17. bölüm / 32
Kaybetmeden Önce Kaybolmak17 - Okul Maçları (2)
Bölümler 32Şu an: 17 - Okul Maçları (2)
- 1 1 - Yeni Okul, Yeni Yüzler652 kelime
- 2 2 - Kim Bu Kız?550 kelime
- 3 3 - Başkanlık Seçimi383 kelime
- 4 4 - Sınav Haftası.342 kelime
- 5 5 - Matematik Sınavı418 kelime
- 6 6 - Beden Eğitimi Sınavı315 kelime
- 7 7 - Beden Eğitimi Sınavı (2)506 kelime
- 8 8 - Gerilim393 kelime
- 9 9 - Çözüm702 kelime
- 10 10 - Kitapçı719 kelime
- 11 11 - Ertesi Gün781 kelime
- 12 12 - Lisans Mı?725 kelime
- 13 13 - 'Arkadaşlarla' Takılmak562 kelime
- 14 14 - 'Arkadaşlarla' Takılmak (2)710 kelime
- 15 15 - Karar439 kelime
- 16 16 - Okul Maçları615 kelime
- 17 17 - Okul Maçları (2)852 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 18 - Kitap Seçimi793 kelime
- 19 19 - Kapıda Kaldım604 kelime
- 20 20 - Aramamak, Aramak ve Sonunda Bulmak387 kelime
- 21 21 - Karne Günü566 kelime
- 22 22 - İçimi Isıtıyor966 kelime
- 23 23 - Kar Tatili535 kelime
- 24 24 - Okula Dönüş373 kelime
- 25 25 - Dertleşme744 kelime
- 26 26 - Mangal1.012 kelime
- 27 27 - Aquapark720 kelime
- 28 28 - Aquapark (2)779 kelime
- 29 29 - O Gün498 kelime
- 30 30 - Düzenli507 kelime
- 31 31 - Kapı Aralandı398 kelime
- 32 32 - Pazartesi533 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hocamın dediğini başımla onaylayarak üstümdeki yeşil yelekle beraber ısınmaya başladım. Hızlı olmam gerekiyordu, Poyrazı sahadan çıkarmaya başlamışlardı bile. Yeleği yedek kulübesine fırlattım ve hakemin işaretiyle sahaya girdim.
Kenan bana doğru yürüdü ve kulağıma "Sol bekleri sağ ayaklı, ayak dışıyla çizgiye doğru sürersen kolay geçersin. Üstelik, eğer bana yukarıdan toplar atarsan onların stoperlerinden uzun olduğum için rahatlıkla kafa vurabilirim, bana inan." diye fısıldadı.
Başımı evet anlamında sallayarak sağ çizgiye, benim kanadıma yürüdüm. Kalbim sanki yerinden çıkacak gibiydi, soğuktan dolayı ellerimi ovuşturdum; belki de soğuktan değildi.
Gözüm hemen tribünleri, onları aradı. Aha, oradalardı. Bizi izliyorlardı. Bekir hemen ismimi bağırdı ve el salladı, gülümsedim ve ben de ona geri salladım. Uygunsuz kelimeler bağırdığından dolayı hocamız hemen onu azarladı tabii. Bütün gözleri üzerimde hissedebiliyordum, omuzlarımdaki yük... Poyraz'ın boşluğunu doldurma yükü... beni ezecek gibiydi. Yapabilir miyim ki? İyi oynayabilir miyim? Hayır, ben yapacağım. Ben oynayacağım. Ben kazanacağım. Silkelendik ve önüme dönüp maça odaklandım.
Taç atışıyla maç tekrar başladı, mevkimi koruyordum. Sonunda orta sahadan bana pas geldi, ayağımın içiyle kontrol ettim fakat düşündüğümden daha uzağa gitti. Arkamdan koşan bekin sert ayak seslerini duyabiliyordum, uzaktaki topa doğru hızlıca koştum ve vücudumu araya koydum. Bek, göğsünü benim sırtıma yasladı ve baskı uyguladı; sendeledim ve yakınımdaki takım arkadaşıma basit bir pas attıktan sonra kanadıma fırladım. Açıkçası, bana pas atmasını bekledim fakat ters kanada döndü. Şimdiden nefes nefeseydim bile, maç heyecanlı geçiyordu. Vay be... Uzun zamandır bu kadar keyif almamıştım. Stres, heyecan, baskı... Çok hoş.
"Ege!" diye bir sesle uyandım, yukarıdan gelen topu göğsümle kontrol ettim. Bek tekrar benim önümdeydi, bana direkt fiziksel olarak saldırmıyor ve alan savunması yapıyordu. Onun üstüne doğru topu sürdüm, bileğim buna hazır değildi fakat zihnim hazırdı. Bu dev gibi beki geçeceğim. İçeriye sürer gibi yaptım ve bek hemen sağ ayağını uzattı, bunu fırsat bilip dışarıya ayağımın dışıyla sürdüm ve bacak arasından geçirdim topu. Ayağımdan biraz fazla açtım ve depara kalktım, bek vazgeçmemişti. Sonunda bana yetişti, uzun zamandır futbol oynamadığım belliydi. Patlayıcı kuvvetim yeterli değildi, bana omuz koydu ve ellerimin üzerine düştüm. "Devam!" diye bağırdı Kenan. Sağ bekimiz benim arkamı tamamladı ve topu kaptı, içeriye çok güzel orta açtı fakat kalecinin kucağına indi. Kenan bana baktı ve "Güzel" anlamında el işareti yaptı, ayağa kalktım nefes nefese.
