2. bölüm · SESSİZLİĞİN İÇİNDEKİ BÜYÜ
2.BÖLÜM=PARTİ
Uykusuz geçen bir gecenin ardından lanet alarm sesiyle gözlerimi açtım. Gecenin bu kadar zor geçmesinin tek sebebi vardı: kafamın içinde dönüp duran Edward cullen
İsteksizce yataktan kalkıp banyoya girdim. Aynaya baktığımda göz altlarımın morardığını fark ettim. Soğuk suyla yüzümü yıkadım. Yüzümden süzülen su damlalarıyla aynada kendime bakarken içimde garip bir his vardı.
Hazırlanmak için odama döndüm. Hava güzeldi. Çiçekli bir crop ve şort giydim, saçlarımı açık bıraktım. Ders kitaplarımı çantama koyup yemekhaneye indim.
Yemeğimi alıp boş bir masaya oturdum. Sessizce yerken içimden “Bakalım bugün nasıl geçecek?” diye geçirdim. Yemeğimi bitirdikten sonra yetimhaneden çıkıp okula doğru yürümeye başladım.
Hava sıcaktı. Tam o sırada arkamdan bir ses duyuldu: "NERAA!” Jessica koşarak yanıma geldi. Nefes nefeseydi “Birlikte gidelim mi?” diye sordum Başını sallayarak kabul etti. Yolda bana bu akşamki partiyi heyecanla anlatıyordu. Onu dinlerken istemsizce gülümsedim.
Okula vardığımızda yollarımız ayrıldı. Jessica beden dersine giderken ben biyoloji sınıfına yöneldim. Sınıfa girdiğimde onu gördüm Edward Cullen. Sırada oturuyordu. Göz göze geldik.
Yanına oturdum “Günaydın,” dedim.
“Günaydın,” diye karşılık verdi.
Defterimi açtım ama aklım derste değildi. Acaba benimle konuşacak mıydı? "Okula alışmış gibisin,” dedi bir süre sonra Ona dönüp hafifçe gülümsedim.
“Evet… alıştım gibi.” O da gülümsedi.
İlk defa.
Kalbim garip bir şekilde hızlandı.
Ders başladı ama onun bana baktığını hissediyordum. Zil çaldığında toparlanırken sesi tekrar geldi: "Umarım iyi arkadaş oluruz.”
Ve gitti. Arkasından öylece baktım.
Bu neydi şimdi?
Kantine indiğimde Jessica ve Angelina’yı buldum. Onlar parti için ne giyeceklerini tartışıyordu "nera partiye geliyorsun değil mi?” diye sordu Angelina. “Bilmem… belki,” dedim. Jessica hemen atladı:
“Kesin gelmelisin!”
Gözlerim istemsizce Cullenların masasına kaydı. Hepsi bana bakıyordu. En çok da Celeste.
Bakışları resmen öldürücüydü. Tam o sırada kantine yeni bir kız girdi. Kahverengi saçlarıyla dikkat çekiyordu. “Kim o?” diye sordum. Jessica cevap verdi:
“O Bella. Edward’ın sevgilisi.” Bir an donup kaldım.
Demek sevgilisi vardı…
Yemek almaya gittim. Tam tepsiyi doldururken arkamdan bir ses geldi: "Yeni kız.” Döndüğümde Emmett’ı gördüm. Beni baştan aşağı süzdü. Şaşkınlıktan birkaç saniye konuşamadım.
“Sanmıyorum,” dedim sonunda. Sırıttı.
“Bence isteniyorsun.”
Elimdeki tepsiyi alıp Cullenların masasına doğru yürüdü. Mecburen peşinden gittim.
Masaya oturduğum anda herkes bana baktı. "Celeste gözlerini devirdi.
“Bu kız neden bizim masamızda?” Emmett omzuma elini koydu.
“Katılsa ne olur?”
Hemen elini ittim. “Ben başka yerde oturacağım.”
Tepsimi alıp uzaklaştım.
Bakışlar üzerimdeydi. Kantinden çıkıp tuvalete girdim. Derin bir nefes aldım Aynaya baktığımda… bir anlık birini gördüm.
Ama sonra kayboldu.
Musluğu açtım, yüzümü yıkadım. Tam o sırada bir ses:
“Kardeşlerimden hangisine göz diktin?” Arkamı döndüm. Celeste “Ne demek istiyorsun?” dedim sertçe. Yaklaştı. Saçımı tutup beni duvara yasladı. “Kardeşlerimden uzak dur. Yoksa seni mahvederim.”
Beni bıraktı. Ve hiçbir şey olmamış gibi çıkıp gitti.
Son dersin ardından alışverişe çıktık. Kırmızı bir elbise dikkatimi çekti. Ve aldım. Akşam partiye hazırdım. Parti kalabalık ve gürültülüydü. Ve evet Cullenlar da oradaydı. Edward’la göz göze geldik. Beni baştan aşağı süzdü.
