KİRACIM kitap kapağı

23. bölüm / 35

KİRACIM

22.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Nisa K.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 35Şu an: 22.Bölüm

"Hamileyim"

Herkesin bakışları bana döndü. Tolga dahil

Babam bir anda öksürmeye başlayınca hemen bir bardağa su doldurup babama uzattım

"O çocuk yalan söylemiyor muydu Dicle?"

Gülümsedim

Hemen odama doğru koştum ve tahmin ettiğim gibi annem terliğini attı. Tutturamadı ki

"Ya anne vallahi açıklayabilirim"

"YA SEN NE ARA ÇOCUKLA ANLAŞTINDA ÇOCUĞU YATAĞA ATTIN. HAYIR ELİ YÜZÜ DÜZGÜN ÇOCUĞU YATAĞA ATMAK NE DEMEK? ÇOCUĞUN NE GÜNAHI VARDI? BU ÇOCUK NE YAPTIDA YATAĞA ATTIN?HAMİLEYİM NE DEMEK? DAHA EVLENMEDİN BİDE! EVLENSEN HADİ NEYSE DİCEMDE EVLENMEDİN EVLENMEDİN DAHA YA! YAZIKLAR OLSUN SEN BÖYLE BİR KIZ MIYDIN? BEN SENİ BÖYLE Mİ YETİŞTİRDİM?"

Annemin tek nefeste söylediklerini dinlerken kapıyı kilitlemiş kapıya ne olur ne olmaz sarılmıştım.

Annemin konuşması bitince kaşlarımı çatıp ağlamış bir sesle konuşmaya başladım

"Aşk olsun anne ya. Ne demek yatağa atmak falan. Hayır hadi onu geçtim niye çocuğu yatağa ben atıyorum? Hem sen bana bir şeyler öğretmedin ki bu konu hakkında. Ayrıca sen bu zamana kadar onca şey yaptım kızmadın niye şimdi kızıyosun? Sen bana hiç terlik atmazdın, n'oldu şimdi ya?"

"Hamile oldun kızım. Ben senin hamile olduğunu söyleyince terlik atmayacaksam sırf Türkçe'den30 aldın diye mi atayım terliği? Hem aklıma gelmişken,sen nasıl Türkçe'den 30 aldın ya?"

"Ya anne sınava çalışamamıştım,bende yanımda oturan yabancı kızdan kopya çekmiştim. Hem,şuan konumuzla ne alakası var?"

"Ya salak kızım benim. İnsan yabancı kızdan Türkçe sınavında kopya çeker mi?"

"Ya anne ner'den bileyim ya,cahilim o zamanlar"

"Hala cahilsin kızım. Olmasan çocuk yapmazdın"

"Ya anne ne abarttım ya"

"Ne mi abarttım? Hamileyim dedin kızım,ne abartması"

"Ya ne var ki bunda?"

"Çocuk var kızım"

Dayanamayıp kapıyı açtım ve çatık kaşlarla anneme baktım

"Alt üstü şaka yapalım dedik amma da abarttınız ya" deyip kollarımı önümde bağlayıp salona doğru ilerledim

"Şaka mıydı gerçekten?"dedi annem inanamaz bir sesle

"Tabi şaka olucak. Ben bir erkeğin bana dokunmasına izin verir miyim sanıyorsun?"

Rahatlamış bir şekilde ses verdi

"Off kızım ödümüzü kopardın ya. Böyle şaka mı olur?"

"Size de yazıklar olsun. İnsan dinlemeden kızını suçlar mı? Ne belli zorla hamile kalmadığım?"

"Tövbe de kızım. Olur mu öyle şey?"

Tekrar masaya oturduğumda somurtarak masadakilere baktım. Bu akrabalar ne ara geldi ya? Iyy,bide hiç sevmediklerim gelmiş

"Siz ne ara geldiniz ya?" Dedim hiç çekinmeyerek

"Ştt kızım. Denir mi öyle?"

"Burası benim evim anne. Giren çıkan beni ilgilendirir herhalde"

"İnsan az misafirperver davranır. Somurtulmaz misafire" dedi teyzelerden biri

"Birinin evinede izin almadan gelinmez ama" dedim yine aynı ses tonuyla. Gelmiş bana ders veriyo utanmadan bide

"Biz annene söyledik bir kere. Annen de sana söylemiştir"

"Ama burası benim evim,bana sormadan gelemezsiniz. Ayrıca izin verdiğimi ner'den çıkardınız?" Dedim ciddi şekilde. Anneme söylemişmiş. Anam mı yaşıyo burda?

