17. bölüm / 20
Her Gece17. BÖLÜM
Bölümler 20Şu an: 17. BÖLÜM
- 1 1. Bölüm852 kelime
- 2 2. Bölüm429 kelime
- 3 3. Bölüm437 kelime
- 4 4. Bölüm330 kelime
- 5 6. Bölüm545 kelime
- 6 5. Bölüm358 kelime
- 7 7. Bölüm415 kelime
- 8 8. Bölüm430 kelime
- 9 9. Bölüm361 kelime
- 10 10. Bölüm418 kelime
- 11 11. Bölüm561 kelime
- 12 12. Bölüm868 kelime
- 13 13. Bölüm716 kelime
- 14 14. Bölüm537 kelime
- 15 15. Bölüm575 kelime
- 16 16. BÖLÜM775 kelime
- 17 17. BÖLÜM926 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 18. BÖLÜM789 kelime
- 19 19. BÖLÜM1.252 kelime
- 20 20. Bölüm1.223 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“mahkeme…”
Mahkeme Günü
Bugün Demir ve benim için çok zor bir gün olacağı kesindi. Sabah saat 10.00'du. Demir fırına ekmek almaya gitmişti, ben de Ela ile birlikte kahvaltı soframızı hazırlıyordum. Ela menemen yapıyor, ben ise salatalık ve domates doğruyordum. Evet, normalde kahvaltı yapmayı sevmezdim ama bugün Demir'in ısrarıyla yapmam gerekiyordu. Bugün zor geçecekti. Demir çok önceden hepsinin babaları ile görüşmüş, polis ekipleri ise onları saklandıkları ülkeden getirmişti. Benim avukatım tabii ki Demir'di. Onlar iyi bir avukat tutamamıştı. Babalarının bu işleri ortaya çıkınca batmışlardı. Tabii kurban giden tek Umay değilmiş. Mağdur olan onca insan varmış. Rüzgar'ın babası okulu kapatmıştı. Umay'ın cesedi ise ormanda bir ağacın altına gömülü olarak bulunmuştu. Bu haber tabii ki televizyonlarda yayınlanmıştı. Kalbim paramparça bir şekilde izlemiştim o haberleri.
"Adel, iyi misin kuzum?" Ela'nın sesiyle daldığım düşüncelerden çıktım. İyi değildim ama bugünden sonra çok iyi olacaktım. Hatta o mahkeme salonuna girdiğim andan itibaren çok iyi olacaktım.
"İyiyim, o mahkemeden sonra harika olacağım." Söylediğim şeyin dimdik arkasındaydım. Çok iyi olacaktım. Hem de hiç olmadığım kadar. Onların kelepçelenmesi, götürülmesi, cezalarını çekmesi benim için kurtuluştu. Ruhumun kurtuluşu. Üstelik sadece benim değil, Umay'ın da kurtuluşu olacaktı.
Kapının çalmasıyla irkildim. Kapıyı açmaya gittim. Demir gelmişti. Kapıyı açtım ve dolu gözlerimle Demir'e baktım.
"Adel, güzelim ne oldu? Neden üzgünsün sen? Bir şey mi oldu?"
"Bir şey yok sevgilim... Mutluyum sadece."
Demir akan yaşlarımı silerken bana baktı. Gözyaşlarımdan ıslanmış yanaklarımı öperken endişeli bir şekilde konuştu:
"Adel, kendini hazır hissetmiyorsan gelme."
Bu cümlesini anında reddettim.
"Asla olmaz! Demir, bu gün benim için ne kadar önemli sen de biliyorsun."
Demir buruk bir gülümsemeyle bana baktı.
"Biliyorum... Biliyorum bebeğim ama sana bir şey olmasından korkuyorum."
"Demir, sevgilim... Bana hiçbir şey olmayacak, söz veriyorum."
Birlikte masaya oturduk, zorla da olsa bir şeyler yemeye çalışmıştım. Yaklaşık yarım saat sonra arabadaydık. Korkmamam lazımdı. Umay için güçlü durmam şarttı.
Mahkeme Salonu/Mahkeme Anı
Salon boştu. Görgü tanığı olarak yaklaşık 15 kişi vardı. Bizim görgü tanıklarımızın çoğunu tanımıyordum, sadece psikoloğum oradaydı. Demir ayarlamış olmalıydı. Ayaz, Rüzgar ve Ayça salona geldi. Avukatları çok iyi değildi. Yaşlı bir adam tutmuşlardı. Nefretle baktım yüzlerine. Onların görgü tanıklarında sadece babaları vardı. Anneleri olaya dahil bile olmamıştı. Hakim salona girdiğinde duruşma başlamıştı. Ayaz'a o an göz ucuyla baktım. Çirkindi. Yüzünden değil, artık ruhu çirkindi onun. Bizim tanıklarımızdan birisi çıktı ilk. Benim yaşlarımda bir adamdı.
"Sayın Hakim, ben Rüzgar Kılıç'ın babası Ömer Kılıç'ın onlar için o ormanda hazırlattığı yer altı sığınağının sahibiyim. Burada Adel Aksel'i haklı bulduğum için onun şahidi oldum. Ben olaydan sonra sığınağa gittiğimde sığınağın etrafında birçok beyaz gül vardı, kanlı beyaz güller. Üzerindeki kanı ve parmak izlerini araştırmaya vermiştim, belki bir sonuç çıkar diye. Kanlar Umay Yılmaz'a, parmak izleri ise Ayça Lina Kaya'ya aittir. Bu ise o testin sonuçları, buyurun Sayın Hakim."