Kalbim yine hızlandı.
Partinin gürültüsü kulaklarımı dolduruyordu. Işıklar yanıp sönüyor, herkes kendi dünyasında eğleniyordu. Ama ben… Ben sadece oturuyordum. Kırmızı elbisemin içinde, kalabalığın ortasında yapayalnız. Masaya dirseğimi yaslayıp etrafı izlerken gözlerim bir anlığına Cullenların olduğu tarafa kaydı. Ve tabii ki… Edward Cullen.
Yine bana bakıyordu. Hızla bakışlarımı kaçırdım.
“Cidden sıkıcı…” Kendi kendime mırıldandım. Tam o sırada sandalyenin hafifçe çekildiğini duydum Başımı kaldırdım.
Karşımda esmer, hafif dalgalı saçlı bir çocuk duruyordu. Ten rengi bronzlaşmıştı, yüzünde rahat bir gülümseme vardı. "“Buraya oturmam sorun olur mu?” dedi. Ses tonu sıcak ve samimiydi.Omuz silktim.
“Olmaz.”
Sandalyeye oturdu. Bana dikkatlice baktı. “Ben Jacob.” Elini uzattı. Bir an tereddüt ettim. Sonra elini sıktım. “Nera.” dedim Gülümsemesi biraz daha genişledi. "Güzel isim.” dedi Jacob “Teşekkür ederim.” dedim
Kısa bir sessizlik oldu. Ama rahatsız edici değildi.
Aksine… tuhaf bir şekilde rahattı. Jacob etrafına bakındı.
“Bu kadar kalabalığın içinde tek başına oturmak… bilinçli bir tercih mi?” diye sordu Hafifçe güldüm.
“Yok. Mecburiyet diyelim.” dedim “Arkadaşların nerede?” diye sordu “Varlar… ama şu an yoklar gibi.” dedim
Jacob başını salladı.
“Anlıyorum. Bazen insan kalabalığın içinde daha yalnız hissediyor.” dedi Ona baktım. "Sen de mi öylesin?” dedim Omuz silkti.
“Bazen" dedi Gözlerimiz bir an kilitlendi.
Bu çocukta… farklı bir şey vardı. Sakinlik, Sıcaklık ve Tehlikeli olmayan bir huzur. Tam o sırada istemsizce gözlerim tekrar Cullenların masasına kaydı. Edward Hâlâ bize bakıyordu Jacob bakışımı fark etti "Tanıdığın biri mi?” diye sordu Bir an duraksadım.
“Pek sayılmaz.” dedim Jacob hafifçe gülümsedi.
“İstersen tanımaya da gerek yok.” dedi
Bu cümleye istemsizce güldüm “Sen hep böyle misin?” dedim "Nasıl?" Diye sordu “Rahat. Sanki hiçbir şey umurunda değilmiş gibi" dedim Jacob arkasına yaslandı.
“İnsan bazı şeyleri fazla ciddiye alınca kaybediyor. O yüzden… akışına bırakıyorum.” dedi
Başımı eğip düşündüm. Belki de haklıydı.
“Sen?” diye sordu ona bakarak cevap verdim “Ben… fazla düşünüyorum.” dedim “Onu fark ettim.” dedi gülümsedi Bu sefer gerçekten içten bir şekilde gülümsedim Uzun zamandır ilk defa
Bir süre daha sohbet ettik. Konular basitti ama… hisler değildi. Sonra Jacob saate baktı.
“Gitmem gerekiyor.” dedi Ayağa kalktı.
“Ama seni burada böyle bırakmak istemiyorum.” dedi sonra "Alışığım.” dedim
Bana baktı. "Bence alışmamalısın.” dedi Bu cümle biraz içime dokundu Hafifçe başını eğdi.
“Tekrar görüşürüz, Nera" dedi “Görüşürüz, Jacob.” dedim Gitti Ben ise arkasından bakakaldım.
Sonra…
Başımı çevirdim.
Edward hâlâ oradaydı.
Ve bu sefer bakışı…
Daha sertti.
Bir süre daha oturdum ama sonra dışarı çıkmaya karar verdim Hava soğuktu. Yürümeye başladım.Ama arkamdan gelen ayak sesleri Bir anda biri beni yakalayıp duvara çarptı. Karşımda kırmızı gözlü bir adam vardı. Beni kokladı.
Elindeki bıçakla üzerime gelmek üzereydi ki— biri onu itti Ben ise koşmaya başladım Ormana doğru…Koşarken ayağım kaydı. Yere düştüm. Başımı çarptım Gözlerim kapanırken birinin bana yaklaştığını gördüm.
Beni kucağına aldı. Ve karanlık Her şey karardı Ama içimde bir his vardı: Asıl hikâye şimdi başlıyordu.