"Cıc cıc cıc. Terbiye kalmamış bu gençlerde"

"Utanma kalmamış sizlerde de"

"Tamam kızım yeter bu kadar"dedi annem

"Asıl size yeter. Gençlerin üzerine geliyorsunuz da geliyorsunuz. Bir kere düşünmüyorsunuz bu gençler 'nasıl,iyi mi kötü mü? Biz böyle diyoruz ama dediklerimiz onları nasıl etkiliyor? ' diye bir kere düşündünüz mü? Hayır. Anca ayıplamalar,laf yetiştirmeler. Bir kere de bizi düşünün be"

"Kızım haklı" dedi aslan babam

"Anca onlara laf yetiştiyorsunuz"

"Sizde yapmıyor musunuz Mustafa Bey?"

"Hayır,ben asla kızıma bağırmadım ,çağırmadım,onu ayıplamadım,gidipte elalemin çocuklarıyla kıyaslamadım. Kızım güzel ne yaptıysa onu destekledim arkasında durdum. Hata mı yaptı? Ona bağırmadan,çağırmadan nazik bir dille onunla konuştum doğruyu yanlışı anlattım ve kızım da bir daha yapmadı. Sizin gibi büyütmedim ben çocuklarımı" diye ağızlarının payını verdi babam

Dicek bir şey bulamayınca önüne dönüp yemeğini yemeye başladı

Sırıttım

"Doğru söze ne denir" dedi Tolga

Herkes yemeğini yedikten sonra masayı toplayıp bulaşıkları makineye yerleştirdim. Umarım çalışır. Tek başıma yaşadığım için ve misafir gelmediği için kullanmıyorum,inşallah bir şey olmamıştır

Çay da kaynayınca Tolga'ya sehpaları çıkarmasını söyledikten sonra çayın yanına çerez koyarken Tolga yanıma geldi.

"Ha Tolga. İçeride kaç kişi varmış baksana bi"

"Sevgilim bana böyle şeyler söyleme. Ben yapamam. Yakalanırım kesin"

İnanamaz şekilde ona baktım

"Ya insan sehpaları koyarken sayar hiç yokken ya. Annen hiç saydırmadı mı sana misafirleri küçükken?"

"Saydırdı saydırmasına da hep misafirler beni kucağına alıp sevdikleri için sayamadım"

"Off Tofga off"

Salonun kapısına kadar geldikten sonra herkesi çekinmeden parmağımla göstere göstere saydım. Daha sonra mutfağa gelip 17 bardak çıkarıp tepsiye yerleştirdim

"Hayır 15 kişi misafirliğe gelemek ne demek ya? Ben 5 kişi ailemle mutlu mesut çayımı içecekken neden akrabalarım gelip onların dedikodularını yapmamızı engelliyor ki? Anlamıyorum? Hayır hadi onu geçtim," Tolga'ya döndüm

"Dedemin teyzesinin torununun çocuğu ne alaka ya?"

"Oha" dedi Tolga

Bardaklara çayı koyduktan sonra Tolga tepsiyi almak için yeltendiğinde elini itekleyip tepsiyi elime aldım. Ona dönüp"Ben tepsiyi tutucam sende bardakları koyacaksın tamam mı?" Dedim

Onaylar şekilde başını salladı

Salona doğru ilerledikten sonra babamın ve annemin olduğu sehpanın önünde durdum.

Annem "Kızım ilk önce misafirlere çay versene"diye fısıldadı

"Onlar uzaktan akraba. Ben yakınlıklara göre çay veriyorum. Onlara en son vericem" dedikten sonra onların önünden ayrılıp daha yakın olan akrabalarımız önünde durdum ve Tolga'da çaylarını koydu.

En son dedemin teyzesinin torunun çocuğuna çay koyduktan sonra soğumuş olan çayımın başına oturdum. Elbette en yakın biz olduğumuz için ilk bize çay koymuştum

Çaylarımızı içtikten sonra meyve yok bahanesiyle akrabaları gönderdim. Ardından meyveleri yıkayıp annemgilin olduğu sehpaya ardından da Tolga'yla benim sehpama meyve tabağı hazırladım

"E kızım hani meyve yoktu"

"Onlara yok anne"

"Hayır, anlamıyorum senin bu misafirlere karşı olan nefretini. Kime çektin sen ya?"

