Meriç'in İki Yüzü kitap kapağı

17. bölüm / 31

Meriç'in İki Yüzü

15.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Çağla Tunca

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 31Şu an: 15.Bölüm

Kalanın Yükü Gidenin Yolundan Ağırdır

Agapi’nin gözyaşları nehrin soğuk sularına karışırken başını yavaşça iki yana salladı.
"Yannis... Gelemem," dedi hıçkırıklar içinde.
"Annem hasta, biliyorsun... Ablalarım yalnız. Ben gidersem bu karanlığın içinde tamamen kaybolurlar. Kalbim seninle o kıyıya gelecek belki ama bedenim bu toprağa, ailemin acısına mühürlü. Beni affet..."

Yannis, kulağında çınlayan bu "gelemem" sözüyle dünyasının tam ortadan ikiye bölündüğünü hissetti. Onu burada bırakıp gitmek, ruhunun bir parçasını nehrin dibine gömmekten farksızdı.
İçindeki yangınla avluya geri koştu. Babası, Sıdıka ve Züleyha hazırlıkları tamamlamış, yarın gece Meriç’i geçmek üzere son bohçalarını kapı eşiğine dizmişlerdi. Yaşlı adam o sırada Züleyha’ya dönmüş, sesi titreyerek son sözlerini söylüyordu:
"Züleyha... Sen kalacaksın kızım. Kocan buralı,iki evladın var burada. Sana dokunamazlar; sen bu toprağa evlilikle mühürlüsün. Yarın gece bizimle yollarda, sınırlarda perişan olma. Bizim kaderimiz yeniden muhacir olmakmış, seninki ise buradaki ocağı tüttürmek..."
Züleyha gözyaşları içinde babasının dizlerine kapanırken Yannis içeri daldı. Adımlarını babasına doğru attı, elini omzuna koydu. Gözlerinde artık bir delikanlı tereddüdü değil, kararını vermiş bir adamın sarsılmaz bakışı vardı.
"Baba," dedi, sesi gür ve net çıkarak. "Ben de gitmiyorum. Züleyha’yı ve yeğenlerimi burada , bu darmadağın avluda tek başına bırakamam. Agapi gelemem dedi... Ne onu ne de ablamı bu karanlıkta terk edebilirim. Yarın gece siz Sıdıka ablamla gidin; biz burada birbirimize tutunur, bu ocağın dumanını tüttürmeye devam ederiz."

Yaşlı adam bir an sarsıldı. Oğlunun gitmesini, Meriç'in öte yakasında kendine yeni ve güvenli bir hayat kurmasını her şeyden çok istiyordu. Bakışlarında fırtınalar koptu; kaç defa ağzını açıp "Olmaz evlat, sen gençsin, geleceğini bu enkaza gömemezsin" diye haykırmak istedi.

Fakat Yannis’in gözlerindeki sertliği, o devasa kararlılığı görünce kelimeler boğazında düğümlendi. İtiraz etmenin oğlunun göğsündeki o çelikten iradeyi kıramayacağını, onun bu fedakârlığı çoktan zihnine kazıdığını anladı.
Derin, kederli bir iç çekti. Yüreğinden kopan ağır çaresizliği kabullenerek:
"Sana emanetler evlat," dedi kısık ama kabullenmiş bir sesle.

Ertesi gece, karanlık Meriç’in üzerine kâbus gibi çöktüğünde artık ayrılık vakti gelip çatmıştı. Baba ile Sıdıka, ellerindeki bohçalarla nehre doğru yola çıkmak üzere eşiğe vardılar. Zaman daralıyor, Sofulu'nun dar sokaklarında her an bot seslerinin yankılanma korkusu yürekleri sıkıştırıyordu. Yine de o son veda, kaçınılmaz bir sızı gibi boğazlarına düğümlendi.

Yaşlı adam, kapı eşiğinde durup önce Züleyha’ya döndü. Nasır tutmuş, titreyen elleriyle kızının yüzünü süzdü, gözyaşlarını başparmağıyla yavaşça sildi.

