Bir Kayıp Bin Sır kitap kapağı

16. bölüm / 18

Bölüm-16

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 18Şu an: Bölüm-16

BÖLÜM 16 – Fotoğraf

Kara’nın ağzından

Elimdeki fotoğrafa bakıyordum.
Fotoğrafta ben ve babam vardı.
Nefes alamadım.

Babam…

Ona duyduğum özlem içimi yaktı.
Fotoğraf, babam kaybolmadan önceki güne aitti.
Başımı kaldırıp Kurt’a baktım.
“Bu fotoğrafta ben varım, Kurt.”
Sesim titredi.

“Babam ve ben varız. Nasıl olur bu?”

Babam gittiğinden beri fotoğraflarına bile bakmamıştım.

Ama şimdi…

Yıllardır görmediğim o yüz önümdeydi.
Hem de benim bilmediğim bir yerde.
Biri bu fotoğrafı buraya özellikle bırakmıştı.

Kurt fotoğrafa baktı.

Sonra bana.

“Baban ne zaman kayboldu?”

Kaşlarımı çattım.

“Bunu neden soruyorsun?”

Cevap vermedi.

“Kurt.”

Sessizlik.

“Biliyor musun?”

Başını hafifçe çevirdi.

“Ne bildiğimi bilmiyorum.”

“Bu cevap değil.”

Fotoğrafı tekrar çevirdim.

Tarihe baktım.

16 yıl önce.

Parmaklarım titredi.

“Babam kaybolmadan bir gün önce çekilmiş.”

Kurt’un bakışları fotoğrafa kilitlendi.

“Emin misin?”

“Evet.”

Sonra fotoğrafın arkasındaki yazıyı tekrar okudum.

K-00 tamamlandı. K-01 başladı.

Bir şey dikkatimi çekti.

Fotoğrafın köşesinde çok küçük bir çizim vardı.

Kuzgun.

Göğsünde pusula.

Aynı sembol.

Kalbim hızlandı.

“Bu sembolü babamın eşyalarında da görmüştüm.”

Kurt bir anda bana döndü.

“Ne?”

“Çocukken.”

“Hatırladığın başka bir şey var mı?”

Gözlerimi kapattım.

Yıllardır hatırlamamaya çalıştığım bir anı zihnimde belirdi.

Babam çalışma odasındaydı.

Masasının üzerinde siyah bir dosya vardı.

Ben kapının arkasından onu izliyordum.

Dosyanın üzerinde…

Aynı sembol vardı.

Ve babam telefonda tek bir cümle söylemişti.

“K-00 bitti.”

Gözlerimi açtım.

Kurt hâlâ bana bakıyordu.

“Bunu daha önce neden anlatmadın?”

“Çünkü hatırlamıyordum.”

“Şimdi hatırlıyorsun.”

“Evet.”

Kurt fotoğrafı elimden aldı.

Arkasındaki yazıya baktı.

Sonra bana geri verdi.

“Bunu komutana götürmeliyiz.”

Başımı iki yana salladım.

“Hayır.”

“Kara.”

“Hayır.”

“Bu artık sadece bir görev değil.”

“Biliyorum.”

“Babanla ilgili.”

Gözlerimi ona diktim.

“Tam olarak bu yüzden kimseye söylemeyeceğiz.”

Kurt sustu.

“Henüz değil.”

“Peki ne yapacağız?”

Fotoğrafı tekrar katladım.

“Önce babamın kaybolduğu günü araştıracağız.”

“On altı yıl önceki kayıtları mı?”

“Evet.”

Kurt birkaç saniye düşündü.

Sonra başını salladı.

“Bir yer biliyorum.”

Kaşlarımı çattım.

“Neresi?”

Kurt kapıya doğru yürüdü.

“Eski arşiv.”

“Orada ne var?”

Kapının önünde durdu.

Sonra bana döndü.

“K-00’ın ilk kaydı.”

Olduğum yerde kaldım.

“Kurt…”

“Ne?”

“Sen K-00 hakkında gerçekten hiçbir şey bilmiyor musun?”

Uzun bir sessizlik oldu.

Sonunda cevap verdi.

“Ben K-00’ın ne olduğunu bilmiyorum.”

Bir adım bana yaklaştı.

“Ama babanın kim olduğunu biliyorum.”

Nefesim kesildi.

“Ne?”

Kurt kapıyı açtı.

“Çünkü onun dosyasını yıllar önce ben de gördüm.”

Kapı kapandı.

Ben ise elimdeki fotoğrafla olduğum yerde kaldım.

Babam…

K-00…

Kurt…

Ve on altı yıl önce başlayan bir şey.

Artık bunun tesadüf olmadığını biliyordum.

Babam kaybolmamıştı.

Birileri onu benden saklamıştı.

Ve şimdi…

O insanlar beni bulmuştu.

Fotoğrafı tekrar elime aldım.

Bu kez yalnızca babama bakmıyordum.

Arka plana baktım.

İlk baktığımda fark etmediğim bir şey vardı.

Babamla benim arkamızda eski bir bina görünüyordu.

Bulanıktı.

Ama tanıdık gelmişti.

Fotoğrafı biraz daha yaklaştırdım.

Duvarın üzerinde küçük bir tabela vardı.

Gözlerimi kıstım.

“K-00”

Kalbim hızlandı.

“Bu olamaz…”

Kurt yanıma geldi.

“Neyi gördün?”

Fotoğrafı ona uzattım.

“Şuraya bak.”

Kurt birkaç saniye fotoğrafı inceledi.

Sonra başını kaldırdı.

“Burası neresi?”

“Bilmiyorum.”

“Emin misin?”

“Evet.”

Ama içimde bir şey bunun yalan olduğunu söylüyordu.

