6. bölüm · Papatya
5. Bölüm
Gece kasabaya çökerken tarlalardaki papatyalar daha parlak, daha canlı görünüyordu. Lina, Ada ve Mert, tarlada geceyi geçirmek zorunda kaldılar; çünkü Çiçek Adam’ın gölgesi hâlâ ormanın kenarındaydı ve bazı sırları ortaya çıkarmak için sabırsızlanıyordu.
Lina, papatyaların arasında otururken birden eski bir melodiyi hatırladı. Bu melodiyi çocukken dedesiyle dinlemişti, ama şimdi çiçeklerin fısıltısı olarak geri gelmişti. Her yaprak titrediğinde, Lina eski anıların yüzeye çıktığını hissediyordu. Bu kez sadece kendi anıları değil, kasabanın kaybolmuş sırları da canlanmaya başlamıştı.
Mert, tarlanın bir köşesinde eski bir sandığı işaret etti. “Dedem bunu saklamıştı. İçinde bazı fotoğraflar ve notlar var. Ama dikkatli olun, bazı şeyler gözle görülür olmayabilir ama hissedilebilir,” dedi.
Ada, tüyleri ürpermiş bir şekilde sandığı açtı. İçinden çıkan solmuş papatyalar, eski notlar ve bazı kasaba halkının eski günlükleri, Lina’ya kasabanın sırlarını adeta bağırıyordu. Bazı notlar kaybolan kişileri işaret ediyor, bazıları ise çiçeklerin insanları etkileyebileceğini açıkça anlatıyordu.
O sırada Leyla koşarak geldi: “Dikkat! Ormanda hareket var. Çiçek Adam yaklaşmakta!”
Gölge, tarlanın ortasında belirdi. Yavaşça yürüyordu ama adımları sessizdi, sanki çiçeklerin ritmiyle uyum içindeydi. Lina ve arkadaşları nefeslerini tutmuş izliyordu. Çiçek Adam, bir elini kaldırdı ve tarladaki papatyalar bir anda ışıldadı. Görünen o ki, tarlalar sadece geçmişi değil, geleceği de etkileyebiliyordu.
Gece ilerledikçe, papatyaların etrafında küçük bir fısıltı oluştu: “Her sır bir çiçekte saklıdır, her çiçek bir ruhun kapısıdır.”
Lina, Mert ve Ada, artık tarlalarda sadece keşif yapmadıklarını, aynı zamanda kendi sınavlarıyla yüzleşmek zorunda olduklarını anlamıştı. Kasabada her köşe, her çiçek ve her gölge, çözülmeyi bekleyen yeni bir sır demekti.
