KİRACIM kitap kapağı

20. bölüm / 35

KİRACIM

19.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Nisa K.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 35Şu an: 19.Bölüm

Hayatımda bir çok aşk itirafı gördüm

Ama böylesini görmedim

Tolga'yla olan konuşmamızda sonra Tolga gitmişti. Çok geçmeden polisler gelmiş beni çıkarmışlardı. Sicilimde hırsızlık yaptığım gözükmüyordu. Gözükseydi katil olarak cezaevine gönderilirdim büyük ihtimalle

Kitabımı yazarken kapı çaldı. Bilgisayarı önümde ki sehpaya koyduktan sonra kulaklığını çıkarıp kapıya doğru ilerledim

Kapıyı açtığımda Tolga önümde diz çökmüş elinde yüzük kutusuyla duruyordu.

Bu bir evlilik teklifi miydi?

Evet!

Gerçekten de evlilik teklifi!

"Tolga?" Dedim şaşkın bir ses tonuyla

Yüzünde keyifli bir gülümseme vardı.

"Benimle evlenir misin küçük hanım?"

Kalbim yerinden çıkacakmış gibi atıyordu. Bir şey diyemiyorum. Evet demek istiyordum ama diyemiyordum. Şaşkındım

Tolga konuşmadığımı görünce gülümsemesi biraz soldu. Konuşamayacağımı anlayınca başımı olumlu anlamda salladım. Gülümsemesi genişledi.

Ayağa kalkıp bana sarıldı.

"Seni asla üzmeyeceğime söz veriyorum küçük hanım. Seni sonsuza dek seveceğim"

Omuzumun ıslandığını hissettiğimde bakışlarımı ona çevirdim

Ağlıyordu

Sadece o değil,bende ağlıyordum.

"Niye ağlıyorsun?" Dedim çatallaşmış sesimle.

"Mutluluktan"dedi kısık bir sesle

Bir süre boş boş durduktan sonra ona baktım

"Yüzüğü takmayacak mısın?"

Hemen kutudan yüzüğü çıkarıp parmağıma taktı.

"Kahve içer misin?"dedim

Gülümsedi. "Hastanelik olmayacaksan neden olmasın"

İçeriye geçmesi için yer açtığımda ayakkabılarını çıkarıp içeriye girdi.

"Ben bunu nasıl unuturum!"

"N'oldu?"

Ayakkabılarını giyerken "Güzelim 5 dakikalık işim var,hemen geliyorum"dedi ve merdivenlerden hızla indi

Güzelim mi?

Ay rüyada mıyım?

Değilim

Vallahi de değilim

Ayyyyyy

Kapıyı kapatıp hemen balkonuma koşup telefonumu elime aldım. Kişilerden Müge'yi bulup hemen aradım. Telefon bir kaç çalıştan sonra açıldı.

"Müge ben evleniyorum"

"Ne!"

"Vallahi"

"Ay ne ara?"

"Ay bende bilmiyorum valla"

"3 gün önce aşkını itiraf etmedi mi bu adam? Ne bu hız?"

"Bende bilmiyorum"

"Sen neyi biliyorsun acaba"

"Birazdan heyecandan bayılacağımı biliyorum"

"Sakın,bugün hastaneye gitmek falan yok"

Elimle kendimi yellerken Müge derin bir nefes verdi

"Nerede şuan?"

"Bilmem,5 dakikaya geliyorum dedi gitti"

"Ey Allah'ım Yarabbim"

Bir kaç saniye sonra kapı çaldı.

"Geldi sanırım,kapatıyorum"dedikten sonra telefonu kapattım. Koşarak kapıya doğru ilerleyip kapıyı açtım.

Kapıyı açtığımda Tolga ellerinde 2 tane kocaman poşetlerle karşımda duruyordu.

"Bunlar ne Tolga"

Poşetleri havaya kaldırdı

"Panduf"

"Ne!"

Ayakkabılarını çıkarıp içeriye girdi. Salona doğru ilerlemeye başladı"Hastaneye giderken sana birsürü panduf alacağımı söylemiştim." Bana döndü "Sözümü tuttum"

"Sen harbiden delirmişsin"

"Ben sözümü tutarım küçük hanım" dedi ve kendini koltuğa attı.

Yanına oturdum

"Düğünü ne zaman yaparız?"dedi

Bakışlarım direk ona döndü

"Abartma Tolga"

"Düğün tarihini belirlersek diğer şeylerin tarihide belli olur"

"Düğüne gerek yok ya,bir nikah kıyalım yeter"

"Eğlenmeyelim mi?"

