30. bölüm / 31
Meriç'in İki Yüzü28.Bölüm
Bölümler 31Şu an: 28.Bölüm
- 1 1.Bölüm180 kelime
- 2 2.Bölüm373 kelime
- 3 3. Bölüm783 kelime
- 4 4.Bölüm362 kelime
- 5 5.Bölüm471 kelime
- 6 6.Bölüm808 kelime
- 7 7. Bölüm769 kelime
- 8 8.Bölüm1.053 kelime
- 9 9.Bölüm1.075 kelime
- 10 10.Bölüm769 kelime
- 11 11.Bölüm736 kelime
- 12 12.Bölüm534 kelime
- 13 13.Bölüm831 kelime
- 14 14. Bölüm607 kelime
- 15 Yeni Sezon Ağustos'ta37 kelime
- 16 15.Bölüm1.151 kelime
- 17 16.Bölüm735 kelime
- 18 17.Bölüm444 kelime
- 19 18.Bölüm392 kelime
- 20 19.Bölüm652 kelime
- 21 20.Bölüm497 kelime
- 22 21.Bölüm354 kelime
- 23 22.Bölüm431 kelime
- 24 23.Bölüm622 kelime
- 25 24.Bölüm430 kelime
- 26 25.Bölüm333 kelime
- 27 26.Bölüm647 kelime
- 28 27.Bölüm833 kelime
- 29 28.Bölüm544 kelime · Okuduğun bölüm
- 30 29.Bölüm292 kelime
- 31 30.Bölüm408 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İlyas Baba’nın Vasiyeti
Züleyha, kerpiç odanın içinde hayatının ipini tamamen kopardı. Sofulu’daki evlatları artık başka bir kadının eline kalmıştı; kendisi ise kaderin önüne fırlattığı bu yangının ortasında ,karısı dağlara sürüklenmiş o kederli adam Aziz Bey’in dört çocuğuna analık edecekti.
Nikâhları ne nehir kenarındaki coşkulu düğünlere benzedi ne de yüzlerde en ufak bir tebessüm bıraktı. Sınır boyundaki o döküntü evde, yüreklerinde ayrı birer intikam ateşi taşıyan iki yaralı insan, sessizlik içinde aynı çatının altında birleştiler. Züleyha; yedi yaşındaki kızıyla iki yaşındaki oğlunun kokusunu içinden söküp atamayarak, gözleri korku dolu dört yabancı çocuğun üstüne kanat gerdi.
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte evin ocağı tütmeye başladı. Züleyha, anasız kalmış o çocukların saçını okşarken her birinin yüzünde kayıp annelerinin ya da karanlık baskının izini arıyordu. Onların karnını doyuruyor, üzerlerini giydiriyor, yaralarını sarmaya çalışıyordu; ama her "anne" dediklerinde boğazına düğümlenen o yumru nefesini kesiyordu.Yine de sınırın bu yakasında başkasının evlatlarına siper oluyor, babasının vasiyetiyle kendi ordusunu kuruyordu. Hayat elindeki her şeyi almıştı; geriye yalnızca yabancı bir çatının altında bu çocukları büyütmek ve kaderine dimdik kafa tutmak kalmıştı.
Züleyha bu yabancı evde o çocuklara kusursuz bir annelik yapıyor; geride bıraktığı yavrularının acısını içine gömerek, henüz bir yaşında kalan küçük bebeği göğsüne basıp emziriyor, onlara bir an olsun annelerini aratmıyordu. Zamanla bu döküntü evin içinde kelimelerin yerini derin bir sessizlik ve büyüyen bir bağ aldı. Aziz Bey ile Züleyha, gecenin sessizliğinde birbirlerini dinliyor, ortak kaderlerinin yükünü birlikte omuzlayarak birbirlerinin can yoldaşı oluyorlardı. Aziz Bey, Züleyha’nın içindeki o sönmeyen evlat hasretini ve kederi hafifletmek için elinden geleni yapıyor; gösterdiği şefkat ve sessiz ince düşüncelerle Züleyha'nın yüzünde, uzun zamandır unuttuğu o sıcak tebessümleri yeniden açtırıyordu.
Yannis ise bu yeni düzeni gördüğünde içindeki öfkeyi bastırmak için Meriç’in sularına daha sıkı sarılmak zorunda kalıyordu. Gündüzleri sınır boyunda işlerini yapıyor; geceleri ise askeri setresini giyip Sofulu’ya, kendi kanından olan yeğenlerinin yanına dönüyordu. Yannis, Sofulu’daki evde eniştesinin "öz oğlu" gibi davranıp masanın başköşesine otururken, bir gözü hep o yabancı kadının ellerine kalan iki yaşındaki yeğenindeydi. Çünkü o artık sadece ablasının intikamını taşıyan bir kardeş değil, nehrin iki yakası arasında sıkışmış gizli bir köprüydü.
Fakat sınır boyundaki bu hassas dengeler başka bir fırtınanın eşiğindeydi. İlyas Baba, Yannis’i artık bu tehlikeli hayatın ortasında evlendirip bir düzene sokmak istiyordu.Geçmiş olsun ziyaretine gelen komşulardan biriyle birlikte gelen Gülcemal’i gördüğünde, zihninde aradığı geline kavuştuğunu hissetti; hanım hanımcık, çok güzel ve terbiyeli bir kızdı.
İlyas Baba, Yannis’in gönlündeki o gizli aşkı biliyordu bilmesine ama Türkiye topraklarında bir yuva kurması şarttı. Oradaki işin geleceği yoktu; eğer Yunanlılar bir gün bu sırrı sezip tepki gösterirlerse, oğlunu ateşe atamazdı. Kesin kararını verip bunu Sıdıka’ya ve Züleyha’ya açtı. Kızın ailesine haber yollandı, Yannis için Gülcemal istenecekti.
İlyas Baba ardından Yannis’i yanına çağırarak bu kararını açıkça söyledi. Yannis duydukları karşısında karşı çıkmak, bu izdivacı istemediğini haykırmak istedi; fakat babasının son nefesini vermek üzere olduğunu, gözlerindeki o son ferin sönmeye yüz tuttuğunu görünce tek kelime dahi edemedi, çaresizce sustu. Oysa ne pahasına olursa olsun Agapi’den vazgeçmeye niyeti yoktu. İlyas Baba, oğlunun gözlerindeki o gizli direnci sezip fısıldadı:
"Bitir bu işi Yannis, ayrıl Agapi’den... Bu iş artık çok tehlikeli, burada kendi yuvanı kur."
Nehrin iki yakası, Züleyha’nın o çocuklara uzanan şefkatli eli ve İlyas Baba’nın bu ağır vasiyetiyle biraz daha düğümlendi. Şimdi Yannis, ölüm döşeğindeki babasının vasiyeti ile Agapi’ye olan sevdası arasında, Meriç’in karanlık sularından bile derin bir çıkmazın tam ortasındaydı."
Bölüm etkileşimi
