Bölümler 18Şu an: Bölüm-8
- 1 Bölüm-1354 kelime
- 2 Bölüm-2716 kelime
- 3 Bölüm-3488 kelime
- 4 Bölüm-4952 kelime
- 5 Bölüm-5267 kelime
- 6 Bölüm-6339 kelime
- 7 Bölüm-7593 kelime
- 8 Bölüm-8801 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 Bölüm-91.228 kelime
- 10 Bölüm-101.146 kelime
- 11 Bölüm-11347 kelime
- 12 Bölüm-12292 kelime
- 13 Bölüm-131.430 kelime
- 14 Bölüm-14580 kelime
- 15 Bölüm-15767 kelime
- 16 Bölüm-16971 kelime
- 17 Bölüm-171.022 kelime
- 18 Bölüm-18701 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
BÖLÜM 8-Yeni Görev
Ladin'in ağzından
İki günlük izin düşündüğümden daha hızlı geçmişti.
Belki de gerçekten dinlenmiştim.
Belki de sadece öyle olduğuna kendimi inandırmıştım.
Belki de yorgunluğum fiziksel değil ruhsaldı o yüzden geçmiyordu...
Sabah saat 06.00'da alarm çaldığında gözlerimi açtım.
Bugün yeniden görev vardı.
Yatağımdan kalkıp perdeyi araladım.
Gökyüzü hâlâ karanlıktı.
Hızlıca hazırlanıp siyah üniformamı giyindim.
Saçlarımı sıkıca topladım.
Masanın üzerindeki kimlik kartımı, kulaklığımı ve eldivenlerimi çantama koydum.
Alt kata indiğimde annem çoktan uyanmıştı.
"Bugün erken görev var."
Annem başını salladı.
Her zamanki gibi başka soru sormadı.
Beraber sessizce kahvaltı yaptık.
Kapıdan çıkarken bana sarıldı.
"Kendine dikkat et."
"Geleceğim."
Arabama binip karargâha doğru yola çıktım.
Saat 07.10.
Karargâh her zamanki gibi hareketliydi.
Hangarın önünde araçlar hazırlanıyor, teknisyenler ekipman kontrollerini yapıyordu.
Arabamdan inmeden maskemi yüzüme geçirdim.Kimliklerimiz belirsizdi.
Kartımı okutunca demir kapılar açıldı.
İçeri girdim.
Koridorda Luna ile karşılaştım.
"Günaydın."
"Günaydın."
"İzin iyi geldi mi?"
"Biraz."
Luna gülümsedi.
Birlikte toplantı salonuna yürüdük.
İçeride Atlas, Şahin ve Pars çoktan yerlerini almıştı.
Herkes yine siyah görev üniforması içindeydi.
Birkaç dakika sonra Kurt da içeri girdi.
Yüzünde yine siyah maske vardı.
Kimse maskesini çıkarmadı.
Komutan kısa bir dosyayı masanın üzerine bıraktı.
"Bugünkü görev keşif."
"Çatışma önceliğimiz değil."
"Olası bir silah sevkiyatını takip edeceğiz."
Harita açıldı.
Eski bir sanayi bölgesi.
Depolar...
Dar sokaklar...
Demiryolu hattı...
Komutan planı anlatmaya devam etti.
"Kara."
"Buradayım."
"Bu görevde merkezde kalacaksın."
"Tüm timi sen yöneteceksin ama uzaktan."
"Anlaşıldı."
"Kurt."
"Evet komutan."
"Saha lideri sensin."
"Emredersiniz."
Toplantı sona erdi.
Herkes ekipmanını aldı.
Ben komuta alanına geçtim.
içindeki ekranlar birer birer açıldı.
Uydu görüntüsü...
Drone kamerası...
Tim üyelerinin konumları...
Kulaklığımı taktım.
"Ses kontrolü."
"Luna."
"Tamam."
"Şahin."
"Tamam."
"Atlas."
"Tamam."
"Pars."
"Tamam."
"Kurt."
"...Tamam."
Haritadaki altı mavi nokta hareket etmeye başladı.
Derin bir nefes aldım.
Görev başlamıştı.
"Merkezden tüm timlere."
"Sessiz ilerleyin."
"Temas kurmadan önce bilgi verin."
"Anlaşıldı."
Kurt ve ekip eski fabrikanın duvarına ulaştı.
Drone görüntüsünü büyüttüm.
İçeride birkaç kamyon vardı.
Ama beklediğimiz kadar hareket yoktu.
"Şahin."
"Dinliyorum."
"Çatıyı kontrol et."
"Anlaşıldı."
Şahin birkaç saniye sonra konuştu.
"Çatı temiz."
"Pars."
"Arka giriş."
"Temiz."
Her şey planlandığı gibi gidiyordu.
Tam o sırada...
Ekranın sağ alt köşesinde küçük bir uyarı belirdi.
BİLİNMEYEN SİNYAL ALGILANDI.
Kaşlarımı çattım.
"Luna."
"Görüyorum."
"Kaynağı?"
"Henüz bulamadım."
