3. bölüm / 24
BİR MAHALLE MASALI2. Bölüm Yeni Ev
Bölümler 24Şu an: 2. Bölüm Yeni Ev
- 1 Tanıtım149 kelime
- 2 1. Bölüm Taşınma1.346 kelime
- 3 2. Bölüm Yeni Ev1.296 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 3. Bölüm Yeni Mahalle2.239 kelime
- 5 4. Bölüm Yerleşme2.445 kelime
- 6 5. Bölüm İlk Görüş4.380 kelime
- 7 6 Bölüm Işıkla Gelen Veda1.858 kelime
- 8 7. BÖLÜM DAVET2.197 kelime
- 9 8. BÖLÜM TATLI3.577 kelime
- 10 9. Bölüm Kahvaltı Part 11.965 kelime
- 11 9. Bölüm Part 23.473 kelime
- 12 10. Bölüm Geçmiş Yaşantılar3.682 kelime
- 13 11. Bölüm Bir Nefeslik Duraklar3.963 kelime
- 14 12. Bölüm Veda Edemem3.112 kelime
- 15 13. BÖLÜM MESAFE3.580 kelime
- 16 14. Bölüm Köz Ve Duman Part 13.056 kelime
- 17 14. Bölüm Part 22.415 kelime
- 18 15. Bölüm Beklentiler2.531 kelime
- 19 16. Bölüm SÖYLENMEYENLER4.185 kelime
- 20 17. Bölüm Saklanan Gözyaşları2.690 kelime
- 21 18. BÖLÜM BİR ŞEYLERİN BAŞLANGICI3.912 kelime
- 22 19. Bölüm BİR ÇOCUĞUN GÖLGESİ2.623 kelime
- 23 20. Bölüm Umay Part 12.014 kelime
- 24 21. Bölüm Part 2 Yarım Kalan Hikayeler6.510 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
2. Bölüm Yeni Ev
Önce annem indi arabadan, ardından Serhan, en son da ben yere bastım. Sessizlik içinde, üçümüz yan yana durup evimizin önüne baktık. Zaman sanki birkaç saniyeliğine ağırlaşmış, nefeslerimiz bile birbirine karışmıştı.
Annem, gözlerini evin üzerinde gezdirirken hafif bir kaygıyla sordu:
“Peki, anahtarı kimden alacağız kızım? Geleceğimizi biliyorlar, değil mi?”
“Evet anne,” dedim, dudaklarımda belirsiz bir tebessüm belirdi. “Salih Amca geleceğimizi biliyor, haber vermiş. Anahtar da evimizin tam karşısındaki evdeymiş. Gidip alayım ben.”
Üçümüzün bakışları, aynı anda o eve çevrildi. İki katlıydı; duvarları beyazla grinin arasında gidip gelen solgun bir renge boyanmıştı. Yapı olarak bizim eve öylesine benziyordu ki, sanki biri diğerinin aynadaki yansımasıydı. Fakat bu yansımanın üzerinde yılların izleri, çatlaklar ve eski bir sessizlik vardı.
Duvarlarını sarmalayan sarmaşıklar, canlılığını hiç kaybetmemiş çiçeklerle iç içe geçmişti. Pembe, mor ve kırmızı tonlarındaki çiçekler, eve hem huzurlu hem de biraz gizemli bir hava katıyordu. Sanki dışarıdan bakıldığında huzur vaat ediyor ama içinde bambaşka bir hikâyeyi saklıyormuş gibiydi.
Tam o sırada kapı gıcırdayarak yavaşça aralandı. İçeriden kimin çıkacağını göremiyorduk, sadece kapının karanlık boşluğu bizi sessizce içine çekiyordu. Kalbim, beklenmedik bir şey olacakmış gibi hızla çarpmaya başlamıştı.
İçeriden, saçları kırlaşmış, yüzündeki çizgileri yılların yorgunluğunu değil, aksine yaşanmışlıkların dinginliğini taşıyan elli-altmış yaşlarında tonton bir amca çıktı. Gömleğinin üzerine giydiği açık renk yeleği, temiz ama eskiye dönük haliyle ona daha da sevecen bir görünüm katıyordu.
Adımlarında acele yoktu; sakin, ağırbaşlı bir edayla kapının eşiğine kadar geldi. Elinde tuttuğu küçük anahtar, parmaklarının arasında sakince duruyordu. Fakat o anahtar değil, yüzünde beliren içten gülümseme dikkatimizi çekmişti. Gözleri sanki uzun zamandır beklediği misafirlerini karşılayan birinin sıcaklığıyla parlıyordu.
O an içimizdeki gerginlik yavaşça dağıldı. Tanımadığımız bir sokakta, yepyeni bir evin önünde, ilk kez karşımıza çıkan bu yabancı bize hiç yabancı gelmemişti.
Sonunda tam karşımda durdu. Gözlerinin içi, tanımadığı ama kucaklamaya hazır olduğu insanlara bakan bir sıcaklıkla parlıyordu.
