16. bölüm / 20
Her Gece16. BÖLÜM
Bölümler 20Şu an: 16. BÖLÜM
- 1 1. Bölüm852 kelime
- 2 2. Bölüm429 kelime
- 3 3. Bölüm437 kelime
- 4 4. Bölüm330 kelime
- 5 6. Bölüm545 kelime
- 6 5. Bölüm358 kelime
- 7 7. Bölüm415 kelime
- 8 8. Bölüm430 kelime
- 9 9. Bölüm361 kelime
- 10 10. Bölüm418 kelime
- 11 11. Bölüm561 kelime
- 12 12. Bölüm868 kelime
- 13 13. Bölüm716 kelime
- 14 14. Bölüm537 kelime
- 15 15. Bölüm575 kelime
- 16 16. BÖLÜM775 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 17. BÖLÜM926 kelime
- 18 18. BÖLÜM789 kelime
- 19 19. BÖLÜM1.252 kelime
- 20 20. Bölüm1.223 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“annem…”
Demir: "Hazırlan güzelim, annenle görüşeceğiz bugün. Ama endişelenme, seni çok özlemiş, kızmasından korkma, ben senin yanındayım."
Mesaja bakarken nefesimin daraldığını hissettim. Bunu yapabilecek miydim? Onca şeyden sonra annemin yüzüne nasıl bakacaktım? Babama haber vermemişlerdi, babam kızardı çünkü. Annem her zaman yumuşaktı. Pamuk gibi bir kalbi vardı. Ben çikolata isterdim, babam vermezdi tabii ki. Annem gizlice verirdi bana. "Yavaş aç paketini, baban duymasın. Ağzına bulaşırsa da hemen yıka." derdi. Annem her zaman koruyucu meleğim olmuştu benim. Umay'ın vefatını öğrendiğinden beri çok daha kötü olmuş. Uyku uyumuyor, yemek yemiyormuş. Sürekli Demir'i arayıp beni soruyormuş. Ama çok haklıydı. Mal gibi iki günlük birisi için ailemi hiçe saymıştım. Aslında planları çok farklıymış... Ben bunu göremediğim için en çok kendime kızıyordum.
Demir gelene kadar hazırlanmam lazımdı. Dolabımı açtım ve kıyafetlerime baktım. İspanyol paça siyah bir tayt ve gri bir tişört aldım. Saçlarımı yarıdan topladım ve uçlarına maşa ile hafif dalgalar yaptım. Allık ve rimel sürdüm. Hazırdım, ama korkuyordum. Çantamı hazırlarken kapı çaldı, koridordan gelen Demir'in sesi ile huzur bulduğumu anladım. Demir'in odaya geldiğini belimde hissettiğim eli ile anladım. Buradaydı, yanımda... "Geldi, Adel. Yalnız değilsin artık. O burada, seninle birlikte..."
"Gelmişsin..."
Güldü bu tepkime. Sanki beni rahatlatmak ister gibi omuzlarımı okşadı. Omuzlarımdaki yükleri kısa süreliğine ona bırakmak istedim. Ama kıyamadım. Beni bu denli yoran yükler, onu da yorardı. Ona yapamazdım. Ben tutacaktım o yükleri. Altında ezilsem de, yorulsam da hep dik duracaktım.
"Geldim, çıkalım mı?"
İçim titredi o an. İstemiyordum. Kendimi yatağa bağlamak, asla kalkmak istemiyordum. Ama gitmem lazımdı. Anneme o kadar acıyı yaşattıktan sonra burada duramazdım. Ne haddimeydi? Ben buydu. Yıkılmazdım, ayakta dururdum.
"Çıkalım..."
Korku ve endişe ile baktı gözlerime.
"Korkuyor musun?"
"Biraz."
Sarıldı bana sıkı sıkı. Sanki kopuyormuşuz, bana son kez sarılıyormuş gibi kokumu derin derin içine çekti.
"Korkma... Annenin ne kadar üzgün olduğunu gördüğünde anlayacaksın. Kadın çok kötü Adel, asla kızmaz sana. Ben zaten her şeyi anlattım."
Demir'e güvenmekten başka çarem yoktu. Zaten ona koşulsuz, şartsız güveniyordum ama bazen kalbim bana "olmaz" diyebiliyordu. O zamanlarda ise kalbinizin sesi kulaklarınızı yoruyordu. Sizi o yolda yürümek zorunda bırakıyordu.
"Hadi, çıkalım güzelim..."
