25. bölüm / 31
Meriç'in İki Yüzü23.Bölüm
Bölümler 31Şu an: 23.Bölüm
- 1 1.Bölüm180 kelime
- 2 2.Bölüm373 kelime
- 3 3. Bölüm783 kelime
- 4 4.Bölüm362 kelime
- 5 5.Bölüm471 kelime
- 6 6.Bölüm808 kelime
- 7 7. Bölüm769 kelime
- 8 8.Bölüm1.053 kelime
- 9 9.Bölüm1.075 kelime
- 10 10.Bölüm769 kelime
- 11 11.Bölüm736 kelime
- 12 12.Bölüm534 kelime
- 13 13.Bölüm831 kelime
- 14 14. Bölüm607 kelime
- 15 Yeni Sezon Ağustos'ta37 kelime
- 16 15.Bölüm1.151 kelime
- 17 16.Bölüm735 kelime
- 18 17.Bölüm444 kelime
- 19 18.Bölüm392 kelime
- 20 19.Bölüm652 kelime
- 21 20.Bölüm497 kelime
- 22 21.Bölüm354 kelime
- 23 22.Bölüm431 kelime
- 24 23.Bölüm622 kelime · Okuduğun bölüm
- 25 24.Bölüm430 kelime
- 26 25.Bölüm333 kelime
- 27 26.Bölüm647 kelime
- 28 27.Bölüm833 kelime
- 29 28.Bölüm544 kelime
- 30 29.Bölüm292 kelime
- 31 30.Bölüm408 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İki Yakaya Mühürlenen Hayat
Ertesi akşamüstü Yannis, nehir kenarındaki eski ağları kontrol etme bahanesiyle evden ayrıldı. Tam sandalın gizli olduğu sazlığa doğru gidecekken, arkasındaki çalılıklardan gelen hışırtıyla irkildi. Elini cebindeki bıçağına attı.
"Benim, Yannis... Sakın korkma."
Agapi, başındaki şalı burnuna kadar çekmiş, gözlerinde derin bir endişeyle ağaçların arasından çıktı,rahat bir nefes alırken etrafı kolaçan etti.
"Agapi? Senin ne işin var burada? Sınır boyu tekinsiz."Agapi yaklaşıp Yannis’in buz gibi ellerini tuttu. "Asıl senin ne işin var Yannis? İki gündür hayalet gibisin. Züleyha ablanın nehirde kaybolduğunu söylüyor koca kasaba... Ama sen hiç de ablasını nehre kurban vermiş bir adam gibi yas tutmuyorsun. Gözlerin sürekli karşı yakada."
Yannis, sevdiği kadından daha fazla saklayamadı; Agapi’yi daha kuytu bir ağaç gölgesine çekerek her şeyi anlattı. Ablasını nasıl karşıya geçirdiğini, eniştesinin tehdidini, çocuklar için geri döndüğünü ve her gece nasıl gizlice karşıya geçtiğini fısıldadı. Agapi, omuzlarına yüklenen bu devasa yükün ağırlığı karşısında sarsıldı.
"Bu çok tehlikeli Yannis. Enişten Kosta bir gün anlarsa, devriyeler seni yakalarsa... Seni de o çocukları da yok ederler."
Yannis, Agapi’nin gözlerinin içine bakarak söz verdi:
"Söz veriyorum, seni de bu aileyi de o karanlığın içinde bırakmayacağım. Ama bu oyunu kurallarına göre oynayacağız."
Gündüzleri Türkiye tarafında ablasıyla beraber babasının izini sürüyor, geceleri ise Meriç’in hırçın sularını aşarak Sofulu yakasına dönüyordu. Sınır boyunda dikkat çekmemek için nehir kenarındaki sığınakta bulduğu terk edilmiş Yunan askeri setresini temizlemiş, yırtıklarını dikmişti. Gündüzleri bu setreyi sırtına geçirip başını öne eğerek Türkiye yakasına sızıyor; uzaktan bakanlar için sadece görevini yapan bir asker gibi görünüyordu.Sabah eniştesi öfkeyle uyandığında Yannis’i çocukların yatağının başında buluyor, böylece eniştenin şüpheleri tamamen siliniyordu.
