KARA ADALET kitap kapağı

1. bölüm / 6

KARA ADALET

BİR HABERİN PEŞİNDE

Vaveyla Yazarı: Suna Dağ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: BİR HABERİN PEŞİNDE

Ben sosyal medyada 315 numaralı kimliği ile tanınan gazete muhabiri, Efsun korkmaz. Yaptığım önemli gazete haberleriyle sosyal medya ve diğer internet sitelerinde büyük sayıda okuyucu kitleleri yakalamayı başardım. 19 yaşımda fakültede mesleğimi icra etmeye başlayıp, 23 yaşımda başarılı bir gazete muhabiri olarak mezun olmayı başardım. Yaptığım önemli haberler adına 2 defa, yılın gazete muhabiri olarak ödül aldım.

Henüz insanlara göre yaşım çok genç. Henüz toy ve küçüğüm herkesin gözünde. Ama yakaladığım okuyucu kitleleri ve yaptığım sayısız gazete haberleri hiçte öyle söylemiyor.

Gazetecilik mesleğime ve kariyerime başladığım ilk zamanlarda etrafımdaki çoğu insan ''gazetecilik zordur, çoğu zaman mesleğinde linç yersin, herkesin ilgisini çekmek için daima farklı görüş açısına sahip olmak zorundasın'' gibi bir çok şey söylediler.

Ama çevremdeki çoğu insanın ise bilmediği tek şey, anneminde gazeteci olmasıydı. Annem oldukça başarılı ve ün sahibi bir gazeteciydi. Çocukluk hayalim tıpkı annem gibi ün sahibi, mesleğinde oldukça başarılı ve yaptığı haberlerle bütün medyayı sallayan bir gazeteci olmak ve günlerce medyanın dilinde dolaşmaktı.

Ama garip olan şey de şu ki annemi 16 yaşımdan sonra bir daha asla göremedim. Teyzemlerin söylediğine göre tıpkı annem gibi gözü kara ve cesur bir gazeteciyim. Fakat annemin başına her ne geldiyse teyzemler bunu benden gizlediler ve benim gazetecilik okumamam için her yolu denediler. Ama beni vazgeçiremediler. Çünkü gazetecilik benim çocukluk hayalimdi ve ben bu hayali yaşıyordum.

Şimdilerde ise bir haber kanalı için çalışıyordum ve şöyle bir haber düşmüştü yayına ''971 numaralı kimliği ile tanınıyor. Ülkenin en azıllı katili olarak biliniyor. Tam bir suç makinesi.'' Diyordu kamera önündeki haber spikeri. Diğer haber kanallarını da dolaştım elimdeki kumanda ile ve hemen hemen bütün haber kanalları 971 numaralı kimliği ile tanınan katil hakkındaydı.

Başka bir haberde ise şöyle diyordu kamera önünde haber spikeri ''daha önce kimse yüzünü görmemiş ve sayısız şekilde insan öldürmesine rağmen gerçek kimliğini saklamayı başarıyor. Sanırım bu ülkede tanınan en profesyonel katillerden bir tanesi.''

Tüm gazeteciler gibi emniyet güçleri de ülkenin her tarafında kırmızı bültenle 971 numaralı kimliği ile tanınan katili arıyordu. Şu an belki bu ülkenin herhangi bir coğrafyasında insan öldürmeye devam ediyordur. Ama Şu an için herhangi bir cinayet haberi yayına düşmedi. Bu adam veya kadın yani 971 numaralı kimliği ile tanınan katil ne kadar insan öldürmüştü de bu kimlikle tanınıyordu? Kurbanlarını öldürürken ne tür suç aletleri kullanıyordu acaba? Acaba öldürdüğü insanların cesetlerini nereye saklayıp gömüyordu? Ya da asitle filan cesetleri eritip iyice tanınmaz hale getirene kadar yakıp öyle mi gömüyordu? Bu vahşilik!

Eğer bir katili yakalamak istiyorsak bir katil gibi düşünmemiz lazım. Ya da gerçek kimliğine ve yaşadığı coğrafyaya kadar ulaşmak istiyorsak da hackerlar iş görebilir. Neden en başta aklıma gelmedi ki bu fikir?

Aslında üniversite yıllarında tanıdığım bir arkadaşım var. Bilgisayar kullanımında da oldukça iyidir. Ondan bu konu hakkında yardım isteyebilirim. Fotoğraf makinemi, ses kayıt cihazımı, bilgisayarımı, ajandamı, telefonumu, kalemimi ve not defterimi alıp arkadaşımın evinin yolunu tuttum.

