Bir Kayıp Bin Sır kitap kapağı

10. bölüm / 18

Bölüm-10

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 18Şu an: Bölüm-10

BÖLÜM 10 – Sessizliğin İçindeki Gözler

(Ladin/Kara'nın ağzından)
Kulaklığımın içinde yalnızca nefes sesleri vardı.
Kimse konuşmuyordu.
Ben de...
Konuşmuyordum.
Önümdeki ekranlarda Kurt ve ekip kapının önünde bekliyordu. Az önce duyduğumuz ses hâlâ zihnimde yankılanıyordu.
Tak...
Tek bir metal sesi...
Ama bütün operasyonun havasını değiştirmeye yetmişti.
"Luna."
"Buradayım."
"Drone'u biraz daha yükselt."
"Anlaşıldı."
Ekrandaki görüntü değişti.
Fabrikanın çatısı, kırılmış bacalar ve paslanmış su depoları görünüyordu.
Rüzgâr eski sac parçalarını sallıyor, binanın içinden uğultular yükseliyordu.
Hiç hareket yoktu.
Bu kadar büyük bir tesisin bu kadar sessiz olması normal değildi.
"Kurt."
"Dinliyorum."
"Kapının çevresini son kez kontrol edin."
"Sonra açacağız."
"Anlaşıldı."
Atlas diz çöktü.
El fenerinin ışığını çelik kapının menteşelerine tuttu.
"Komutan."
"Evet."
"Menteşeler yeni yağlanmış."
Kaşlarım çatıldı.
"Ne kadar yeni?"
"En fazla birkaç gün."
Pars kapının altındaki zemini inceledi.
"Burada ayak izleri var."
"Kişi sayısı?"
"Kesin söyleyemem."
"Toz bozulmuş."
Demek ki...
Burası terk edilmiş değildi.
"Luna."
"Evet?"
"Bilinmeyen sinyal?"
"Hâlâ aktif."
"Yer değiştiriyor."
"Mesafe?"
"Kurt'un bulunduğu noktaya çok yakın."
İçimdeki huzursuzluk daha da büyüdü.
"Kurt."
"Dinliyorum."
"Kapıyı aç."
Kurt kısa bir baş hareketi yaptı.
Atlas ve Pars iki yana geçti.
Şahin dürbününü kapıya çevirdi.
Kurt elini paslı kapının koluna uzattı.
Derin bir nefes aldı.
Sonra...
Kapıyı yavaşça itti.
Gııırr...
Paslı metal yılların sessizliğini bozarak açıldı.
El fenerlerinin ışığı içeri süzüldü.
Eski bir koridor...
Nemli duvarlar...
Yerde paslı raylar...
Ve tavandan sarkan kablolar...
Hiçbir hareket yoktu.
"Kara."
"Dinliyorum."
"İçeri giriyoruz."
"Dikkatli olun."
Birer adım ilerlediler.
Ayak sesleri boş koridorda yankılanıyordu.
Atlas sağ tarafı kontrol ediyordu.
Pars sol duvara yakın ilerliyordu.
Kurt ise en öndeydi.
Ben nefes almadan ekranlara bakıyordum.
Tam o sırada...
Luna'nın sesi kulaklığıma düştü.
"Kara."
"Söyle."
"Drone görüntüsünde bir hareket var."
"Ekranı büyüt."
Görüntü ekrana yayıldı.
Fabrikanın çatısının en yüksek noktasında...
Simsiyah kıyafetli biri ayakta duruyordu.
Yüzü maskeliydi.
Hiç kıpırdamıyordu.
Sadece aşağıdaki ekibi izliyordu.
"Luna."
"Yakınlaştır."
Kamera büyüdü.
Tam o anda...
Siluet geriye doğru tek adım attı.
Ve çatının arkasında gözden kayboldu.
"Luna!"
"İkinci drone'u gönder."
"Gönderiyorum."
Drone hızla o noktaya ulaştı.
Ama...
Kimse yoktu.
Sanki birkaç saniye önce orada duran kişi hiç var olmamıştı.
İçimden tek bir cümle geçti.
Bizi izliyorlar...
Ama neden?
Ve...
Ne zamandır?
Kurt elini havaya kaldırdı.
Tim bir anda durdu.
Koridorun içini yalnızca el fenerlerinin beyaz ışıkları aydınlatıyordu.
Duvarlardan damlayan suların sesi kulaklıklara kadar ulaşıyordu.
Ben ise önümdeki ekranlara kilitlenmiştim.
"Luna."
"Dinliyorum."
"Çatıdaki görüntüden başka bir şey var mı?"
"Birkaç saniye..."
