30. bölüm · Papatya
29. Bölüm
Sinem, Lina, Mert, Ada ve Emir ile buluşmak için evden çıktı. Kemal ise evden önde çıkmış, buluşma yerine doğru arabasını sürüyordu. Sinem biraz geç kalmıştı; üstünü değiştirdi, saçını düzeltip arabasına bindi.
Aras, Sinem’in geldiğini fark etmişti ve sinirli bir şekilde kendi planını uygulamaya karar verdi. Sinem’in yolunu önceden kestirdi ve kaygan yolda bir düzenek hazırlayarak arabanın savrulmasını sağlayacak şekilde kaza planladı.
Sinem yolda ilerlerken yağmur damlaları camlara vuruyordu. Kaygan zeminde bir anda arabası kontrolden çıktı. Direksiyon hâkimiyetini kaybetti ve araba savruldu. Önce kaldırıma çarptı, sonra küçük bir ağaca çarpıp durabildi. Sinem baygın düştü, nefes almakta zorlanıyordu ve durumu çok ağırdı.
Kemal buluşma yerine vardığında, Sinem hâlâ gelmemişti. Lina, Mert, Ada ve Emir de Sinem’in gelmediğini fark etti. Endişe ve korku kapladı hepsini. “Sinem! Neden gelmedi?” diye telaşla birbirlerine sordular.
Herkes panikle Sinem’i aramaya karar verdi. Kemal telefonunu çıkarıp Sinem’i aradı ama ulaşamadı. Lina ve Mert arabaya bindiler, Ada ve Emir de yaya olarak kasaba sokaklarını kontrol etmeye başladılar. Herkes, Sinem’in başına bir şey gelmiş olabileceğini ve Aras’ın bir plan yapmış olabileceğini düşündü.
Kasabada yağmur altında, ekip telaşla Sinem’i arıyordu. Kemal kalbi yerinden çıkacak gibi atıyor, “Sinem! Lütfen! Güvendeyim, bulacağız seni,” diyordu. Lina-Mert ve yan karakterler hızla organize olmuş, Sinem’in olabileceği tüm yolları kontrol etmeye başlamıştı.
Sinem’in durumu ağırdı; baygın bir şekilde arabada yatıyordu ve nefesi zayıftı. Aras’ın planı başarılı olmuş, kasabada herkes endişe içinde kalmıştı., Kemal arabaya ulaştığında, Sinem hâlâ baygındı ve nefesi çok zayıftı. Arabadan dikkatlice çıkardı, onu kucakladı ve “Sinem! Artık güvendesin, sakin ol, hemen hastaneye gidiyoruz,” dedi. Sinem’in başı hâlâ sersem, vücudu titriyordu, ama Kemal’in kollarında bir nebze olsun güven buldu.
Mert ve Lina kısa süre sonra arabayla yetiştiler. “Ne oldu?” diye sordu Mert endişeyle. Kemal gözlerini onlardan ayırmadan, “Hadi, Sinem’i hemen hastaneye götürüyorum,” dedi. Lina ve Mert hızla arabalara bindi, Kemal’in önünü ve yolları kontrol ederek ona eşlik ettiler.
Ada ve Emir de yan sokaklarda hızla ilerleyerek, Sinem’in kazasının olduğu bölgeye yöneldiler, herhangi bir engel olursa yardım etmek için hazır bekliyorlardı. Kasaba yağmur altındaydı, sokaklar kaygandı ve herkes endişe içindeydi.
Kemal, Sinem’i kucağında dikkatle taşıyarak arabasına yerleştirdi. Sinem hâlâ bilinci bulanık ve çok zayıftı, ama Kemal sürekli ona konuşuyor, nefesini kontrol ediyor ve güven veriyordu. “Sakin ol, Sinem… birazdan hastanedeyiz… her şey yolunda olacak,” diyordu.
Araba yola çıktı, yağmur damlaları camlara çarpıyor, Kemal dikkatle direksiyon sallıyordu. Lina ve Mert arabanın arkasından takip ediyor, Ada ve Emir de önceden yolu kontrol ederek eskortluk yapıyordu. Herkesin tek düşüncesi Sinem’in güvenli bir şekilde hastaneye ulaşmasıydı.
Sinem’in durumu hâlâ ciddiydi; her nefes alışında herkesin kalbi sıkışıyordu. Ama Kemal’in yanında olması, onun için küçük de olsa bir güven duygusu yaratıyordu. Ekip, kasaba boyunca hızla ilerHastaneye ulaştıklarında, Kemal arabayı durdurur durdurmaz Sinem’i kucaklayıp hızla acil servise taşıdı. Doktor ve hemşireler onu hemen sedyeye yerleştirdi, monitörler bağlandı ve müdahale başladı. Sinem hâlâ baygındı, nefesi zayıf ve vücudu hâlâ titriyordu.
Kemal yanında duruyor, ellerini tutuyor ve sessizce “Sinem… uyan… sakin ol, buradayım,” diyordu. Mert ve Lina da endişeyle yanlarına geldi, herkesin kalbi neredeyse duracak gibiydi.
Dakikalar geçti, doktor müdahaleyi bitirdi ve ciddiyetle dışarı çıktı. “Durum çok ciddi,” dedi, sesi sakin ama ağırdı. “Hayati tehlikesi var, yoğun bakımda kalması gerekiyor. Şu an için her şeyin kontrol altında olduğunu söyleyebilirim, ama durumu kritik.”
Kemal, doktorun sözlerini duyunca dizlerinin bağı çözüldü. Gözlerinden yaşlar süzüldü, kalbi sıkıştı. Mert ve Lina hemen yanına koştu. Kemal onları kucakladı, “Sinem… Sinem… başına bir şey gelirse…,” diyerek sesi titredi ve ağlamaya başladı.
Mert ve Lina da Kemal’e sarıldı, kendi gözlerinden yaşlar süzülüyordu. “Sakin ol, Kemal… Sinem güçlü… şimdi güvende,” dedi Mert, ama Kemal hâlâ titriyor ve duygularını kontrol edemiyordu. Lina da sessizce başını Kemal’in omzuna koydu, onu teselli etmeye çalışıyordu.
Kasabada herkesin korktuğu an, hastane odasında gerçeğe dönüştü. Sinem hâlâ yoğun bakımda, durumu ciddi ama hayatta. Kemal, Mert ve Lina birbirine sarılarak korku ve çaresizlik içinde beklemeye devam etti. Herkesin tek düşüncesi Sinem’in hayatta kalmasıydı.leyerek, Sinem’i hayatta tutmak için elinden geleni yapıyordu.