Sokaktaki insanlar her ne açıdan bakarlarsa baksınlar bir gazeteci olduğumu her halimden anlarlar. Telaş ve ter için koştura koştura arkadaşımın evine ancak varabilmiştim. Dar sokakları geçtim, en ücra yerlere girip çıktım ve sonunda bir tane apartman dairesine giriş yapabildim. Merdivenleri tek tek hızla çıktım. Kapının üstündeki no 9'u
gördüğümde hemen kapıyı tıklattım. Kapı bir süre sonra hemen açıldı.

Nefes nefese kaldığımı gören arkadaşım ''Efsun! Ne bu hal?'' Diyerek beni kapıda şaşkın gözlerle karşıladı. Gerçekten nefes nefeseydim. ''Sorma. Yardımına ihtiyacım var Barlas.'' Beni içeri davet ederek ''Gel hele bir soluklan'' Dedi. Aceleyle mutfaktan bir bardak su getirip önüme koydu. Kalbim güm güm atıyordu. Kalbimin sesini her neredeyse ben bile duyabilecek raddedeydim. Masadan suyu alırken heyecandan ellerimin belli belirsiz titrediğini farkettim. Sanırım Barlas da ellerimin titrediğini farketmiş olmalı ki ''iyi misin?'' diye bir soru yöneltti bana. ''Evet, iyiyim.'' Diyerek yanıtladım.

Endişeli gözlerle beni süzdü. ''Senden bir şey isteyebilir miyim?'' Diye bir soru yönlendirdim. ''Tabi ki isteyebilirsin.'' Dedi. ''971 numaralı kimliği ile tanınan katili duymuşsundur o halde.'' Dedim. ''Evet. Haberlerde suç makinesi olarak tanıtılıyor. Az önce kamera önündeki haber spikeri 'öldürdüğü kayıp cesetler hâla bulunamıyor. Savcılığın ve adli tıpın Yaptığı incelemeler ve araştırmalar sürüyor.'Demişti. Peki sen benden tam olarak nasıl bir yardım istiyorsun.'' Dedi ve gözleri şüpheyle bana kaydı. ''Bilgisayar kullanımında oldukça iyisin.'' Dedim. ''971 numaralı kimliği ile tanıtılan katilin numarasını hackleyebilir misin?'' Dedim.

Gözleri resmen yerinden fırlarmışçasına aniden bana döndü.
''Efsun, numarasını hackleyip gerçek kimliğine ulaşmak istediğin kişi katil! Ne tür bir işe
bulaşacağının farkında mısın? Hapise de girebilirsin!'' Dedi endişeyle. ''Evet, hapise de girebilirim ama bu haber benim için çok önemli! Lütfen.'' Dedim resmen yalvararak. Düşünceli düşünceli kaşlarını havaya kaldırarak yüzüme baktı. Bir kaç saniyenin ardından ''Peki sen gerçekten emin misin bir haber uğruna bu sefer nezarethane değil de hapise girmeyi göze almaya?''diye bir soru yöneltti. Bu ses tınısının içindeki yalvaran tonu da farketmiştim. Çünkü bir haber yüzünden usulsüzlükten dolayı nezarette 3 gün yatmıştım. Sonradan usülsüz olmadığı anlaşıldı ve serbest bırakıldım.

''Elbette eminim. Nasıl olsa nezarete girmeye alışığım. Lütfen!'' Dedim yine resmen yalvaran ses tınımla. Yüzüme sanki emin olmak ister gibi baktı. ''Peki. Hesabı ve numarayı hacklerim. Ama yazılım ne kadar sürede tamamlanır orasını bilemem.'' Dedi. Heyecanla bilgisayarı çıkarıp masanın üstüne koydum. Hemen ardından bilgisayarı açtım. Barlas hemen ekranın başına geçip bir yazılım sayfası açarak kodlar yazmaya başladı. Hemen ardından katil hakkında bilinenleri yazdı. Bu sırada bende elimdeki not defterine bir şeyler karalıyordum. Aklım ise hâlâ katilin öldürdüğü insanların cesetlerini ne yaptığındaydı.

Bir süre sonra bilgisayarda bir yazılım sayfası başlatan Barlas, tekrar kodları girerek sayfayı yeniledi. Yazılım tamamlanana kadar ikimizde sessizce oturuyorduk. Birkaç dakikanın hemen ardından sessizliğini bozan taraf Barlas oldu. ''Efsun, tekrar kodlarını da girdim ama yazılım ne kadar sürede tamamlanır orasını bilemem. Çünkü bahsi geçen katil hakkında bildiğimiz şeyler çok az.'' Bilgisayarın kapağını tam kapatmadan ekran açık kalacak şekilde bıraktı. Barlasın boynuna atlayıp sımsıkı sarılıp nefessiz bırakana kadar bir sarılma isteği vardı içimde. Çünkü ondan başka hiç kimse bana bu şekilde yardım edemezdi. ''Teşekkür ederim. Çok teşekkür ederim.'' Diyebildim ancak. Çünkü bu arkadaş yakın temastan pek hoşlanmazdı.

