22. bölüm / 31
Meriç'in İki Yüzü20.Bölüm
Bölümler 31Şu an: 20.Bölüm
- 1 1.Bölüm180 kelime
- 2 2.Bölüm373 kelime
- 3 3. Bölüm783 kelime
- 4 4.Bölüm362 kelime
- 5 5.Bölüm471 kelime
- 6 6.Bölüm808 kelime
- 7 7. Bölüm769 kelime
- 8 8.Bölüm1.053 kelime
- 9 9.Bölüm1.075 kelime
- 10 10.Bölüm769 kelime
- 11 11.Bölüm736 kelime
- 12 12.Bölüm534 kelime
- 13 13.Bölüm831 kelime
- 14 14. Bölüm607 kelime
- 15 Yeni Sezon Ağustos'ta37 kelime
- 16 15.Bölüm1.151 kelime
- 17 16.Bölüm735 kelime
- 18 17.Bölüm444 kelime
- 19 18.Bölüm392 kelime
- 20 19.Bölüm652 kelime
- 21 20.Bölüm497 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 21.Bölüm354 kelime
- 23 22.Bölüm431 kelime
- 24 23.Bölüm622 kelime
- 25 24.Bölüm430 kelime
- 26 25.Bölüm333 kelime
- 27 26.Bölüm647 kelime
- 28 27.Bölüm833 kelime
- 29 28.Bölüm544 kelime
- 30 29.Bölüm292 kelime
- 31 30.Bölüm408 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hasretin Ateşi
Yannis sustu. Gözleri nehir tarafına kaydı. Merak ve korku, bir zehir gibi ikisinin de kanına karışmıştı artık. Türkiye yakasında ne olduğunu öğrenmek zorundaydılar; gerekirse o tehlikeli suları bu kez kendileri göze alacaktı.
Züleyha’nın içindeki yangın gün geçtikçe büyüyordu. Ne mutfaktaki işi bitiyordu ne de gözünün önünden babasının o hasta, zayıf silueti gidiyordu. Sonunda bir gece, ev halkı çekildikten sonra kocasına içini açtı; gitmek, neyin pahasına olursa olsun karşıya geçip babasını bulmak istediğini söyledi.
Ancak eniştenin cevabı bir duvar gibi sert oldu. Karısının karşısına dikilip gözlerinin içine bakarak, buz gibi bir sesle son sözünü söyledi:
— Unut o yolu Züleyha! Benim ne Türkiye’de ne de o sınır hatlarında kaybedecek bir karım var. Düzenimiz burada, ocağımız burada.
Züleyha hıçkırıklarını bastırmaya çalışarak,
— Babam hastaydı diyorum sana! Ya öldüyse, ya bir köşede çaresiz kaldılarsa? Hiç mi için sızlamıyor? diye haykırdı. Çocuklarımı da alır geçerim, gerekirse bir daha dönmem!
"Çocuklarımı" kelimesi antrede yankılanınca eniştenin çenesi kasıldı. Züleyha’nın kolunu sıkıca kavrayıp onu çocukların uyuduğu odanın kapısına doğru çekti. İçeride, dünyadaki tüm fırtınalardan habersizce yatan yedi yaşındaki kızına ve iki yaşındaki küçük oğluna baktırdı.
— İyi dinle beni Züleyha, diye fısıldadı enişte; sesi bir tehditten ziyade geri dönüşü olmayan bir hüküm gibiydi. Sınır boyları asker kaynıyor, o çocukları o nehir sularından, o tel örgülerden sağ geçiremezsin. Buna asla izin vermem. Eğer o kapıdan çıkıp babanın peşine düşersen, tek başına gidersin. Ama o zaman bu eve bir daha adımını atamazsın. Eğer gidersen, çocuklarını bir daha asla göremezsin!
Züleyha, duyduğu sözlerin ağırlığıyla kapının eşiğine yığılıp kaldı. Gitmek; babasını bulmak ama canından çok sevdiği evlatlarını, özellikle de ocağı tüttüren küçük yavrusunu bir daha asla görememek demekti. Kalmak ise her gece babasının ve Sıdıka'nın meçhul akıbetiyle içten içe çürümekti.
Yannis, yan odada ablasının sessiz hıçkırıklarını ve eniştesinin o ağır tehdidini duyduğunda yumruklarını sıktı. Ablası bu toprağa evlatlarıyla mühürlenmişti, kıpırdayamazdı. Artık nehrin öte yakasına geçip o haberi getirmek, ablasının sırtındaki bu yükü omuzlamak sadece Yannis'in göreviydi.
Züleyha’nın içindeki yangın kocasının tehdidiyle sönmemiş, aksine tüm tereddütlerini kül etmişti. O gece sabaha kadar gözünü kırpmadı. Bir yanda kokusuna doyamadığı iki evladı, diğer yanda hasta yatağında meçhule giden babası ve yapayalnız kalan gencecik kız kardeşi Sıdıka... Züleyha biliyordu; babası Türkiye'de bir yerlerde çaresizce can verdiyse, kendisi de burada yaşayan bir ölü olarak kalacaktı. Şafak sökmeden hemen önce Yannis’in kaldığı odaya süzüldü.
— Ben gidiyorum Yannis, dedi fısıltıyla. Kocamın ne dediğini duydun. Eğer gitmeye kalkarsam beni bu eve bir daha sokmayacak, çocukları bana göstermeyecek. Ama ben kalırsam bu ev bana mezar olacak.
Yannis dehşetle ablasına baktı, tam "Abla, çocukları nasıl bırakırsın?" diyecekken Züleyha elini onun dudaklarına koydu.
— Çocuklarımı nehir sularında telef edemem. Kocama da bırakamam; o adam yavrularıma bir baba gibi değil, bir esir gibi bakacak. Bu yüzden sen kalacaksın Yannis. Sen burada, bu yakada kalıp yeğenlerime sahip çıkacaksın. O adamın onları ezmesine, sevgisiz büyütmesine izin vermeyeceksin. Ben karşıya geçip babamı bulacağım, Sıdıka’yı sağlama alacağım. Sonra... Sonra elbet bir gün, bu nehir yolları bize yeniden açıldığında gelip yavrularımı alacağım. Ya da siz geleceksiniz. Ama şimdi, asıl kalan sen olacaksın.
Bölüm etkileşimi
