33. bölüm · Papatya
32. Bölüm
Sinem ve Kemal artık resmi olarak boşanmışlardı. Evleri, hayatları ayrıydı; Kemal kendi evinde, Sinem ise annesi ve babasıyla kalıyordu. Aralarındaki kırgınlıklar geçmişte kalmış, ama hâlâ duyguların izleri vardı.
Sinem’in babası ise hâlâ Sinem’in hayatını kontrol etmeye çalışıyordu. Sinem’i Aras ile evlendirme planını sürdürüyordu. “Sinem… artık karar ver! Aras senin için uygun,” diyordu, Sinem’in kendi hayatına müdahale etmekten çekinmeden.
Ama Sinem bu sefer kesin kararlıydı. “Baba… artık ben kendi kararımı veriyorum! Kemal ile olan evliliğimiz bitmiş olabilir ama kalbimi kimseye zorla veremem!” dedi. Babası ısrarcıydı ve Sinem’in direnişiyle karşılaşınca öfkelendi.
Sinem’in babası Sinem’i aramaya başladı, “Hemen evlenmeye karar vermelisin!” mesajları ve telefon aramalarıyla baskı yapıyordu. Ama Sinem kararlıydı; babasının planına asla boyun eğmeyecekti. Telefonları açmıyor, kendini evde koruyor ve kendi hayatını yönetmeye devam ediyordu.
Kemal, boşanmış olsalar da Sinem’in bu baskıya karşı direnişini biliyor ve destek oluyordu. Onlar için önemli olan sadece kendi hayatlarını yaşamak, babasının planlarını boşa çıkarmaktı. Kasabada herkes bu gerilimi hissediyor, Sinem’in kararlılığı babasının öfkesini artırıyordu.
Artık Sinem ve Kemal, boşanmış olsalar da birlikte hareket ediyor, babasının Aras planına karşı direniyor ve kendi yollarını çizmeye çalışıyorlardı. Sinem’in kararlılığı, Kemal’in desteği ve ikisinin geçmişteki duyguları, babasının baskısına karşı onları daha da güçlü kılıyordu.Kasabada herkes Sinem’in düğününden haberdardı. Aras ve Sinem için büyük bir düğün hazırlığı yapılmıştı; kasaba meydanı renkli süslerle, çiçeklerle ve ışıklarla donatılmıştı. Lina, Mert, Ada ve Emir de davetliler arasında yer alıyordu. Herkes heyecanlı ama gergindi; Sinem’in gönlü Kemal’deydi ama artık boşanmışlardı, ve babasının planı gereği Aras’la evleniyordu.
Kemal düğün alanına geldiğinde, içi bir anda karıştı. Sinem’i Aras’ın yanında görmek, gülüşünü, elini tutuşunu izlemek, kalbini sıkıştırdı. “Hayır… bu olamaz… Sinem…” diye mırıldandı kendi kendine. Kıskançlık ve aşk bir arada kalbini yaktı.
Sinem, gelinlik içinde etrafına bakıyor, insanlarla konuşuyor ama içten içe huzursuzdu. Kemal’i görmek istemiyor gibi yapsa da gözleri Kemal’i arıyordu. Kemal ise arkasından sessizce Sinem’i izliyor, her gülüşü ve her hareketi onu kıskançlıktan deliye döndürüyordu.
Düğün sırasında Aras ve Sinem sahneye çıkıp yeminlerini ederken, Kemal yan tarafta duramıyor, elleri sıkılmış, dişlerini gıcırdatıyordu. İçten içe her kelimeyi duyuyor, her bakışı takip ediyordu. Sinem’in o anki mutluluk maskesi, Kemal’in kalbini daha da kırıyordu.
Lina ve Mert yanına gelerek, “Kemal… sakin ol… ama biliyorum zor,” dediler. Kemal başını salladı, gözleri Sinem’den ayrılmıyordu. Onun mutluluğunu görmek istiyordu ama aynı zamanda kıskançlık ve aşk arasında savaşıyordu.
Kasabada düğün devam ederken, Sinem ile Kemal’in göz göze geldiği her an küçük bir kıvılcım çakıyor, ikisi de duygularını bastırmaya çalışıyordu ama artık eskisi gibi değildi; hisler çok güçlüydü ve kasabada herkes fark ediyordu.
Düğün ilerledikçe, Kemal’in kıskançlığı ve Sinem’e olan aşkı daha görünür hale geldi; artık sadece boşanmış eşler değil, kalpleri hâlâ birbirine bağlı iki insandı.Kasabada herkes Sinem’in düğününden haberdardı. Aras ve Sinem için büyük bir düğün hazırlığı yapılmıştı; kasaba meydanı renkli süslerle, çiçeklerle ve ışıklarla donatılmıştı. Lina, Mert, Ada ve Emir de davetliler arasında yer alıyordu. Herkes heyecanlı ama gergindi; Sinem’in gönlü Kemal’deydi ama artık boşanmışlardı, ve babasının planı gereği Aras’la evleniyordu.
Kemal düğün alanına geldiğinde, içi bir anda karıştı. Sinem’i Aras’ın yanında görmek, gülüşünü, elini tutuşunu izlemek, kalbini sıkıştırdı. “Hayır… bu olamaz… Sinem…” diye mırıldandı kendi kendine. Kıskançlık ve aşk bir arada kalbini yaktı.
Sinem, gelinlik içinde etrafına bakıyor, insanlarla konuşuyor ama içten içe huzursuzdu. Kemal’i görmek istemiyor gibi yapsa da gözleri Kemal’i arıyordu. Kemal ise arkasından sessizce Sinem’i izliyor, her gülüşü ve her hareketi onu kıskançlıktan deliye döndürüyordu.
Düğün sırasında Aras ve Sinem sahneye çıkıp yeminlerini ederken, Kemal yan tarafta duramıyor, elleri sıkılmış, dişlerini gıcırdatıyordu. İçten içe her kelimeyi duyuyor, her bakışı takip ediyordu. Sinem’in o anki mutluluk maskesi, Kemal’in kalbini daha da kırıyordu.
Lina ve Mert yanına gelerek, “Kemal… sakin ol… ama biliyorum zor,” dediler. Kemal başını salladı, gözleri Sinem’den ayrılmıyordu. Onun mutluluğunu görmek istiyordu ama aynı zamanda kıskançlık ve aşk arasında savaşıyordu.
Kasabada düğün devam ederken, Sinem ile Kemal’in göz göze geldiği her an küçük bir kıvılcım çakıyor, ikisi de duygularını bastırmaya çalışıyordu ama artık eskisi gibi değildi; hisler çok güçlüydü ve kasabada herkes fark ediyordu.
Düğün ilerledikçe, Kemal’in kıskançlığı ve Sinem’e olan aşkı daha görünür hale geldi; artık sadece boşanmış eşler değil, kalpleri hâlâ birbirine bağlı iki insandı.
