21. bölüm / 32
Kaybetmeden Önce Kaybolmak21 - Karne Günü
Bölümler 32Şu an: 21 - Karne Günü
- 1 1 - Yeni Okul, Yeni Yüzler652 kelime
- 2 2 - Kim Bu Kız?550 kelime
- 3 3 - Başkanlık Seçimi383 kelime
- 4 4 - Sınav Haftası.342 kelime
- 5 5 - Matematik Sınavı418 kelime
- 6 6 - Beden Eğitimi Sınavı315 kelime
- 7 7 - Beden Eğitimi Sınavı (2)506 kelime
- 8 8 - Gerilim393 kelime
- 9 9 - Çözüm702 kelime
- 10 10 - Kitapçı719 kelime
- 11 11 - Ertesi Gün781 kelime
- 12 12 - Lisans Mı?725 kelime
- 13 13 - 'Arkadaşlarla' Takılmak562 kelime
- 14 14 - 'Arkadaşlarla' Takılmak (2)710 kelime
- 15 15 - Karar439 kelime
- 16 16 - Okul Maçları615 kelime
- 17 17 - Okul Maçları (2)852 kelime
- 18 18 - Kitap Seçimi793 kelime
- 19 19 - Kapıda Kaldım604 kelime
- 20 20 - Aramamak, Aramak ve Sonunda Bulmak387 kelime
- 21 21 - Karne Günü566 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 22 - İçimi Isıtıyor966 kelime
- 23 23 - Kar Tatili535 kelime
- 24 24 - Okula Dönüş373 kelime
- 25 25 - Dertleşme744 kelime
- 26 26 - Mangal1.012 kelime
- 27 27 - Aquapark720 kelime
- 28 28 - Aquapark (2)779 kelime
- 29 29 - O Gün498 kelime
- 30 30 - Düzenli507 kelime
- 31 31 - Kapı Aralandı398 kelime
- 32 32 - Pazartesi533 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Halısahadan çıktım, kendimi fazla zorlamadım çünkü yarın karne günüydü. Sonunda sömestr... Biraz arkadaşlarımla takılabilirim. Halısahadan dışarı attım adımımı.
Bekir, "Haftaya yine yapalım beyler!" diye attı ortama sanki her hafta yapmıyormuşuz gibi.
Üstümü değiştirdim ve deodorant spreyimi sıktım, soyunma odasından çıktım. Acaba sömestrda okumalık bir kitap mı alsam? Dorian Gray'in Portresi bitti çünkü... Anlaşıldı, rota kütüphane!
Kütüphaneye yol aldım, kütüphaneye girmeden önce orada tanıdık bir yüz gördüm, Sude. Kütüphanenin önündeki bankta kablolu kulaklık takıyordu ve sigara içiyordu. Ona doğru yaklaştım ve baş selamı verdim.
Kulaklıklarını çıkardıktan sonra "Naber, Ege?" diye sordu.
"İyidir, sen?" diye yanıt verdim.
"Halısahada güzel oynadın."
İzlemiş mi yani?
"Ah, izledin mi? Keşke gelip selam verseydin." dedim.
"Yok, sadece geçiyordum. Bir kaç dakika durdum izledim ve gittim." dedi duman üflerken.
Başımla onayladım, yine bir sessizlik çöktü.
"Aslında bu aralar kafam biraz karışık..." dedim.
"Oo, gizem yani? Severiz, anlat bakalım." diyerek ilgisini hemen belli etti.
"Anlam veremediğim... Hisler var."
"His mi?" dedi sorgulayıcı bir ses tonuyla. "Bir kız var, değil mi?"
Yana kayıp banka oturmamı eliyle gösterdi, yanına oturdum.
"Bilmiyorum." dedim.
"Karmaşık hisler diyorsun, ha?"
"O bana çok... Çok yakın davranıyor ve..." Yüzümü ellerime gömdüm. "Ne yapacağımı bilmiyorum."
Bana doğru döndü, "Bilmiyorum mu?" duman üfledi. "Yapacağın şey basit..."
