51. bölüm · Papatya
49. Bölüm
Kasabada sessizlik uzun sürmedi. Lina ve Mert, Leyla’nın ölümünü araştırırken sonunda önemli bir ipucu buldu: Leyla’nın ölümü tamamen tesadüf değildi; bazı kişiler onun peşindeydi ve kasabada karanlık işler dönüyordu.
Sinem ve Kemal, bu haberle büyük bir endişeye kapıldı. Sinem, hamile olmanın verdiği hassasiyetle Kemal’in elini daha sıkı tuttu:
“Artık sadece ikimiz değiliz… bir hayat daha var. Ona zarar gelmemeli,” dedi.
Tam o sırada, kasabaya sürpriz bir ziyaretçi geldi: Simay İngiltere’den dönmüştü. Sinem ve Kemal’in birbirine olan bağlılığını gördüğünde hem şaşkın hem de kıskanç bir şekilde kasabada yeni planlar yapıyordu. Gözlerinde eski öfke vardı, ama artık işleri daha sinsice ilerletebilirdi.
Simay, Lina ve Mert’in yanına geldiğinde soğuk bir gülümsemeyle fısıldadı:
“Demek hâlâ mutlusunuz… bakalım ne kadar sürecek?”
Kasaba artık sessiz ve huzurlu değildi. Leyla’nın ölümü çözülmeden, Simay’ın geri dönüşüyle birlikte yeni entrikalar başlamıştı. Sinem ve Kemal, hem Leyla’nın ölümünün ardındaki sırrı çözmek hem de yeni tehlikelerle baş etmek için birlikte hareket etmek zorundaydı.
Ama içlerinde bir umut vardı: aşkları ve Sinem’in hamileliği, onları her türlü tehlikeye karşı güçlü kılıyordu. Birbirlerine sıkıca sarılarak, kasabanın taş sokaklarında hem sırları çözmeye hem de yeni bir hayat inşa etmeye kararlıydılar.Kasabada günler sakin başlamıştı, ama Sinem’in hamileliği bazı riskler taşıyordu. Kemal, Sinem’in yanında sürekli endişeli bir şekilde duruyor, ona güven veriyordu.
Bir akşam, Sinem hafif bir baş dönmesi ve ağrı hissetti. Kemal hemen yanına koştu:
“Sinem! Neredesin? Ne oldu?”
Sinem, titreyerek ona baktı:
“Sanırım… düşük tehlikesi olabilir…”
Kemal’in yüzü soldu, kalbi sanki duracak gibi oldu. Onu kucağına aldı, hafifçe salladı ve sakinleştirmeye çalıştı:
“Merak etme… sana ve bebeğe hiçbir şey olmayacak. Ben buradayım, hep yanında olacağım.”
Tam o sırada, kasabanın bir köşesinden gözüne sinsi bir hareket ilişti. Sinem’in yanında durdukları an, bir kişi hızla ortaya çıkıp Sinem’i etkisiz hale getirip götürdü. Kemal, şok içinde geriye bakakaldı:
“Sinem! Hayır!” diye bağırdı, ama kişi çoktan kaybolmuştu.
Lina ve Mert, Kemal’in yanına geldiğinde olanları gördüler ve büyük bir korku yaşadılar. Kasabada artık sadece geçmişin sırları değil, Sinem’in hayatı da tehlikedeydi.
Kemal, gözleri dolu dolu ama kararlı bir şekilde:
“Onu bulacağım… kim olursa olsun, Sinem’e ve bebeğimize dokundurtmayacağım,” dedi.
Sinem, bilinmez bir yerde bilinçli ya da bilinçsiz olarak tutulurken, hamileliğinin tehlikeli bir dönemi başlamıştı. Kasabada artık bir zaman sınırı vardı; Kemal ve arkadaşları onu bulmak ve güvenli bir yere götürmek zorundaydı.
