Her Gece kitap kapağı

20. bölüm / 20

Her Gece

20. Bölüm

Vaveyla Yazarı: İclal Ada Cinel

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: 20. Bölüm

20. BÖLÜM
“Canavarca bir dünyada kaybolmuş gibiydi, ama canavar kendisiydi sanki.”
2 Ay Önce
Tolga’nın Anlatımı İle
Bana abi kelimesinin, bana ne hissettirdiğini sorsalar şahsen suratlarına mal gibi bakardım. Bende abinin kelime anlamı bile sıfır canlarım. Aslında abimi tanıyorsunuz? Dimi? Birkaç bölümdür okumanız gerekiyordu. Şimdi gelip bana “siz kitapta olduğunuzu biliyor musunuz?” falan demeyin. Tabiki biliyorum! Kitabın ismi ne? Her Gece mi? O nasıl isim ya? Bu yazar ne yaşıyor? Neyse, çok soru sordum biliyorum konuşmayı severim. Dediğim gibi abimi tanıyorsunuz. KRALÜS AVUKATÜS ÜNLÜ DEMİR EFE YILDIRIM! “Lan onun kardeşi mi vardı?” diyorsanız o tamda ben oluyorum. Tanıştığıma memnun oldum. İsmim Tolga Yıldırım. Sevgilim Liva Akkoç ve minik köpeğimiz Suzi ile yaşıyoruz. Abim son bir yıldır mesajlarıma bakmadığı için yanına gitme kararı aldım. Ve tabiki mektupla haber yolladım. Yaşasın Taş Devri!
Sevgili abim Demir Efe’ye…
Öncelikle neden yıllardır mesajlarıma bakmadığını sorabilir miyim? Tabiki soramam, cevap veremezsin doğru. Neyse… Keşke baksaydın ama ben bunun hesabını sorarım! Emin ol canım benim.
Direkt konuya gireyim. YANINA GELİYORUM? Kız arkadaşım da gelecek ama sorun olmaz bence. Ayrıca yengenin haberlerini de aldık, Ela Hanımcığım sağolsun… Sen mesajlara bakmayınca duman ile haberleşemediğimiz için mektup yazmaya karar verdim. Umarım ben gelmeden mektup gelir. Şok olmanı istemem canımıniçi. Seni çok seven ve sinirli olan (mesaja bakmadığın için) kardeşin. Yakında görüşmek üzere.
Tolga Yıldırım
Altına ise abim ve benim küçüklük fotoğrafımızı ve belki -aşırı düşük ihtimal- beni özlemiştir diye kız arkadaşım ve benim fotoğrafımı yapıştırıp kağıdı katlayarak zarfa koydum. Mektubumu almasını, okumasını ve beni arayıp “Tabiki gel canım benim benim evim, senin evin!” gibi süslü cümleler duymayı çok istiyordum ama abimin o katı kişiliği değişmediği için maalesef şöyle bir mesaj aldım…
Günümüz
Demir’in Anlatımı İle…
Hiç beklemediğim bir şekilde gelen, asla özlem duymadığım kardeşimin yanıma geleceğini bu sabah aldığım bir mektupla öğrendim. Hala gelmediğine göre dangalak herif benden cevap bekliyor diye düşündüğüm için istemesem de mesaj attım. Ona yıllarca yazmamamın bir sebebi yok. Yazmak istemediğim için yazmamıştım. Gayet doğal. Neyse, şu şekil bir mesaj uygun olur diye düşünüyorum…
Tolga, o ne lan mektup falan? Aramaya götün yemedi mi? Gel, bekliyorum.
Ne yazmamı bekliyordu ki? Onu pamuklara mı saracaktım? Kaç yaşında adam! Adel’e sormadan yapıyordum ama Liva’yı tanıdığım ve Adel ile anlaşacaklarını düşündüğüm için kabul etmiştim. Belki bir arkadaşı olması ona iyi gelecekti. Aradan on dakika sonra mesajıma üst üste yanıtlar geldi.
Şükür!
Abi sen ne yaşıyorsun ya?
Yıllardır niye yazmıyorsun?
Sevgili olduk da haberim mi yok? Trip mi yiyorum?