“Siz, Salih’in kiracıları mısınız kızım?” diye sordu, sesi hem tok hem de şefkat doluydu.
“Evet efendim,” dedim, heyecanımı gizleyemeden. “Biz yeni kiracılarız.”
“Hoş geldiniz kızım,” dedi ve ağırbaşlı bir edayla elini uzattı.
Ben de tereddüt etmeden elini tuttum, saygıyla eğilip öptüm ve alnıma koydum. O an, yüzündeki tebessüm donup kaldı; gözlerindeki sıcaklık kısa bir şaşkınlığa dönüştü. Sanki böylesine içten bir hareketi beklemiyordu. Birkaç saniyeliğine sessizlik çöktü; nefes alışverişlerimiz bile duyulacak kadar belirginleşti. Onun şaşkınlığını hissedebiliyordum, ama aynı anda aramızda görünmez bir bağın ilk düğümü de atılıyordu.
Sonra, amca hafifçe öksürür gibi yaparak şaşkınlığını gizlemeye çalıştı ve dudaklarının kenarında yeniden o sevecen gülümseme belirdi.
"Teşekkür ederim kızım,” dedi amca, başını hafifçe yana eğerek. Bakışlarını anneme ve kardeşime çevirdi. “Ailen mi?” diye sordu, sesi hem meraklı hem de içten.
“Evet efendim,” dedim.
O sırada annem yanımıza yaklaşarak hafifçe gülümsedi. “Ben Ayşegül,” dedi, sesi nazik ve sıcak.
Amca dudaklarının kenarında sevecen bir tebessüm belirerek başını salladı. “Memnun oldum Ayşegül kardeşim. Ben Mustafa,” dedi. Sesi, yumuşak ama güven veren bir tonda yankılandı.
Kardeşim Serhan ise biraz utangaç ama meraklı bir şekilde öne çıktı. Mustafa Amca’nın elini tuttu, saygıyla eğildi ve alnına koydu. Amca kısa bir an durakladı, gözlerindeki şaşkınlık yerini hafif bir gurura bıraktı. Dudaklarının kenarındaki gülümseme derinleşti.
Mustafa Amca, Serhan’ın omzuna elini koydu ve birkaç kez hafifçe sırtına vurdu. “Maşallah, maşallah, Allah bağışlasın,” dedi, sesi hem neşeli hem de içten bir sıcaklık taşıyordu. Serhan, biraz utangaç ama gururlu bir şekilde gülümsedi; Amca’nın o samimi tavrı onu rahatlatmıştı.
Sonra başını anneme çevirdi, gözleri parlıyordu. “Kardeşim,” dedi, sesi sevecen ve yumuşaktı, “görebileceğiniz en güzel mahalleye geldiniz. Salih’in evini kiralamasına biz de çok şaşırdık, ama verdiyse mutlaka bir bildiği vardır. Artık siz de bu mahallenin bir parçasısınız.”
Ve sonra, elindeki anahtarı yavaşça anneme uzattı. Hareketi öylesine doğal ve sıcak görünüyordu ki, sadece bir anahtar değil, birlikte paylaşacakları yeni bir hayatın davetiyesi gibiydi.
Annem anahtarı alırken hafifçe gülümsedi. “Teşekkür ederim Mustafa abi. Biz de bu yüzden bu mahalleye taşındık. Sözleriniz beni çok rahatladı,” dedi, sesi hem minnet hem de hafif bir heyecan taşıyordu.
Mustafa Amca, gözlerindeki sıcaklığı artıran bir gülümsemeyle karşılık verdi. “Endişeniz olmasın kardeşim,” dedi, sesi sakin ve güven vericiydi. Ardından eliyle içeriye doğru işaret etti. “Artık içeriye girelim mi? Galiba burayı görmediniz kızım, değil mi?”
“Yok amca,” dedim, biraz mahcup ama heyecanlı bir şekilde. “İmkanımız olmadı. Sadece internetten gördük, ama fotoğraflar çok eskiydi.”
Amca, tebessümünü kaybetmeden başını hafifçe salladı. “O zaman ilk bakış sizin için bir sürpriz olacak,” dedi. Sesi, hem neşeli hem de bir aile büyüğünün sabırlı ve sıcak tavrını taşıyordu.
Mustafa Amca, eliyle kapıyı işaret ettikten sonra hafifçe gülümsedi. “O zaman içeri girelim,” dedi. Adımlarında sakin bir ritim vardı; sanki evi yıllardır tanıyormuş gibi rahat ve güven vericiydi.
Annem anahtarı çevirirken kalbimiz biraz hızlandı. Kapı açıldığında içeriden hafif ahşap kokusu ve eski taş duvarların sıcaklığı karşımıza yayıldı. Güneş, pencerenin önünden süzülen ışıklarıyla odayı yumuşak bir sarı tonuna boyuyordu. Evin içinde küçük ama samimi bir düzen vardı; eski mobilyaların üzerinden yılların hatıraları sızıyor, duvardaki birkaç çerçeve, buranın geçmişini sessizce anlatıyordu.
