35. bölüm · Papatya

33. Bölüm

Sençoban S.Ç

Gece sessizdi, evin içinde sadece Lina’nın hızlı ve düzensiz nefesleri duyuluyordu. Hamileliğin son günleriydi; bebeğin gelişi yakındı. Mert, yanında titreyerek bekliyordu; elleri endişe ve korku içinde terliyordu.
"Lina… sakin ol, her şey yolunda olacak," dedi Mert, sesi hem teselli hem de kendi korkusunu bastırma çabasıyla doluydu.
Lina, acı içinde çığlık atarken, gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Doğum sancıları her nefeste artıyor, ama o güçlü bir şekilde dayanıyordu. Mert onun elini sıkıca tutuyor, her çığlığında yanında olduğunu hissettiriyordu.
Ve nihayet, geceyi delen bir ağlama sesi duyuldu: Elif doğmuştu. Minik, masum ve tertemiz bir kız; ağlaması, annesinin kalbini hem yumuşatıyor hem de acıları unutmasını sağlıyordu.
Lina, kucağında Elif’i tutarken gözyaşlarını tutamadı. Hem yorgundu, hem korkmuş, hem de tarifsiz bir sevgi ve şükürle doluydu. Mert, başını önüne eğip sessizce dua etti; Elif’in varlığı, hayatlarına bir umut ve yeni bir başlangıç getirmişti.
Kasabanın dar sokaklarında, kırık papatyalar rüzgârla sallanıyor, yeni bir hayatın sessiz tanıkları oluyordu.Sinem, kendini toparlayıp soluğu hastanede alır. Doktor, biraz titrek bir sesle test sonuçlarını verir: “Sinem Hanım… hamilesiniz.”
Sinem önce şok olur, elleri titrer, kalbi deli gibi atar. Gözleri dolarken, başını iki yana sallar: “Nasıl… nasıl olabilir?”
Bu haberi duyan Kemal ise, tam o sırada Sinem’in yakınlarından öğrenir. O an sanki dünya başına yıkılmış gibi hisseder. Elleri boşluğa savrulur, yüzü bembeyaz kesilir, gözleri Sinem’in hayaliyle dolar. “Hamile… O gerçekten… bizim…?” diye mırıldanır. İçinde birdenbire hem korku hem de kaygı, hem aşk hem de kıskançlık dalgaları çarpar.
Kemal’in yıkıldığı o an, hikayede yeni bir dönüm noktası olur: Artık ne olursa olsun, Sinem’e yaklaşmak ve bu durumu kabullenmek zorunda kalacaktır.Sinem, derin bir nefes alır ve haberi ailesine açar. İlk başta büyük bir şok yaşarlar, ama sonra onu teselli etmeye çalışırlar. Sinem’in gözleri dolarken annesi onu sıkıca sarar: “Üzülme kızım, ne olursa olsun yanında olacağız.”
Bu sırada Kemal, duyduğu habere dayanamaz. İçinde kopan fırtına, korku ve kıskançlık bir araya gelir. Kasabada kalması artık imkânsızdır; herkesin gözleri üzerindeyken, daha fazla dayanamayacağını hisseder.
O gece, sessizce kasabayı terk eder. Arka yollardan, kimse fark etmeden uzaklaşırken, kalbinde hem pişmanlık hem de çaresizlik taşır. Sinem’i düşünür, hamileliği ve kendisiyle ilgili olan her şeyi düşünür… ama geri dönmeye hazır değildir.
Kasaba sessizleşir. Herkes bu haberle sarsılır, ama esas fırtına Kemal’in içinde kopmaya devam eder. Sinem ise artık tek başına, hem hamileliğe hem de kasabada yaşanacak değişikliklere hazırlık yapmak zorundadır.