Klavyeden gelen tuş sesleri duyuldu.
Sonra Luna yeniden konuştu.
"Hayır."
"İz kayboldu."
"Drone hiçbir hareket algılamıyor."
Başımı hafifçe iki yana salladım.
"Biri bu kadar kısa sürede kaybolamaz..."
Kendi kendime mırıldandığımı fark ettim.
Kurt'un sesi kulaklığımdan geldi.
"Kara."
"Dinliyorum."
"Koridor ikiye ayrılıyor."
Haritayı büyüttüm.
Eski planlarda gerçekten de koridor yaklaşık yirmi metre sonra iki farklı yöne ayrılıyordu.
Biri üretim bölümüne...
Diğeri ise depo kısmına gidiyordu.
"Sağ koridoru kontrol edin."
"Pars önde."
"Atlas arkayı kollasın."
"Kurt merkezde ilerlesin."
"Anlaşıldı."
Ayak sesleri yeniden yankılanmaya başladı.
Her adımları kulaklığımda daha da belirginleşiyordu.
Sanki ben de onların yanındaydım.
Koridorun sonuna geldiklerinde Pars aniden yumruğunu kaldırdı.
Tim tekrar durdu.
"Ne oldu?"
diye sordum.
Pars fısıldadı.
"Yerde iz var."
Drone görüntüsü içeriyi göremediği için sadece kask kameralarına güveniyordum.
"Yaklaştır."
Atlas el fenerini yere tuttu.
Tozun üzerinde ayakkabı izleri vardı.
Oldukça netti.
"Yeni."
dedi Pars.
"En fazla birkaç saatlik."
Kalbim hızlandı.
Demek ki...
Burası boş değildi.
"Kurt."
"Evet."
"Daha dikkatli olun."
"Artık içeride birilerinin olduğundan neredeyse eminim."
Kurt cevap vermedi.
Sadece silahını biraz daha yukarı kaldırdı.
Tam o sırada...
Luna'nın sesi telaşla yükseldi.
"Kara!"
"Söyle."
"Destek aracının kameraları bir hareket algıladı."
"Nerede?"
"Fabrikanın batı girişinde."
Ekran hemen değişti.
Yağmur yeniden başlamıştı.
Kameranın görüşü su damlaları yüzünden bulanıktı.
Sonra...
İki siyah araç fabrikanın dışındaki yola yavaşça girdi.
Farlarını açmamışlardı.
Motor sesleri bile zor duyuluyordu.
"Luna."
"Plakaları okuyabiliyor musun?"
"Hayır."
"Çamurla kapatılmış."
İçimde kötü bir his oluştu.
"Kurt."
"Dinliyorum."
"Dışarıya iki araç yaklaşıyor."
"Ekipmanlarını kontrol edin."
"Geri çekilme ihtimaline hazır olun."
"Anlaşıldı."
Kurt el işareti verdi.
Atlas ve Pars hemen pozisyon değiştirdi.
Şahin de çatının karşısındaki binadan konuştu.
"Ben de araçları görüyorum."
"İki kişi indi."
"Nereden girdiklerini görebiliyor musun?"
"Hayır."
"Fabrikanın arkasına geçtiler."
Luna'nın nefesi hızlanmıştı.
"Kara..."
"Evet?"
"Bir şey daha var."
"Söyle."
"Bu kişiler de maske takıyor."
Sessizlik...
Ben farkında olmadan yumruğumu sıkmıştım.
Maskeler...
Bizim ekip de maskeliydi.
Onlar da.
Bu, kim olduklarını anlamayı neredeyse imkânsız hâle getiriyordu.
Kulaklığıma dokundum.
"Kurt."
"Dinliyorum."
"Artık yalnız değilsiniz."
"Temas ihtimali yükseldi."
Kurt'un cevabı her zamanki gibi sakindi.
"Anlaşıldı."
Tam o anda...
Koridorun derinliklerinden...
Çok hafif bir ses geldi.
Bu kez metal sesi değildi.
Bir...
Ayak sesi.
Tak...
Sonra ikinci adım...
Ve üçüncü...
Sanki biri karanlığın içinden ağır ağır onlara doğru yürüyordu.
Kurt elini kaldırdı.
Tim silahlarını aynı noktaya çevirdi.
Ben ise ekrana nefesimi tutarak bakıyordum.
Karanlığın içinden çıkacak kişinin kim olduğunu bilmiyordum...
Ama içimdeki his, bu operasyonun artık geri dönüşü olmayan bir noktaya ulaştığını söylüyordu.

