19. bölüm / 20
Her Gece19. BÖLÜM
Bölümler 20Şu an: 19. BÖLÜM
- 1 1. Bölüm852 kelime
- 2 2. Bölüm429 kelime
- 3 3. Bölüm437 kelime
- 4 4. Bölüm330 kelime
- 5 6. Bölüm545 kelime
- 6 5. Bölüm358 kelime
- 7 7. Bölüm415 kelime
- 8 8. Bölüm430 kelime
- 9 9. Bölüm361 kelime
- 10 10. Bölüm418 kelime
- 11 11. Bölüm561 kelime
- 12 12. Bölüm868 kelime
- 13 13. Bölüm716 kelime
- 14 14. Bölüm537 kelime
- 15 15. Bölüm575 kelime
- 16 16. BÖLÜM775 kelime
- 17 17. BÖLÜM926 kelime
- 18 18. BÖLÜM789 kelime
- 19 19. BÖLÜM1.252 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 20. Bölüm1.223 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“annesi hayatta olmasına rağmen annesiz büyümüştü..”
Cinayetten 3 Saat Sonra
Yazar’ın Anlatımı İle…
“Of! Rüzgar sen niyen hiçbir şeyi düşünmeden hareket ediyorsun? “ dedi Ayça. Umay’a mezar kazıyorlardı.
Rüzgar alnındaki teri sildi elinin tersiyle. Burnundan derin bir nefes aldı.
“Ben ne yaptım acaba Ayça Hanım? Siz halletseydiniz o zaman. “
Ayça elindeki küreğin ucunu Rüzgar’a doğru çevirdi.
“Seni parçalara ayırır bu küreğe tavuk niyetine tek tek dizerim Rüzgar! Adam Avukat, farkında mısın sen bunun? “
Ayaz’ın gözleri açılmıştı. Tek kaşını kaldırıp Ayça’ya baktı.
“Avukat derken?”
Ayça dudaklarını dişlerine geçirdi. Dilinin ucuna gelen küfrü yutmak zorunda kalmıştı.
“Siz kıt mısınız?” diyerek çok net bir şekilde cevap verdi.
“Açıkça anlat o zaman, anlatsan anlarız herhalde. Bu adam bizimle aynı yaşta değil mi lan yoksa? Bunlar aynı okulda değil miydi? “
Ayça içinden sabır duası ederken en sonunda diziyle Ayaz’ın karnına vurduğunda Ayaz geri düştü.
“Siz ananızın karnından beyniniz götünüze kaçmış bir şekilde mi doğdunuz? Adam Avukat işte, iki yaş büyük sizden. “
Ayaz elindeki küreği yere fırlattığında Rüzgar tüm durumu açıkladı.
“Sıçtık, Ayaz babamı ara”
Ayaz cebinden çıkardığı telefonla Rüzgar’ın babası Ömer Kılıç’ı aradı. Ömer telefonu açtığında sesi oldukça endişeli geliyordu. Tabiki de olan bitenden haberi vardı ama kaç saattir üçünden de haber alamamıştı.
“Ayaz! Oğlum, kaç saattir telefonlarınızın neden kapalı olduğunu sorabilir miyim? Delirdik lan burada babanla! “
“Ömer Amca! Adel’in şu eski sevgilisi vardı ya bahsetmiştik sana, Demir miydi neydi o salağın ismi.”
Ömer derin bir iç çekti. Birşeyler olduğunu anlamıştı.
“Eee? “
“O çok ünlü bir avukatmış.”
Ömer’in son olarak söylediği söz şu oldu;
“Birazdan gelecek helikoptere binin, başka bir ülkeye kaçıracağız sizi.”
Şimdiki Zaman
Adel’in Anlatımı İle…
Psikolog randevum vardı. Hazırlanmam lazımdı. Hava serin olduğu için uzun kollu siyah bir elbise, altına külotlu çorap giymiştim. Demir olmadığı için bu sefer tek gidecektim. Bana arabasını bırakıp kendine günlük bir araba kiralamıştı. Çıkmadan önce son kez rujumu tazeledim ve üstüme kot ceketimi alıp çıktım. Yaklaşık yarım saat süren yoldan sonra kliniğe gelmiştim. Berfin Hanım’ın odasına geldiğimde kapıyı hafifçe tıklatıp içeri girdim. Berfin Hanım beni neşeyle karşıladı.
“Adel! Gel canım, otur böyle.”
