25. bölüm / 32
Kaybetmeden Önce Kaybolmak25 - Dertleşme
Bölümler 32Şu an: 25 - Dertleşme
- 1 1 - Yeni Okul, Yeni Yüzler652 kelime
- 2 2 - Kim Bu Kız?550 kelime
- 3 3 - Başkanlık Seçimi383 kelime
- 4 4 - Sınav Haftası.342 kelime
- 5 5 - Matematik Sınavı418 kelime
- 6 6 - Beden Eğitimi Sınavı315 kelime
- 7 7 - Beden Eğitimi Sınavı (2)506 kelime
- 8 8 - Gerilim393 kelime
- 9 9 - Çözüm702 kelime
- 10 10 - Kitapçı719 kelime
- 11 11 - Ertesi Gün781 kelime
- 12 12 - Lisans Mı?725 kelime
- 13 13 - 'Arkadaşlarla' Takılmak562 kelime
- 14 14 - 'Arkadaşlarla' Takılmak (2)710 kelime
- 15 15 - Karar439 kelime
- 16 16 - Okul Maçları615 kelime
- 17 17 - Okul Maçları (2)852 kelime
- 18 18 - Kitap Seçimi793 kelime
- 19 19 - Kapıda Kaldım604 kelime
- 20 20 - Aramamak, Aramak ve Sonunda Bulmak387 kelime
- 21 21 - Karne Günü566 kelime
- 22 22 - İçimi Isıtıyor966 kelime
- 23 23 - Kar Tatili535 kelime
- 24 24 - Okula Dönüş373 kelime
- 25 25 - Dertleşme744 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 26 - Mangal1.012 kelime
- 27 27 - Aquapark720 kelime
- 28 28 - Aquapark (2)779 kelime
- 29 29 - O Gün498 kelime
- 30 30 - Düzenli507 kelime
- 31 31 - Kapı Aralandı398 kelime
- 32 32 - Pazartesi533 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Derste ona bakmaktan kendimi alamıyorum, gerçekten biriyle konuşmalıyım. Bekir'e göz ucuyla baktım, o da bana baktı ve sırıttı. O olmaz. Sude'ye anlatmalı mıyım? Daha yeni tanıştık ama... Bu kadar derine inmek fazla mı? Çok sorguluyorum, yazayım gitsin.
Okul çıkışı Sude'ye mesaj attım, buluşmayı kabul etti. Kütüphanenin önünde olacağını söyledi her zamanki gibi.
Kütüphaneye doğru yola koyuldum, havada yağmur kokusu vardı. Yerde su birikintileri vardı, dün gece yağmur yağmıştı gerçi. Sude, kaldırıma oturmuş sigara içiyordu. Derin bir nefes aldım, konuşmak için ağzımı açtım fakat sesim çıkmadı, gerginlikten miydi?
Dumanı üfleyerek "Selam." dedi Sude. "Oturur musun?" yana kaydı.
"Gerek yok." dedim.
Bana baktı ve sırıttı. "Ne var, Ege? Yoksa bu güzel kızın yanına oturamayacak kadar utanıyor musun?"
"Ha... Hayır hayır! Sadece yer ıslak, ondan ya!"
"Takılıyorum, aptal." dedi ve ayağa kalktı. "Hadi bira içelim."
"Alkol kullanmam." diye yanıtladım.
"Kahve o zaman." dedi omuzlarını silkerek.
Aşırı şekerli kahvesinden bir yudum alarak "Ee, ne konuşmak istemiştin?" dedi çenesini avcunun içine koyarak.
"Şey... Bir kız hakkında, bilirsin."
"O mu?" başımla onayladım.
"Anlat bakalım o zaman."
"Kış tatiline gittik beraber ve... Bayağı yakındık. Beraber yemek yedik, kayak yaptık ve... O üstüme düştü fakat bana kızmaktansa beraber güldük. Yanağımı okşadı ve... bana bir şey dedi. 'Masmavi gözlerin... Bu soğuk dağda içimi ısıtıyor' dedi. Bu kadar yakınlık bana fazlaydı." dedim kahvemden yudum alırken.
"Ee, rahatsızsan uyarsaydın o zaman." dedi.
"Hayır, rahatsız değildim. Sadece..."
Lafımı böldü, "Teklif et o zaman." dedi.
"Teklif edersem ve... o benden hoşlanmıyorsa... Her şeyi mahvetmiş olacağım."
"Belli değil mi hoşlandığı?" mükemmel şekilde manikür yapılmış ve siyah ojeli tırnaklarını masada gezdirdi.
"Bilmiyorum!" diye bağırdım, herkes bize bakıyordu. Derin bir nefes aldım ve "Ya onun normali buysa? Onu Kenan ile gördüm. Yanlış anlama, arkadaşçaydı! Ama..."