Ayak sesleri...
Gittikçe yaklaşıyordu
Koridorun sonunda karanlığın içinden belli belirsiz bir siluet seçildi.
Kurt yumruğunu havaya kaldırdı.
Kimse ateş etmedi.
Kimse konuşmadı.
Sadece beklediler.
Ben de ekrana kilitlenmiştim.
"Nefeslerinizi kontrol edin."
dedim kulaklıktan.
Kimse cevap vermedi.
Bunu söylememe gerek bile yoktu.
Hepsi eğitimliydi.
Siluet birkaç adım daha attı.
Sonra...
Durdu.
Yüzü tamamen karanlığın içindeydi.
Üzerinde siyah taktik kıyafet vardı.
Yüzünde siyah bir maske...
Sağ elinde ise hiçbir silah görünmüyordu.
Atlas fısıldadı.
"Komutan..."
"Emir?"
Kurt gözünü ayırmadan cevap verdi.
"Bekle."
Tam o sırada...
Koridorun diğer tarafından da ikinci bir gölge geçti.
Şahin hemen konuştu.
"İki kişi."
Ardından üçüncü...
Sonra dördüncü...
Bir anlığına hepsi görünüp tekrar karanlığın içine çekildiler.
Ben nefesimi tuttum.
"Luna."
"Termal?"
"Çalışmıyor."
"Neden?"
"Bilmiyorum."
"Ekran tamamen karıştı."
Monitörümde görüntü birkaç saniye boyunca titredi.
Drone kamerası...
Kask kameraları...
Harita...
Hepsi bir anlığına parazitlendi.
Sonra normale döndü.
Ama...
Koridordaki siluetler yok olmuştu.
Kurt birkaç saniye bekledi.
Sonra yavaşça konuştu.
"Kim varsa..."
"Ortaya çık."
Sessizlik...
Cevap gelmedi.
Yalnızca tavandan damlayan suyun sesi...
Derken...
Karanlığın içinden tok bir erkek sesi duyuldu.
"Yanlış yeri arıyorsunuz."
Ekip irkildi.
Ses yankılanıyordu.
Nereden geldiği belli değildi.
Kurt hiç geri adım atmadı.
"Kimsin?"
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra aynı ses tekrar konuştu.
"Bunu öğrenmek için henüz çok erken."
Atlas fısıldadı.
"Hoparlör olabilir."
Ben de aynı ihtimali düşündüm.
"Luna."
"Ses kaynağını bul."
"Deniyorum."
Birkaç saniye sonra Luna'nın sesi geldi.
"Bulamıyorum."
"Sürekli yer değiştiriyor."
Tam o anda...
Fabrikanın bütün ışıkları bir anlığına yandı.
Sarı, zayıf ampuller koridoru aydınlattı.
Herkes istemsizce gözlerini kırptı.
Ve o kısa an içinde...
Koridorun sonunda altı maskeli kişi net şekilde göründü.
Hepsi siyah üniformalıydı.
Hiçbirinin yüzü görünmüyordu.
Sadece ayakta durmuş, Kurt'un ekibini izliyorlardı.
Bir saniye sonra...
Işıklar tekrar söndü.
Koridor yeniden karanlığa gömüldü.
Onlar da kaybolmuştu.
"Luna!"
"Evet!"
"Az önceki görüntü kaydedildi mi?"
"Evet."
"Altı kişi."
"Silahlılar."
Kurt derin bir nefes aldı.
"Kara."
"Dinliyorum."
"Çatışmaya girmiyoruz."
"Öncelik güvenli şekilde geri çekilmek."
Ben hiç düşünmeden cevap verdim.
"Onaylandı."
"Tim, geri çekilin."
Tam ekip geri dönmek için ilk adımı attığı anda...
Fabrikanın derinliklerinden tek bir alarm sesi yükseldi.
BİİİİP...
Ardından bütün binada kırmızı acil durum lambaları yanıp sönmeye başladı.
Duvarlar kırmızı ışıkla aydınlanırken fabrikanın içini mekanik bir ses doldurdu:
"Kilit sistemi aktif edildi."
Hepimiz aynı anda sustuk.
Çünkü bunun tek bir anlamı vardı.
Çıkış yolu kapanmıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

62okunma 29beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…