2. bölüm / 32
Kaybetmeden Önce Kaybolmak2 - Kim Bu Kız?
Bölümler 32Şu an: 2 - Kim Bu Kız?
- 1 1 - Yeni Okul, Yeni Yüzler652 kelime
- 2 2 - Kim Bu Kız?550 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3 - Başkanlık Seçimi383 kelime
- 4 4 - Sınav Haftası.342 kelime
- 5 5 - Matematik Sınavı418 kelime
- 6 6 - Beden Eğitimi Sınavı315 kelime
- 7 7 - Beden Eğitimi Sınavı (2)506 kelime
- 8 8 - Gerilim393 kelime
- 9 9 - Çözüm702 kelime
- 10 10 - Kitapçı719 kelime
- 11 11 - Ertesi Gün781 kelime
- 12 12 - Lisans Mı?725 kelime
- 13 13 - 'Arkadaşlarla' Takılmak562 kelime
- 14 14 - 'Arkadaşlarla' Takılmak (2)710 kelime
- 15 15 - Karar439 kelime
- 16 16 - Okul Maçları615 kelime
- 17 17 - Okul Maçları (2)852 kelime
- 18 18 - Kitap Seçimi793 kelime
- 19 19 - Kapıda Kaldım604 kelime
- 20 20 - Aramamak, Aramak ve Sonunda Bulmak387 kelime
- 21 21 - Karne Günü566 kelime
- 22 22 - İçimi Isıtıyor966 kelime
- 23 23 - Kar Tatili535 kelime
- 24 24 - Okula Dönüş373 kelime
- 25 25 - Dertleşme744 kelime
- 26 26 - Mangal1.012 kelime
- 27 27 - Aquapark720 kelime
- 28 28 - Aquapark (2)779 kelime
- 29 29 - O Gün498 kelime
- 30 30 - Düzenli507 kelime
- 31 31 - Kapı Aralandı398 kelime
- 32 32 - Pazartesi533 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yanımdaki kız kendinden emin şekilde ayağa kalktı, gözlerimi diktim ona diğer herkes gibi.
"Deniz Kaya, ben de yeni taşındım. İstanbul'dan geliyorum. Hedeflerim ise... BESYO okuyup beden eğitimi öğretmeni olmak. Hobilerim ise voleybol oynamak, müzik dinlemek, spor yapmak."
"İstanbul mu?" diye geçirdim içimden.
Selin Hoca hafifçe gülümsedi ve başını evet anlamında salladı.
"Vay, sınıfımızın sporcusu sen olacaksın ha? Umarım hedefin doğrultusunda ilerlersin. Evet, sıradaki?"
Deniz tekrardan oturdu, yan gözle onu inceledim. Baktığımı fark etmiş olacak ki hafiften sırıttı ve laf attı.
"Ege'ydi değil mi? Memnun oldum. Aslında buralara pek yabancıyım ve sen de buraya yeni taşınmıştın. Teneffüste okulu gezmeye ne dersin?"
Ah, direkt olarak bana soruyordu. Ne kadar bu kızla gezmeyi istemesem de içimden bir ses bunu kabul etmeyi ve okulu keşfetmemi söylüyordu. Önümüzdeki iki sene boyunca burada okuyacaktım ne de olsa, biraz keşiften zarar gelmez. Ayrıca, sıra arkadaşımla konuşmamam imkansız olurdu zaten. Biraz gezindikten sonra sessizce oturur ve kitabımı okurum, daha da üstelemez herhalde. Derin bir nefes aldım. Sahte bir gülümseme takındım.
"Evet, Ege. Ege Aydın. Memnun oldum. Teklifine gelince... Biraz gezinmek sorun olmazdı sanırım."
Tanışma dersi bitti ve zil çaldı, bütün erkekler Deniz ile tanışmak isterdi sanıyordum ama öyle olmadı. Aksine bize kimse yaklaşmadı, biz de direkt ayağa kalktık ve kantine doğru yola koyulduk. Koridor boyu herkes kalorifer peteklerinde oturup, duvara yaslanıp sohbet ediyordu. Benim için bu konuşmalar sadece boş bir uğultu, gürültü kirliliğiydi. Deniz'in gözleri ise sağı solu tarıyordu, sanki konuşma başlatmamı beklermiş gibi.
"İstanbul'dan gelmiştin değil mi? Ben de oradan geldim." Diye atıldım.
Genelde konuşma başlatan taraf ben olmazdım ama Deniz de benim kadar gergin duruyordu. Bi saniye, "benim kadar gergin" mi? Gergin falan değildim. Deniz de anında yanıtladı zaten.
"Evet, İstanbul. Durumlarım biraz karışık da. Aslen Eskişehirliyim zaten fakat hiç burada yaşamadım."
Karışık ha? Zaten ona bakınca farklılığını hissedebiliyordum. Bol mavi kot pantolonu, bol okul üniforması, makyajsız olması... tamamen diğer kişilerden farklıydı. Genelde diğerleri tayt falan giyer. Gerçi, kimin umrunda?
"Saçın uzunmuş ve de dağınık. Siyah, ha? Boyadın mı doğal mı?" diye sordu Deniz.
"Ah, şey... Doğal. Evet, evden biraz hızlı çıktım da. Taramayı unuttum." diye ekledim.
"Olsun, dağınık da iyidir. En azından herkes gibi tek tip saç kesimiyle dolaşmıyorsun, bu bile artı. Hepsi o keko tas kafalı tıraşlarıyla takılıyor. İğrenç." dedi Deniz.
Ona hak verebiliyordum, ne bu popüler kültür köleliği? "Sonunda benim gibi düşünen biri" diye geçirdim içimden. Sonunda kantine vardık, sadece sucuklu bir tost ve ayran aldım. O da sucuklu kaşarlı aldı.
"Sadece sucuklu mu? İlginç seçim," dedi Deniz, kaşarlı tostundan bir ısırık almadan önce. "Genelde herkes yancı olarak kaşarı da ekletir."
"Erimiş kaşarla aram pek yok," dedim, ayranın kapağını açarken. "Kahvaltıda katıyken gidiyor ama sıcakken çekilmiyor. Ayrıca... Pek bir yancıya da ihtiyacım yok."
Deniz’in bakışları bir an üzerimde duraksadı. O ela gözleriyle, yorgunluktan sızlayan mavi gözlerimin tam içine baktı. Göz ucuyla karşılık verdim.
"Ah, hiçbir şey. Gözlerin yorgun duruyor sadece." dedi Deniz.
"Dediğim gibi, oyun oynadığımdan." dedim.
Kantinde herhangibir masaya oturduk, ayranımı masaya koydum. Deniz pek oyunlardan anlayan bir kıza benzemiyordu gerçi. Sporcu, uykusuna dikkat eden bir kız o. Oyunla falan da alakası yoktur, keşke benim de olmasa. Ayranımdan bir yudum aldım.
"Bir sporcuya göre sen de pek enerjik durmuyorsun" dedim ona.
"Beden eğitimi dersinde görürsün, herkese toz yutturacağım." diye iddialı bir laf attı.
Tostumuz bitti, zil de halihazırda çalmıştı. Öğrenciler hemen kapılara koşuşturup yolu tıkamaya başlamıştı bile. Okulu gram özlememişim, nefret ediyorum.
Bölüm etkileşimi
