Bir Kayıp Bin Sır kitap kapağı

18. bölüm / 18

Bölüm-18

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 18Şu an: Bölüm-18

BÖLÜM 18 — Bakışların Ardında

Barlas’ın ağzından

Karargahta geceler hiçbir zaman gerçekten sessiz olmazdı.

Bir yerlerde çalışan bilgisayarların uğultusu, güvenlik sistemlerinin arada bir verdiği kısa sinyaller, koridorlarda yankılanan ayak sesleri…

Hepsi vardı.

Ama o gece başka bir şey daha vardı.

Ladin.

Karşımda oturuyordu.

Masasının üzerindeki dosyaya bakıyordu. Önündeki ekranın ışığı maskesinin kenarlarına vuruyor, yüzünün geri kalanını gölgede bırakıyordu.

Saatlerdir aynı dosyayı inceliyordu.

Ve saatlerdir tek kelime etmiyordu.

Normalde bu durum beni rahatsız etmezdi.

Ladin sessizdi.

Hep öyleydi.

Ama son birkaç gündür onun sessizliğini farklı fark ediyordum.

Belki de sorun ondaki değişiklik değildi.

Bendeki değişiklikti.

Bakışlarımı tekrar önüme çevirdim.

Kendi ekranıma bakmaya çalıştım.

Olmadı.

Gözlerim yeniden ona kaydı.

Parmakları klavyenin üzerinde hızlı hareket ediyordu. Bir satırda durdu.

Sonra geri gitti.

Bir şey bulmuştu.

Başını hafifçe yana eğdi.

Bu hareketini daha önce de görmüştüm.

Bir şeyi anlamadığında değil…

Bir şeyin yanlış olduğunu düşündüğünde yapıyordu.

“Ladin.”

Başını kaldırdı.

“Ne?”

“Ne buldun?”

“Emin değilim.”

“Bu genelde iyiye işaret değil.”

Maskesinin ardından bana baktığını hissettim.

“Senin iyiye işaret dediğin bir şey var mı?”

“Var.”

“Ne?”

“Sessizlik.”

Bir an durdu.

“Sen konuşuyorsun ama.”dedi.

“Ben istisnayım.”

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra başını tekrar ekrana çevirdi.

“Ne yazık ki.”

İstemeden gülümsedim.

Çok belli etmedim.

Zaten burada kimse kimsenin yüzünü görmezdi.

Belki de bu yüzden bazı şeyleri söylemek daha kolaydı.

Ama bazı şeyleri söylemek…

Maskenin arkasında bile zordu.

Ladin’e baktığımda bunu daha iyi anlıyordum.

Onun hakkında düşündüğüm şeyleri kendime bile açıklayamıyordum.

Başlarda onu sadece iyi bir siber uzmanı olarak görmüştüm.

Sessiz.

Dikkatli.

İnatçı.

Gerektiğinde emirleri sorgulayan ama ekibini yarı yolda bırakmayan biri.

Sonra yaralarını sakladığını fark ettim.

Korktuğu zaman bile belli etmediğini.

Bir şey canını yaktığında konuyu değiştirdiğini.

Ve en kötüsü…

Bunların hiçbirini kimsenin görmesine izin vermediğini.

Ben görüyordum.

Nedenini bilmiyordum.

Belki de fazla dikkat ediyordum.

“Kurt.”

Sesi düşüncelerimi böldü.

“Efendim?”

“Bana bakıyorsun.”

Donup kaldım.

“Hayır.”

“Evet.”

“Dosyaya bakıyordum.”

“Dosya benim sağımda.”

…

Haklıydı.

“Detaylara fazla takılıyorsun.”dedim.

“Sen de fazla bakıyorsun.”

Birbirimize birkaç saniye baktık.

İlk kez kimse konuşmadı.

Sonra Ladin gözlerini kaçırdı.

“Arşive gitmemiz gerekiyor.”

“Şimdi mi?”

“Şimdi.”

Saatime baktım.

Gece yarısını çoktan geçmişti.

“Tek başına gitmeyeceksin.”