"Kıskandın mı?" öne doğru, bana doğruldu ve sırıttı.
"Kıskanmadım, sadece arkadaşlar."
"Hmm, peki bu özgüvensizlik neden?"
Yutkundum, elimin plastik kahve bardağımın etrafında istemsizce kasıldığını hissedebiliyordum. "Ben..."
Başıyla beni dinlediğini onayladı, "Yanındayım." dedi.
"Kötü bir... İstanbul macerası geçirdim. Geçmişte yani. Ben İstanbul'dan buraya taşındım da."
"Anladım, eğer senin için zorsa anlatmak zorunda değilsin." dedi direkt gözlerimin içine bakarak.
"Onun için buradayım." nefesimi tuttuğumu fark etmemiştim. "Her şeyi... Anlatmak için." Ben de onun gözlerinin içine baktım.
Devam ettim, "Bir kız vardı... Benim çocukluk arkadaşım. Yani öyleydi. Ailelerimiz hep beraberdi, sürekli gidip gelirdik. Küçükken evcilik oynardık, onun oyuncak bebekleri vardı. Anne olurdu, ben ise baba. Ailelerimiz hep şakalaşırdı, derdi 'Ege'yi kızımıza alalım.' ve ben hep seni önemserdim bunu. Her zaman aynı okullara gittik, sınıf arkadaşlarıydık. Lisede ise bir şeyler farklıydı, ben onu artık farklı görüyordum. Yaptığı her hareket... Söylediği her şey... Ona açıldım. Ondan hoşlandığımı söyleyen bir şarkı yazdım, klasik gitar çalarken videoya kaydettim ve videonun adresini kağıda ona yazıp verdim. Ertesi gün okula geldiğimde cevabımı almıştım. Herkes o videoyu biliyordu. Bütün okul. Videom binlerce hatta on binlerce izlenmişti, tanımadığım kişiler bile."
"Bu süper bir şey değil mi? Ünlü olmak falan. Hem şarkı söylüyorsan sesin de güzeldir?" sordu laf arasında Sude.
"Tabii, ne demezsin. Okula bile gidemiyordum, tekrar birisine bağlanmak... Korkunç geliyordu, ya yine aynı şeyler olursa? Her neyse cevap... reddedildim. Dalga geçilerek reddedildim hem de."
Sude'nin yüzü bir anda düştü, tekrar olayın ciddiyetine odaklanmış gibiydi.
"Ah, pardon. Evet... Reddedildin. Yani bağlanmaktan... korkuyorsun?"
"Bağlanmaktan korkmuyorum, kaybetmekten korkuyorum. Kendimi."
Onun gözlerinin içine bakamıyordum artık, sağdan soldan geçen insanları izliyordum. Bardağı tutan elimde bir sıcaklık hissettim ve oraya baktım, Sude'nin eli oradaydı.
"Merak etme, anlıyorum seni. Yanındayım, seni destekliyorum. Eğer ki artık içinde tutamıyorsan... İkimiz bir çözüm yolu buluruz, tamam mı? Eskisi gibi tek başına uğraşmak zorunda değilsin."
"Teşekkür ederim..."
"Lafı bile olmaz, bu arada tatilden bahsetmedin." Paketinden sigara çıkarttı. "Pardon, küllük alabilir miyim?" dedi garsona.
"Tatil demişken... Bir kişiyle daha garip şeyler yaşadım."
"Kimmiş o? Meraklandırdın bak şimdi." Sigarasını yaktı.
"Şimal... Kolumu falan tuttu. Onun bana bu kadar yakın olacağını düşünmezdim. Genelde soğuk biridir, söylemiştim önceden. Bu sefer... çok sıcaktı. Hatta bu kadar çok konuştuğunu ilk kez duydum. Deniz üstüme düşünce hemen bana koştu ve... Deniz'i azarladı."
"Deniz ha? Sevdiğin kızın adı Deniz yani."
Başımla onayladım.
"Şimal konusunda da... Seninle ilgileniyor olabilir mi?"
"Yok artık, imkanı yok."
"Romantik anlamda olmayabilir, belki seni önemsiyordur. Yakın görüyordur. Konuşmayı denemelisin, yeni bir nefes olur."
Alışveriş merkezinde biraz dolaşmak istedim ve Sude kabul etti. Oyuncak mağazasına girdik, Sude hemen LEGO bölümüne gitti. Ben ise peluş oyuncak reyonuna gittim.
Oo, kafaya takılan peluş bir şapka varmış. Ne bu, tavşan? Hem de sıkınca kulağı oynuyor. Salak Bekir bunu kesin şaka olsun diye satın alırdı. Spor reyonuna döndüm, amerikan futbolu topu var. Poyraz kesin bunu Kenan'a fırlatır ve bizi mağazadan kovdururdu. Ah... İstemsiz gülüşümü fark ettim.
Bölüm etkileşimi