"Bana çekmiş hanım. Bende misafir sevmem. Hele akrabaları,hiç sevmem"

"Ay onu bunu boşver anne de. Hani şu bana laf atan dedemin teyzesinin torunu varya. O çok fenaymış kız. Kendine sosyal medya hesabı açmış,sanki çok bir şey biliyormuş gibi yemek videoları çekiyor. Hayır,onu geçtim kamerası çok kötü ya. Video kalitesizliğinden ne yaptığı anlaşılmıyor. En az karakteri kadar videosu dandik"

"Ay valla mı?"dedi annem şaşkınlıkla

"He valla. Sen ilk önce yemek yapmayı öğren sonra gel bana ders ver dicektim de demedim. Gelmiş bide bana takip isteği atıyor. Bir sor bakayım ben seni seviyor muyumda beni takip etmene izin vereceğim. Aklı sıra benim naptığımı görücek, dedikodumu yapıcak elalemle. Ama ben bunları yer miyim? Asla"

"Aslan kızım benim, afferim sana. Sen bana fake hesap açta göreyim ben ne yapıyormuş"

Annem elektronik cihazlara ve sosyal medyaya oldukça hakim bir kadındı. Sadece fake hesap açacağı zaman koyacağı ismi bulamıyordu

Annemden telefonunu alıp sosyal medyaya girdim. Hesap oluştura tıkladıktan sonra ismi yazdım

'çaklıtlısütaşığı'

Şifreyide koyduktan sonra şifreyi ss alıp hesabı oluşturdum. Profil fotoğrafına da çikolatalı süt içen kedi koyduktan sonra o kadının hesabını takip edip telefonu anneme uzattım

"Al,açtım hesabı. Sakın teyzemle konuşcam diye yanlışlıkla bu hesabını kullanma."

"Tamam tamam. Dikkat ederim"dedi telefonu alırken

Teyzem akrabalarım arasında en sevdiğim kişiydi. Annem ile 7/24 konuşur bütün sülalenin dedikodusu yaparlardı. Ve bunlara bende dahil olurdum.

Meyvelerimizi yedikten sonra annemgil uyumak için misafir odalarına gittiler. Abim ise yengemle konuşacağını söyleyip kapıya indi. Yengemle kavga mı ediyorlar acaba?

Tolga ise daha fazla rahatsızlık vermek istemediğini söyleyip gitti.

Ben ise balkomda oturmuş kitap yazıyordum. Kahvemden içerken kapı tıklatılma sesi duydum. Abimdi büyük ihtimalle.

Kimseyi uyandırmamaya çalışarak kapıyı açtığımda ağlayan abimi gördüm

"Abi"

Hiç birşey demeden bana sarıldı. Sarılmasına karşılık verirken ona soru sormaya devam ediyordum.

"Abi n'oldu neden ağlıyorsun. İnci ablayla kavga mı ettiniz ne oldu?"

O omzumda hıçkırarak ağlarken kapıyı kapatıp onu kendimden ayırdım ve ona baktım.

"Abi ne oldu anlatacak mısın?"

"Bir yere otursak"dedi

"Tamam sen balkona geç. Ben sana kahve yapıp geliyorum hemen"

Başını salladı ve ağlayarak balkona doğru ilerledi

Hemen abime kahve yapıp balkona yanına gittim. Hala ağlıyordu

Kahveyi ona uzatıp yerime oturdum

"N'oldunu anlatacak mısın?"

"İnci" dedi.

"Nolmuş İnci'ye?"

"Yanlışlıkla bağırdım ona. Ama istemeden oldu yemin ederim. Fark etmedim bağırdığımı. Ben ona isteyerek bağırır mıyım hiç Dicle? Ben ona dokunmaya kıyamıyorum nasıl ona bağırayım?"dedikten sonra daha çok ağlamaya başladı. Yanına gidip ona sarıldım

"Neden kavga ediyorsunuz ki? Ne olduda ona istemeden bağıracak duruma geldin?"

"Bana 1 haftadır babasını özlediğinden bahsediyordu. Ben de onu hep dinliyordum. Bugün senin evine gelmeden önce aradı beni konuştuk. Çok ağlıyordu Dicle. Diğer günler de ağlıyordu ama bugün çok daha fazla ağlıyordu. İçim gitti o ağlarken. O böyle ağlarken ben onun yanına gidip sarılamıyorum, saçlarını okşayıp avuçlarından öpemiyorum. Hiç birşey yapamıyorum Dicle. Çok çaresizim" dedikten sonra yine ağlamaya başladı

Saçlarını okşarken abimi düşündüm. Yengemi böylesine seven,kırmaya kıyamayan bir abim nasıl ve neden bağırmış olabilir ki?

"Peki sen neden yengeme bağırdın ki?"