"Eğlenelim ama düğün kadar büyük bir organizasyon yapmamıza gerek yok bence"

Bana yavru ceylan bakışları atmaya başladı"Küçük bir düğün hazırlarız"

"Üff iyi tamam"dedim. Onu kıracak değildim.

Boynuma sarıldı.

"Teşekkür ederim"

"Teşekkür edecek bir şey yok Tolga"

"Var"dedi. Hala boynuma sarılmış şekilde duruyordu

"Ney?"

"Beni sevdiğin için teşekkür ederim"

Omzuna sert olmayacak şekilde vurdum

"Seni çok seven kişi olmuştur Tolga. Seni sevdim diye bana teşekkür etmen saçma olmaz mı?"

"Olmaz"

Kollarımı ona sardım

"Neden olmaz?"

"Ben senin sevgine muhtacım Dicle. Dün,bugün,yarın. Her gün,her saat,her dakika,her saniye senin sevgine muhtacım. Sen olmazsan 1 saniye nefes alamam. Sen bana nefes almayı öğrettin Dicle. Sen bana yaşamayı öğrettin"

Bu dedikleri şaşırmama neden olmuştu. Tolga'nın böyle şeyler diyeceği hiç aklıma gelmezdi

Geri çekildiğinde dudaklarıma ufak bir öpücük kondurdu ve mutfağa gitti.

Neler oluyor bu çocuğa?

Az önce beni öptü!

Delirdi bu iyice hâ

Onun peşinen bende mutfağa gittiğimde cezveyi çıkarmış kahve yapıyordu.

"Sen kahveyi şekersiz içiyormuşsun. Bunu söylemek için biraz geç kaldım ama neyse. Kahveyi şekersiz içmene rağmen benim sana yaptığım o şekerli kahveleri nasıl içtin?"

"Sen yaptın çünkü"

"Ya kahvenin içine zehir atsaydım,o zaman ne yapcaktın?"

"İçerdim"dedi rahat bir tavırla

"Ölseydin?"

"Bir bildiği var ki beni öldürdü derdim"

"Mal mısın? Seni öldürüyorum,nasıl bir bildiğim olabilir?"

"Ne bileyim. Yaşamasına gerek olmayan bir insanımdır belki"

"Oha Tolga"

"Aşkta her yol mübahdır küçük hanım"

"Aynen,ondan"

Dolaptan fincanları çıkarıp kahveyi fincanlara koydu.

"Sen bunların yerlerini ner'den biliyorsun?"

"Senin kahveme 1 yemek kaşığı dolusu tuz attığın gün mutfakta seni izliyordum ya , o zaman öğrendin işte"

O an kahveleri değiştirip zehirlenmeme neden olduğu aklıma geldi. Kollarımı önümde birleştirip saçlarımı savurdum ve salona doğru ilerledim.

"Ya ne yaptım ben yine?"

"Beni zehirledin"

Elinde tepsiyle yanıma geldi

"Üzerinden o kadar zaman geçti,şimdi mi trip atıyorsun?"

Duraksadım "Evet"

Bir fincanı alıp elime tutuşturdu

"Hadi hadi,boş yapma. Trip atacak gün değil"

Kahvemden bir yudum aldığımda bildirim sesi geldi. Telefonuma baktığımda annemin mesaj attığını gördüm. Kadına uzun zamandır yazmıyordum. Merak etmiş beni canım anam

Onu aradığımda telefon direkt açıldı

"Kız Allah canını almasın bizden habersiz neler yapmışsın neler! Maşallah! Bir çocuğunun olmadığı kalmış! Ne ara biriyle tanıştın,anlaştın da evlenmeye karar verdin?! Birde veled yapaydın! Torunların olduktan sonra bizi arardın öyle daha iyi olurdu hâ ne dersin?!"

Annemin konuşması bitince uzaklaştırdığı telefonu yeniden kulağıma dayadım.

"Nasılsın annecim iyi misin?"

"İyi miyim?! Bir sor bakayım iyi miyim? Kızım evleniyor,bize de hiç bir şey söylemiyor ve ben çok iyi olucam! Oldu ya!"

"Bende iyiyim,sorduğun için saol. Babam nasıl?"

"Baban iyi! Senin evleneceğini duymadı daha! Duysun tekrar sorarız nasıl diye!"

"Ne! Kim evleniyor?!"diyen babamın sesini duydum

Yandık!

Bittik!

Kül olduk!

