Bir Kayıp Bin Sır kitap kapağı

13. bölüm / 18

Bölüm-13

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 18Şu an: Bölüm-13

BÖLÜM 13-Maskelerin Ardında

Kara'nın ağzından
Gece düşündüğümden daha uzun sürmüştü.
Saat 06.10'da alarm çaldığında gözlerimi açtım. Birkaç saniye tavana baktım, sonra yataktan kalktım.
Dün geceki operasyon bitmişti.
Kurt'un vurulduğunu biliyordum.
Ama ne kadar ciddi olduğunu bilmiyordum.
Üstelik bunu bana söylemek zorunda da değildi. Aramızdaki tek bağ görevdi. Aynı ekipteydik, birbirimizin sesini tanıyorduk, hareketlerini ezberlemiştik ama yüzünü bilmiyorduk.
Hiçbirimiz birbirimizin yüzünü bilmiyorduk.
Bu, başından beri böyleydi.
Maskeler görev sırasında da karargâhta da çıkarılmazdı. Ortak alanlarda bile herkes yüzünü kapalı tutardı. Kimse bunun nedenini sorgulamazdı.
Çünkü burada kimse birbirinin gerçek kimliğini bilmemeliydi.
Benim için de durum aynıydı.
Kimse Ladin'i bilmiyordu.
Herkes Kara'yı biliyordu.
Ve ben de onların gerçek isimlerini değil, yalnızca kod adlarını biliyordum.
Siyah maskemi yüzüme geçirdim.
Aynadaki yansımama son kez baktım.
Sonra evden çıktım.
Karargâha vardığımda saat 07.05'ti.
Girişte kartımı okuttum.
Koridorlar her zamanki gibi sessizdi.
Maskemin ardından nefesim hafifçe yankılanıyordu.
Ortak alana girdiğimde Luna çoktan oradaydı.
Maskesi yüzündeydi.
Beni görünce başını kaldırdı.
"Günaydın, Kara."
"Günaydın."
Karşısındaki sandalyeye oturdum.
"Uyudun mu?"
"Biraz."
"Ben hiç."
"Dünkü operasyon yüzünden mi?"
"Belki."
Luna kısa bir kahkaha attı.
"Ben de aynı durumdayım."
Kapı açıldı.
Atlas içeri girdi.
Ardından Şahin ve Pars.
Üçünün de yüzünde siyah maskeler vardı.
Her zamanki gibi.
Pars kendini koltuğa bıraktı.
"Bugün görev yok, değil mi?"
Atlas çantasını masaya bıraktı.
"Öğlene kadar yok."
"Öğlene kadar mı?"
Şahin kahvesini alırken konuştu.
"Toplantı var."
Pars iç çekti.
"Toplantı kelimesini bile sevmiyorum."
Gülümsedim.
Kimse birbirinin yüzüne bakmaya çalışmıyordu.
Çünkü buna alışmıştık.
Maskeler bizim için artık bir engel değil, üniformanın bir parçasıydı.
Tam o sırada kapı tekrar açıldı.
Kurt içeri girdi.
Bakışlar kısa süreliğine ona yöneldi.
Sonra herkes kendi işine döndü.
Kurt'un siyah maskesi yüzünün tamamını kapatıyordu.
Üzerindeki üniformanın sağ omuz kısmında yeni yapılmış bandajın hafif kabarıklığı belli oluyordu.
Atlas bunu fark etti.
Kurt da Atlas'ın baktığını fark etmişti.
İkisi arasında kısa bir bakışma oldu.
Kimse konuşmadı.
Kurt yanımdan geçerken durdu.
"Kara."
Başımı ona çevirdim.
"Evet"
"Kolun."
Bir an şaşırdım.
"Ne olmuş?"
"Dünkü sıyrık."
"İyi."
"Doktora gösterdin mi?"
"Hayır."
Kurt birkaç saniye sustu.
"Ben de göstermedim."