"Korkma kızım," diye fısıldadı, sesi bir babanın verebileceği en ağır teselliyle yüklüydü. "Ocağına, çocuklarına sahip çık. Biri kız biri oğlan iki evladına sarıl; babanın duası daima üzerinizde olacak."

Züleyha, gözyaşları içinde babasının eline kapanıp öptü, yüzünü o yaşlı avuçlara gömdü.
Ardından Sıdıka, kardeşlerine sarıldı. Züleyha ile bir daha ne zaman görüşeceklerini bilmeden, birbirlerinin kokusunu içlerine çeker gibi sımsıkı kenetlendiler. Yannis, Sıdıka ablasının omuzlarını tutup gözlerinin içine baktı.

"Babam sana emanet abla," dedi kararlı bir sesle devam etti. "Gözün arkada kalmasın, biz burada ocağın dumanını tüttüreceğiz."

Yaşlı adam son olarak Yannis’e döndü. Oğlunun omuzlarına ellerini koyduğunda, aralarında kelimelere ihtiyaç duymayan devasa bir fedakârlık köprüsü kuruldu. İlyas baba, ne kadar istemese de oğlunun bu topraklarda kalmak istemesine boyun eğmişti. Yannis’in başını iki eli arasına alıp alnından uzun uzun öptü.

"Hakkını helal et evlat," dedi yaşlı adam, sesi pürüzlü ve kısıktı. "Kalanın yükü, gidenin yolundan ağırdır."

"Helal olsun baba... Siz yeter ki sağ salim öte yakaya varın," dedi Yannis, yutkunarak.

Sıdıka ve babası, karanlığa , nehrin soğuk ve tekinsiz akıntısına doğru ilk adımlarını attılar. Yannis ve Züleyha, eşikte durup gecenin karanlığında , Meriç'in sularına karışıp kaybolan o iki siluetin arkasından uzun uzun baktılar. İkisi de nefesini tutmuş, nehrin öte yakasından gelecek o küçücük ümit ışığını, veda ateşini bekliyordu.

Çok geçmeden, nehrin karşı kıyısından karanlığı yırtan zayıf bir fener ışığı iki kez çaktı. Karşıya sağ salim vardıklarının işaretiydi bu. Züleyha derin, titrek bir nefes verip göğsünü tuttu.
Ancak bu rahatlama uzun sürmedi. Sofulu’nun dar sokaklarında o uğursuz bot sesleri yeniden yankılandı. Zorbalar ihbarı almış, evi basmaya gelmişti.
Kapı sert bir tekmeyle sarsılarak açıldı. İçeri dalan adamlar, karşılarında yaşlı adamı beklerken babasının iskemlesine kurulmuş Yannis’i görünce duraksadılar. Liderleri namlusunu yere çevirip kükredi:
"Nerede o ihtiyar? Bu gece nehirde fenerler yanmış! Sakın bize masal anlatma!"
Yannis, istifini bozmadan babasının tütün tabakasından bir dal sardı. Elleri titremiyordu. "Babam gitti," dedi sesi buz gibi bir sakinlikle. "Vefat etti... Annemin yanına, toprağa verdik onu. Bu evde artık ne bir ihtiyar var ne de nehrin öte yakasıyla bir bağ. Sadece ben ve ablam kaldık. O kocasının, çocuklarının yanında kalacak; ben de bu enkazın başında nöbet tutacağım."

Liderleri Yannis’in gözlerindeki sertliği görünce bir an bocaladı.

"İyi bak balıkçı," dedi parmağını sallayarak. "Eğer birinin bile gölgesini bu köyde duyarsak, bu evi başınıza yıkarız!"