Cevabımı geciktirmedim tabii ki. Atarlanıyorsa atarın kralını gösterecektim ona.
Saçma sapan konuşma lan! Yengen var senin.
Saniyesinde gördü. Harbiden sevgili olabilir miydik?
Bebeğim, sen bırak Adel’i. Gel bana.
*Öpücük atan emoji*
Şaka yaptım.
Hemen başlama “Oğlum o senin yengen, yengen!” diye.
Ne yaşıyor lan bu? Adel ile psikoloğa mı göndersem?
Tamam lan kapat!
O köpek gelmiyor Tolga.
Anladın mı?
Anlamasını ummuyordum.
Anladım, tamam.
Liva’nın halasına bırakırız.
Anladığına göre birazda olsa büyümüştü. Aslında içten içe özlemiştim. Kardeşimdi sonuçta. Annemin bana emanetiydi… Annem çok genç yaşta kansere kurban gitmişti. Ben 5 yaşımdayken, Tolga ise 3 yaşındayken vefat etmişti. Bizi babam büyüttü ama onun da işleri çok yoğundu. Oda benim gibi hukuk yönünde ilerlemişti. Kendisi savcıydı. Benim avukat, Tolga’nın ise onun gibi savcı olmasını istiyordu. Ben babamın izinden gittim. Hayır, o istedi diye değil, hayalim bu olduğu için. Hatırlıyorum da annem bir kere bana bir şey söylemişti. “Seni avukat cübbesi ile görene kadar yaşamak istiyorum, Demir”. Bu cümle benim hayatımı değiştirdi. Üstelik annem Adel’e çok benziyordu. Ama öyle böyle değil. Annemin kızı olsa bile bu kadar benzeyemezdi. Lisede Adel ile tanışınca sanki annem ile tekrar konuşuyorum gibi hissetmiştim. Hala öyle hissediyordum. Tamda bugün aynı böyle bir olay yaşandı…
Adel’in Anlatımı İle…
Gözüme giren güneş ışığı ile zar zor uyandım. Regl haftamda olduğum için gece ağrıdan uyuyamamıştım. Yanıma bırakılan sandiviç, soğuk kahve ve nota baktım. Hemen notu aldım ve okumaya başladım.
Güzelim uyanmış mı? Günaydınn (:
Yavrum haber veremedim çok çok özür dilerim ama bir durum var ne tepki vereceğini bilemediğimden not yazmaya karar verdim yüz yüzeyken beni boğma ihtimaline karşı…
Bi bok yemişti. Allah’ım sen bana bu adamla sabır ver! Sinirlenmemeliyim, sinirlenmemeliyim… Cidden bi bok yediyse, öldü. Okumaya devam etmek zorundaydım kalanlarını okumaya başladım.
Durum şu ki, benim bir kardeşim var sana anlattım mı bilmiyorum. Benden iki yaş küçük, ismi Tolga. Sevgilisi ile birlikte bize geliyorlarmış. Ne kadar kalırlar bilmiyorum. Kabul etmemin sebebi hem kardeşimi 3 yıldır görmemem, hemde senin bir arkadaşa, bir sırdaşa şuan ihitiyacın olduğunu düşünmem. Liva’yı tanıyorum. Tam senin kafadan, tatlı bir kız. Anlaşacağınızı düşünüyorum. Belki biraz mutlu olursun. Son zamanlarda evden pek çıkmıyorsun. Biraz gezersiniz birlikte. Olmaz mı? Sen düşün, istemezsen onlara otel tutarım.
Seni seviyorum…
Demir.
Ne var bunda be? Bende bir şey oldu sandım. O kabul etmese ben zorlarım zaten. Kaç aydır bir onun, bir annemin, bir Ela’nın, birde psikoloğumun yüzünü görüyordum. Benim kafamda bir kız harika olurdu. Alışverişe çıkıp gezerdik. Havalar henüz çok soğumamıştı ama Ekim ayındaydık. Belki sahile inerdik. Bana iyi gelirdi. Tabiki kabul edecektim. Telefonumu alıp Demir’i aradım.
“Alo? Güzelim bir şey mi oldu? “ Sesini duyunca rahatlamıştım.