Uyarı bir saniye sonra kendiliğinden kayboldu.
Sanki hiç olmamıştı.
İçimde tuhaf bir his oluştu.
Ama bunu ekibe söylemedim.
Belki de sadece sistemsel bir hataydı.
Belki de değildi...
"Dikkatli olun."
diyebildim sadece.
Kurt'un kısa cevabı kulaklığımdan duyuldu.
"Anlaşıldı."
Ben ise önümdeki ekranlara bakmayı sürdürdüm.
Bir şeylerin ters gideceğini hissediyordum.
Ama bunun ne olduğunu henüz bilmiyordum.
Haritadaki mavi noktalar yavaşça fabrikanın içine girmeye başladı.
Drone'u biraz daha yükselttim.
Eski fabrikanın çatısı yıllardır kullanılmıyormuş gibiydi.
Paslanmış saclar...
Kırık camlar...
Yıkılmaya yüz tutmuş bacalar...
Her şey sessizdi.
Fazla sessiz.
"Kurt."
"Dinliyorum."
"İçeride hareket görüyor musun?"
"Hayır."
"Şahin?"
"Çatıda da kimse yok."
"Pars?"
"Arka giriş temiz."
Atlas hafifçe güldü.
"Yanlış adrese gelmiş olmayalım?"
Kimsenin gülecek hâli yoktu.
"Luna."
"Evet?"
"Termal kameraları aç."
"Ekranına gönderiyorum."
Birkaç saniye sonra termal görüntüler önümde belirdi.
Soğuk duvarlar...
Paslı makineler...
Ve...
Bir anlığına kırmızı bir siluet.
Gözlerimi kırptım.
Görüntü kaybolmuştu.
"Luna."
"Gördün mü?"
"Neyi?"
"Boş ver."
Belki de sistem yanılmıştı.
Derin bir nefes aldım.
"Kurt."
"Evet."
"Sol taraftaki depoyu kontrol et."
"Anlaşıldı."
Tim dikkatlice ilerledi.
Ayak sesleri boş fabrikanın içinde yankılanıyordu.
Her adımda toz havaya kalkıyordu.
Kurt ağır demir kapıyı yavaşça itti.
Kapı gıcırdayarak açıldı.
İçerisi karanlıktı.
Şahin el fenerini açtı.
Işık eski rafların arasında dolaştı.
Boş kutular...
Kırılmış sandalyeler...
Dağılmış evraklar...
Hiçbir şey yoktu.
Atlas hafifçe mırıldandı.
"Buraya yıllardır giren olmamış."
Tam o anda kulaklığımdan hafif bir parazit sesi geldi.
"Cızz..."
Başımı kaldırdım.
"Luna."
"Ben de duydum."
"Sinyal yine geldi."
Ekranımın sağ üst köşesinde birkaç saniyeliğine görüntü bozuldu.
Ardından normale döndü.
"Luna, sistemleri kontrol et."
"Ediyorum."
"Kurt."
"Dinliyorum."
"Olduğun yerde kal."
"Neden?"
"İçimde kötü bir his var."
Kurt cevap vermedi.
Bulunduğu yerde durdu.
Ben ise kameraları tek tek kontrol etmeye başladım.
Birinci kamera...
Temiz.
İkinci kamera...
Temiz.
Üçüncü kamera...
...
Bir anlığına ekranın en arka köşesinde siyah bir gölge geçti.
O kadar hızlıydı ki emin olamadım.
Görüntüyü geri sardım.
Yine baktım.
Bu kez hiçbir şey görünmüyordu.
"Luna."
"Evet?"
"Sen de gördün mü?"
"Neyi?"
"Boş ver."
Belki de yorgundum.
Belki de gerçekten biri vardı.
Tam o sırada Kurt'un sesi duyuldu.
"Kara."
"Dinliyorum."
"Burada bir kapı bulduk."
"Nasıl bir kapı?"
"Diğerlerinden farklı."
"Çelik."
"Üzerinde kilit yok."
"Etrafını kontrol edin."
Pars kapının çevresini incelemeye başladı.
"Patlayıcı yok."
Atlas eğildi.
"Kapı eski."
"Ama yakın zamanda açılmış."
"Nasıl anladın?"
"Toz izi."
Herkes sessizleşti.
Ben ekrandan kapıya bakıyordum.
İçimde tarif edemediğim bir his vardı.
Sanki...
Bu kapının arkasında aradığımız kişiler değil...
Bizi bekleyen başka bir şey vardı.
Kulaklığıma dokundum.
"Kurt."
"Evet."
"Kapıyı açmayın."
"Neden?"
"Cevabını bilmiyorum."
"Ama içeri girmeden önce çevreyi bir kez daha kontrol edin."
"Anlaşıldı."
Kurt eliyle ekibe dur işareti verdi.
Tam o sırada fabrikanın derinliklerinden metal bir cismin yere düşme sesi yankılandı.
Tak...
Kimse konuşmadı.
Herkes aynı yöne döndü.
Ve sessizlik, birkaç saniye içinde yeniden fabrikanın içine yayıldı...
Bölüm etkileşimi
