14. bölüm · Bir Kayıp Bin Sır
Bölüm-14
BÖLÜM 14-Sessiz Şüphe
Kara'nın ağzından
Bilgisayar ekranındaki veriler birbirinin aynısı gibi görünüyordu.
Bağlantı kayıtları.
Giriş denemeleri.
Sistem uyarıları.
Hiçbirinde bir isim yoktu.
Hiçbirinde bir yüz yoktu.
Sadece birkaç saniyelik bağlantılar ve ardından kaybolan izler...
Sandalyeme yaslandım.
"Bir insan bu kadar iz bırakmadan sisteme nasıl dokunabilir?"
Kendi kendime konuştuğumu fark edince sustum.
Tam ekranı kapatacakken sağ alt köşede küçük bir bildirim belirdi.
YENİ VERİ ALINDI.
Kaşlarımı çattım.
Dosyayı açtım.
Bağlantı denemelerinden biri yeniden analiz edilmişti.
Bu kez kaynak kısmında birkaç karakter görünüyordu.
Bir kod.
"K-00..."
Ekrana biraz daha yaklaştım.
"K-00..."
Kodu kaydettim.
Tam o sırada kapı açıldı.
Luna içeri girdi.
Maskesi her zamanki gibi yüzündeydi.
"Kara, burada mısın?"
"Evet."
"Komutan toplantı odasında."
"Ne toplantısı?"
"Bilmiyorum. Ama herkesi çağırıyor."
Bilgisayarı kapattım.
"Geliyorum."
---
Toplantı odasına girdiğimizde Kurt, Atlas, Pars ve Şahin çoktan yerlerini almıştı.
Komutan masanın başında duruyordu.
"Bugünkü konu dünkü operasyon."
Kimse konuşmadı.
Komutan ekrana bir görüntü yansıttı.
Fabrikanın planı.
"Dün gece bölgeden ayrıldıktan sonra çevrede yapılan taramada bazı araç izlerine rastlandı."
Pars öne eğildi.
"Bizim araçlar mı?"
"Hayır."
Şahin ekrandaki görüntüyü inceledi.
"Kaç araç?"
"İki."
Luna hemen sordu.
"Plaka?"
"Okunamıyor."
Atlas sessizce ekrana baktı.
Kurt ise hiç konuşmuyordu.
Komutan devam etti.
"Ancak araçlardan birinin rotası tespit edildi."
Haritada kırmızı bir çizgi belirdi.
Herkes ekrana baktı.
Çizgi...
Şehrin dışındaki eski bir depoya gidiyordu.
Komutan dosyayı kapattı.
"Bugün operasyon yok."
Pars rahat bir nefes verdi.
Komutan ona baktı.
"Ama bölge gözlem altında tutulacak."
Pars'ın yüzünü göremesek de iç çektiğini sesinden anlayabiliyordum.
"Tabii..."
Luna hafifçe başını çevirdi.
Ben ona baktım.
O da bana baktı.
İkimizin de aklından aynı şey geçiyordu.
Dünkü olay henüz bitmemişti.
---
Toplantıdan sonra herkes ortak alana dağıldı.
Ben merkez odasına geçtim.
Bilgisayarımı yeniden açtım.
K-00 kodunu arattım.
Sonuç yoktu.
Tekrar denedim.
Yine yok.
Tam vazgeçecekken kapıdan bir gölge geçti.
Başımı kaldırdım.
Kurt kapının yanında duruyordu.
"Ne arıyorsun?"
"Hiç."
Bir süre bana baktı.
"Hiçbir şey aramıyorsan neden K-00'ı araştırıyorsun?"
Donup kaldım.
"Ekranımı mı izliyordun?"
"Hayır."
"Nasıl gördün?"
Kurt birkaç saniye sustu.
"Şans."
"Şansa pek inanmıyorum."
"Ben de."
Odaya girdi.
Ama fazla yaklaşmadı.
"Ne buldun?"
"Henüz hiçbir şey."
"K-00 ne?"
"Bağlantı kayıtlarından çıkan bir kod."
Kurt'un başı hafifçe yana döndü.
Sanki bu kodu daha önce duymuş gibiydi.
Ama hiçbir şey söylemedi.
"Kurt."
"Evet?"
"Sen bunu biliyor musun?"
Kısa bir sessizlik.
"Hayır."
Cevabı bu kez çok netti.
Ben de daha fazla üstelemedim.
Kurt kapıya yöneldi.
Tam çıkacakken durdu.
"Kara."
"Evet?"
"Her bulduğun şeyi hemen takip etme."
"Niye?"
"Bazen bir iz, seni bir yere götürmek için bırakılır."
Kapı kapandı.
Ben olduğum yerde kaldım.
Ekrana baktım.
K-00.
Sonra dosyayı kapattım.
Belki de gerçekten bir tuzaktı.
Ama içimdeki merak hâlâ geçmemişti.
---
Akşamüstü herkes yeniden ortak alanda toplandı.
Luna tabletiyle ilgileniyordu yine.
Atlas koltuğa uzanmış tavanı izliyordu.
Pars ve Şahin kendi aralarında konuşuyordu.
Kurt ise biraz uzakta sessizce oturuyordu.
İçeri girdiğimi görünce bakışları bana kaydı,gözlerini bir süre üzerimden ayırmadı.
sonra komutan içeri girdi.
Elinde tek bir dosya vardı.
Dosyayı masanın üzerine bıraktı.
"Yarın sabah yeni bir görev var."
Pars başını kaldırdı.
"Yine mi?"
Komutan ona bakmadan devam etti.
"Bu görev farklı."
Luna tabletini kapattı.
"Nasıl?"
"Bu kez sadece keşif yapmayacağız."
Odadaki sessizlik ağırlaştı.
Komutan dosyayı açtı.
"Bir kişi takip edilecek."
Kimse konuşmadı.
"Kim?"
Komutan ekrandaki fotoğrafı açtı.
Görüntü bulanıktı.
Yüz seçilmiyordu.
Ama kişinin üzerinde...
Bizimkine benzeyen siyah bir maske vardı.
Komutan tek bir cümle söyledi.
"Bu kişinin kim olduğunu bulacağız."
Ekrana bakarken içimde tuhaf bir his oluştu.
Dünkü fabrikanın sessizliği...
Maskeli kişiler...
Sistem bağlantıları...
Ve şimdi bu.
Bütün parçalar birbirinden bağımsız görünüyordu.
Ama bir şekilde...
Aynı yere çıkıyorlardı.
Ve ben daha bunun başlangıç olduğunu bilmiyordum.
