43. bölüm · Papatya

41. Bölüm

Sençoban S.Ç

Kasaba hâlâ kaos içindeydi. Patlamaların ve çatışmaların yankıları sokaklarda hâlâ sürüyordu. Sinem, hastanedeki odasında kolundaki hafif yarasına pansuman yaptırdıktan sonra, sessizce pencerenin kenarına oturdu. Kalbi hem korku hem de Kemal’e olan özlemle çarpıyordu.
Kemal, kasabanın diğer ucundan onları izliyordu. Simay yanında olsa da gözleri Sinem’in üzerindeydi. Onu güvenli bir şekilde hastaneye ulaştığını görmek biraz olsun rahatlatmıştı, ama içindeki endişe hâlâ büyüktü.
Sinem, cebinden küçük bir kağıt çıkardı. Üzerine sadece bir çizim ve basit bir not yazdı: “Plan yapıyoruz, dikkat et. Güvende kal.” Kağıdı Ada’ya verdi ve onun üzerinden Kemal’in görebileceği bir şekilde bırakmalarını sağladı.
Kemal, gözlerini kısarak uzaklardan bakarken, kağıdı fark etti. Hemen anladı: Sinem ona bir mesaj bırakmıştı. Kalbi hızla çarptı, ama yine de panik yapmadı. Bu bir işaretti; düşmanı tuzağa düşürmek için plan yapabilirlerdi.
Çiçek Adam da odada onlara katıldı. “Amca hâlâ sokaklarda,” dedi, sesinde ciddi bir ton vardı. “Ama kasabanın haritasını kullanarak onu tuzağa düşürebiliriz. Bu sefer dikkatli olmalıyız.”
Sinem ve Kemal, uzaklardan birbirlerini göremeseler de mesajlarla iletişim kuruyor, adım adım bir plan yapıyorlardı. Sinem hafif yaralı olsa da cesaretini kaybetmemişti; Kemal ise her hamleyi dikkatle izliyor, herhangi bir tuzağa düşmemeleri için hazır bekliyordu.
Gece boyunca, Sinem ve Ada, Lina-Mert-Elif hattı ile birlikte güvenli bir şekilde hastanede kaldı. Çiçek Adam da strateji için harita üzerinde noktaları işaretledi. Amca, kasabada hâlâ tehlike saçıyor, ama artık karşısında planlı ve dikkatli bir ekip vardı.
Sinem, bir an pencereye bakıp sessizce mırıldandı:
“Kemal… biliyorum yanımda değilsin… ama gözlerin hep üzerimde. Bu sefer kazanacağız… birlikte olmasak da birlikte savaşacağız.”
Kemal, uzaklarda gözlerini Sinem’den ayırmadan sessizce karşılık verdi:
“Evet Sinem… birlikte kazanacağız. Her ne olursa olsun seni koruyacağım.”
Kasaba hâlâ kaos içindeydi, düşmanlıklar büyüyordu, ama Sinem ve Kemal’in sessiz iletişimi ve planı, amcayı çökertmek için ilk adımı atmıştı.Kasaba gece karanlığında sessizleşmişti ama sokaklarda hala tehlike vardı. Sinem, Ada, Lina ve Mert, hastanedeki odada stratejilerini gözden geçiriyor, Çiçek Adam harita üzerinden amcanın olası hareketlerini işaretliyordu.
“Amca buradan geçecek,” dedi Çiçek Adam, sessiz ama kararlı. “Tam planladığımız yerde onu bekleyebiliriz. Ama dikkatli olun, sinirleri gergin.”
Sinem, hafif yarasına rağmen cesurca başını salladı. “Hazırız. Artık onu durdurmalıyız. Kasabada daha fazla kaos yaratmasına izin veremeyiz.”
Kemal, uzaktan izliyor, gözleri Sinem ve ekibin üzerinde sabitlenmişti. Kalbi hızla çarpıyordu ama planın doğru ilerlemesi için hâlâ bekliyordu.
Amca, dar bir sokağa girdiğinde, önceden yerleştirilmiş tuzağa doğru ilerledi. Sokak boyunca sessizce adımlarını atarken, Sinem ve ekipten gelen sinyalleri fark etti. Bir an durdu, ama öfke ve intikam arzusu onu daha da ileri itti.
Tam o anda, tuzak devreye girdi. Sokak üzerindeki birkaç kapı kapandı, bazı geçitler bloke edildi ve ışıklarla birlikte amcanın dikkati dağıtıldı. Amca, ne olduğunu anlamaya çalışırken, Sinem’in ve ekibin planlı hamleleri onu köşeye sıkıştırdı.
Amca hırçın bir şekilde karşılık vermeye çalıştı, ama Lina, Mert ve Ada’nın koordineli hareketi, Çiçek Adam’ın stratejisiyle birleşince, amca tamamen tuzağa düştü. Sessizlik çöktü; amca artık kasabada özgürce hareket edemiyordu.
Sinem, hafif yaralı kolunu tutarak derin bir nefes aldı. “Başardık… ilk adımı attık. Ama hâlâ dikkatli olmalıyız.”
Kemal, uzaktan bir kez daha gözlerini Sinem’den ayırmadan sessizce başını salladı. Onun için bu zafer, sadece amcayı durdurmak değil, Sinem’in güvenliği ve kasabayı kurtarmaktı.
Kasabada düşmanlık hâlâ vardı ama ilk zafer kazanılmıştı. Sinem ve Kemal ekibi, artık birbirlerine güvenerek, bir sonraki hamle için hazır bekliyorlardı.