Önünde duran koltuğu işaret etti. Başımla onaylayıp gülümsedim. Çantamı kucağıma alıp ceketimi askılığa astım. Berfin Hanım kahverengi, kalın camlı gözlüğünü taktı ve neşeyle bana döndü.
“Nasılız bakalım? “
Derin bir nefes alıp konuşmaya başladım.
“İyi değiliz. Anlatmak istediğim çok şey var…”
Berfin Hanım sandalyesinden kalkarak karşımdaki koltuğa geçti.
“Göz teması önemli. Evet, anlat bakalım tatlım, sendeyim.”
Rahatladığımı hissederek masanın üzerinde duran, benim için ayrılmış bir şişe suyu alıp yarısını içtim. Boğazımı temizleyip başladım.
“Umay’ın mezarına gittim. Olaylar şöyle gelişti. Ben mahkemeden çıktım. Demir’den beni mezarlığa, Umay’ın yanına götürmesini istedim. Aslında cenazesine bile gitme cesaretinde bulunamamıştım. Onu o yerde, tek başına bırakmıştım. Eğer, eğer bir şekilde engelleseydim o… Şey olmazdı… Neyse anladınız siz. Ama o an o cesaretle gittim. Orada yaşlı bir teyze vardı. Çok sevimliydi. Ay bir görseniz böyle ponçik ponçik yanakları var. Fransız bir kadınmış. Çok şükür ben bir ara Fransızcaya heves edip öğrenmiştim. Uzun uzun konuştuk. Çok rahatladım. Ama hala içimde garip bir his var ve bu hissi tanımlayamıyorum.”
Berfin Hanım ekimi tuttu. Bana güvenle baktığında gülümesdim.
“Umay ile, yaptığınız bir şey varmıydı? Yani bir hobi olabilir… Veya bir şarkıyı çok dinliyor olabilirsiniz.”
Hemen aklıma o yılbaşı günü geldi. Umay ve Adel’in en sevdikleri gün…
2 Yıl Önce / Yılbaşı Gecesi
Yazarın Anlatımı İle…
Çok heyecanlıydı Umay. İlk defa arkadaşında kalacaktı. Ailesinden zar zor izin almıştı. Umay’ın ailesi fazla korumacı oldukları için Umay hayatının tadını bile yaşayamamıştı. Annesi o 4 yaşındayken babasını aldattığı için boşanmışlardı. Umay artık annesinin bu yaptığını kaldıramadığı için onunla görüşmüyordu. Babası ve üvey annesi ile yaşıyordu. Bu Umay için her zaman derinden bir iz bırakmıştı ama her zaman yanında bir anne gibi olan Adel vardı. Onun her zaman çok korumacı bir anne gibi olduğunu söylerdi Umay, hatta bu huyunu sevmezdi. Ama bazen Adel’i çok iyi anlıyordu. Adel onun annesi olmak istiyordu. Onu o sevgiden mahrum etmemek istiyordu. Çünkü Umay, annesi hayatta olmasına rağmen annesiz büyümüş, hala annesiz büyüyordu.
Adel çalan telefonu ile makyaj masasından kalktı. Yatağının üzerinde şarjda duran telefonunu şarjdan çıkartıp kimin aradığına baktı. Tabiki Umay arıyordu. Neşeyle telefonu açtı.
“Bebişim! Birazdan çıkmayı düşünüyorum ama bir dua oku sen yinede. Bu günü mahvetmeye hiç niyetim yok.”
Adel gülümsedi. Umay oldukça heyecanlıydı tabiki. İlk defa onda kalacaktı. Ama Adel her zaman heyecanını gizlerdi. Hala gizliyordu.
“Hadi gel aşkım.”
Umay telaşla konuştu.
“Bebişim yoklama alıyorum.”
Bu aralarında özel bir durumdu. Bir şey unutmamak için her zaman liste tutarlardı. Aslında unutmuyorlardı ama eğlenceliydi işte. Buda onların hayatı sevme şekliydi.
“Say, hazırım!”
Umay heyecanla konuştu. İstedikleri her şeyi teker teker saymaya başladı.
“Bakım maskesi ve bakım ürünleri?”
“Tamam!”
“Atıştırmalıklar?”
“Tamam!”
“Kutu oyunları?”
“Tamam!”
“Hayatımın neşesi?” Tabiki Adel’i kasdediyordu.
“Her zaman yanında!”
“Hazırız, geliyorum!”
Heyecanla telefonu kapattığında Adel makyaj yapmaya devam etti. İkisi 4. Sınıftan beri arkadaşlardı. Birlikte büyümüş, birlikte öğrenmişlerdi her şeyi. Ayrılmaları mümkün değildi.