Maskesinin ardından sesinde hafif bir alay olduğunu hissettim.
"Senin yaran daha ciddi."
"Geçti."
"Öyle mi?"
"Evet."
Başımı hafifçe yana eğdim.
"Sen de vurulmadığını söylemiştin."
Kurt sustu.
Pars uzaktan bize baktı ama hiçbir şey sormadı.
Sonuçta konuşmamız garip değildi.
Aynı ekipteydik.
Operasyon sonrası birbirimizin durumunu kontrol etmek normaldi.
Kurt sonunda:
"Doktor baktı."dedi.
"İyi."
"İyi."
Aramızdaki konuşma orada bitti.
Kurt masaya geçip oturdu.
Ben de kahvemi alıp diğer tarafa geçtim.
Saat 09.00'a kadar ortak alanda kaldık.
Herkes kendi işiyle uğraşıyordu.
Luna tabletinden rapor okuyordu.
Atlas ekipman listesini kontrol ediyordu.
Şahin kulaklığını temizliyordu.
Pars ise koltuğa yayılmış, tavana bakıyordu.
Kurt sessizdi.
Ben de dün geceki operasyon kayıtlarını düşünüyordum.
Ama bugün onları incelemeyecektim.
En azından şimdilik.
Komutanın sesi ortak alandaki hoparlörden duyuldu.
"On dakika sonra toplantı odası."
Herkes ayağa kalktı.
Maskeler yerindeydi.
Yüzler yine gizliydi.
Ve kimse bunun garip olduğunu düşünmüyordu.
Toplantı odasına geçtik.
Ben masanın sol tarafına oturdum.
Kurt karşı taraftaydı.
Aramızda birkaç kişi vardı.
Komutan dosyaları dağıttı.
"Dünkü operasyon tamamlandı."
Herkes sessizce dinledi.
"Silah sevkiyatına dair doğrudan kanıt bulunamadı."
Pars hafifçe kaşlarını kaldırdı.
"Yani boşuna mı gittik?"
"Hayır."
Komutan önündeki ekrana görüntü yansıttı.
"Fabrikanın bazı bölümlerinde yeni güvenlik sistemleri tespit edildi."
Luna öne eğildi.
"Yeni derken?"
"Son birkaç ay içinde kurulmuş."
Odadaki hava bir anda değişti.
Ben ekrana baktım.
Fabrikanın planı gösteriliyordu.
"Bu sistemlerin kurulması için ciddi bir bütçe gerekiyor."
Komutan başını salladı.
"Aynen öyle."
Kurt ilk kez konuştu.
"Kim kurmuş?"
"Henüz bilmiyoruz."
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra komutan dosyayı kapattı.
"Şimdilik araştırma."
Herkes ayağa kalktı.
Toplantı bitmişti.
Ortak alana geri döndüğümüzde Luna yanıma geldi.
"Sen merkeze geçecek misin?"
"Evet."
"Ben de araç sistemlerini kontrol edeceğim."
Başımı salladım.
Kurt yanımızdan geçti.
Maskesi hâlâ yüzündeydi.
Hiçbirimiz maskemizi çıkarmıyorduk.
Hiçbir zaman.
Kurt kapıya yaklaşınca bir an durdu.
"Kara."
"Evet?"
"Dünkü kayıtları fazla kurcalama."
Kaşlarımı çattım.
"Niye?"
"Çünkü görev bitti."
"Bu bir cevap değil."
Kurt birkaç saniye sustu.
"Şimdilik yeterli."
Sonra çıktı.
Luna bana baktı.
"Ne oldu?"
"Hiç."
"Kesin mi?"
"Evet."
Luna omuz silkti.
"Tamam."
Ben de bilgisayarımı aldım.
Ama Kurt'un söylediği şey aklımdan çıkmıyordu.
Dünkü kayıtları fazla kurcalama.
Neden?
Bilmiyordum.
Ve en kötüsü...
Bunu merak etmeye başlamıştım.

