26. bölüm · Papatya

25 . Bölüm

Sençoban S.Ç

Kemal dışarı çıkıp sokağa adım attığında rüzgâr sert esiyordu. Gözleri dolu, nefesi kesik kesikti. Sinem’in sözleri hâlâ kulaklarında yankılanıyordu: “Sen kimsin gerçekten? Kocam değilsin, sadece kağıt üstünde. Bana karışamazsın. Sen niye kocalığa özeniyorsun?” Bu sözler Kemal’in kalbine saplanmıştı. Her adımında hem öfke hem de çaresizlik büyüyordu.
Sokağın sonunda Lina ve Mert’in evine giden yolu gördü. Lina evin bahçesinde oturmuş, Mert ile konuşuyordu. Kemal’in aklı Sinem’de olsa da içten içe Lina’nın durumu ve Aras meselesi de onu düşünceler içinde bırakıyordu. Lina’nın yüzündeki endişe ve kolyesindeki fotoğraf, her şeyi hatırlatıyordu.
Kemal bir süre bahçenin kenarında durup derin nefes aldı, kendini toparlamaya çalıştı. Sinem’e duyduğu öfke ve kırgınlık ile kalbine düşen bir çekim arasında gidip geliyordu. “O kadar sert söyleyebilirsin… ama… ben hâlâ onun için ne hissediyorum?” diye düşündü.
Bu sırada Kemal’in ailesi, Sinem ve Kemal’i yemeğe davet etmişti. Kasabanın en sıcak akşam yemeklerinden biri olacaktı. Kemal ailesiyle buluşmak için eve geri dönerken, Sinem de hazırlanmaya başladı. Her ikisi de birbirlerini düşünmeden edemiyordu. Sinem, Kemal’in sessizliğini ve öfkesini hissediyor, kendi sözlerinin onu bu kadar etkileyeceğini tahmin etmiyordu.
Yemekte Kemal’in ailesi sıcak ama doğrudan çocuk konusunu açtı. “Sizden bir haber bekliyoruz, çocuk istiyoruz,” dediler. Sinem gülümsedi, ama içinde bir karışıklık vardı. Kemal sessiz kaldı, sadece gözleri dolu dolu masadaki yiyecekleri izliyordu.
Akşam ilerledikçe yemek biter ve herkes kalkar. Sinem ve Kemal ayrı odalara yönelir. Yatakta Sinem yeniden kırıcı bir şekilde konuşur: “Sen kimsin gerçekten, kocam değilsin. Sadece kağıt üstünde bana karışamazsın. Sen niye kocalığa özeniyorsun?” Kemal yine gözleri dolu bir şekilde cevap veremez. Sinem’in sözleri onu hem kırmış hem de hislerini açığa çıkarmıştı.
Bir süre sessizlik olur. Kemal yavaşça kalkar, Sinem’in bakışları peşindedir ama geri adım atmaz. Sessizce odadan çıkar ve kapıyı çarpıp uzaklaşır. Sinem onu izlerken kalbi hem kırılmış hem de istemeden özlem doludur.Ertesi gün Kemal iş yerindeydi. Aklı hâlâ Sinem’in sözlerindeydi. “Sen kimsin gerçekten… bana karışamazsın… niye kocalığa özeniyorsun?” cümleleri kafasında dönüp duruyordu. İçinde bir boşluk, bir öfke ve aynı zamanda kontrol edemediği bir his vardı. Lina’nın ve Mert’in evliliği aklına geldi; Lina düğüne hazırlanıyordu, Mert’in yanında olacaktı. Bu düşünce Kemal’in içini hem sıkıyor hem de Sinem’e olan hislerini daha belirgin hale getiriyordu.
Sinem evde hazırlanırken hala akşamki tartışmayı düşünüyor, kalbinin hızla çarptığını hissediyordu. Kemal’in bakışları, sertliği ve gözlerindeki o doluluk… hepsi zihninde yankılanıyordu. Ama Sinem gururluydu, kendini kaybetmek istemiyordu.
Kemal’in ailesi tekrar onları yemeğe davet etti. Kemal masaya oturduğunda Sinem’in farkında olmadan aklında kemiren duygular vardı. Yemek sırasında Kemal’in annesi, Sinem’e ve Kemal’e çocuk istemelerini söylerken, Sinem hem gülümsedi hem de içinde farklı bir huzursuzluk hissetti. Kemal sessizdi ama gözleri sürekli Sinem’i arıyordu.
Akşam yemeği boyunca sessiz bir gerilim vardı. Sinem ve Kemal, masadaki konuşmalara karışmadan, göz göze geldiklerinde her ikisi de içlerinde bir şeyler hissediyordu ama kimse konuşmuyordu. Yemek bittiğinde Kemal sessizce kalktı ve Sinem’e haber vermeden evden çıktı. Sinem şaşkındı ve bir an için kalakaldı.
Kemal evden çıktıktan sonra Sinem peşinden gitmek istedi ama durdu. Derin bir nefes aldı, kendini toparladı ve kendi odasına çekildi. Yatakta uzanırken içinden fısıldadı: “O gerçekten kocam değil… sadece kağıt üstünde… ama yine de… neden böyle hissediyorum?”
Ertesi gün Kemal iş yerinde Lina ve Mert’in evliliğine doğru adım atarken, kafasında Sinem’in sözleri vardı. Duyguları karmaşık, aklı ise tamamen karışıktı. Sinem’e karşı hissettiklerini sorguluyor, boşanma konusunu düşünüyordu. Ve içten içe, Sinem’in sert ve dik duruşuna karşı dayanılmaz bir çekim hissediyordu.
Gün ilerlerken Kemal, Sinem’in haberi olmadan ailesini tekrar yemeğe davet etti. Masada, “Biz Sinem’le boşanmaya karar verdik,” dedi. Sinem ilk anda şok oldu, gözleri büyüdü ve masadan kalkmak istedi. Kemal sessizce kalktı ve evden çıktı. Sinem arkasından sessizce yürüdü, onu durdurmak istedi ve konuşmaya başladı: “Bekle! Konuşmalıyız…”
Kemal durdu, nefesini topladı ve yüzünü Sinem’e çevirdi. “Sinem… bilmiyorsun belki ama hislerim karmaşık. Senin sözlerin… benim ne hissettiğimi karıştırıyor,” dedi. Sinem gözlerini yumup derin bir nefes aldı. “Ben de biliyorum… ama artık sınırlarımı koymalıyım,” dedi.
İkisi bir süre sessizce birbirlerine baktı. Boşanma kararı alınmış olsa da, içlerinde hala bitmemiş bir şeyler vardı. Hem öfke hem özlem bir aradaydı. Bu sessizlik, ikisinin de kalbinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu.