KİRACIM kitap kapağı

35. bölüm / 35

KİRACIM

34.Bölüm (FİNAL)

Vaveyla Yazarı: Nisa K.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 35Şu an: 34.Bölüm (FİNAL)

8 ay sonra...

Elimi karnımın altına koyduktan sonra yavaşça koltuktan kalktım. Kızlarım her geçen gün daha da ağırlaşıyordu

Evet,ikizlerim olacaktı

Tıpkı Tolga'yla hayallerimizde ki gibi...

İsmini henüz tam olarak kararlaştırmadım ama Minel ve Mina koymayı düşünüyorum. Ve sanırım öyle olacak

Kızlarımı dünyaya getirmek istiyorum fakat bir taraftan da istemiyorum. Daha doğrusu ben bu dünyaya babasız bir çocuk getirmek istemiyorum.

Ben daha 3 ay önce babamı kaybettim. Özür dilerim kızım. Merak etme. Gelicem birazdan dedi.

Gelemedi..

Bu 3 ay da babaların ne kadar büyük bir nimet olduğunu anladım. Ben bir insanın babasının olmasının nasıl bir olduğunu biliyorum evet ama kızlarım bunu hiç bilmeyecek. Ben en çok buna üzülüyorum.

Elimle karnımın altından tutmaya devam ederken paytak adımlarla mutfağa doğru ilerledim. Kahve makinasına kahveyi ve suyu koyduktan sonra çalıştırdım ve kahvenin olmasını bekledim.

Karnım büyümeye başlayınca cezvede kahve yapmayı bıraktım çünkü yorucu oluyor. Bebeklerimin sağlığı için hazır içeceklerde tüketmeyi bıraktım. Artık içtiğim içeceklerin sayısı 3-4'e düştü

Kahve,çay, süt,ayran

Bu kadar

Kahve hazır olunca fincana koydum, ardından telefonu tezgahtan alıp fincanla birlikte balkonuma doğru ilerlemeye başladım. Müge bugün annesine yardım etmek için evde yoktu. O yüzden canım çok sıkılıyordu.

Fincanı sehpaya koyduktan sonra camı açtım ve gözümü kapatıp derin bir nefes aldım. Havalar ısınıyordu ve bu benim için harika,ama hamileliğim için berbat bir şeydi.

Bakışlarımı sağ tarafa çevirince yan dairede ki satılık ilanını gördüm. Yaklaşık 1 aydır asılıydı ve sanırım bir süre daha orada asılı kalacaktı.

Aşağıya baktığımda gördüğüm beden kalbimde buz tutmuş bölümün erimesine neden oldu. Zihnimde o en son ki görüntüsü geldi. Boşanma davasında ki yüzü..

Tolga o gün evden çıktıktan yaklaşık 2-3 hafta sonra boşanma davamız oldu ve boşandık.

O günden sonra yüzünü bir kez bile görmedim

Evimde ona dair hiçbir eşya,telefonumda onunla hiçbir fotoğraf,hiçbir sohbet kalmadı. Ondan geriye kalan tek şey acıydı..

Yanında gördüğüm kadın silueti buz kesmeme neden oldu.

Yelda

El el tutuşmuşlardı ve yanda ki evin sahibi ile konuşuyorlardı. Bakışlarım tekrar Tolga'ya döndüğünde bana baktığını gördüm. Tam gözlerim baktım ve tek bir şey gördüm. Özlem..

O beni özlemişti ve bu gözlerine bakınca direk okunuyordu.

Başımı içeriye soktuktan sonra hızla camı kapattım ve pufuma oturdum. Ardından elime kahvemi alıp içmeye başladım.

Göz ucuyla aşağıya baktığımda onları görmedim. İnşallah yan daireye taşınmazlar. Gerçi Tolga'nın yan daireye taşınacak bir yüzü olduğunu düşünmüyorum. O kadar da gamsız değildir. Herhalde.

Bina içinden ses geldiğini duyduğumda hızla ayağa kalkmaya çalıştım. Ayağa kalktığımda koşar adımlarla sessizce kapıya doğru ilerledim ve delikten baktım.

Ev sahibi Tolga ile el sıkışıyordu.

Kahretsin!

Bu adam Tolga ile ayrıldığımızı biliyor neden evini burada ben varken satıyor ki!

Gerçekten şaka gibi ya!

Tolga yıllar sonra Yelda ile birlikte benim komşum oluyor. Yeniden!

Bir insanın morali ne kadar hızlı bozulabiliyorsa o kadar hızlı bozuldu moralim. Belki bir umut yanlış görmüşümdür diye tekrardan baktığımda ev sahibi anahtarı Tolga'ya uzattı. Tolga'nın bakışları o sırada benim daireme döndü.

Yelda'ya baktığımda bir elinin şişmiş karnında olduğunu fark ettim

Ne!

Bu bir şaka olmalı

Ciddi olamaz!

Hayır!

Bence ben şuan bir rüyadayım

Hayır şizofrenim

Olamaz!

Tolga benim evlatlarımı baba olmaya hazır hissetmediğini söyleyip babasız bıraktıktan bir kaç ay sonra Yelda ile çocuğu olamaz!

Hızla kapıdan ayrılıp balkona gittim. Ve giderken çoktan gözümden bir damla yaş süzülmüştü.

Hayır ağlamamalıydım,bir korkak için ağlamamalıydım.

Hayır ben onun için değil,kızlarım için ağlıyordum. Böyle karaktersiz bir babaya sahip oldukları için kızlarım adına ağlıyordum.

Ben zamanında cidden nasıl böyle bir adamı sevmiştim?

Gerçi ona adam demeye bin şahit ister!

•••

"Kızım sen ciddi misin ya? Bu adam göz göre göre senin yan komşun mu oldu gerçekten?"

Başımı salladım."Evet. Aynen öyle oldu"

"Ya ben Tolga'nın pislik biri olduğunu biliyordum ama seni karnında ki çocukla bıraktıktan bir kaç ay sonra Yelda ile çocuk yapacak kadar değil"

"Off Müge yeter. Zaten başım ağrıyor. Birde onun için başımı iyice şişiremem. Yemek pişti zaten. Kalk yardım ette şu masayı kuralım.

Ve evet. Müge benimle kalıyordu. Bazen annem geliyor bizimle birlikte kalıyordu ama genellikle Müge benimle kalıyordu. Bi' nevi ev arkadaşım olmuştu.

Müge'nin bu zamana kadar olan hamileliğim boyunca bana olan desteği asla es geçilemezdi. Şimdiye kadar ne istesem çıkıp almış,ne zaman zorlansam bana yardım etmiş,ne zaman kontrole gitsem benimle gelmişti. Hatta bebeklerimin cinsiyetini ilk o öğrenmişti.

Elbette cinsiyet partisi yapmamıştım. Daha doğrusu Müge istedi ama ben yaptırmadım. Cinsiyet partisinde anne ve baba mutlu olur. Mutlulukları ortak olur. Benim mutluluğuma ortak olacak biri olmadığı için yaptırmamıştım.

Müge benim oturmamı söyleyip masayı kendi hazırlamıştı. Yemekleri koyduktan sonra koltuktan kalkma yardım etti ve birlikte masaya oturup yemeklerimizi yemeye başladık.

Yemeklerimiz bitmeye yakınken yan daireden bir ses duyuldu. Bir kızın gülme sesiydi.

Biliyordu

Hala burada yaşadığımı biliyordu.

Belki buraya taşınmaya zorlayan da oydu

Hayır Tolga'yı temize çekmeye çalışmıyordum sadece Yelda'nın yapabilme ihtimalini düşünüyordum.

Ama Yelda hala burada oturduğumu nereden bilecek ki. Ben balkondayken beni gören tek kişi Tolga'ydı. Yelda değildi. Yelda'nın beni görmediğine adım kadar eminim.

O zaman buraya taşınmak isteyen de Tolga'ydı.

Beynimde tilkiler dolaşırken Müge'nin bana dokuması ile kendime geldim.

"Kızım sana sesleniyorum bir saattir aklın ner'de senin?"

Bakışlarımı ona çevirdim

"Efendim Müge?"

"Çay mı içeceksin yoksa kahve mi?"

"Çay yapsan ya bugün. Hem ben sen gelmeden önce tatlıda yaptım. Beraber yeriz"

"Tamamdır" dedi dolaptan demliği çıkardı ve içine suyu koyup ocağa yerleştirdi. Ocağı yaktıktan sonra koluma girdi ve birlikte salona doğru ilerledik.

•••

"Tamam Diclecim,tamam hayatım,tamam annecim. Dikkat edicem,terlemicem,koşmayacağım,arabalara dikkat edeceğim,arkadaşlarımla tartışmayacağım"

Kaşlarım çatıldı

"Ne saçmalıyorsun Müge?"

"Bana annemniş gibi davranıyorsun Dicle. Anne olcağını bu kadar belli etmemen lazım"

Moralim bozulmuştu

O kadar abartmış mıydım ya?

Müge ile sarıldıktan sonra Müge merdivenlerden inmeye başladı. Merdivenlerden inene kadar ona baktım. Tam kapıyı kapatacaktım ki karşı daireden Tolga çıktı. Hafif tebessüm eden yüzüm bir anda soldu. Tam kapıyı kapatacakken Tolga beni fark etti ve seslendi.

"Aa,Dicle. Naber?"

Ne?

Bu çocuk hafıza kaybı yaşamış olabilir mi?

"Dicle derken?"

Rahat şekilde "Dicle işte. Adın Dicle değil mi?"

"Değil" dedim ve tam kapıyı kapatacakken kapıyı tuttu

"Ne demek değil?"

Göz devirdim

"Değil kelimesinin anlamı ne ise o demek"

Kapıyı kapatacağım anda tekrar tuttu.

Kriz geçirmeme az kaldı. Hissediyorum

"Bebeğin kaç aylık? Cinsiyeti ne?"

"Sen gitmeden önce sana çocuklarımın cinsiyetini bile bilmeyeceğini söylemiştim. Bebeklerimin kaç aylık olduğuna gelecek olursak sen gittiğinde bebeklerin daha bir kaç haftalıktı. Hesapla sen gideli ne kadar geçtiğini, öğrenirsin"

Tekrar kapıyı kapatacağım sırada yine kapıyı tuttu

Bu çocuk feci halde sabrımı sınıyordu

"Çocuklarım derken?"

"Çocuklarım işte. Ne dememi bekliyorsun? Çocuğum mu diyeyim? Birini yok mu sayayım?"

"İkizlerimiz mi oluyor?"dedi heyecanla

"Benim ikizlerim oluyor. Ayrıca biz diye bir şey kalmadı. Bunu bilemeyecek kadar aptal olduğunu düşünmüyorum"

Bu dediğim ile morali bozuldu. Bozulsunda

"Lütfen beni bir daha rahatsız etme"dedim ve beklemeden kapıyı kapattım.

Balkonuma elimde kahvemle gittikten sonra pufuma oturdum. Kitabım basılmak üzere olduğu için son zamanlarda oldukça yoğunum

Evlendiğimiz gün hastaneye düştükten sonra kitabımın basılmak üzere olduğunu falan öğrenmiştim. O kitabımın 2.si basılıyordu şimdi

Kitaba yazarken en kötü sahneleri aklıma Tolga'yı getirerek yazmıştım ve sahneler gerçektende kötü olmuştu. Biraz kırıcı,biraz üzücü,biraz vahşi..

Kahvemi yudumlarken camımdan bir ses geldi. Cama bakıp bir süre beklerken cama taş atıldığını gördüm. Bilgisayarımı sehpaya bıraktıktan sonra camı açtım ve aşağıya baktım

Bu adam beni niye rahat bırakmıyor?

"Sanada ekmek alayım mı? Var mı ekmeğiniz?"

Çıldırıcamm!

"Çocuklarımızın ve senin aç kalmanı istemem. Alıyım mı ekmek?"

Kafamı içeri sokup derin bir nefes verdim. Tekrar aşğıya baktığımda tek nefeste konuşmaya başladım.

"1, bizim değil benim çocuklarım. 2, bizim açlığımızdan tokluğumuzdan sanane. 3, benim ekmek almaya param yokmuş gibi konuşmayı kes"

Camı kapatıp pufuma geri oturdum. Sakin bir şekilde bilgisayarımı alıp kucağıma koyacağım sırada tekrardan cama taş atıldı.

Hızla camı açıp ona baktım

"Ne var!"

"Ekmek almayın mı yani?"

"O ekmeği al-" cümlem kapının çalması ile kesildi. Tolga'ya kısa süre baktıktan sonra camı kapatıp kapıya doğru ilerledim. Topallaya topallaya gidiyordum artık. Maalesef hoşuma gittiği için değil,hamile olduğum için böyleydim.

Vay be

Ne ara bu kadar değiştim

Kapıyı açtığımda karşımda Müge vardı. Elinde ekmeklere gelmişti.

İşte benim evimin direği ya

Evet Müge ekmek almaya gitmişti ama bu salak nasıl Müge'yi görmedi anlamış değilim

"Ay sonunda geldin. Bu sakat bana sizede ekmek alıyım mı diye soruyo. Cama taş ata ata camı kıracak. Ben bununla muhattap olmak istemiyorum sen ver şunun cevabını"

'hay hay' der gibi başını eğdikten sonra mutfağa ilerleyip ekmeği masaya bıraktı. Balkona gidip camına açtıktan sonra bağırmaya başladı. Daha doğrusu cırlamaya başladı

"Bana bak eski koca bozuntusu. Seni bir daha bu kızı rahatsız ettiğini görürsem çok fena olur. Alırıım taşını münasip bir yerlerine-"

"Dicle nerede?"

Müge bir anlık afalladı

"Onun adı Dicle değil" dedi ve camı kapattı

"Ay kalp kalbe karşıymış. Az önce sen gittikten sonra bana Dicle dediğinde adım Dicle değil dedim. Ay salak hiçbir şey olmamış gibi naber falan diyo? Bide çocuklarımız diyo ya delirdim. Nasıl bu kadar rahat olabiliyor anlamış değilim"

"Salak işte"dedi ve lavaboda elini yıkadıktan sonra kuruladı ve gelip yanaklarımdan tuttu.

"Sen moralini hiç bozma bebişim. Küçük bebişlere yazık. Ne yapacaksın sen şu salağı? Bırak. Takma kafana."

"Kafama takmıyorum zaten. Sinirlerimi bozuyor sadece"

"Boşver sen. Senin sinirlerin bile ondan daha değerli be."

Bu dediği ile güldüm

"Neyse hadi kahvaltıyı hazırlayalım,çok açım"diyen Müge ile kahvaltıyı hazırlamaya başladık.

Kahvaltımızı yaptıktan sonra Müge işe gitti bende yine balkonuma gittim. Bugün Batuhan ile görüşüp nişan gününe karar vereceklerdi.

Evet sonunda nişanlanıyorlar. Canım evlatlarım benim,elimde büyüdüler. Ben olmasam nasıl tanışacaklar acaba?

1.5 ay önce Batu ile sözlenmişlerdi ve en yakın zamanda nişanlanacaklardı. Bu yüzden çok heyecanlıyım. Acaba onlar nişanlana kadar ben doğurmuş olur muyum?

Yan daireden gelen ses ile okumaya yeni başladığım kitabımın arasına ayraç koyup içeriye geçtim. Kulağımı duvara yaslayınca kavgayı daha net duymaya başladım

"Sen ne dersen de! Onlar benim de çocuklarım!" Bu duyduğum ile direk duvardan çekildim. Dinlemesem daha iyi olacaktı sanki

Ya bu adam 8 ay önce baba olmaya hazır olmadığını, yapamayacağını söyleyip gitmemiş miydi? Şimdi ne oldu da 'onlar benim de çocuklarım' diyecek duruma geldi?

Öff,herneyse. Kafamı onunla meşgul edemem. Şurada bebeklerime kavuşmama 1 aydan az süre kalmış. Birde onunla başımı ağrıtamam.

•••

Crocslarımı ayağıma geçirip evden çıktım. Tam kapıyı kapatıp arkamı döndüğümde sırada karşımda Tolga'nın dikildiğini gördüm

Tam yandan gidecekken o da benim adım attığım kısma adım attı. Bunu bir kaç kez tekrar etti. Derin bir nefes verdim"Amacın ne senin?"

"Nereye gidiyorsunuz?"

"Sanane" Gidecekken yine önüme geçti ve kaşları çatılmış şekilde bana baktı"Ne demek sanane? Merak ettim sordum. Niye cevap vermiyorsun ki?"

"Sanane" Tam bir şey diyeceği sırada karşı daireden Yelda çıktı. Ay bu kız hala bu kadar çirkin mi ya?

"Ne yapıyorsunuz sevgilim?"

"İki laflıyorduk ya bir şey yok"

Onların kendi arasında konuşmasını fırsat bulup gidecekken Yelda'nın seslenmesi ile durmak zorunda kaldım

"Bebeklerin nasıl tatlım?"

Tatlım mı?

Öğk

İtici bir şekilde gülümsedim"İyi Allah'a şükür. Senin ki?"

Güldü

"Benim ki mi? Tatlım ben doğuralı çok oldu. Doğurduğumu nereden biliyorsun? Ay yoksa Tolga mı söyledi?"

Doğurdum derken?

Tolga yoksa bu yüzden mi beni-

Ah,hayır hayır,hayır.

Olamaz

Cidden böyle bir şey olamaz

Eğer olduysa şuan Tolga'nın üzerine atlamam an meselesi

Endişeli gibi konuşmaya başladım"Ay canım sen doğurdun mu?" Gözlerimle onu gösterdim "Bende seni böyle görünce 6-7 aylık hamilesin falan sanmıştım."

Bu dediğim ile moralinin bozuluşunu izledim."Neyse tatlım verirsin sen merak etme"

Dedim ve tam merdivenlerden inecekken kolumdan tuttu

"Dur beraber gidelim"dedi ve koluma girdi

Şuan o kolu öyle bir kırasılığım var ki

Tam birlikte merdivenlerden inerken ayağımın takılması ile merdivenlerden yuvarlanmam bir oldu

Gerisi koca bir boşluk

•••

Gözümü açtığımda kendimi hastane odasında buldum.

Elim karnıma gitti

"Bebeklerim,bebeklerim nerede benim?"

Yanımda olduğunu farketmediğim Tolga'ya baktığımda bakışlarını aşağıya çevirdi

Bir şey mi olmuştu kızlarıma?

"Kızlarım nerede benim? Bir şey mi oldu onlara

"Kızlarımızın-"

"KIZLARIM NEREDE BENİM?"

Dolu gözlerle bana baktı

"İkizlerimizin birini kaybettik"

Ne?

"N-ne saçmalıyorsun,olamaz öyle şey. Yalan söylüyorsun bana değil mi? Şaka yapıyorsun sen bana. Ben,bebeğimi kaybedemem,imkansız bu" en son pes edince ağlamaya başladım.

Ben ağlarken Tolga gelip bana sarıldı. İtmedim onu. İtecek hiç mecalim yok çünkü.

"Ben onlara çok iyi baktım Tolga. Ben onları çok sevdim. Onlarla birlikte birsürü hayaller kurdum. Onlara bir şey alacağımda o şeyden hep 2 tane aldım. Ben onlara çok değer verdim Tolga. Hiç olmadığı kadar verdim hemde."

Tolga'nın sesi çıkmıyordu ama ağladığı hareketlenen göğsünden belli oluyordu.

"Sen gitmesem bunların hiçbiri olmayacaktı. Sen bizi terk etmeseydin bebeklerim şuan yaşıyor olurdu. Allah belanı versin Tolga. Geber artık geber."

"Keşke,"dedi "Keşke."

•••

Bebeğimi emzirdikren sonra hemşire, bebeğimi alıp küveze koydu.

Bebeğimin adı Minel'di

Tolga yastığımı düzelttikten sonra yastığa tekrar yaslandım

Tolga'nın gitmesini istememiştim çünkü onu özlemiştim. Her ne olursa olsun

Ona soğuk davranıyordum ama o bunu takmıyor,bana eskisi gibi davranıyordu.

Onun bizi terk etmesi,yalnız bırakması beni ciddi anlamda yaraladı. Kalbim kırıldı. Ama bu onu özlediğim,ona ihtiyacım olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Benim ona ihtiyacım vardı. Hiç olmadığı kadar.

"Daha iyi misin?"dedi

Başımı iki yana salladım

"Hayır"

"Olur musun peki?"

Tekrar başımı iki yana salladım

"Sanmıyorum"

"Ama Minel üzülür sonra"

Bu dediği ile ona baktım

"Nasıl üzülecek ki? O daha bebek"

"Ama insan"

Duraksadım

Haklıydı aslında. O bir bebek olabilirdi ama insandı. Hissedebilirdi. Ben eğer kötü olursam bebeğim bundan etkilenebilirdi. Belki ben mutsuz olabilirim ama bebeğim sırf ben mutsuzum diye mutsuz olmak zorunda değil. Onun hayatı şuan benim elimde. O yüzden ona oldukça iyi davranmalıyım. Buna zorunluyum.

Tolga,çalan telefonunu cebinden çıkarıp kimin aradığına baktı. Göz ucuyla telefonuna baktığımda Av.Oğuz Yıldırım yazıyordu. Ayağa kalkıp kapının oraya gittikten sonra çağrıyı cevapladı.

Tolga gerçekten Yelda'nın bana çelme taktığı ve bebeğimi düşürmeme sebep olduğu için Yelda ile ayrılacak mıydı?

Ay hadi inşallah!

Hayır Tolga ile tekrar evlenmeyecektim. Bunu asla yapmazdım. Ama onun Yelda ile ayrılması Yelda cadısının yüzünü bir daha görmeyeceğim anlamına geliyordu.

Tolga tekrardan yanıma gelince kapı bir anda açıldı ve içeriye kucağında bebeği ile nefes nefese kalmış Yelda geldi. Tolga'yı görünce rahatlamış şekilde nefes verdi ve yanımıza geldi.

Tek bir kelime etmeden Tolga'nın kolundan tutup odadan çıktı. Giderken bana nefret dolu bakışları atmayı unutmamıştı tabiki de.

O gittikten kısa süre sonra içeriye Müge ile Batuhan girdi.

"Ay kuşum nasılsın iyiy misin? Çok özür dilerim yeni gelebildim. Valla Yelda cadısı söylemese hiç haberim olmayacaktı. O Tolga salağı da zaten söylemedi. O yüzden gelemedim. Çok çok özür dilerim. Bir ağrın var mı? Bebişler nasıl? İyiler mi onlarda?"

"Öldü" dedim düz bir ifade ile

"Birini kaybettik Müge"

Yanıma oturup bana sarıldı. Sıkı sıkı. Batu'da yanıma geldi ve o da sarıldı. "Üzülme demeyeceğim çünkü bu imkansız. Ama iyi olmaya çalış kuzum olur mu? Allah'a muhafaza ikisinide kaybedebilirdin. Yat kalk dua et birinin hala yaşadığına."

Başımı salladım

"Haklısın"

Saçlarını savurdu"Ben her konuda haklıyım bir kere"

Güldük

"Ee nişan ne zaman?"

•••

2 ay sonra...

Valizin fermuarını kapattıktan sonra ayağa kalkıp derin bir nefes verdim. Yorulmuştum.

Mutfağa gidip su aldıktan sonra salona gittim. Uyuyan bebeğime baktım. Mışıl mışıl uyuyordu.

Onu yıllardır yaşadığım,her bir köşesinde anım olduğu bu evde büyütmek istiyordum. Ama Tolga komşum olduğu sürece bu isteğim sadece hayal olarak kalacaktı.

Ama kim bilir. Belki ileride tekrardan buraya gelirim

Umarım

Umarım gelirim

Çünkü bu evi çok seviyorum

Hemde çok

••••

Son valizi kapının önüne getirdiğinde karşı daireden Tolga çıktı. Batu, bir anlık ona baktıktan sonra valizi alıp merdivenlerden inmeye başladı

İçeriye Minel'i almak için gidecekken Tolga seslendi

"Gerçekten gidiyor musun annenin yanına?"

Başımı olumlu anlamda salladım

"Yelda olduğu sürece ben yokum Tolga. Yelda'nın olduğu hiçbir yerde ben yokum. Bunu anla. Ayrıca annem yalnız. Babamı kaybettiğimizden beri onu adam akıllı ziyarete bile gidemedim. Benim ailemden kalan tek kişi annem Tolga. Onu yalnız bırakamam."

İçeriye gitmek için yeltendiğim sırada bileğimden tuttu.

"Gitme"dedi

Tek bir kelime,bir çok anlam,bir çok duygu.

"Gitme"dedi tekrardan

"Ben Yelda'yı gönderirim. Yeter ki sen gitme. Sensiz olmaz Dicle. Sensiz yaşanmaz"

Bileğimi tutan eline baktım bir süre. Daha sonra bakışlarımı yüzüne çıkardım. "Gördüğüm üzere sen bensiz çok güzel yaşamışsın Tolga. Çocuğun bile olmuş. Bu zamana kadar bensiz nasıl yaşadıysan öyle yaşamaya devam et Tolga"

"Yaşayamadım ki"

Kaşlarım çatıldı

"Anlamadım"

Yutkundu "Boşver. Artık çok geç zaten"

Omuz silktim."Peki" Her ne kadar merak etsemde sormayacaktım. Anlatmak isteseydi anlatırdı.

Evden son olarak çantamı ve Minel'i aldım. Gitmeden önce son kez baktım evime. İçinde ki anılarıma. Mutlu,huzurlu, güzel anlara. Yutkundum seslice.

Kapıyı kapatıp anahtarı kilitledim son kez. Anahtara baktım. Evimin kapısına baktım. Yanağımda bir ıslaklık hissettim.

Üst kata baktım. Eski evime. Tolga'nın eski evine. Satmıştım o evi. Şuan içinde çok mutlu bir aile yaşıyordu.

Aklıma Tolga'ya çorba yapıp saatlerce kapısının önünde beklediğim gün geldi. Gülümsedim burukça. Bakışlarım yere indi. Bir süre sessizce ağladım.

Gözlerimi silip başımı dik tuttum tekrar. Tam merdivenlerden inecektim ki aklıma hastaneden çıktıktan sonra Tolga'nın beni kucağına alıp çıkardığı gün geldi. Dediklerim kulağımda yankılanmaya başladı.

"Ay aslan kocam benim be. Nasılsa taşıyor karısını"

Merdivenlerden hızla inip dışarı çıktım. Tam arabamın olduğu yere gidecektim ki Tolga'nın ilk zamanlarda beni omzuna atıp kaçırdığı geldi

"AY, n'apıyorsun be ayı?"

"Seni kaçırıyorum"

Yanağımda artmaya başlayan ıskaklıkları sildim hemen. Hayır,zamanın onun için yeterince ağladım. Daha fazla ağlayamam.

Hemen arabaya bindim. Batu, arabaya bindiğimi görünce arabayı çalıştırıp sürmeye başladı.

Biz giderken gözüme bir hastane ilişti. Tolga'nın beni defalarca getirdiği hastane

Artık gözümden akan yaşları engelleyemiyor,sessiz olmaya çalışsamda sesimi çıkararak ağlıyordum. Bu kadar yaşanan şey,bu kadar güzel anı, her şey ama her şey Tolga'nın bırakması ile çöp olup gitmişti.

Yazıklar olsun sana Tolga

•••

5 yıl sonra..

"Anne! Anne!" Koşarak yanıma gelen Minel'i görünce eğilip kollarımı açtım ve sarılmasını bekledim. O bana sarılınca kollarımı ona sarıp yanaklarından öptüm

"Ne yaptın kızım bakalım bugün okulda? Nasıl geçti okulun?"

"Çok güzel geçti anne. Bugün yeni gelen bir çocukla tanıştım. Adı Umut" arkasını gönderip bir çocuğu işaret etti "Bak orada. Babasına sarılıyor. Anne. Benim neden babam yok?"

Gösterdiği yere baktığımda Umut'un sarıldığı babası, olduğum yere çakılmama neden oldu. Tolga mıydı o?

Gülümseyerek ona koşan oğlu ile eğilmiş,oğlu geldiğinde onu kucağına alıp etrafında döndürmüştü. Onu yere indirince bir dizinin üstüne çöküp oğluna baktı. Oğlu ona bir şeyler dedikten sonra bizi gösterdi. Tolga bize bakınca beni gördü. Özlemle bakıyordu bana. Özlemle,sevgiyle,aşkla..

Minel'in ağlaması ile kendime geldim ve Minel'e baktım. "SEN ÇOK KÖTÜ BİR ANNESİN. NEDEN BABAM YOK BENİM? NEDEM BABAMI GÖSTERMİYORSUN BANA? PİS ANNE. KÖTÜ ANNE."

Yutkundum

Tolga çok uzağımız da olmadığı için Minel'in dediklerini rahatça duymuştu. Kaşları çatıldı. Kızına bakarken gözleri doldu. Gözleriyle"Ben buradayım kızım. Baban burada. Annene kızma,onun bir suçu yok" dedi ama Minel'in bundan haberi olmadı elbette.

Kızımı kendime çekip sarılacakken beni ittirdi

"İSTEMİYORUM SENİ. SEVMİYORUM SENİ." Bu dediği canımın acımasına neden oldu. Hemde çok fazla.

•••

13 yıl sonra..

"Anne. İnanır mısın bugün sınıfa yeni bir çocuk geldi ve bu çocuk anaokulunda ki Umut. Şaka gibi ya. Ay hala şoktayım. Ay birde çok yakışıklı biri olmuş.Bugün onunla buluşacağız. Neler yaptın bakalım?" Dedi mutfağa girip.

Kaşlarım çatıldı "Kim geldi dedin?" Dedim. Ne olur yanlış duymuş olayım

"Anaokulundan Umut."dedi umursamazca

Başımı iki yana salladım

"Olmaz. Okulunu değiştiriyoruz. Başka bir şehre taşınıyoruz. Olmaz böyle" dedim

Kaşları çatıldı

"Anne neden sen hep böylesin ya!? Ne zaman sana Umut desem okulumu,yaşadığımız yeri değiştirip değiştirip duruyorsun!? Ne senin bu Umut nefretini anlamış değilim! Anaokulunda Umut ile tanıştığım günün ardından okulumu değiştiyorsun! Daha sonra Umut komşumuz olunca başka yere taşınıyorsun! Şimdi de okulumu değiştirip başka yere taşnacağımızı söylüyorsun! Yeter artık valla katlanamıyorum sana! Anneannem öleli iyice uçtu senin aklın zaten! Mantıklı düşünememeye başladın! Ben artık senin kararlarına göre yaşamaktan bıktım! Söylesene neden ne zaman Umut ismini duysan tüylerin diken diken oluyor!? Neden Umut ismini duyunca konuyu kapatıyor bir daha açtırmıyorsun? Ne yaptı bu Umut anne sana!? Ne yaptı!?"

"Anlatıcam ama şuan olmaz. İleride anlatacağım sana söz"

"Ya anne saçmalama ya! Hep bunu deyip deyip duruyorsun! Ner'de icraat? Sen bana hep yalan söyledin anne! Bir kere ağzından doğru bir şey çıkmadı! Beni sevdiğin söylerken bile yalan söylüyorsun! Çünkü eğer sen beni gerçekten sevseydin benim mutluluğuna önem verirdim!"Beni dinlemeden mutfaktan çıkıp odasına gitti

Yere dizlerimin üzerine çöküp ağlamaya başladım.

•••

3 yıl sonra...

"Anne bugün işe yeni gelen çocuk varya. Onunla buluştuk ve sevgili olduk.Bir bakalım bu kişi kim? Senin nedensizce nefret ettiğin Umut." Dediği buz kesilmeme neden oldu

"Olmaz onunla çıkamazsın izin vermiyorum"

"Sen neye izin veriyorsun ki!"

"Ne zaman ben birini sevsem küçük olduğumu söyleyip ondan uzaklaştırıyorsun! Ne zaman bir yere alışsam Umut yüzünden başka yere taşınıyoruz! Ama artık sen ne dersen de anne! Ben Umut'la çıkacağım ve onunla evleneceğim!"

"Evlenemezsin!" Diye bağırdım.

"Niye!"

"Çünkü Umut senin üvey kardeşin!"

Bu dediğim ile duraksadı. Başını iki yana salladı."O-olamaz sen yalan söylüyorsun. Yok öyle bir şey. Sen zaten yalancının tekisin. Yine yalan söylüyorsun bana. İnanmayacağım sana"

Koşarak odasına gitti ve kapısını kapattı. Peşinden gidip kapısına yaslanıp yere çöktüm.

"Ben baban ile çok mutluydum"

"Çok güzel bir ilişkimiz vardı. Sonra biz evlendik vesaire. Evlendikten bir kaç ay sonra size yani ikizinle sana hamile olduğumu öğrendim."

"Benim ikizim mi vardı?"

Onun sorusunu görmezden gelerek devam ettim "Babana söylemek için çok heyecanlıydım. Elimde test ile onu beklersen geldi. Kapıyı açıp hemen onu içeriye aldım. Heyecanla ona hamile olduğumu söyledim. Bana-" durdum. Kesik kesik nefes aldım. Neden gitmiyordu boğazımda ki bu yumru? Neden kalbim ağrıyordu benim?

"Ee" dedi

"Bana baba olmak için hazır olmadığını, yapamayacağını söyledi ve gitti. Halbuki biz onunla hayaller kurmuştuk. Benden çok o istiyordu bir çocuğumuzun olmasını. Nedense istemedi işte. Neyse. Aradan 8 ay geçti. Kardeşin Mina ile sen fazlasıyla büyümüştünüz. Müge ablan kalıyordu benimle,bana yardım ediyordu. Bir gün balkondan bakarken babanı gördüm. Yanında bir kadın ile karşı dairede ki ev sahibi ile görüşüyordu. O kadınla da önceden bir meselemiz vardı ama sana onu ileride anlatırım. Şuan sırası değil. Babangil karşı daireye taşındı işte. Ben bir gün evden çıktığımda karşı daireden de baban çıkmıştı. Benim önümü kesip durmuş,gitmeme izin vermemişti." Güldüğünü duydum

"Biz bir şekilde konuşurken daireden bu sefer karısı çıktı. Yelda. İşte hal hatır sordu falan. Oralar önemsiz. Ben tam gidecekken merdivenlerde yanıma gelmiş birlikte gidelim demişti. Her ne kadar istemesem de bir şey dememiş birlikte inmeye başlamıştık. Tam adım atacakken ayağıma çelme takması ile merdivenlerden yuvarlandım. Uyandığımda hastanedeydim. Sizi sorduğumda baban yani Tolga ikizini kaybettiğini söyledi. " Yaşlar yanaklarımdan süzülüyordu. Ne kadar silersem sileyim durmuyorlardı

"Aradan bir kaç ay geçtikten sonra ben oradan taşınmaya karar verdim. Çünkü orada onlar varken yaşayamadım. Yaşayamazdık. Baban bana gitme demişti. 'Ben Yelda'yı gönderirim,yeter ki sen gitme. Ben sensiz yaşayamam' demişti."

"Bu zamana kadar bensiz nasıl yaşadıysan öyle yaşarsın dediğimde yaşayamadım ki demişti. Nedenini sorunca da 'boşver,çok geç artık zaten' demişti"

"Anaokulunda onu gördüğümde direk ordan gitmek geldi aklıma. Ama sen baban olmadığı için ağlamış,benim kötü bir anne olduğumu,beni sevmediğini söylemiştin. Halbuki baban oradaydı. Sadece sen bilmiyordun"

"Özür dilerim"dedi ağladığını belli eden sesle. "Sana bu zamana kadar bağırıp,kızdığım için senden çok özür dilerim anne. Sen harika bir annesin. Onca zorluğa,onca acıya rağmen beni büyüttün. Ben ise nankörlük ettim. Lütfen affet beni anne. Sen olmasan ben yaşayamam."

"Ben sana hiç kızmadım ki affedeyim Minel. Anneler çocuklarına kızamazlar."

Kapıyı açıp bana baktı. Hemen yere çöküp bana ağlayarak sarıldı. "Seni seviyorum" dedi

"Bende"diyebildim

"Bende"

•••

Tolga'dan

Siz hiç sevdiğiniz kadının canı için ondan ve çocuklarınızdan vazgeçtiniz mi?

Ben yaptım. Sevdiğim kadının yaşaması için ölmeyi kabul ettim. Onsuz geçen her gün daha da fazla ölüyordum. Belki de eskiden bana işe almam için yalvaran Yelda'yı işe almasaydım şuan ikizlerimiz ile mutlu mesut yaşıyor olabilirdik

Ben belki de şuan Yelda'nın başkası ile yaptığı çocuğa değil kendi çocuğuma bakıyor olabilirdim. Belki de şuan mutlu olabilirdim.

Yıllar önce Yelda yanıma geldi. Dicle'nin balkonunda olan bombaları gösterdi bana. Elinde kumandası ile bana 2 seçenek sundu. Ya onunla gidecek ve Dicle'yi terk edecektim. Ya da Dicle'nin ölmesine göz yumacaktım.

Sevdiğim kadın benim için her şeyden önemliydi. Onun için canımı bile verirdim. Elbette 1. Seçeneği tercih ettim. Bir kaç ay Yelda ile kalır,daha sonra geri döner ve ona her şeyi anlatıp barışmayı planlıyordum. Ama Yelda beni daha acımasız tehditlerle yanında tutmuş gitmeme izin vermemişti. Bu sefer Dicle hamile olduğu için ona karşı daha dikkatli olmam gerekiyordu. Benim bir mutluluğum 3 cana mâl olabilirdi. Gerekirse ben öleyim. Yeter ki onlar yaşasın

Aradan 8 ay geçtikten sonra Yelda bana Dicle'nin karşısında ki dairenin boş olduğunu,oraya taşınacağımızı söylemişti. Aylar sonra ilk defa gülümsemiştim çünkü benim oraya taşınmam Dicle'nin yüzünü görmeme neden olacaktı. Bu iyi bir şeydi

Oraya taşınmamızın nedenini anlayamamıştım. Ta ki Yelda'nın Dicle'ye çelme takıp bebeğimizin birini kaybedene kadar. O günden sonra zorla evlendiğim Yelda ile boşanmaya kararlıydım. Fakat Yelda Dicle'nin gece uyurken boğazına bıçak dayaması ile onunla boşanamadım

Ben her ne yaptıysam sevdiğim kadın için yaptım.