"Çıkalım..."
1 Saat Sonra Adel'in Annesinin Evi (Yazarın Anlatımıyla)
Adel korkuyla baktı eski apartmanına, evine... Bu binaya baktığı gibi bakabilecek miydi annesinin yüzüne? Bundan korkuyordu. Gerçi evine gelmişti. Ne olabilirdi ki en fazla? Ama korkuyordu işte. Bu an kalbinin "olmaz, kaç" dediği anlardan biriydi. O sırada endişeyle izliyordu Demir sevdiği kızın bu halini. Üzülüyordu, onu kırdığını düşünüyordu ama yapması gereken de buydu. Annesini görmeye hakkı vardı. Aslında Adel'e bunu yapması ona iyi gelecekti. Bu zor zamanlarında onun Demir'den çok annesine ihtiyacı vardı...
Adel'in Anlatımıyla
"Korkuyorum." diye fısıldadım. Cidden korkuyordum. Ama annemi görmek, ona sarılmak bana iyi gelecekti. Anneme yalan söylediğim için ne kadar kendimi suçlasam da, annemin bana kızmayacağını biliyordum. Ayrıca Demir'e de sonsuz güveniyordum. Yalnız olmadığımı, bu savaşta arkamda dimdik duracaklarını biliyordum. Babam ile hâlâ görüşmemiştim. Çünkü babamın tepkisi anneminkinden çok daha ağır olurdu, biliyordum. Hayatımda hep kendime güvenerek yaşadım, hiçbir üzüntüde yıkılmazdım. Ama Umay'ın gidişi beni çok sarsmıştı. Kendimi devasa karanlık bir boşluğun içinde yapayalnız hissediyordum. Annem ile kavuşmak, konuşmak bu hissimi azaltırdı. Bunu Demir de ben de çok iyi biliyorduk.
Yavaşça apartmanımın merdivenlerini çıktım. Asansöre bindim, beşinci katın tuşuna bastım ve yukarı çıkmaya başladık. Bacaklarım ve ellerim titriyordu. Dairemizin kapısına gelince nefesim daralmaya başlamıştı.
"Hadi güzelim, çal kapıyı..."
Titreyen ellerimle zili çaldım. Hemen ardından kapı açıldı. Karşımda ağlamaktan gözleri şişmiş, yorgun, bitkin hali ile annem duruyordu... Birbirimizi gördüğümüz an ağlamaya başladık. Ağlayarak sarıldık birbirimize. Dakikalarca o beni öptü, ben ağladım...
"Yavrum... Canımın canı..." diyerek saçlarımı öptü annem.
"Annem, çok özledim seni..." diyerek daha çok sokuldum anneme. Bir elmanın iki yarısı tamamlanmıştı o an...
Dakikalar Sonra...
Salonumuzdaki büyük masaya oturduk. Annem, Demir ve ben... Annem konuyu açtı ilk olarak.
"Adel, Demir bana her şeyi anlattı ama benim sana sormak istediğim bir soru var kızım..."
"Sor tabii ki anneciğim."
Annem derin bir nefes aldı ve elimi tuttu.
"Umay... Nasıl oldu kızım bu?"
Annemin sorduğu soru ile gözlerim dolmaya, boğazım düğümlenmeye başlamıştı. Anlatmam lazımdı.
"Ben olay anında orada değildim anneciğim. Ama şöyle oldu, biliyorum. Umay hava almak için sığınaktan dışarı çıktığında Ayaz'ın eski sevgilisi, Ayaz ve Rüzgar ile işbirliği içinde Umay'ı hem sırtından hem de boynundan bıçaklayarak öldürmüş. Umay'ı kendilerine çekmek için yol boyu beyaz güller dökmüşler her yere. Umay da benim için onları toplarken..." Daha fazla devam edememiştim. Ağlamak istemiyordum.
"Tamam kızım, devam etme daha fazla. Ben anlayacağımı anladım." diyerek beni teselli etti annem. Daha saatlerce böyle konuştuk üçümüz. En sonunda annem, Demir ve benim birlikte kalmamız gerektiğini düşündüğü için çok zorlamadı beni yanında kalmam için. Ama ben her zaman ziyarete gidecektim onu. Annem olaylar düzeldiğinde bize bir düğün yapmayı bile teklif etmişti. Demir buna "Amin Neşe anneciğim, inşallah" diyerek yanıt vermişti. Ben ise sadece gülmekle yetinmiştim...
Bölüm etkileşimi