Yaklaşık on beş dakika sonra kapı çaldı. Koşarak kapıyı açmaya gitti Adel. Karşısında Umay’ı görmeyi bekliyordu. Ama kapıda duran kişi uzun boyu ve çatık kaşlarıyla Adel’e bakan Umay’ın babası Akif’ten başka kimse değildi. Sert ses tonuyla Adel’e en can yakıcı soruyu sordu.
“Kızımı, benim ahlaklı, nerede oturup nerede nasıl konuşacağını bilen, terbiyeli kızımı nasıl böyle terbiyesiz işlere alet ediyorsun sen? Pijama partisi de neymiş? Kaç yaşındasınız kızım siz? Ananız babanız insanlara ne der diye düşünmüyor musunuz siz?”
Adel kaskatı kesilmişti. Ayakları olduğu yere zincirlenmişti sanki. Zorlukla, titreyen sesiyle konuşmaya çalıştı.
“Akif Amca, Umay bana izin aldım dedi de, almadı mı acaba?”
Akif yumruğunu sıktı. Saygısızlık hayatında en sevmediği şeydi.
“O salak üvey annesinden izin almış! Ben izin vermem! Adel sen akıllı bir kızsın, hiç mi akıl edemedin bunu! “
Adel’in gözünden yaşlar boşalmaya başladı. O sırada içeriden gelen babası olanları anlamamıştı ki Akif’e sinirli bir şekilde bakmaya başladı.
“Adel? Kızım, ne oldu? Umay gelecekti hani? Bir şey mi olmuş?”
Akif sakinleşmeye çalışarak azının içinde birkaç küfür mırıldandı. Daha sonra Adel’e döndü.
“Bir daha. Asla. Kızımı böyle işlere alet ettiğini görmeyeceğim. Anladın mı beni!”
Adel’in babası Somer, Akif’i omzundan sertçe ittirdiğinde Adel’in dudaklarından küçük bir çığlık döküldü.
“Sen kimsin de, benim kızıma emir veriyorsun terbiyesiz herif! Soyunu kuruturum senin, bas git kapımın önünden!”
Adel hemen öne atıldı. Babasını kolundan tutarak çekmeye çalıştı. Gücü yetmedi ama sözleri yetti babasını durdurmaya.
“Baba! Dur! Sorun yok , tamam!”
Babası , Adel’i kolundan tuttu ve eve girdiler. Kapıyı Akif’in arkasından sertçe çarptığında Adel korkuyla irkildi. Babası Adel’in saçlarını öptü ve sırtını sıvazladı.
“Senin yanlış bir şey yapmadığını biliyorum… Üzme kendini. Telefonunu al ve Umay’ı görüntülü ara. Birlikte girin yeni yıla.”
Adel umutla baktı babasına. Hemen odasına koştu ve Umay’ı aradı. Tüm akşam sohbet ettiler. Planlarını yaptılar ama çok farklı şekillerde. Sadece birbirlerinin yüzlerini bir ekrandan görerek hayatlarının en mutlu günlerini yaşadılar. Ve o günden sonra mutlu olmaktan asla vazgeçmediler, koşullar ve şartlar, ne olursa olsun…
Günümüz
Yazar’ın Anlatımı İle…
Randevudan çıkmıştı. O kadar çok şey konuşmuştular ki saatlerin nasıl aktığını anlamamıtı Adel. Berfin Hanım’ın son sorduğu “Umay ile, yaptığınız bir şey varmıydı? Yani bir hobi olabilir… Veya bir şarkıyı çok dinliyor olabilirsiniz.” sorusuna yanıt verememişti. Yaptıkları çok şey vardı ama Adel içlerinden en değerli olanı seçmek istiyordu. Berfin Hanım ise “Bu senin ödevin olsun, iyice düşün, içinden geleni bul. Ne zaman hazır olursan, o zaman söyle” demişti. Adel ise eve gidene kadar düşünüp durmuştu. Ama ne bir sonuca varıyordu, nede mantıklı bir yola. Kahve içme olayı basitti, herkes yapardı. Dinledikleri bir şarkı vardı Music To Watch Boys To ama onuda herkes dinlerdi. Kafasıbdaki düşünceleri susturmaya çalıştı ama başaramadı. Eve geldiğinde dizi izlerken Demir’in kucağında uyuması yorulduğunun bariz göstergesiydi. Çok yorulmuştu… Ama Demir’in onu o bataklıktan çıkaracağına güveni tamdı.
Bölüm etkileşimi