Hakim testi inceledikten sonra konuştu:
"Teşekkürler, yerinize geçebilirsiniz."
Adam yerine geçtikten sonra psikoloğum çıktı konuşmak için.
"Sayın Hakim, ben Adel Aksel'in bu süreçteki psikoloğuyum. Adel Aksel benimle yaklaşık 3 seans gerçekleştirdi ve bu seanslardan anladığım kadarıyla Adel Aksel çok büyük derecede travmalar yaşamıştır. Bu travmalar onun uyku düzenini, yeme içme alışkanlıklarını, davranışlarını tetiklemiştir. Avukat Demir Efe Yıldırım, bu süreçte hem avukatı hem de sevgilisi olarak ona çok fazla destek çıkmıştır. Şu anda Adel Aksel bu duruşmaya dimdik gelebiliyorsa onun sayesindedir. Ayaz Göker ile olan eski birlikteliği onu geri dönülemez bir şekilde derinden etkilemiştir. Bu konuda gereğinin yapılmasını arz ederim Sayın Hakim."
"Teşekkürler, yerinize geçebilirsiniz."
Daha çok kişi konuşmuştu. Sıra Demir ve benim konuşmamıza gelmişti. Sıra ilk olarak bendeydi.
"Sayın Hakim, ben Adel Aksel. Umay benim hem en yakın arkadaşımdı hem de kardeşim gibiydi. Biz Ayaz Göker, Rüzgar Kılıç, Umay Yılmaz ve ben arkadaştık. Bir akşam Umay Yılmaz bunaldığı için dışarı çıkmıştı ama uzun süre gelmemişti. Biz ise endişelenip onu aramaya karar vermiştik. Ama tam çıkacakken Rüzgar Kılıç'ın Ayça Lina Kaya ile konuşmasına şahit oldum. Umay Yılmaz'ı kasten öldürmekten bahsediyorlardı. Ondan sonra zaten bu olaylara şahit olduk. Psikoloğumun dediği gibi çoğu şey Ayaz'ın uygulamadan yasa dışı para kazanması, Umay'ın cinayeti gibi olaylardan çok kötü haldeydim. Bu süreçte bana en çok müstakbel eşim Demir Efe Yıldırım her an yardım etti, yanımdaydı. Bu bilgilerin değerlendirilmesini arz ederim Sayın Hakim."
"Teşekkürler, yerinize geçebilirsiniz."
Sıra Demir'deydi. Hem sevgilim hem de avukatım olarak konuşacaktı. Şahsen onların avukatı gıkını bile çıkaramıyordu çünkü haklı oldukları hiçbir şey yoktu. Demir konuşmaya başlayınca bakışlarım ona döndü.
"Sayın Hakim, ben Adel Aksel'in hem sevgilisi hem de avukatı olarak buradayım. Adel, o zamanlar onlara güvendiği için onlarla kaçmıştır ama olayla ilgili hiçbir suçu yoktur. O uygulamanın kurucusu olan şirketle görüştüm, bunlar da belgeler, inceleyebilirsiniz."
Demir Hakim'in eline birkaç belge uzattığında kendimi hiç olmadığım kadar güvende hissediyordum.
"Ayrıca kendisinin de dediği gibi Umay Yılmaz'ın cinayetinden de onlar sorumludur. Ayça Lina Kaya cinayeti işlemiş, Ayaz Göker ile Rüzgar Kılıç ise suçuna ortak olmuştur. Üçü için müebbet hapis cezası, müvekkilim Adel Aksel için ise serbest kalma hakkının tanınmasını arz ederim Sayın Hakim."
Hakim dosyaları inceledikten sonra boğazını temizledi ve konuşmaya başladı:
"Yaz kızım, sanıklar Ayaz Göker, Rüzgar Kılıç ve Ayça Lina Kaya'nın Umay Yılmaz cinayeti ve işledikleri suçlardan ötürü müebbet hapis ile cezalandırılmasına, babalarına ise onları kaçırdıkları ve suçlarına ortak oldukları için 10 yıl hapis ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Davacı Adel Aksel'in ise hiçbir suçunun bulunmaması üzerine serbest kalmasına karar verilmiştir."
Demir'e sarıldım o an. Kurtulmuştuk. O anda içimde tarif edemeyeceğim bir his oluştu. Sanki omzumdaki bütün yük kalkmıştı. Yerine umut ve neşe duygusu eklenmişti sanki. Böyle çok istediğiniz bir şey olduğunda "Allah'ım çok şükür..." deriz ya, benim tüm ruhum şu an o haldeydi. Bütün bedenim bu karanlıktan kurtulduğumuz için şükrediyordu.
"Demir, Umay'ın mezarına gitmek istiyorum."
Demir bu isteğimi anlamıştı. Neden böyle bir şey istediğimi anlamıştı. Lafımı asla ikiletmeden onayladı.
"Hemen gidelim, yeter ki sen iste."
Bölüm etkileşimi