Bilgisayarımı alıp merkez odasına geçtim.
Kapı arkamdan kapandığında ortak alandaki konuşmaların sesi azaldı. İçeride yalnızca cihazların hafif uğultusu vardı.
Sandalyeye oturdum.
Ekranı açtım.
Dünkü operasyonun dosyası hâlâ önümdeydi.
Kurt'un son cümlesi zihnimde dönüp duruyordu.
“Dünkü kayıtları fazla kurcalama.”
Dosyaya baktım.
Sonra kapattım.
Bir süre hiçbir şey yapmadan oturdum.
Haklıydı belki.
Operasyon bitmişti.
Ama içimdeki merak bitmemişti.
Tam başka bir rapora geçecekken kulaklığımdan Luna'nın sesi geldi.
"Kara?"
"Dinliyorum."
"Merkez sisteminde kısa bir bağlantı kesintisi oldu."
"Ne kadar?"
"İki saniye."
Kaşlarımı çattım.
"İki saniye mi?"
"Evet. Şimdi normale döndü."
"Kaydı var mı?"
"Var."
"Bakıyorum."
Ekranıma yeni bir kayıt düştü.
Saat bilgisine baktım.
Dünkü operasyonla ilgili değildi.
Bugüne aitti.
"Sistem neden bağlantıyı kaybetmiş?"
"Bilmiyorum."
"Tekrar kontrol et."
"Ediyorum."
Birkaç saniye sessizlik oldu.
Sonra Luna konuştu.
"Garip."
"Ne?"
"Kesinti merkezden kaynaklanmamış."
"Ne demek?"
"Bağlantı dışarıdan kesilmiş gibi görünüyor."
Sandalyede doğruldum.
"Birisi mi müdahale etti?"
"Kesin söyleyemem."
"Tamam. Şimdilik kimseye söyleme."
"Anlaşıldı."
Ekrandaki verileri kaydettim.
Tam o sırada kapı açıldı.
Kurt içeri girdi.
Maskesi hâlâ yüzündeydi.
Elinde bir dosya vardı.
Bana baktı.
Sonra ekrana.
"Bir sorun mu var?"
"Henüz bilmiyorum."
Dosyayı masanın kenarına bıraktı.
"Ne oldu?"
"Luna sistemde kısa bir bağlantı kesintisi tespit etti."
Kurt birkaç saniye sessiz kaldı.
"Ne zaman?"
"Az önce."
Bakışları ekrana kaydı.
"Kaydı göster."
Dosyayı ona açtım.
Kurt dikkatlice inceledi.
Sonra başını kaldırdı.
"Komutana bildirdin mi?"
"Hayır."
"İyi."
Kaşlarımı kaldırdım.
"Neden?"
"Çünkü önce ne olduğunu anlamamız lazım."
"Sen de aynı şeyi düşünüyorsun yani."
Kurt cevap vermedi.
Bir süre ekrana baktı.
Sonra:
"Bu sistem kendi kendine böyle davranmaz."
dedi.
İçimdeki huzursuzluk arttı.
"Sen bunun ne olduğunu biliyor musun?"
"Hayır."
Ama sesi fazla hızlı çıkmıştı.
Bunu fark ettim.
"Kurt."
"Evet?"
"Bir şey saklıyorsun."
Başını hafifçe yana çevirdi.
"Burada herkes bir şey saklıyor, Kara."
"Mesela isimlerimiz"dedi.
Bu kez cevap veremedim.
Ona ismimi söylemeyi istedim ama yapamazdım
Birkaç saniye boyunca sessizlik oldu.
Sonra telsizinden Atlas'ın sesi geldi.
"Kurt, seni aşağıda bekliyoruz."
Kurt dosyayı aldı.
"Geliyorum."
Kapıya yöneldi.
Ben arkasından seslendim.
"Kurt."
Durdu.
"Ne?"
"Omzun gerçekten iyi mi?"
Birkaç saniye sustu.
"İyi."
"Kesin mi?"
"Evet."
Sonra kapıdan çıktı.
Ben ekrana döndüm.
İçimdeki huzursuzluk hâlâ geçmemişti.
Ama bugün başka bir şey yapmaya karar verdim.
Dosyaları kurcalamayacaktım.
En azından şimdilik.
Çünkü bazen cevap aramak için doğru zaman, soruyu bulduğun an değildi.
Belki de önce biraz beklemek gerekiyordu.
Ekranı kapattım.
Sandalyeden kalktım.
Ortak alana geri döndüğümde herkes hâlâ yerindeydi.
Maskeler yüzlerindeydi.
Her zamanki gibi.
