Her Gece kitap kapağı

13. bölüm / 20

Her Gece

13. Bölüm

Vaveyla Yazarı: İclal Ada Cinel

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: 13. Bölüm

"Hemde herşeyden,herkesten çok..."

Demir'in beni kucağına alıp eve taşıdığını hissetmiştim ama uyanmak istemiyordum. Beni yavaşça merdivenlerden çıkardı, eve getirdi. Ayakkabılarımı ve Ayaz'ın bana verdiği montu çıkartıp yorganla üstümü örttü. O sırada az da olsa kendi kendine konuştuğu şeyleri duymuştum:
"Yüzsüz gibi montunu vermiş bir de..."
Güldüm. Ama içimden Demir'in bu özelliğini seviyordum. Başkalarına karşı bir odun gibi sert ve ruhsuz, bana karşı pamuk gibi oluşunu... Bunları düşünürken göz kapaklarım kapanmaya başladı ve uykunun büyüsüne daldım tekrardan...
Sabah Demir'in yatağıma getirdiği kahvenin kokusuyla uyandım. Saat neredeyse öğleye geliyordu! Bu saate kadar nasıl uyumuştum!
"Neden kaldırmadın beni?"
Güldü. Allah belasını vermesin, çok güzel gülüyordu.
"Uyandırmak istemedim. Sana kahve yaptım, malum sabah kahvaltı yapmayı pek sevmiyorsun. İstersen akşama doğru yemek yemeye gideriz."
Unutmamıştı... Sabah kahvaltı yapmayı sevmediğimi ama elimde olsa gün boyunca sıcak latte içebileceğimi, dışarıda yemek yemeyi sevdiğimi... Unutmamıştı.
"Olur, sen bilirsin."
"Senin için kıyafet getirmelerini istedim, birazdan getirirler."
"Teşekkürler."
Yavaşça ayağa kalktı ve kapıya yöneldi. Tam çıkacakken tekrardan bana yöneldi.
"Ha bu arada, istersen duşa girebilirsin."
"Şu an en ihtiyacım olan şeylerden birisi."
"Unutmadım. Seninle alakalı hiçbir şeyi unutmadım."
Güldüm. Ben saçımdaki tokayı çıkartırken, o ise bana dolaptan bornoz çıkarmıştı.
"Bu temiz, hiç kullanılmadı. İstediğin kadar durabilirsin duşta, hiç sıkıntı olmaz. Özel bir şampuan, makyaj aleti veya başka bir şey istersen bana veya Ela'ya söylemen yeterli."
Ela, onların evindeki yardımcı kızdı. Dalgalı ve kızıl saçları vardı, zümrüt yeşili de gözleri. Benden iki yaş büyüktü ama ona "abla" diye seslenilmesini istemediği için Ela diyoruz. Ve tahmin ettiğiniz üzere, Demir baba parasıyla bu kadar zengin değildi. Kendi mesleğini eline almış ve Ünlü Avukat Demir Efe Kılıç olmuştu.
"Teşekkürler, tekrardan."
Demir çıktıktan sonra suyu açtım ve kıyafetlerimi çıkarttım. Hemen sıcak suyun altına girdim ve acılarımın da su ile birlikte akıp gitmesini diledim... Ama gitmediler. Acılar akıp gitmiyorlarmış meğersem.
O sırada kapıdan bana seslenen Ela'nın neşeli sesi geldi kulaklarıma:
"Adel Hanım! Kıyafetleriniz geldi. İçlerinden seçim yapmanız gerekiyor."
"Geliyorum."
Suyu kapatıp Demir'in bana verdiği bornozu üstüme geçirdim. Yavaşça kapıyı araladım ve dışarı çıktım. Ela beni görür görmez yanıma koştu.
"Adel Hanım, siz odaya geçin ben kıyafetlerinizi getiriyorum."
Güldüm.