Sanırım hissetmiş gibi ''gel hadi, gel'' diyip kollarını ona sarılmam için açtı. Galiba en nadir anlardan bir tanesiydi. Hemen soluğu kendimi onun kollarına atıp sımsıkı onun boynuna sarılırken buldum. ''Yavaş kızım. Boğulucam şimdi.'' Dedi bir anda sanki nefesi kesilirmişçesine. Yanağına sulu bir öpücük kondurduktan sonra kollarımı doladığım boynundan çektim kendimi. Tekrar yüzüne dönerek teşekkür ettim, eşyalarımı topladım ve ayrıldım oradan.

Haber kanalına doğru yola çıktım tekrar. Bilgisayara dikkat ederek yolda, insanların arasında yürümek o kadar zordu ki, eğer bilgisayar kapanırsa bütün yazılım giderdi. Kanala gidene kadar bu şekilde açıkta tutmak zorundaydım.

30 dakikalık metrobüs yolculuğumun sonunda kanala gelebilmiştim. Hemen kendi masama geçtim. Bilgisayarı yarı açık tutmaya özen göstererek masaya indirdim. Ve tabi ki kanalımızın şef'i beni görür görmez hemen bana doğru adımlamaya başladı. ''Efsun neredeydin sen, neden kanalda değildin? düzenlenmesi gereken bir sürü haber ve dosya var.''

''Şefim dışarıda ufak bir işim vardı, acil çıkmam gerekiyordu. Özür dilerim habersiz çıktığım için.''
''Sakın bir daha haber vermeden dışarı çıkma, şu dosyaları başlıklarına ve konularına göre hemen ayır ve bana getir.''
''Tamam şefim.'' Dedim ve gitti yanımdan. Off kim uğraşacak şimdi bu dosyalarla ya. Bir de gıcıklık olsun diye bir sürü dosya önüme yığmıştı.

Dört saatlik işin ardından sonra dosyalar konularına, başlıklarına ve içeriklerine göre ayrılmıştı. Evet evet bu kadar dosyayı tek başıma dört saat içinde bitirebilmiştim. Yalnız dosyaları ayırırken yine kadın cinayetleri, çocuk ve hayvan tacizleri konulu başlıklarım vardı. Eski eşi tarafından bıçaklanarak öldürülen iki çocuklu bir anne, sokak köpeğini günlerce evde zorla alıkoyarak tecavüz eden bir sapık, beraber olmak istediği kız arkadaşının rızası olmadığı için onu öldürerek cesedini satırla parçalara ayırıp denize atan genç sevgili, öz kızına cinsel istismarda bulunan bir baba ve daha fazlası! Açıkçası bunları başlıklarına göre ayırmak benim için oldukça zordu. Çünkü bu caniler hakettikleri cezayı almadılar. Aynı coğrafyayı paylaştığımız, aynı havayı soluduğumuz, bu varlıkların kadınlara, çocuklara ve hayvanlara, adalet borcu var!

Ve bir de 971 numaralı kimliği ile tanınan katil ile ilgili bir haber vardı. Bir hafta önce eşinden boşanmak isteyen bir kadına, uzaklaştırma cezası alan alkol ve şiddet bağımlısı olan eş musallat olunca hakim tekrar takip kararlı uzaklaştırma cezası vermiş. Ve yaklaşık bir buçuk haftadır ki hakim de, takip kararıyla uzaklaştırma cezası alan sözde eş ortalıkta yoktu. Bir anda kaybolmuşlardı. Tabi ki bu durumda oklar katilin üstüne çevrilmişti. Çünkü daha önce bir sokak kedisini, işkence ederek öldüren bir adamın cesedi, üç saat sonra bir denizin kenarında bulunmuştu. Boğularak öldürülmüştü. Çünkü boynunda parmak izleri vardı. Ve tabi ki şah damarının üstünde de 971 rakamları yazılıydı. Galiba onlar her yerdeydi.

Kedi için, adam boğdurtan katil, kadın için hakimi ve kadının cani eşini mi öldürtmeyecekti? Sanırım katil dediklerimiz de dahil adalet olmadığı sürece herkes kendi adaletini sağlayacaktı.

Dosyalar tamamdı. Fakat içindeki haberler iğrençti. Çünkü sadece kadın olarak değil insan olarak vicdanım bu türdeki haberleri kaldırmaya yetmiyordu. İnsanlar insanlığını yitirmeye başlamışlardı. Ve dünya'mızın, seri katilleri kendi adaletlerini sağlamaya çalışıyorlardı. Hem de yasal olmayan yollarla.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

189okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.