12. bölüm / 26
Sessizliğin KomutanıAlıntııı!!
Bölümler 26Şu an: Alıntııı!!
- 1 Tanıtım139 kelime
- 2 Kurt Timi2.173 kelime
- 3 Beklenmeyen Gerçekler2.519 kelime
- 4 İlk Görüşme2.287 kelime
- 5 Ön Yargılı Abiler2.312 kelime
- 6 Ateş Çemberi3.063 kelime
- 7 Görev Dönüşü2.355 kelime
- 8 Saldırı3.233 kelime
- 9 Pişmanlık3.461 kelime
- 10 Atan Bir Umut2.576 kelime
- 11 Uyanış1.677 kelime
- 12 Alıntııı!!377 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 Sessizlikten Önce1.963 kelime
- 14 Hiçbir Şey Beni Durduramaz2.314 kelime
- 15 Bilinmeyen Ses1.715 kelime
- 16 Kırgın Sofra2.564 kelime
- 17 Kaderin Eşiğinde2.070 kelime
- 18 Kına Eğlencesi2.686 kelime
- 19 Kıskançlık2.234 kelime
- 20 Yabancı2.527 kelime
- 21 Bir Keçi Meselesi2.885 kelime
- 22 Mavi Gözler'in Ardında4.741 kelime
- 23 Kırılan Kardeşlik3.733 kelime
- 24 Bir Kapı'nın Eşiğinde2.553 kelime
- 25 Gülüşün Çok Güzel2.564 kelime
- 26 Sarılma ve Özür3.044 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gelecek Bölümlerden Bir Alıntı...(Diğer bölümden değil çok sonraki bölümlerden)
Baran'ın öfkeli sesi, terk edilmiş deponun duvarlarında yankılandı.
"Eylül... Söyle bana! Neden yaptın bunu?"
Eylül sırtını soğuk duvara yaslamıştı. Karnının sol tarafına bastırdığı eli artık tamamen kana bulanmıştı. Parmaklarının arasından sızan kan, yere ağır ağır damlıyordu. Her nefes alışında yüzü biraz daha soluyor, ayakta durabilmek için verdiği mücadele gözlerinden okunuyordu.
Birkaç metre ötede genç kadın titriyormuş gibi yapıyor, gözyaşlarını durmaksızın siliyordu. Baran'ın koluna sıkıca tutunmuş, korkuyla Eylül'e bakıyordu.
"Ben... Ben sadece konuşmak istemiştim." dedi hıçkırıkları arasında. "Bir anda silahımı almaya çalıştı. Sonra da... Boğuşurken silah ateş aldı."
Baran, onu korurcasına arkasına çekti.
Sonra gözlerini Eylül'e çevirdi.
O bakışlarda güven yoktu.
Sadece hayal kırıklığı ve öfke vardı.
"Sana bunu hiç yakıştıramadım." dedi dişlerinin arasından. "Ben seni herkesten farklı sanıyordum."
Eylül güçlükle başını kaldırdı. Dudakları titredi.
"Ba..."
Devamını getiremedi.
Konuşacak gücü kalmamıştı.
Eli biraz daha kayınca karnındaki yaranın ne kadar ağır olduğu iyice ortaya çıktı.
Tam o sırada dışarıdan koşan ayak sesleri duyuldu.
Depoya ilk giren Hakan oldu. Arkasından Selim, Burak ve diğerleri içeri doluştu. Hepsinin bakışları aynı anda yerde dizlerinin üzerine çökmeye başlayan Eylül'e çevrildi.
"EYLÜL!"
Burak hiç düşünmeden yanına koşup yarasına baskı uygularken Hakan öfkeyle Baran'a döndü.
"Ne oldu burada?"
Baran tek bir an bile tereddüt etmedi.
"Sevdiğim kadına silah çekti."
O cümleyle birlikte içeride derin bir sessizlik oluştu.
Selim inanamayarak başını iki yana salladı.
"Sen... Buna gerçekten inanıyor musun?"
"Gözlerimle gördüm."
Burak dişlerini sıktı.
"Gördüğün şeyin tamamı mıydı Baran? Yoksa sadece görmeni istedikleri kadarını mı gördün?"
Baran cevap vermedi.
Genç kadın yeniden ağlamaya başladı.
"Lütfen... Beni buradan götür. Çok korkuyorum..."
Baran ceketini çıkarıp genç kadının omuzlarına bıraktı.
Sonra son kez Eylül'e baktı.
"Bunu bana nasıl yapabildin?" dedi, sesi hayal kırıklığıyla titriyordu. "Sana güvenmiştim."
Eylül'ün gözlerinden iki damla yaş süzüldü.
Canını yakan şey, karnındaki kurşun değildi.
Canını yakan...
Hiç dinlenmeden suçlu ilan edilmesiydi.
Baran arkasını döndü.
Ve o gün, ardında sadece kanlar içinde yatan bir asker bırakmadı...
Kendisine sonsuz güvenen bir kalbi de geride bıraktı.
Oysa Eylül'ün çantasında sessizce kayıt almaya devam eden küçücük bir dinleme cihazı vardı.
Gerçek er ya da geç ortaya çıkacaktı.
Ama bazı pişmanlıklar...
Gerçeği öğrendikten sonra bile insanın ömrü boyunca peşini bırakmayacaktı.
Baran'a çok sövmeyin olur mu??🥺
Aşk insanın gözünü en yakınını görmeyecek kadar kör edebiliyor bazen... Ama her körlüğün bir bedeli vardır.
Bölüm etkileşimi