"Teşekkür ederim, bu arada Adel demen yeterli."
Ela da bana güldü ve beni Demir'in odasına getirdi. Arkamdan da kıyafetlerim geldi.
"Ben giyinip geliyorum."
"Tamam. Kahvaltı hazırlamamı ister misiniz?"
Dudağımın kenarı yavaşça kıvrıldı, içim gıdıklandı.
"Yok, ben sabah pek kahvaltı yapmam. Zaten Demir bana kahve yapmıştı."
Ela'nın bakışları imalı imalı beni süzdü. "Ne oldu?" der gibi baktım.
"Adel, yanlış anlama ama ben Demir Bey'i ilk defa bu kadar enerjik, mutlu gördüm bu sabah. Dilinden düşmüyorsunuz geceden beri. Sürekli bana soruyor: "Adel uyandı mı?" "Duştan çıktı mı?" "Karnı açsa yemek hazırla." "Ama kahvaltı yapmaz o, tatlı şeyler veya kahve yap." "Ama latte yap" diye yüzlerce mesaj var telefonumda."
Şaşkınlıkla dinledim söylediklerini. Cidden yapmış mıydı bunları? Yoksa ben rüyada mıydım?
"Ela... Ben rüyada mıyım?"
"Adel, arkadaşını kaybettiğini biliyorum. Onun yerini tutamam belki ama, istersen dertlerini her zaman dinlerim."
İstemsizce gözyaşlarım döküldü yanaklarımdan. Umay'ı çok özlemiştim. Ela asla onun yerini tutamazdı, ama belki biraz yaramı hafifletirdi.
"Biz... Umay ile Türk kahvesi içerdik battaniyenin altında. Orada dertleşirdik."
"Tamam o zaman, ben Türk kahvesi yaparım, battaniye de getiririm."
O sırada masanın üstündeki radyo ilişti gözüme. Ahşap ve siyah kaplamalı, üzerinde "Avukat Demir Efe Kılıç" yazıyordu.
"Açabilir miyim radyoyu?"
"Tabii ki."
Yavaşça radyoyu elime aldım ve açtım.
Karanlık bir yerde bul beni,
Kaybettiğin gün gibi bekliyorum.
Üstümde bir başkasının ceketi,
Yine de tanırsın biliyorum...
Tanıdık bir yerde bul beni,
Kuğulu'da buluşalım...
"Kalpsizin biri" demişsin, hani?
Bari yorgun dargın bakışalım...
Şarkı sanki bizi anlatıyordu, Demir ve beni... Ela odadan çıkınca ağlamaya başladım. Sesim duyulmasın diye nefesimi tutuyordum. Kalkıp toparlanmam lazımdı. Bu kadar güçsüz değildim ben...
Ağlama...
Hadi gözyaşları akmayın!
Lütfen...
Gözyaşlarımı sildim ve kapıyı yavaşça aralayıp dışarı çıktım. Tüm koridoru kaplayan kahve kokusunu içime çektim. Umay olsa beraber içerdik bu kahveyi... Ama yoktu artık, artık olmayacaktı... Bu çok acıydı, hem de çok acı...
"Adel! Kahveler oldu."
"Geliyorum canım."
Yavaşça mutfağa ilerledim. Çok güzel dizayn edilmişti. Ahşap tezgah, siyah dolaplar, büyük bir pencerenin önüne konmuş yuvarlak beyaz bir masa vardı. Ela şaşkın suratıma bakarak güldü.
"Demir Bey çok zevklidir. Zevkleriniz sanırım uyuşuyor."
"Bilmem, olabilir."
Ela ve ben yuvarlak büyük masanın etrafına oturduk. Saatlerce dertleştik. Ben anlattım, o dinledi. Ben ağladım, o teselli etti. Umay eminim ki burada olsaydı, o da beni teselli ederdi, beni dinlerdi... Onu özlemiştim, hem de her şeyden, herkesten çok...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.