"Bilmek istemiyorum." diye ekledim.
Hafifçe güldü. "Şapşal şey..." izmaritini yere attı ve üstüne bastı. "Ne hissettin peki?"
Parmaklarımın arasından ona baktım, gülümsedi ve başını yukarı aşağı salladı.
"Başta hiçbir şey hissetmiyordum... Ya da öyle sanıyordum." lafımı bitirdim, daha çok konuşmak içimden gelmiyordu.
"Ee, sonra?" kulaklıklarını çıkarttı.
"O bana sarıldı... Sıkıca. Ve bana... En kırılgan hâlini göstermekten çekinmedi." Ara sıra kekeliyordum bile...
"Kalbin küt küt attı mı peki?"
"Yüzümün sıcaklığını bile hissedebiliyordum." diye yanıtladım.
Gözlerimin içine bakarak "Peki ya şimdi?" diye sordu.
"Bilmiyorum... Bana bir şey sorma artık."
Sude kaşını kaldırdı, “Yalan söylüyorsun.” dedi.
“Belki de.”
Derin bir nefes aldı. “Aptalın tekisin.”
“Ne?”
“Daha kendi hislerinin bile farkında değilsin.”
Ses tonu sert değildi. Aksine, sanki ne yaşadığımı benden daha iyi anlamış gibiydi.
Birinin bunu yüzüme vurması garip şekilde iyi hissettirmişti.
Omzumu sertçe dürttü, "Aşıksın, kabul et!" dedi ve bıyık altından sırıttı.
Ne, ben? Aşk? Şaka yapıyor olmalısın. Deniz'e mi? Ben bunu... zaten anlamıştım ama Sude söyleyince daha farklı hissettirmişti.
Yatağıma uzandım ve zifiri karanlık odamda tavana odaklandım, onu düşündükçe kalbim hızlanıyor ve avuç içlerim terliyordu. Onu düşünmeyi bırakamıyorum, kahretsin... Yatağımda dönüp duruyorum, uyuyamıyorum.
"Ne oluyor lan bana..." mırıldandım kendi kendime.
Lan, adım sesi! Uyuyor gibi yapmam lazım.
Uyuyakalmışım... Bok gibi hissediyorum. Terler içinde uyandım neticede. Yatağımda doğruldum, saati kontrol ettim. Daha karne almama 2 saat var.
Hazırlandım ve çıktım, bakkalın önünde şarkı dinlerken Deniz'i bekledim. Sonunda geldi... Hass... Kıyafeti çok yakışmış. Beyaz şişme montu... Altına giydiği ispanyol paça pantolon... Makyajı ve saçı...
"Egeee! Naber?" Sarıldı.
Geri sarıldım titreyen ellerle "İyiyim, sen?" diye yanıtladım.
Lanet... neden detone oldum ki? Zamanı mıydı.
"Ellerin neden titriyor? Bir şey mi oldu?"
"Öhm... Yok, soğuktan ya. Üstüme mont aldım diye içime atlet giymedim de, haha."
"Sağlığına dikkat et ama bak!" somurttu.
Çok tatlı...
"Gidelim madem?" diye sordum ve Deniz başıyla onayladı.
İstiklal Marşı'nı okuduk ve öğretmenlerimiz karnelerimizi verdi. 86,35... ve takdir belgesi. Geçerli sanırım?
Eve doğru yürürken Deniz bana döndü ve "Ege, bir ara tatil mi yapsak?" diye sordu.
"Ha, nereden çıktı bu şimdi?"
"Bizimkiler tatile gidemiyor, bilirsin... Aptal işleri yüzünden."
"Ah, anladım! Aileme sormam gerek tabii."
Gözleri parıldadı, "Lütfen!"
"Evet, gruba da soralım madem..." Telefonumu çıkarttım ve mesajı yazmaya koyuldum.
"Evet evet..." Yere bakıyordu, sanki hayal kırıklığına uğramıştı. "Bizim gruba da soralım."
Bölüm etkileşimi