Mustafa Amca içeri girerken bir an durdu ve etrafı inceledi, ardından gülümseyerek, “Bakın, burası artık sizin de eviniz,” dedi. Sesindeki samimiyet ve içtenlik, evin köşelerine kadar yayılıyordu.
Serhan sessizce arkamda yürüyordu, gözleri odanın her köşesini merakla tarıyordu. Annem ise bir köşeye yerleşip hafifçe nefes aldı, rahatlamış bir gülümseme dudaklarından taşıyordu.
Mustafa Amca, ellerini belindeki kemerine dayayarak hafifçe gülümsedi. “Siz gelmeden evin tüm eksiklerini giderdik,” dedi, sesi hem güven verici hem de içten bir sıcaklık taşıyordu. “Burası yıllardır kullanılmamış, biraz bakıma ihtiyacı vardı. Salih’le konuşup her şeyi hallettik. Eğer bir sorun olursa söyle kızım; ya da boyayı beğenmezseniz değiştiririz.”
O sözleri duyduğumda içim sevgi ve minnetle doldu. Daha eve adım atmadan, bütün eksikliklerin düşünülmüş olması, bizim için hazırlanmış olması… Bu kadar düşünceli bir davranış karşısında mutluluktan gözlerim dolmuştu.
Evin rengine baktım; beyazın yumuşak ve sıcak bir tonuydu. Sadelik ve zarafetin bir araya geldiği bu renk, içerideki ışıkla birleşince odaları hem ferah hem de huzurlu gösteriyordu. Anneme doğru baktım; o da yüzünde hafif bir gülümsemeyle mutluluğunu saklayamıyordu.
“Çok teşekkür ederiz,” dedi annem, sesi heyecan ve minnettarlıkla titriyordu. “Biz fotoğraflardan halini gördüğümüzde, bayağı işimiz olacağını düşünmüştük. Meğer siz hiçbir şeyi eksik bırakmamışsınız.”
O anda, ev sadece bir yapı değil, bizim için özenle hazırlanmış bir yuva olmuştu. Her detay, bizim rahatımız ve mutluluğumuz için düşünülmüştü; bu farkındalık, içimizi tarifsiz bir huzurla dolduruyordu.
“Ne demek kardeşim,” dedi Mustafa Amca, gözleri gülerek parlıyordu, yüzündeki çizgiler tebessümüyle yumuşuyordu. “Eşyalarınız bugün gelecek mi? Salih, eşyalar arasında beğendiğinizi kullanabilirsiniz demişti. İstemediklerinizi, siz gelmeden çıkaralım diye hiç taşımadık; o yüzden beklettik,” diye ekledi, hafifçe gülümseyerek.
“Çok teşekkür ederiz efendim,” dedim, heyecan ve minnet karışımı bir sesle. “Sadece düşünmeniz bile yeter. Eşyalarımız zaten var, birkaç saat içinde burada olur. Bunlar Salih Amca’nın eşyaları; kim bilir onun için ne kadar değerlidir. Biz ise hiçbirini kullanamayız.”
Amca, sözlerimi duyunca başını hafifçe salladı, tebessümü daha da içtenleşti.
Mustafa Amca gülümseyerek başını salladı. “İsterseniz, evi gezebilirsiniz,” dedi. “Bakalım, size nasıl bir yer olacak, her köşesini görün.”
Biz de heyecanla adımlarımızı attık. Ev iki katlıydı. İlk kata girer girmez karşımızda oturma odası vardı; büyük, ama sıcak ve samimi bir oda. Ahşap dolapların ve eski koltukların üzerinde Salih Amca ve eşinin eşyaları yer alıyordu; her bir parça yılların izini taşıyor ama yine de özenle korunmuştu. Odadan mutfağa geçtik; mutfak genişçe ve aydınlıktı, eski ama kullanışlı dolaplar, üzerine serpiştirilmiş ufak mutfak eşyalarıyla doluydu. Küçük bir oda ve yanında lavabo, katın diğer köşesinde yer alıyordu; belki misafir odası veya çalışma odası olabilirdi.
İkinci kata çıktığımızda, geniş bir merdiven boşluğu karşılıyor ve üç odaya dağılıyordu. Bir oda oldukça büyüktü; büyük bir yatak, eski bir dolap ve üzerinde Salih Amca’nın değerli hatıraları vardı. Diğer iki oda orta büyüklükteydi, her biri farklı ihtiyaçlara uygun, eski mobilyalarıyla birlikte odanın karakterini koruyordu. Katın sonunda ise tek bir banyo vardı; yine eski ama bakımlı ve kullanılabilir durumdaydı.
Her tarafa, Salih Amca ve eşinin eski eşyaları yerleştirilmişti; bazıları nostaljik bir dokunuş katıyor, bazıları ise evin geçmişini sessizce anlatıyordu. Her adımda, hem eski sahiplerinin hayatının izleri hem de bizim yeni hayatımızın başlangıcı bir araya geliyordu.
Devamı 2. Partta
Bölüm etkileşimi
