldun." Eylül kısa bir nefes aldı. "Sanırım öyle."

Tam o sırada Yaman'ın bulunduğu taraftan yükselen sesler dikkatini çekti. Başını çevirdiğinde Yaman'ın birkaç saniyedir kendilerine baktığını fark etti. Göz göze geldikleri anda Yaman hiç belli etmemeye çalışarak bakışlarını başka tarafa çevirdi. Eylül bunu ikinci kez yaşayınca içinden, "Gerçekten ilginç biri... Dün de aynıydı, bugün de."diye geçirdi ama düşüncesini yüzüne yansıtmadı.

Dans sona erdiğinde Baran hafifçe eğilerek, "Teşekkür ederim abim." dedi. Eylül de aynı nezaketle başını eğdi. "Ben teşekkür ederim abi." İkisi oyun alanından ayrılıp masalarına doğru yürürken Yaman da istemsizce rahat bir nefes verdi. Bu hâli en iyi fark eden kişi yine Murat oldu. Gülümseyerek, "Bittiğine sevinen biri var galiba." diye mırıldandı. Yaman cevap vermedi, sadece ceketinin düğmesini ilikleyip yeniden misafirlerin arasına karıştı.

Eylül masasına oturduktan birkaç dakika sonra Kerem, Yiğit, Mert, Aras ve Kaan da yanlarına uğrayıp kısa bir sohbet etti. Kerem gülerek, "Bu sefer seni kimse oyun alanına zorla götürmedi." deyince Baran merakla Eylül'e baktı. "Demek dün anlattıkların doğruymuş." Eylül hafifçe gülümseyip, " Yalan borcum mu var sana abim. Bugün önlemimi aldım hem." dedi. Kerem iki elini yana açtı. "Biz söz verdik bir kere." Yiğit de başını salladı. "Misafir sözümüzdür." Sohbet kısa süre daha devam ederken konağın avlusunda düğünün coşkusu giderek artıyor.

Kalabalığın içindeki sohbetlere kulak veriyor gibi görünse de dikkati sürekli aynı yerdeydi Yaman'ın. İçinden, "Bu kadar merak edecek ne var?" diye geçirdi. Kendi kendine kızsa da gözlerini bir türlü Eylül'ün bulunduğu taraftan alamıyordu. Sonunda derin bir nefes aldı. Misafirlerle ilgileniyormuş gibi ağır adımlarla masaya doğru yürüdü.

Masaya yaklaştığında önce Baran'a, ardından Eylül'e saygıyla başını eğdi.

"Tekrardan hoş geldiniz."

Eylül de aynı resmiyetle başını salladı.

"Teşekkür ederim."

Yaman kısa bir duraksamanın ardından kibar bir ses tonuyla konuştu.

"Umarım rahat ediyorsunuzdur. Herhangi bir eksiğiniz olursa lütfen çekinmeden söyleyin."

Eylül, "Sağ olun. Her şey gayet güzel düşünülmüş." diye karşılık verdi.

"Memnun kalmanıza sevindim."

Aralarında birkaç saniyelik sessizlik oluştu. Yaman normalde söyleyeceğini söyleyip ayrılması gerektiğini biliyordu ama ayakları sanki olduğu yere çakılmıştı. Sonunda merakına yenildi.

"Affedersiniz..." diyerek Baran'a kısa bir bakış attı. "Bu beyefendiyi tanıma fırsatım olmadı."

Eylül hiç tereddüt etmeden cevap verdi.

"Tanıştırayım. Kendisi manevi ağabeyim, Baran."

Baran ayağa kalkıp elini uzattı.

"Memnun oldum."

Yaman da tokalaşırken başını hafifçe eğdi.

"Yaman Demirhan. Memnun oldum."

"Ben de memnun oldum."

Tokalaşma bittikten sonra Yaman'ın yüzündeki gergin ifade, fark edilmeyecek kadar hafif yumuşadı. İçinden, "Demek ağabeyiymiş..." diye geçirdi. Az önce dans ederlerken hissettiği o anlamsız huzursuzluğu hatırlayınca kendi kendine hafifçe mahcup oldu.

Eylül ise Yaman'ın yüzündeki kısa süreli değişimi fark etmişti. Adam sanki öğrenmek istediği cevabı almış gibi bir anda rahatlamıştı. Bu durum ona biraz tuhaf geldi ama üzerinde durmadı.

Yaman yeniden ikisine baktı.

"Tekrar hoş geldiniz. Umarım düğünden güzel anılarla ayrılırsınız."

Baran gülümseyerek, "Misafirperverliğiniz için teşekkür ederiz." dedi.

Yaman başıyla selam verdikten sonra masadan ayrılıp yeniden misafirlerin arasına karıştı. Tam uzaklaşırken Murat ve onun yanında Yaman'ın hareketlerini izleyip dalga geçen Deniz ve Doruk uzaktan onun Baran'la tokalaştığını görünce üçü de aralarında sırıtıp kahkaha atmıştı. Yaman ise hiçbir şey belli etmemeye çalışsa da içindeki merakın yerini bu kez garip bir rahatlama almıştı. Eylül ise onun arkasından kısa bir an bakıp kendi kendine, "Gerçekten ilginç bir adam..." diye düşündü.

İnşallah beğenmişsinizdir bölümü.
Dediğim gibi kusuruma bakmayın lütfen 🥺
Sizleri çok seviyorum🧡💗🤎💚❤️🩷💜💛🩵💙🖤🩶🤍💘💝💖💗💓💞💕♥️❣️❤️🔥❤️🩹💟

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

132okunma 7beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18