Luna tabletindeki raporları inceliyordu. Pars koltuğun arkasına yaslanmış, telefonundan bir şeyler kontrol ediyordu. Şahin kulaklığının bağlantısını test ediyor, Atlas ise masanın üzerindeki ekipman listesini düzenliyordu.
Kurt pencerenin yanında durmuştu.
Tek kelime etmiyordu.
Ben içeri girdiğimde başını bana çevirdi.
"Kara."
"Ne?"
"Komutan seni arıyor."
"Ne için?"
"Bilmiyorum."
Başımı salladım.
"Tamam."
Kapıya yöneldim.
Tam çıkacakken Luna seslendi.
"Bir dakika."
Döndüm.
"Ne oldu?"
"Az önceki sistem kesintisi tekrar olmuş."
İçimdeki huzursuzluk geri döndü.
"Ne kadar?"
"Bir saniye."
"Kaydı aldın mı?"
"Evet."
Yanına gittim.
Tableti bana çevirdi.
Ekranda birkaç satır veri vardı.
"Bu normal değil."
"Ben de öyle düşündüm."
Atlas konuşmaya dahil oldu.
"Merkez sistemlerinde son zamanlarda böyle bir sorun oldu mu?"
Luna başını iki yana salladı.
"Hayır."
Pars telefonunu cebine koydu.
"Birileri sisteme girmeye mi çalışıyor?"
Kimse cevap vermedi.
Kurt sonunda konuştu.
"Kesinleşmeden tahmin yürütmeyelim."
Sesi sakindi.
Ama nedense gözlerini ekrandan ayırmıyordu.
Luna tableti kapattı.
"Komutana bildirelim."
Kurt başını salladı.
"Bildirin."
Ben Kurt'a baktım.
Dünkü sözleri tekrar aklıma geldi.
Dünkü kayıtları fazla kurcalama.
Şimdi de bu.
Bir şey biliyor muydu?
Yoksa sadece benden daha mı şüpheciydi?
Bunu anlayamıyordum.
Toplantı odasına girdiğimizde komutan çoktan bekliyordu.
Hepimiz yerlerimizi aldık.
Maskelerimiz yüzümüzdeydi.
Komutan önündeki ekrana bir görüntü yansıttı.
"Son iki saatte merkez sistemine dışarıdan üç bağlantı denemesi yapılmış."
Luna hemen doğruldu.
"Üç mü?"
"Evet."
"Başarılı olmuşlar mı?"
"Hayır."
Odadaki sessizlik birkaç saniye sürdü.
Sonra komutan devam etti.
"Fakat bağlantıların kaynağını bulamadık."
Şahin öne eğildi.
"İçeriden biri yardım ediyor olabilir mi?"
Komutan doğrudan cevap vermedi.
"Bu ihtimali göz ardı etmiyoruz."
O cümleyle birlikte odadaki hava değişti.
Herkes birbirine baktı.
Maskeler yüzlerimizi gizliyordu.
İfadelerimizi okuyamıyorduk.
Belki de bu yüzden...
Kimse ne düşündüğünü belli edemiyordu.
Komutan dosyayı kapattı.
"Şimdilik herkes görevine devam edecek."
"Kimse tek başına hareket etmeyecek."
"Ve bu konu ekip dışında konuşulmayacak."
"Anlaşıldı."
Toplantı sona erdi.
Herkes ayağa kalktı.
Ben kapıya yönelirken Kurt yanımdan geçti.
Alçak sesle konuştu.
"Şüphelendiğin bir şey var mı?"
Ona baktım.
"Senin var mı?"
Kısa bir sessizlik oldu.
"Henüz."
"Benim de."
Kurt başını hafifçe salladı.
Sonra koridorda farklı yönlere ayrıldık.
Ben merkez odasına döndüm.
Bilgisayarın karşısına oturdum.
Ekranı açtım.
Dosyaları incelemeye başladım.
Bu kez aradığım şey bir sembol değildi.
Bir kişi de değildi.
Sadece tek bir şeyi bulmak istiyordum:
Sisteme kim dokunuyordu?
Ve bunu bulduğumda...
Bu kez kimseye hemen söylemeyecektim.
Önce kendim emin olacaktım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

53okunma 22beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…