"O bana "Sen beni anlayamazsın ki. Senin baban asla senden ayrılmadı" dedi. Bende babamın sürekli işle meşgul olduğunu, onu sınırlı vakitlerde gördüğümü söyleyince daha çok ağlayıp "Sen asla ama asla beni anlayamazsın" diyince istemeden bağırdım. Biliyorum çok yersiz ama o an beni anlayamazsın demesi sinirlendirdi beni. Ben onu anlamasam neden ona bu kadar değer vereyim,onunla evlenmek isteyim? Ben onu anlıyorum ki onunla böyle bir yola çıkmışım. O ise gelip onu anlamadığımı söyleyince anlık sinirle bağırdım ona sonra da kapattı zaten"

Ne zaman ne ara ağladığımı bilmiyorum ama kendimi ağlarken buldum. Ağladığımı belli etmemeye çalışarak abimin saçlarını okşamaya devam ettim

"Ben ona bağırdım Dicle. Kendimi asla affetmeyeceğim. İsterse o beni affetsin,ben kendimi asla ama asla affetmeyeceğim"

Gözlerimi sildikten sonra abimin saçlarını okşamayı bırakıp kendimden ayırdım onu. Ona baktığımda neşeli,mutlu abimi değil yıkılmış,iç dünyasında kendi kendini yiyen,berbat abimi gördüm. Onu kendime çekip sarıldığımda ağlamaya devam etti

Abim çok ince ruhlu biriydi. Birini kırmaktan üzmekten çekinirdi. Özellikle İnci Ablayı

Abim İnci Ablaya bu zamana kadar asla bağırmamış,hep onu anlamış onunla birlikte olmuştu. Her zaman İnci Ablanın avuçlarından öperdi küçükken babasının cetvelle sertçe vurduğu yaraların iyileşmesi için. Yengem anlamıyor olabilir belki ama abim ona çok değer veriyor ve onu çok seviyor.

°°°

Kahvaltı masasını hazırlarken kapı çaldı. Kapıyı açtığımda karşımda ellerinde bir buket çiçekle birlikte bana gülümseyen Tolga'yı gördüm.

"Ben geldim"

"Hoşgeldin"

Elinde ki buketi aldıktan sonra ayakkabılarını çıkarıp içeriye geçti.

Dün gece abimle biraz daha konuştuktan sonra kahvelerimizi içmiş ardından yataklarımıza geçmiştik. Ama o uyumadı biliyorum. Ben yatağıma geçtikten sonra kapı açılma sesi duydum.

Abim üzgün olduğu zamanlar geceleri dışarı çıkar ve sessiz şekilde ağlayıp eve gelirdi ve kimseye hiç birşey çaktırmazdı. Anlardım ama ben. Sorardım ona ne olduğunu ama yok bir şey diye geçiştirirdi beni.

Kahvaltı için çayları koyduktan sonra annem geldi

"Ooo benim kızım neler yapmış ya. Maşallah benim kızıma"

Kahvaltımızı yaptıktan sonra abim telefonla konuşacağını söyleyip evden çıktı.

Biz ise çay demleyip asla izlenmediğini bilmediğimiz halde televizyonu açıp konuşmaya başladık. Babam Tolga'ya nereli olduğunu,ne iş yaptığını falan sorarken biz annem ile akrabaların dedikodusunu hatta dün ki kadının videoları hakkında konuşuyorduk.

Kapı çalınca koşarak kapıyı açmaya gittim. Kapıyı açtığımda karşımda gözlerinin içi parlayan abimi gördüm. Aramızda sözsüz bir bakışma geçti. Anladım. İnci Abla affetmişti abimi. Ama biliyorum. Abim asla kendi affetmeyecekti

Abim salona geçtiğinde ona çay koymak için mutfağa ilerledim. Abime çay koyarken yanıma Tolga geldi.

"Abinle çok iyi anlaşıyorsunuz sanırım"

Kaşlarım çatıldı

"Evette sen bunu ner'den biliyorsun ki?"

"Dün gece hava almak için dışarı çıktığımda abini gördüm. Ağlıyordu. Ne olduğunu sorunca bana senden bahsetti. Senin ne kadar iyi bir kardeş olduğundan seni haketmediğinden falan bahsetti. Orda anladım ben,abin seni çok seviyor. Ne yalan söyleyim imrenmedim desem yalan olur. Asla benim abim öyle biri değil. Genellikle beni umursamaz halimi hatrımı bile sormaz. Herneyse,abini çok sevdim. İyi bir adam." Dedi. Abim beni haketmediğini mi düşünüyordu gerçekten? Ve bunun için ağlamış mı? Anlaşıldı. Abimi bıktırana kadar sarılıp öpmek farz oldu bana. Ayrıca,Tolga neden bana abisinin olduğunu söylemedi ki?

"Senin abin mi var?" Dedim şaşkınlıkla

"Evet. Yani pek abi sayılmaz ama var işte. Neyse,ben gidiyorum" dedi ve gitti

Her şeyi düşünürdüm ama Tolga'nın abisiyle sorunu olacağını asla düşünmezdim.

Abimin çayını aldıktan sonra bende salona doğru gittim. Çayı abime verdikten sonra yerime oturdum ve annemle olan dedikoduma devam ettim

Her ne olursa olsun,kim ne derse desin. Ben ailemi çok seviyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2.641okunma 7beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.