“Sen salak mısın?” Onu delicesine özlememe rağmen kurduğum cümle buydu. Adam senin için her şeyi yapmış senin ona dediğine bak, Adel. Salaksın kızım sen.
“Kızdın mı?” diye mırıldandı. Ponçiğim ya, kızmadım bebeğim merak etme.
“Kızdığımdan değil, böyle bir şey için kızacağımı düşünmene kızdım. Sorman bile hata. Sevgilim, ben sence Hayır! Asla gelmeyecekler! gibi bir cümle kurar mıyım? Kardeşin o senin. Tabiki gelecek. Onun da evi sayılır burası. Ayrıca bir arkadaşa hayır diyeceğimi de düşünmüyorum.”
Telefondan Demir’in derin bir nefes verdiğini duymuştum. Bu kadar mı gerilmişti?
“Hadi evi temizleyeceğiz biz Ela ile! Kafamı dağıtmam lazım. Ayrıca yemekleri ben yapacağım. En sevdiğini biliyorum…” Kıkırdadım. Yemek ile cilve yapmayı nasıl başardım acaba? İç sesimi neden susturamıyorum acaba? Ben salak mıyım acaba?
“Tamam güzelim. Bekliyorum. Karnın ağrıyor, yapma diyeceğim ama dinlemeyeceksin. Onun için kendini çok yorma… Seni seviyorum.”
“Bende…”
Telefonumu kapattım ve Ela’nın yanına gittim. Elinde telefonu ile müzk seçiyordu. Kafasına bandana takıp saçlarını dağınık topuz yapmıştı. Tam temizlik moduna geçmişti. Atiye’nin Salla şarkısını açıp telefonu sehpanın üzerine bıraktı.
“Hadi canım! Ben süpürüyorum, sen perdeleri çıkartıp çamaşır makinesine atıyorsun.”
Kıkırdadım.
“Tamam anne.”
Dudaklarını büzdü mutsuz bir ifadeyle.
“Kız ne annesi? Daha gencim ben.”
Gülümsedim. Daha sonra perdeleri çıkartıp çamaşır makinesine attım. Daha sonra telefonuma gelen mesaj sesi ile yerimden doğruldum ve mesaj sayfasını açtım. Annemden gelmişti mesaj.
Annem
Aşkıım! Uyandın mı? Bana evinin konumunu atar mısın bitanem? Biraz sana geleyim dedim. Sarma da var.
Sarma! Annem senin o sarma saran ellerine kurban olurum ben!
Oyy senin sarma saran ellerine kurban olurum! Atıyorum hemen. Bizde Ela ile temizlik yapıyorduk. Birazcık anne dokunuşu yaparsın (:
Telefonumdan yeni bir müzik açtım. Gülşen ve Murat Boz’un İltimas şarkısını açıp telefonumu kenara bıraktım. Aradan yaklaşık 10 dakika geçtikten sonra kapı çaldı. Annem gelmişti muhtemelen. Kapıyı açınca karşımda genç, kumral, dalgalı saçlı,uzun boylu bir erkek ve kızıl saçlı,zayıf,alımlı bir kız görmeyi beklemiyordum. Yanarında birçok bavul vardı. Kimdi bunlar?
“Buyurun? Kimsiniz?”
Adam kıza dönerek dudak büzdü. Birşeyden hoşlanmamıştı.
“Abim gönderdiğimiz fotoğrafı yengeme göstermemiş galiba.”
Abim mi? Abi? Fotoğraf? Bavullar? Kızıl saçlı kız?
Arkadan Ela’nın neşeli sesi gelince duruma aydınlandım.
“Tolga! Ablacığım geçin içeri.”
“Haaaaa Tolga! Demir’in kardeşi!”
Tolga gülümseyip bana sarıldı.
“Şükür be! Tanıdı! Hoşbuldum yengeciğim.”
Kıza döndüm ve gülümsedim. Parmağımla onu işaret ederek.
“Liva?”
Kız gülümseyerek bana sarıldı.
“Ta kendisi! Selam canım! Ay eviniz harika! Şu aynada harika fotoğraflar çekilir!”
Liva cidden Umay’a benziyordu.
Şahsen bu beni duygulandırmıştı. Bana yeni bir arkadaşın gelmesi de Demir'in dediği gibi iyi gelecekti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.