9. bölüm · Kaybetmeden Önce Kaybolmak

9 - Çözüm

kepo cav

12. sınıflar da Kenan'ı süzdü sonrasında ise Kenan'ın ekibini. Elindeki cüzdanı, benim cüzdanımı çaktırmadan yanıma bıraktı. Kenan kızarıklık ve morarmalarla dolmuş yüzümüze baktı, sonrasında ise 12. sınıflara.
"Bir sorun mu var? Bunlar bizim sınıftaki çocuklar." Sigarasından bir çekim aldı.
12. sınıflar birbirlerine baktı, artık kapana kısılmışlardı. Kalabalıktan korkmuş olacaklar ki gergin bir şekilde geri adım attılar.
"Biz sadece sigara istemiştik ve..." Kenan, adamın sözünü kesti.
"Ve sonu kavgayla mı bitti?" Kollarını kavuşturdu, gözlerini onların üzerinden hiç ayırmıyordu.
"Bizim hatamız..." Diye ekledi adam. "Daha fazla sorun çıksın istemeyiz." Bizden uzaklaştılar.
Kenan kaşlarını çattı. "Kaybolun." Duman üfledi.
Klasik "kurtarıcı havalı sınıf başkanı" tipi. Aman ne hoş. Küçük klişe çetesiyle bizi kurtarmaya geldiler, şimdi kesin bize artist artist davranacaklar. Kafa kaldırmaz bunları, uğraşacak halim de yok zaten. Hâlâ nefes alırken kaburgalarım acıyor. 12. sınıflara baktım. Topukları kıçlarına vura vura kaçtılar, Bekir yerde yatarken onların çaresiz hâllerini izledi ve sırıttı.
"Kanka... kavga etmekte berbatsın lan." kafasını bana döndürdü.
Ben de kafamı ona döndürdüm, ne dememi istiyordu ki zaten. Buna ne cevap vermeliyim?
Kafamı tekrar gökyüzüne çevirdim, bulutları izlemeye başladım.
"Hayatımda hiç kavga etmedim. Hiç biriyle kavga edecek kadar yakın olmadım."
Birden gülmeye başladı Bekir, omzuma bir yumruk çaktı. "İnsan yine de iki fiske isabet ettirir lan! Harbi bu kadar kötü olmak için ekstra çaba lazım."
Kenan'ın adım seslerini duydum, önümde çömeldi. "Ege, iyi misin dostum?"
Hey hey... noluyor lan? Bir Bekir bir Kenan, kurtarılmaya ihtiyacım yok. Prenses değilim ben, camdan yapılmadım. Kenan elini uzattı. "Kalkabilir misin?"
Elini tuttum ve Kenan'ın desteğini alarak ayağa kalktım, hâlâ karnımı tutuyordum. Bekir ise Poyraz'a bakıyordu.
"Beni kaldırmayacak mısın kanki?" dedi Bekir. İronik, sanki yardım bekliyordu.
"Senin pis ellerine dokunacağıma 100 yıl boyunca kiremit tokatlarım daha iyi!" Madem bu kadar titizsin... Neden buradasın ki Poyraz?
Bekir'in yanına yürüdüm, elimi uzattım. Kocaman gülümsedi ve elimi kavradı, çok güç vermeden kalktı.
"Poyraz... Bittin oğlum sen. Seni kısa velet!" Bekir Poyraz'ın üstüne yürümeye başladı, Poyraz ise gülerek koşmaya başladı. Onları izlerken Kenan yanıma geldi ve sigara uzattı, başımı iki yana sallayarak reddettim.
"Pekâlâ... Bu arada, dudağın kanıyor Ege. Bir revire gösterelim seni. En azından yara bandı falan yapıştırırlar."
Neden umursuyorsun ki, beni tanımıyorsun bile. Ayrıca... Neden kibirli değilsin. Bekir yanımızda durdu ve soluklandı, Kenan'dan bir sigara aldı ve yaktı.
"Poyraz şerefsizi... kısa ve kıvrak. Aynı zamanda hızlı. Tam bir baş belası."
Kenan gülümsedi. "Sizin şu tartışmalarınız yok mu..."
Bekir ekledi "Ayrıca hiç de gelmene gerek yoktu kanka. Gayet iyi hallediyordum ben, dimi Ege? Konuşsana lan, öv beni azıcık!"
Kenan derin bir iç çekti, "Tabii... Ne demezsin. Kurtarmaya falan gelmedik zaten. Edebiyat etütüne kalmıştık okul çıkışı. Etüt çıkışı buraya tüttürmeye geldik, Tesadüfen yani. Asıl siz ne ayak?" Duman üfledi.
Bekir hemen lafa atladı ve heyecanlı şekilde anlatmaya başladı. "Durakta bekliyordum, kitapçıya çalışmaya gidecektim. Ege de oradaydı, bi anda 12. sınıf aptallar geldi ve Ege'den haraç kesmeye çalıştılar. Ben de durur muyum, hemen boylarının ölçüsünü aldım!"
Keşke bağırırken tükürük bezlerine hâkim olsan. Bir dakika, kitapçı mı?
"Kitapçıda mı çalışıyorsun?" Bekir'e döndüm.
"Okul sonrası, harçlık için. Noldu ki?"
Alnımdaki teri sildim. "Aslında bende yarınki edebiyat sınavı için kitap bakmaya gidiyordum."
Kenan sigara izmaritini yere attı ve üzerine bastı. "Ben sizi bırakırım, araba var. Hem evim o taraflarda."
Araba mı... kaç yaşında lan bu? Daha 11. sınıfta ne arabası?
Bakışlarımı fark etmiş olacak ki ekledi. "1 yıl geç başladım. Çoktan 18 oldum ve ehliyetim var, sorun olur mu? Güvenir misin bana?"
Kendimi pahalı olmayan ama kesinlikle külüstür olmayan bir arabanın içinde buldum, Bekir kafasını sunrooftan çıkarıp bağırıyordu. Simsiyah saçları rüzgarla beraber dalgalanıyordu. İnanılmaz gürültülü bir rap şarkısı eşliğinde kitapçıya doğru yoldaydık. Ben ise ön koltuktaydım. Poyraz Bekir'e yine pis şakalar yapıyordu, gıdıklamak falan.
"Lan, hehe... Dur... Hehehe... Şerefsiz herif!"
Arabanın içi ferahtı, vanilyalı bir araba kokusu etrafı sarmıştı. Temiz duruyordu, sanki özenle ve sevgiyle bakılıyormuş gibi. Kenan göz ucuyla bana baktı, hafiften gülümsedi. Bende ona baktım, hafifçe gülümsedim ve başımı salladım.
"Araban güzelmiş, bakımlı ve ferah."
Işıkta yavaşça frene dokundu ve durdu Kenan. "Sağolasın, bebeğim gibi bakarım bu arabaya. Pek yeni değil gerçi, 12 yıllık falan. Dedemden yadigâr, dedem sıfır araba çekince altına... bana kaldı işte."
"Bu yaşta araba sahibi olmak güzel olmalı." Bekir'in bağırmasıyla ortam şakacı bir hâl aldı.
"ABAN GAZA! YEŞİL YANDI, YAPIŞTIR OĞLUM!"
Kenan kıkırdadı. "Evet, iyidir." Vitesi 1'e taktı ve kitapçıya doğru yola koyulduk.