Günler bu tempolu kabus içinde akarken, sonunda Yannis ve Züleyha babalarını buldular. Ancak yaşlı adam o hırçın nehir geçişinin, soğuğun ve kaçak hayatın yükünü taşıyamamıştı; yatağa çakılıp kalmıştı. Türkiye tarafındaki eski bir dostun bulduğu kerpiç bir eve sığınmışlardı. Yannis için hayat artık uykusuz bir maratondan ibaretti: Gündüzleri çatıyı onarıyor, babasına bakıyor; geceleri ise Sofulu’ya dönüp yeğenlerine babalık yapıyordu. Bu tehlikeli yolculuklarında en büyük yardımcısı ise nehrin dilini öğrenmiş sadık köpeğiydi; hayvan yabancı bir devriyenin kokusunu aldığı an havlayarak Yannis’e işaret veriyor, böylece devriyelere hiç yakalanmıyorlardı.
Bir akşam, evdeki çocuklar uykuya daldıktan sonra eniştesi Kosta salondaki iskemlesine oturdu. Masanın üzerindeki gaz lambasının titrek ışığı yüzündeki öfke çizgilerini keskinleştiriyordu. Yannis’e bakarak derin bir nefes aldı:
"Yannis," dedi. "Artık nehir boylarında o kadını aramayı da, adını anmayı da bırakacaksın. Benim için o kadın artık öldü. Ama sen... Sen o kadına benzemedin. Gitmedin. Bu evde kaldın, yeğenlerine kol kanat gerdin. Bundan sonra sen de benim bir oğlumsun Yannis. Seni sahipleniyorum. Bu evin yeni direği sensin."
Yannis bu teklifin koca bir hapishane olduğunu biliyordu ama nehrin iki yakasındaki oyunu sürdürmek için muazzam bir fırsattı. Başını sallayıp fısıldadı: "Nasıl istersen enişte... Bundan sonra o çocukların abisi de, koruyucusu da benim."
Eniştesinin bu güveni, Yannis’e nehrin iki yakası arasında bambaşka bir kapı açmıştı. Eniştesi, karısına olan öfkesinden dolayı Züleyha’nın adını silmişti ama Yannis’i "büyük oğlu" olarak gördüğü için onun Türkiye tarafına git-gellerine ses çıkarmıyordu.Yannis bu durumu fırsata çevirip karşı yakada koyunlar aldı, dökülen o evi küçük bir çiftliğe dönüştürdü. Enişte Kosta ise bunu görünce "Benim oğlum karşıda düzenini kuruyor," diye kasabada göğsünü geriyordu.Ama Sofulu kasabasının bilmediği, Yannis’in kalbindeki Agapi sevdasıydı.
Bir akşamüstü, nehir kıyısındaki koyunların yanından ayrılıp Sofulu’ya döndüğünde, Agapi ile gizli sığınaklarında buluştular.
Yannis, Agapi’nin ellerini sıkıca tuttu:
"Karşıda koyunları arttırdım, evi toparladım diye beni buralardan gidecek mi sandın?" dedi gözlerinin içine bakarak. "Ben o nehirde her gece senin için, bizim için kürek çekiyorum Agapi."
Meriç’in suları iki aşığın sarsılmaz yeminine bir kez daha şahitlik ediyordu. Yannis, bir yanda eniştenin "aslan oğlu", bir yanda yeğenlerinin "abisi", diğer yanda Türkiye’de sürülerini büyüten bir üreticiydi; ama en önemlisi, Agapi’nin asla pes etmeyen sevdalısıydı.Sırtında askeri setresi, kulağı nehir boyundaki köpeğinin keskin havlamalarında, altındaki sandalla Meriç’i bir ileri bir geri kat etmeye devam ediyordu."
Bölüm etkileşimi