"Kızın ne ara tanıştığını bilmediğimiz biriyle evleniyor"

"Ya annecim abartma yâ! Sizi aramayı unutuyorum o kadar. En iyi sen biliyon benim balık hafızalı olduğumu. Unutuyorum sürekli. Sabah kalkınca bugün annemgil arayacağım diyorum sonra bir şeyler oluyo unutuyorum. İnsanım bende ama,unutmam gayet normal değil mi?"

"Annecim senin unutmam gayet normal. Evet insansın ama, bir insan ailesini aramayı 1.5 aydır nasıl unutabiliyor biz onu anlamıyoruz bir tek"

"Ben anlıyorum hanım!"diye arkadan seslendi babam

"Unutma,kızım unutkanlık özelliğini benden aldı. Kendi adına konuş"

Babamın dediği gülmeme neden olurken annemin söylenişi hemen ciddileşmeme neden oldu.

"Annecim,ben sana demiştim ya kirada olan evimi biri kiraladı diye. Hâ o kişiyle ben baya anlaştım,kaynaştım,konuştum,sohbet ettim,gezdim,tozdum,ettim en sonunda anlaştım. 3 gün önce bana aşkını itiraf etti,bugünde evlenme teklifi etti. Bende sevdiğim için kabul ettim. Ne var bunda?"

Derin bir nefes verdi

"Ya kızım,özür dilerim. Yükseldim bir anda böyle. Aslında süpriz olacaktı ama neyse söyleyim. Biz 1 hafta sonra yanına geliyoruz. Tanıştırırsın bizi damat adayıyla olur mu?"

"Olur annecim. Neyse,sen babama abime selam söyle. Kapatıyorum şimdi"

"Aleykümselam kızım. Sende damat adayına selam söyle."

"Aleykümselam annecim. Hadi görüşürüz"

"Görüşürüz kızım"dedikten sonra telefon kapandı

"Annen biraz sinirlendi sanırım"

"İlk başta sinirliydi ona haber vermediğim için ve haklı yani. 1.5 aydır arayamıyorum bir türlü. Haliyle ona haber veremedim. Oda onlara haber vermeden arkalarından iş çevirdiğimi sandı. Daha sonra ona açıklayınca sakinleşti zaten"

"Annenle tanışmak için sabırsızlanıyorum"dedi kahvesini sehpaya bırakırken

"1 hafta sonra tanışcaksın merak etme"

"Nasıl?"

"1 hafta sonra geliyorlarmış. Tanışırız şu damat adayıyla dedi. Ha birde selamı var sana"

"Aleykümselam,aleykümselam da ya annen beni sevmezse?"

"Niye sevmesin canım? Maşallah. Hiç bir kusurun yok,boyun hariç. Benden birazcık,çok ama çok az uzunsun ama bir şey olmaz bence"

Bana inanamaz şekilde baktı

"Küçük hanım farkında mısın bilmiyorum ama sen 1.50'sin,ben ise 1.90'ım. Aramızda 40cm var"

"Olabilir. Bunlar çok büyük şeyler değil sonuçta" dedim emin olmayarak

"40 cm büyük değil mi?"

"Yuoo"

"Neyse,sana laf anlatmak zor. Üstelemicem daha"

"Üff,çok sıkıldım be,bişi yapak"

"Ben gelmeden önce ne yapıyordun?"

"Kitap yazıyordum"

"Tamam o zaman,şöyle yapalım. Sen kitabını yaz bende senin yazdıklarını okuyayım olur mu?"

"Benim yazdıklarımı değilde sana önerdiğimi oku olur mu?"

"Tamam,sen nasıl istersen. Akşam da yemeğe çıkarız olur mu?"

"Olur"

Ayağa kalktığım da mutfağa doğru ilerledim. Oda peşimden tepsiyi alıp geldi. Ay tam bir ev hanımı ya

Dolaptan 2 içecek alıp balkonuma girdim. Oda peşimden geldiğinde balkonumu incelemeye başladı.

"Vayy" dedi

"Çok güzel yapmışsın sen burayı"

Kitaplığımda kitap bakarken saçlarımı topluyordum. "Tabiki de çok güzel. Ben yaptım çünkü" daha sonra bulduğum kitabı raftan çıkarıp ona uzattım. "Al bakalım"

Uzattığı kitabı aldıktan sonra kendini pufa attı. Bende pufuma oturduktan sonra bilgisayarı kucağıma aldım. Müzik açtıktan sonra iyice yerime yerleştim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2.653okunma 11beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.