32. bölüm / 31
Meriç'in İki Yüzü30.Bölüm
Bölümler 31Şu an: 30.Bölüm
- 1 1.Bölüm180 kelime
- 2 2.Bölüm373 kelime
- 3 3. Bölüm783 kelime
- 4 4.Bölüm362 kelime
- 5 5.Bölüm471 kelime
- 6 6.Bölüm808 kelime
- 7 7. Bölüm769 kelime
- 8 8.Bölüm1.053 kelime
- 9 9.Bölüm1.075 kelime
- 10 10.Bölüm769 kelime
- 11 11.Bölüm736 kelime
- 12 12.Bölüm534 kelime
- 13 13.Bölüm831 kelime
- 14 14. Bölüm607 kelime
- 15 Yeni Sezon Ağustos'ta37 kelime
- 16 15.Bölüm1.151 kelime
- 17 16.Bölüm735 kelime
- 18 17.Bölüm444 kelime
- 19 18.Bölüm392 kelime
- 20 19.Bölüm652 kelime
- 21 20.Bölüm497 kelime
- 22 21.Bölüm354 kelime
- 23 22.Bölüm431 kelime
- 24 23.Bölüm622 kelime
- 25 24.Bölüm430 kelime
- 26 25.Bölüm333 kelime
- 27 26.Bölüm647 kelime
- 28 27.Bölüm833 kelime
- 29 28.Bölüm544 kelime
- 30 29.Bölüm292 kelime
- 31 30.Bölüm408 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kalbin İki Yüzü
Yannis, babasının gözlerindeki o son isteğe boyun eğdi. İçindeki yangına, Agapi’ye olan ölümsüz sevdasına rağmen babasını son nefesinde gözü açık bırakmamak için Gülcemal ile evlenmeyi kabul etti.
Düğün hazırlıkları kısa sürede tamamlandı ve nikâhları kıyıldı. Mecburiyetten kıyılan bu nikâh, İlyas Baba’nın yüzünde huzurlu bir tebessüme vesile olsa da, evin kapısından içeri giren sadece bir gelin değil, aynı zamanda Yannis’in omuzlarına çöken ağır bir vicdan yükü oldu.Gülcemal ve Yannis’in evliliklerinin ilk günleri, bir fırtınanın ardından gelen o ağır, suskun ama şifalı sessizlikle başladı.
Gülcemal; edebi ve mahcubiyetiyle adım attığı her yere huzur getiren, terbiyesiyle kasabada herkesin gıpta ettiği pırıl pırıl bir genç kızdı. Ağzından tek bir kötü söz çıkmaz, büyüklere hürmette, küçüklere sevgide asla kusur etmezdi. Yüzündeki o tebessüm, kötülükten uzak tertemiz yüreğinin dışa vurumuydu. Evin içine girmesiyle birlikte ocağın dumanı bile bereketlenmiş, hanenin havasını ısıtmıştı.
Gülcemal, sabahın ilk ışıklarıyla uyanır, ocağı yakar, taze çorbanın kokusuyla evi ısıtırdı. İlyas Baba’nın ilaçlarını aksatmaz, onun başının ucundan bir an olsun ayrılmazdı. Yaşlı adamın gözlerindeki minnet ve huzur, Gülcemal’in her davranışında biraz daha derinleşiyordu.
Evdeki ahşap kokusu, Gülcemal’in hünerli elleriyle havalandırılan minderler ve pencere kenarına dizdiği saksılarla değişti. Fakat bu huzurlu tablonun ortasında, tamamlanmamış bir şey vardı: Yannis’in kırık ve suskun varlığı.
Gülcemal ,Yannis’in gözlerindeki uzaklara dalan hüzünlü bakışları seziyor; fakat bunu fırtınalı geçmişine ve babasının hastalığına vererek ona sonsuz bir sabırla yaklaşıyordu. Onu hiçbir zaman zorlamıyor, adamın yaralı ruhunu incitmekten korkar gibi ürkek ama sıcak adımlarla yanına sokuluyordu.
Karşısında ona pürüzsüz bir sevgi ve sadakatle bakan kadın, hak etmediği soğukluğa maruz kalıyordu. Yannis ona asla kötü davranmıyor, kırıcı söz söylemiyordu; ancak kendi evdeydi, ruhu ise bambaşka bir yerde.
Yannis, Gülcemal’in bu kusursuz hallerini ve karşısındaki kadının ne kadar düzgün, masum biri olduğunu gördükçe içindeki vicdan azabı daha da derinleşiyordu. Babasının vasiyetini yerine getirip Türkiye yakasında Gülcemal ile yeni bir yuvaya adım atmıştı; ancak onun bu tertemiz sevgisine baktıkça kalbinin ikiye bölünmüşlüğü ruhunu daha çok kanatıyordu. Ruhunun bir yarısı hâlâ Meriç’in öte yakasındaki o karanlık sığınakta, Agapi’nin yanında asılı duruyordu.
Güneş battığında ve ev sessizliğe gömüldüğünde, Yannis adımlarını tutamayarak yine Meriç Nehri’nin kıyısına doğru yürürdü. Nehrin şırıltısı, ona öte yakadaki o karanlık sığınağı ve Agapi ile paylaştığı fırtınalı zamanları hatırlatırdı.
Suların karanlık yüzüne bakarken içindeki yangın yeniden alevlenirdi:
Bir yanda babasının vasiyeti ve bu vasiyetle hayatı kendine bağlanan tertemiz, masum Gülcemal,
Diğer yanda sınırın öte yakasında bir başına kalan, ruhunun öteki yarısı Agapi.
Yannis nehrin kenarında durup karşı kıyıdaki ışıklara bakarken, evde onu pencere kenarında sessizce bekleyen Gülcemal’den habersizdi.
Bölüm etkileşimi