Adamlar söverek çıkarken Yannis kapıyı sürgüledi. Karşı kıyıdan çakan o fener ışığı içini biraz olsun ferahlatmıştı; babasını ve Sıdıka’yı kurtardığını biliyordu. Ama şimdi koca bir yalanın, ailesinin güvenliğinin ve yarım kalmış bir sevdanın bekçisi olarak bu yakada yapayalnızdı.
Zorbaların gürültülü ayak sesleri Sofulu’nun dar sokaklarında tamamen kaybolduğunda, evde geriye sadece tahta kurularının tıkırtısı ve ikisinin kesik kesik nefesleri kaldı. Yannis, parmaklarının arasında tuttuğu tütün dalını yakmadı; babasının emaneti olan o tabakayı yavaşça cebine koydu. Söylediği o koca yalan, odanın ortasına ağır bir sis gibi çökmüştü.

Züleyha, sırtını duvara yaslamış, titreyen elleriyle yüzünü kapattı. "Yannis..." diye fısıldadı, sesi ağlamaklıydı. "Babamı öldü bildiler. Sıdıka ablam gitti... Biz şimdi bu yalanla, bu karanlık evde nasıl nefes alacağız?

Yannis, ablasının yanına gidip omuzlarından sımsıkı tuttu. "Ağlama abla," dedi gözlerini kapıya dikerek.

"Gördün işte, karşı kıyıdan işaret verdiler. Onlar şimdi Meriç’in öte yakasında, güvende. Biz burada kalıp bu enkazı tutacağız ki arkalarına bakmasınlar. Sen yarın ilk ışıkla toparlan, eniştemin, çocukların yanına dön. En çok onların sana ihtiyacı var. Köyde de kimsenin dikkatini çekmeyelim."

Züleyha çaresizce başını salladı. O gece, aynı tavanın altında ama bambaşka dünyalarda sabahı ettiler.
Ertesi gün zifiri karanlık yerini gri bir sabaha bırakırken, Züleyha eşyalarını toplayıp özlemle yolunu gözleyen evlatlarına ve kocasına kavuşmak üzere evden ayrıldı. Yannis, ablasını uğurladıktan sonra kapıyı arkasından tekrar sürgüledi. Koca evde, devrilmiş masaların, kırık aynaların arasında tek başına kalmıştı.

Gözlerini bir an kapatıp babasının ahşap iskemlesine oturdu. Nehrin öte yakasından süzülen o fener ışığı içindeki yükü bir nebze hafifletse de evin içindeki bu derin sessizlik; zorbaların bağrışlarından da nehrin hırçın sesinden de daha korkunçtu. Duvarlara sinmiş tütün kokusu, babasının hâlâ bu odada bir yerlerde gezinip “Kalanın yükü gidenin yolundan ağırdır.” diye fısıldadığını hissettiriyordu.
Yannis, parmaklarını şakaklarına bastırdı. Göğsünü sıkıştıran o çifte acıyı durduramıyordu: Bir yanda sınırı aşan babasıyla Sıdıka ablasının meçhul geleceği, diğer yanda nehrin hemen öte yakasında, ailesinin acısına mühürlendiği için gidemeyen Agapi...

Züleyha gitmişti; artık kocasının ocağında, biri kız biri oğlan iki evladının kokusunda teselli arayacaktı. Yannis bir an yeğenlerini düşündü: Biri dünyadan habersiz masum kız çocuğu, diğeriyse avluda koşturan o afacan oğlan... Onların huzurunu korumak da artık bu yalanı Sofulu’da sonuna kadar sürdürmekten geçiyordu. Eğer bu yalan çökerse, o küçücük bedenler de bu yangının ortasında kalırdı.

Cebinden babasının tütün tabakasını çıkardı, parmaklarının arasında gezdirdi. Artık sadece kendi hayatı için değil; öte yakaya geçen babasının hatırası, ablasının iki evladı ve gözyaşlarını nehre döken Agapi için bu nöbeti tutmak zorundaydı.

Onu bekleyen yalnızlık bir zindan gibi üzerine çökse de durduğu yer artık bir ev değil; sevdiklerini koruyan kırılmaz bir siperdi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

108okunma 15beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18