Çünkü o binayı daha önce görmüştüm.

Nerede olduğunu hatırlamıyordum.

Sadece görüntüsü zihnimin bir köşesinde kalmıştı.

Kurt fotoğrafın arkasını çevirdi.

“Bir dakika.”

Parmağıyla fotoğrafın kenarındaki küçük çizgiyi gösterdi.

“Burada başka bir şey var.”

Fotoğrafı ışığa doğru tuttum.

Kâğıdın üzerinde silinmiş gibi duran birkaç harf vardı.

A… R… Ş…

“Arşiv?”

Kurt başını salladı.

“Büyük ihtimalle.”

“Eski arşivde mi?”

“Evet.”

Birbirimize baktık.

Tam o sırada kulaklığımdan Luna’nın sesi geldi.

“Kara?”

“Dinliyorum.”

“Merkez sisteminde eski bir dosyaya erişim açıldı.”

Kaşlarımı çattım.

“Kim açtı?”

“Bilmiyorum.”

“Dosyanın adı?”

Luna birkaç saniye sustu.

Sonra sesi değişti.

“K-00.”

Kurt’la aynı anda birbirimize baktık.

“Dosyayı açma.”

“Çok geç.”

Ekranıma bir bağlantı gönderildi.

Dosyanın başlığı görünüyordu.

K-00 / 16 YIL ÖNCE

Altında üç isim vardı.

İlk isim…

ERİŞİM REDDEDİLDİ.

İkinci isim…

ERİŞİM REDDEDİLDİ.

Üçüncü isim ise…

Ekranda yalnızca birkaç harf görünüyordu.

L…

Sonrası yoktu.

“Luna, devamını getir.”

“Deniyorum.”

Kurt bir anda yanıma yaklaştı.

“Ladin.”

Donup kaldım.

Bana gerçek ismimle hitap etmişti.

Yavaşça ona döndüm.

“Ne dedin?”

Kurt’un gözleri bir anlığına değişti.

“Yanlış söyledim.”

“Hayır.”

Bir adım ona yaklaştım.

“Sen ne dedin?”

Sessizlik.

“Ladin’i nereden biliyorsun?”

Kurt cevap vermedi.

“Kurt.”

Bu kez sesim daha sertti.

“Bana bak.”

Baktı.

Ve ilk kez…
Sanki birşeyden kaçmam ister gibi…

Sanki maskesinin arkasında sakladığı bir şeyin ağırlığını hissedebiliyordum.

“Babanın dosyasında adını gördüm.”

Nefesim kesildi.

“Benim?”

“Evet.”

“Babamın dosyasında neden benim adım olsun?”

Kurt cevap vermeden önce birkaç saniye bekledi.

“Çünkü o dosya yalnızca babanla ilgili değildi.”

“Ne demek istiyorsun?”

Kurt gözlerini fotoğrafa çevirdi.

“Seninle ilgiliydi.”

O anda Luna’nın sesi yeniden kulaklığımda duyuldu.

“Kara!”

“Ne oldu?”

“Dosyanın kilidi açıldı.”

“Kim açtı?”

Luna’nın sesi titredi.

“Bilmiyorum.”

“Ekranda ne var?”

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra:

“Bir video.”

“Başlat.”

“Emin misin?”

“Başlat.”

Ekran karardı.

Birkaç saniye sonra eski bir görüntü belirdi.

Tarihi görünüyordu.

16 YIL ÖNCE.

Görüntüde babam vardı.

Onu görünce olduğum yerde kaldım.

Saçları…

Yüzü…

Sesini yıllardır yalnızca hafızamda duyuyordum.

Ama şimdi…

Gerçekti.

Babam kameraya bakıyordu.

Sonra arkasındaki birine döndü.

“Eğer bu kayıt açıldıysa…”

Görüntü kısa bir süre parazitlendi.

Babam yeniden ekrana döndü.

“Demek ki K-01 başlamış.”

Kalbim hızla çarpmaya başladı.

Babam devam etti.

“Ladin’e hiçbir şey söylemeyin.”

Gözlerim doldu.

“Baba…”

Kurt sessizce ekrana bakıyordu.

Babam birkaç saniye sustu.

Sonra kameraya biraz daha yaklaştı.

“Çünkü bir gün beni arayacağını biliyorum.”

Görüntü tekrar bozuldu.

Son duyduğum cümle ise…

“Ve o gün geldiğinde…”

Ekran tamamen karardı.

Luna’nın sesi kulaklığımda yankılandı.

“Kayıt sona erdi.”

Kimse konuşmadı.

Ben ekrana bakmaya devam ettim.

Babamın sesi hâlâ kulaklarımdaydı.

Kurt’a döndüm.

“Sen bu kaydı daha önce gördün mü?”

“Hayır.”

“Yemin eder misin?”

“Evet.”

Bir süre ona baktım.

Sonra fotoğrafı masanın üzerine bıraktım.

“Eski arşive gidiyoruz.”

Kurt başını salladı.

“Hazırlanalım.”

Kapıya yöneldik.

Tam çıkacakken bilgisayar ekranım yeniden açıldı.

İkimiz de durduk.

Ekranda tek bir cümle vardı.

K-01 BAŞLADI.

Altında ise yeni bir mesaj belirdi.

“KARA, BABANI BULMAK İSTİYORSAN TEK BAŞINA GEL.”

Mesajın altında bir konum vardı.

Ve konum…

Kurt’un dosyasında kayıtlıydı.

Kurt ekrana baktı.

Ben de ona baktım.

Bu kez ikimiz de aynı şeyi anladık.

Bizi birileri izliyordu.

Ve artık sadece babamın geçmişini değil…

bizim geçmişimizi de biliyorlardı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

38okunma 18beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…