Aradan yıllar geçti Yelda ile sonunda ayrıldık. Yelda'nın oğlunun velayeti bana kalmıştı. O yüzden benimle yaşıyordu.

Yelda ile boşandığımız gün Dicle'ye gidip her şeyi anlatmaya karar verdim. O gitmeden önce her şeyi anlattığım notu çantasına koymuştum fakat sanırım okumadığı için bana hem aşkla hem nefretle bakıyordu.

Eminim. Dicle hala beni seviyordu. Bende onu seviyordum.

Bana kızgın haklı olarak. Ama bir şey merak ediyordum. Acaba gerçekleri öğrense bana yine nefretle bakar mıydı?

Ben hep Dicle'nin peşinden gitmiştim fakat Dicle hep benden kaçmıştı. Şimdi de kaçıyordu ama bu sefer eski evine. Birlikte yaşadığımız o eve gidiyordu. Belki ben şuan ilk zamanlarda kiraladığım evde yaşıyor olabilirim ama gidip kapısını çalamam. Gidip ondan kahve de isteyemem. En acısıda bu.

Ben Dicle'yi bu zamana kadar hep sevdim ve sevmeye devam edeceğim. Belki o benden nefret ediyor olabilir ama bu iyi bir şey. En azından bana karşı bir duygu besliyor.

•••

Dicle'den

Eski evime gelmiştim sonunda. O en güzel anıları biriktirdiğim eve gelmiştim tekrardan.

Kitaplarımı kutudan çıkarırken kendi kitabımın arasından bir zarf düştü. Zarfı alıp üstünde ki yazıyı okudum

Küçük Hanım'a yazıyordu

Hızla zarfı yırtıp açmaya başladım. Zamanında mektubu okumaya çekindiğim için okumamış, kitabımın arasına koymuştum.

Mektup kağıdını elime alıp hızla okumaya başladım

Sevgilim;

Özür dilerim seni terk ettiğim için. Özür dilerim seni kızlarımız ile yalnız bıraktığım için. Ama yaşaman için gitmem gerekiyordu.

Hatırlıyor musun sen hastaneden çıktığın gün Yelda'nın bana seninle boşanmamı,boşanmazsam başına geleceklerden sorumlu olmayacağını söylediğini söylemiştim ve gülmüştük. Korktuğum başıma geldi sevgilim. Yelda seni öldürmekle tehdit etti. İlk başta inanmadım ama balkonunda ki bombayı ve elinde ki kumandayı görünce bütün işler değişti. Ya onunla gidip senin hayatını kurtaracaktım,ya da seninle kalıp ölmene neden olacaktım. Affet sevgilim,seni yalnız bıraktım.

Bir gün bana senin karşı dairene taşınacağımızı söylemişti. Aylar sonra ilk defa mutlu olmuştum,ilk defa gülümsemiştim,ilk defa senin için ağlayarak değil,senin için mutluluktan ağlayarak uyuyamadım ben.

Ama daha sonra farkettim ki Yelda oraya sizi öldürmek için taşınmıştı. Onunla boşanmak istedim. Ama sen bir gece hastanede uyurken boğazına bıçak dayaması ile boşanma hayalimde suya düştü. Anlayacağın beni seninle tehdit etti. Bende yaşaman için göz yummak zorunda kaldım. Eğer içinde bana olan nefretin az da olsa azaldıysa lütfen her daim bir adım gerinde olan bana dön ve bunları ve senden sonra sonra olanları birde benim ağzımdan dinle. Olur mu? Lütfen

Seni her daim seven ve son nefesine kadar sevecek olan kocan.

Hemen bir çorba yapıp onu kaseye koydum ve terlilerimi giyip yukarıya çıktım. Tolga'nın kapısını çalıp açmasını bekledim

Tolga kapıyı açtığında beni beklemiyor olacak ki şaşırdı. Gülümsedi. Gülümsedim

"Seni seviyorum" dedi

"Bende"dedim

"Bende seni seviyorum"

SON

***

Helllloooo
Nabersinizzz
Sevdiniz mi finali?
Ay watpadde yorumlarda herkes ağladığını falan söylüyordu
Ben çok duygusal bir insan olmama rağmen yazarken ağlamamıştım
Şahsen bu finalin ağlanacak kadar üzücü olduğunu pek düşünmüyorum ama ağlayanlara saygım sonsuz
Hatırladığım kadarıyla ben kiracımı 4 veya 5 ayda bitirdim.
Bu yıl 1 Ocak'ta final bölümünü yayımladım
Kiracım benim çok sevdiğim bir kitabım
Nedense onun bende yeri çok ayrı
Bir ara mutlaka düzenlemeye almak istiyorum ama en az 1 yıl alamam gibi
Eğer düzenlemeye alırsam baştan sona tekrar yayımlarım
Herneyse
Kitap hakkında ve finali hakkında düşüncelerinizi benimle paylaşırsanız çok sevinirim.
Sizleri çok seviyorum
Kitabıma vakit ayırdığınız için çooookk teşekkür ederim
İyiki varsınızz
Başka bir kurguda görüşmek üzeree

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2.663okunma 9beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.