7. bölüm · Papatya

6. Bölüm

Sençoban S.Ç

sabahın ilk ışıklarıyla uyanırken, Güzelyaprak’ın sakin taş sokakları ve çiçeklerle dolu bahçeleri, gece yaşanan tarlalardaki olayları hâlâ hissettiriyordu. Lina, Mert ve Ada hâlâ tarlada yaşadıkları fısıltılı deneyimden etkilenmişti; papatyaların yalnızca geçmişi değil, insan ruhunu da etkileyebildiğini fark etmişlerdi.
Kasaba halkı, tarlalarda ne olduğuna dair dedikodularla uyanmıştı. Bazıları tarlalardan uzak duruyor, bazıları ise merakla olup biteni anlamaya çalışıyordu. Lina, Ada ve Mert, papatyaların etrafında toplanmış, günlüğü ve eski notları inceliyordu.
Lina, yaprakları sayarken bu sefer sadece geçmiş anıları değil, kasabanın kaybolmuş sırlarına dair ipuçlarını da fark etmeye başladı. Her yaprak titrediğinde bir sahne zihninde canlanıyor, kasabanın yıllardır sakladığı küçük sırlar gözler önüne seriliyordu.
Mert, tarlada eski bir ağacın altındaki sandığı işaret etti. “Burası dedemin sakladığı bir yer. İçinde bazı fotoğraflar, notlar ve… çiçeklerin etkisiyle ortaya çıkabilecek diğer şeyler var,” dedi.
Lina ve Ada sandığı açtılar. Solmuş papatyalar, eski kasaba günlükleri ve bazı notlar, geçmişin gölgesini taşıyor, kaybolan kişilerin izlerini ortaya çıkarıyordu. Her bir çiçek ve not, gizemin boyutunu daha da büyütüyordu.
O sırada Leyla telaşla koştu: “Dikkat! Ormanda bir hareket var. Çiçek Adam yaklaşıyor!”
Gölge, tarlanın ortasında belirdi. Sessiz ve ağır adımlarla ilerleriyor, papatyaların ritmiyle uyum içinde hareket ediyordu. Lina, Mert ve Ada, nefeslerini tutmuş, Çiçek Adam’ın ne yapacağını izliyordu. Bir elini kaldırdığında, tarladaki papatyalar aniden ışıldadı ve hafif bir melodi etrafa yayıldı.
Kasabada her köşe, her çiçek ve her gölge, çözülmeyi bekleyen yeni sırlar demekti. Lina ve arkadaşları artık sadece tarlaları keşfetmiyor, kendi sınavlarıyla da yüzleşiyordu. Papatyaların fısıldayan melodisi, onlara gizemin daha derin olduğunu hatırlatıyordu: her çiçek bir sır, her sır ise bir kapıydı.