Sonunda 45 dakikanın, ilk yarının sonu... İçeriye girdik, soyunma odasında hocalarımız bazı taktikler verdi. Ben ise Poyraz'a döndüm, "İyi misin?" dedim.
Başını "Evet" anlamında salladıktan sonra "Sadece bilek burkulması, bu şer..." hocaya baktıktan sonra kendini düzelterek "Adilere, ödet bunu." diye ekledi.
Dakika 89, rakibin orta sahasından topu çaldım ve kanadımdan ilerlemeye devam ettim. Skor hâlâ 1-1... Çok hızlıydım, duramazdım. Gözüm sadece topu, rakibi, kaleyi ve santrforumuzu görüyordu. Sanki herşey yavaşlamış gibiydi, herşey kararmış gibiydi. Bir omuz vuruşuyla beraber sarsıldım, ben de ona omuz vurdum ve topla beraber koşmaya devam ettim. Daha sert omuz vurdu, ben de daha sert şekilde karşılık verdim fakat ikimiz de aynı anda düştük. Top yuvarlanmaya devam ediyordu, Kenan'ın bana azimle bakan gözlerini hissedebiliyordum. Yanımdaki rakip ayağa kalkmak için diz üstüne kalktı, ben de kalktım. Neden hâlâ çabalıyorum ki? İkimiz de aynı anda ayağa kalktık, bacağımın arkasında bir acı hissettim. Sanırım ters bir hareket yapmıştım, sendeledim ve tekrar omuz attım. İkimiz de düştük tekrar. Ayağa kalkabilir miyim? Kalkacağım. "Duramam..." kendime fısıldadım. Ayağa... Kalk. Ayağa kalk. Ayağa kalk! Gözüm toptan başka bir şeyi görmez oldu ve bir anda ayağa kalkıp topa depar attım. Ondan önce yetiştim, içeriyi taradım. Kenan oradaydı, elini kaldırdı.
Kazanacağım, kazanacağız. Orta açmak için bacağımı kaldırdım. Geliyor, Kenan. Hazırlan. Aynı çalıştığımız gibi kavisli ortamı yolladım. Bu sefer biraz hızlı ve yukarıdan geliyordu. Güçsüz düştüm ve yere yığıldım, pasımı seyrettim. Hayır... Batırdım. Eğer böyle giderse Kenan ne kafa vurabilir ne de vole... diye düşünmüştüm. Kenan röveşata vurmak için yükseldi...
Tribünler çıldırıyordu, gol ile beraber maçın bitiş düdüğü çaldı. Bütün takım arkadaşlarımız Kenan'a koştu bağırarak. Herkes Kenan'ın üstüne atladı, ben de kalçamın üstüne oturdum ve onları izledim gülümseyerek. Kazanmak... İşte bu hissi seviyorum. Gözlerim tribüne daldı, bizimkilere.
Bekir, "OĞLUM BU TAKIM SÜPER LAN!!" diye bağırıyordu etrafa.
Deniz, "Kenan çok iyi vurdu! Çok iyi bir oyuncu ya!" dedi.
Miray ise "Evet, herkes çok çabaladı! Kenan'ın o röveşatası... Yandı be! Umarım Poyraz'ın bir şeyi yoktur..."
Şimal de "Ege çok çabaladı. Bu kadar çabaladığını görmek ilginç. Ortası da neredeyse kusursuzdu, bence son dakikaların en iyisiydi. Hatta belki ikinci yarının."
Maç sonrasında duşumu aldıktan sonra koridordaki bankta otururken başıma koyduğum havluyu Deniz dürttü, "Tebrikler! Eve geçiyorum, babam alacak. Herkes çoktan eve geçti. İstersen bizimle gelebilirsin, beklerim." dedi.
"Kütüphaneye uğrayacağım, beklemenize gerek yok." dedim ve gülümsedim.
Bir kaç dakika sonra yanağımda soğuk bir şey hissettim, "Bak Deniz, sana kütüph..." Deniz değildi, Kenan'dı.
"İyi iş çıkardın, ortan muazzamdı." dedi Kenan. Teneke kola hâlâ yanağıma basılı duruyordu. "Teşekkürler, senin röveşatan da bayağı iyiydi." dedim.
"Alsana, benden." Teneke kolayı daha sert bastırdı, ben de ondan teneke kolayı aldım. "Sağolasın."
"Bu kadar iyi olacağını düşünmemiştim, driblinglerin bayağı göz alıcı." dedi Kenan.
Kolamdan bir yudum aldıktan sonra "Sen de tam aradığım forvetsin." dedim.
"Biraz Kaká Leite'yi andırıyor tarzın sanki? Forma numaran falan..." diye ekledi.
"Ah, evet. 22 numara." gülümsedim. "Fark etmemiştim, sanırım biraz benzeriz." diye yanıt verdim.
Teneke kutu kolasını çöpe attı, "Hocayla konuşacağım, seni 11'e yazsın."
"Gerek yokt.."
Lafımı yarıda keserek "Halısaha maçlarına sıcak bakar mısın?" diye ekledi.
Bölüm etkileşimi