“Zaten tek gitmiyorum.”

“Ben geleceğim.”

“Emir mi?”

“Karar.”

“Farkı ne?”

“Emir olsaydı tartışmazdın.”

“Ben yine tartışırdım.”

“Onu biliyorum.”

Ayağa kalktı.

Ben de kalktım.

Tam kapıya yönelmişti ki durdu.

“Barlas.”

“Ne?”

“Teşekkür ederim.”

Neden söylediğini sormadım.

Belki arşive onunla geldiğim için.

Belki başka bir şey için.

Ama o iki kelime…

Beklediğimden daha fazla kaldı aklımda.

⸻

Arşiv binası karargâhın yakınlarında bi bölgedeydi.

Yıllardır kullanılmayan kayıtların tutulduğu, kimsenin kolay kolay girmediği bir yer.

Kapıyı açtığımızda eski kâğıt kokusu geldi.

Ladin elindeki koordinata baktı.

“Burada.”

“Ne?”

“K-00 kayıtları.”

Rafların arasında ilerledik.

Her yerde eski dosyalar vardı.

Bazıları numaralandırılmıştı.

Bazılarının üzerindeki etiketler sökülmüştü.

Ladin bir rafa uzandı.

Ben el fenerini tuttum.

“K-00…”

Parmakları dosyanın üzerinde durdu.

Sonra çekti.

Dosyanın kapağında aynı sembol vardı.

Kuzgun

Göğsünde pusula.

Ladin’in eli bir anlığına hareketsiz kaldı.

“Bu sembolü çocukluğumdan beri görüyorum.”

Sesi ilk defa bu kadar düşük çıktı.

“Ve şimdi karşımızda.”

Başını salladı.

Dosyayı açtı.

İlk sayfa boştu.

İkincisi de.

Üçüncü sayfada sadece tek bir tarih vardı.

16 yıl önce.

Ladin gerilmeye başladı aniden.

Ben dosyaya değil, ona baktım.

Yüzünü göremiyordum.

Ama onu tanımaya başlamıştım.

Sessizleştiğinde ne düşündüğünü az çok anlayabiliyordum.

“İyi misin?”

“İyiyim.”

Yalan.

Bu sefer sesinden anlamıştım.

“Değilsin.”

Bana döndü.

“Sen ne zamandan beri beni bu kadar iyi okuyorsun?”

Cevap vermedim.

Çünkü ben de bilmiyordum.

Belki de fazla uzun zamandır bakıyordum.

Belki de onun fark ettiğinden daha önce fark etmiştim.

Ladin’in dosyaya yeniden baktığını gördüm.

“Devam et,” dedim.

Sayfayı çevirdi.

Bir fotoğraf çıktı.

İki adam.

Biri Kara’nın babasıydı.

Diğerinin yüzü karartılmıştı.

Ama altındaki isim…

K-00 SON TANIĞI:BARLAS

Elim istemsizce durdu.

Ladin de gördü.

İkimiz de sustuk.

Bu kez sessizlik ağırdı.

Çünkü dosyada yazan isim benim kullandığım isim değildi.

Benim gerçek adımdı
Gerçek ismimi bilemezdi.

Ama yine de…

Ladin yavaşça bana döndü.

“Barlas…”

“Ben de görüyorum.”

“Bu ne demek?”

Gözlerimi fotoğraftan ayırmadım.

Sessizliğimi korudum.

Ama içimde kötü bir his vardı.

Çünkü ilk kez Kara babasının hikâyesinin sadece ona ait olmadığını anlıyordu.

Ve belki de Ladin’i bu kadar dikkatli izlememin sebebi buydu.

Onun geçmişinde kendimden bir parça buluyordum.

Ya da…

Geçmişi onun gözlerinde görüyordum.

Bunu düşünmek istemedim.

Ama bir gerçek vardı.

Artık onu yalnızca takım arkadaşım olarak görmediğimi biliyordum.

Ve bundan daha tehlikeli olanı…

Bunun ne anlama geldiğini henüz bilmiyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

45okunma 19beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…