30. bölüm / 32
Kaybetmeden Önce Kaybolmak30 - Düzenli
Bölümler 32Şu an: 30 - Düzenli
- 1 1 - Yeni Okul, Yeni Yüzler652 kelime
- 2 2 - Kim Bu Kız?550 kelime
- 3 3 - Başkanlık Seçimi383 kelime
- 4 4 - Sınav Haftası.342 kelime
- 5 5 - Matematik Sınavı418 kelime
- 6 6 - Beden Eğitimi Sınavı315 kelime
- 7 7 - Beden Eğitimi Sınavı (2)506 kelime
- 8 8 - Gerilim393 kelime
- 9 9 - Çözüm702 kelime
- 10 10 - Kitapçı719 kelime
- 11 11 - Ertesi Gün781 kelime
- 12 12 - Lisans Mı?725 kelime
- 13 13 - 'Arkadaşlarla' Takılmak562 kelime
- 14 14 - 'Arkadaşlarla' Takılmak (2)710 kelime
- 15 15 - Karar439 kelime
- 16 16 - Okul Maçları615 kelime
- 17 17 - Okul Maçları (2)852 kelime
- 18 18 - Kitap Seçimi793 kelime
- 19 19 - Kapıda Kaldım604 kelime
- 20 20 - Aramamak, Aramak ve Sonunda Bulmak387 kelime
- 21 21 - Karne Günü566 kelime
- 22 22 - İçimi Isıtıyor966 kelime
- 23 23 - Kar Tatili535 kelime
- 24 24 - Okula Dönüş373 kelime
- 25 25 - Dertleşme744 kelime
- 26 26 - Mangal1.012 kelime
- 27 27 - Aquapark720 kelime
- 28 28 - Aquapark (2)779 kelime
- 29 29 - O Gün498 kelime
- 30 30 - Düzenli507 kelime · Okuduğun bölüm
- 31 31 - Kapı Aralandı398 kelime
- 32 32 - Pazartesi533 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gruptan mesajlar akıyordu, "Deniz'in babası, çatışmada vefat etmiş." yazdı Miray.
"Cenazesine gidelim, en kırılgan anında ona destek olmalıyız." yazdı Kenan.
"Kesinlikle, zor zamanlar geçiriyor olmalı." Üzgün emoji attı Bekir.
"Gidelim." tek kelime Şimal'den.
30 Temmuz, cenaze günü.
Bizimkilerle buluştuk ve cenazeye gittik. Deniz oradaydı, tek başına... izole şekilde. Yere bakıyordu, bize bakmıyordu bile. Miray Deniz'e doğru adım attı fakat Şimal kolundan tutup başını iki yana salladı.
Tabuta döndüm, üzerine Türk bayrağı koymuşlardı. Şehit olmak... Gurur verici. Fakat arkasında bıraktığı yıkım... Deniz'e döndüm.
Herkes ağlıyordu, Deniz kendini tutuyor gibiydi. Deniz'in annesi Deniz'e sarılarak ağlıyordu. Deniz ise geri sarılmıyor, sadece tabuta bakıyordu.
Bizler ise tam Deniz'in arkasındaydık. Annesi tabuta sarıldı.
Deniz bir anda ağlamaya başladı yüksek sesle, hıçkırarak. Bize doğru döndü ve kafasını Kenan'ın göğsüne koydu, Kenan ona sıkıca sarıldı. "Yanındayım..." diye fısıldadı kulağına.
Deniz'i hiç bu kadar kırılgan görmemiştim, Kenan'ın göğsünde ağlıyordu. Deniz'in omzuna elimi koydum. Gözlerimden yaşlar akmak üzereydi, kendimi tutuyordum. Deniz bana baktı ve yavaşça sarıldı, ben ise ona sıkıca. "Yanındayız." dedim.
Bütün grup geldi ve Deniz'e sıkıca sarıldı, Deniz bizimle konuşmuyordu sadece ağlıyordu.
4 Ağustos.
"Evet evet, yine ben."
Oturdum kapının diğer tarafına.
"Bugün Poyraz ve Bekir'in neler yaptığına inanamayacaksın! Bu salaklar..."
Tek taraflı konuşmaya devam ettim. Elimi kapıya koydum.
15 Ağustos.
"Bugün ne oldu biliyor musun? Miraylarla denize gittik ve..."
Konuşma hâlâ tek taraflıydı. Yanıt vermiyordu.
1 Eylül.
Kapıyı çaldım, gülümsedim.
"Hoşgeldin, Ege'ciğim. İçeri buyur."
Her gün buraya geliyorum, onun için.
"Her gün buraya gelmek zor olmalı, Deniz yanıt veriyor mu peki?" dedi çay demlerken.
"Henüz değil, acele etmesine gerek yok. Sadece... Onun yanında olduğumu bilmeli." çayımı aldım ve onun odasının kapısının önüne geçtim, bağdaş kurdum ve oturdum.
"Bugün nasılsın?" Yanıt yok.
İçeriden adım sesleri geldiğini duydum, içimi umut kapladı. Belki sonunda onu... görebilecektim. Kapıyı açan olmadı.
"Beni duyuyor musun?"
Yanıt yok.
"Kapının önündesin... bunu biliyorum. Beni dinliyorsun." İçim hüzünle doldu.
"Özledim... Seni çok özledim. Ben... Sen beni nasıl o çukurdan kurtardıysan..." Alnımı kapıya yasladım, sesim titriyor ve boğazım düğümleniyordu. "Ben de seni kurtaracağım."
10 Eylül.
"Hadi internet kafeye akalım!" diye attı Bekir.
"Sarar lan he!" Poyraz kabul etti.
"Arabayı yıkamam gerek, beni saymayın beyler." sigara dumanını üfledi Kenan.
Bekir bana döndü, "Ne dersin, Ege?"
"Beni de saymayın, işim var." Çantamı topladım, masanın üstünden kağıtlarımı elime aldım. Daha doğrusu onun kağıtlarını.
"Yine mi Deniz?" dedi Bekir.
Başımla onayladım.
"Sürekli onu düşünüyorsun, her gün oradasın." dedi Bekir.
"Onu yalnız bırakamam." Çantamı sırtıma geçirdim. "Bir ara takılırız, şu an değil."
Kapının önüne geldim.
"Naber, Deniz?"
Bu sefer oturmadım, elimde kağıtlar vardı. Ödevler.
"12. sınıf başladı..." Elimdeki ödevlere baktım. "Bugün edebiyatta İslamiyet öncesi Türk edebiyatı ile başladık. Şimdi konular şöyle..." Uzunca anlattım.
"Öğretmenler seni sordu, seni bekliyorlar. Güçlü olduğunu biliyorlar."
Yine adım sesleri... Elimi kapıya koydum.
"Seni uzun zaman sonra ilk kez Zindan Avcısı'nda aktif gördüm. Bu beni umutlandırdı... Her neyse, ödevlerini getirdim."
Kapının önünde eğildim ve kapının altındaki aralıktan kağıtları attım, atarken gözüm içeriye kaydı. Kapının önündeki ayaklar... Gerçekten de oradaydı. Hafifçe gülümsedim.
"Yarın tekrar geleceğim." Sırtımı döndüm. "Her zamanki gibi."
"Gününü anlatmadın."
Gözlerim büyüdü ve hemen kapıya döndüm. Artık göz yaşlarımı tutamıyordum bile, akmayın... Akmayın.
Bölüm etkileşimi
