41. bölüm · Papatya
39. Bölüm
Ev, patlamadan sonra duman ve toz bulutlarıyla dolmuştu. Sinem, yere düşmüş, nefes almakta zorlanıyordu. Ada, hemen yanına atladı, onu kucakladı ve sakin olmaya çalıştı.
“Çabuk, Sinem! Bu evin içinde kalamayız!” dedi Ada, sesi hem korku hem kararlılıkla doluydu. Sinem, titreyerek ayağa kalktı ve Ada’ya sarıldı: “Haklısın… ama… ya amca bizi gördüyse?”
Amca, dışarıdan bakarken, evin içinden çıkan gölgeleri gördü ve düşündü: “İşte onlar… ya da sadece gölgeler. Bu sefer kimse kaçamayacak.” Ama kafası karışıktı; Sinem mi, Ada mı, yoksa başka biri mi olduğunu tam anlayamıyordu.
Sinem ve Ada, patlamadan açılan küçük bir pencereyi fark etti. Toz ve duman arasında birbirlerine bakıp, sessizce birbirlerini desteklediler. “Oradan çıkabiliriz, hadi!” dedi Ada. Sinem başını salladı ve birlikte pencereye doğru ilerlediler.
Kasabada patlamanın sesi hâlâ yankılanıyordu. Lina ve Mert, Elif’i güvenli bir odada tutmuş, patlamayı fark edip dışarı çıkmıştı. Lina, “Elif, sakin ol… biz buradayız,” dedi. Mert ise gözleriyle kasabanın her köşesini tarıyordu, düşman tehdidini hissetmişti.
Emir ve Çiçek Adam, kasabada neler olduğunu uzaktan izliyor, patlamanın etkilerini hesaplıyor, amcanın sonraki hamlelerini tahmin etmeye çalışıyordu.
Sinem ve Ada, pencereyi açıp dışarı sızdılar; rüzgar saçlarını savuruyor, kasabanın taş sokaklarından uzaklaşmalarına yardım ediyordu. Ama amca hâlâ evin önünde bekliyordu; gölgelerden kimseyi tam olarak tanıyamamıştı ve içinde öfke daha da büyüyordu.Kasaba akşam karanlığına gömülürken, taş sokaklar sessiz bir şekilde yeni tehlikeyi hissediyordu. Amca, evin önünde duruyor, Sinem ve Ada’nın gerçekten içeride olup olmadığını anlamaya çalışıyordu. “Burada olmalılar… ama kimseyi net göremiyorum,” diye mırıldandı. Gözleri öfke ve kararlılıkla parlıyordu.
Sinem ve Ada, evden kaçmayı başarmış, kasabanın dar sokaklarında birbirlerine sarılarak ilerliyorlardı. “Hızlı olmalıyız, yoksa yakalanırız,” dedi Ada. Sinem, nefes nefese, “Biliyorum… ama kasaba… herkes… çok dikkatli olmalıyız,” diye cevap verdi.
Kasabanın merkezinde, Ada ve Leyla patlama haberini duyup, durumu fısıldayarak yayıyordu. “Ev patladı, insanlar korkmuş… Sinem ve bir arkadaş kurtuldu mu bilmiyorum,” dedi Leyla. Ada, sinsi bir şekilde gülümseyerek, “Bu tam istediğimiz gibi… herkes paniğe kapılacak,” diye ekledi.
Lina ve Mert, Elif’i güvenli bir odada tutarken kasabadan gelen haberleri duydu. Lina, “Elif… işler daha da kötüleşiyor. Kasabada yeni düşmanlar ortaya çıkıyor,” dedi. Mert, gözleri kararlı: “Sinem ve Ada’yı korumak için daha dikkatli olmalıyız. Amca kasabada bir korku yaratacak.”
Kemal ve Simay, kasabanın diğer ucundan patlamayı ve kaosu gördü. Kemal’in gözleri Sinem’i arıyor, içindeki koruma ve öfke duygusu büyüyordu. Simay, yanında dururken durumu anlamaya çalışıyor, ama kasabada yeni bir kaos dalgasının başladığını hissediyordu.
Emir ve Çiçek Adam, kasabanın farklı köşelerinden yaşananları gözlemliyor, olası çatışmaları ve yeni düşmanlıkları hesaplıyordu. Kasaba artık sadece eski yaralarla değil, amcanın intikam arzusu ve yeni çatışmalarla sarsılıyordu.
Ve böylece, kasabada yeni bir savaşın ilk fısıltıları başladı. Herkes tetikteydi, herkes kendi güvenliğini düşünüyordu ve kasaba artık asla eskisi gibi olmayacaktı.
