48. bölüm / 74
Aşk mısın?Kontrol, egonun güven arayışıdır
Bölümler 74Şu an: Kontrol, egonun güven arayışıdır
- 1 Ithaf10 kelime
- 2 Önsöz113 kelime
- 3 Aşk Mısın?253 kelime
- 4 Güven625 kelime
- 5 Kendime Sarıldım292 kelime
- 6 Seçilmiş Aile395 kelime
- 7 Ayrılıkta Ego254 kelime
- 8 Sevilmek Egosu737 kelime
- 9 Sevmeyi Sevmek389 kelime
- 10 Tek misiniz?339 kelime
- 11 Duygulara Üzülmek629 kelime
- 12 Kıskançlık ve Kontrol Sevgiden Doğmaz275 kelime
- 13 Gerçekten Sevmek232 kelime
- 14 İyiyim ve Ağlayabilirim611 kelime
- 15 •••29 kelime
- 16 Sevilmek436 kelime
- 17 Sadakat254 kelime
- 18 İnsanı Krizde İlan Edenler421 kelime
- 19 İnsan Kendinin Aynasıdır265 kelime
- 20 Başka Zihinlerdeki Versiyonumdan Sorumlu Değilim225 kelime
- 21 Birbirimizin Yükü Değil, Huzuru Olmak314 kelime
- 22 Aşkın Kendisinden Değil, Acısından Korkmak325 kelime
- 23 İlişki İstemek mi, Yalnızlıktan Kaçmak mı?464 kelime
- 24 Toksik Şifacı390 kelime
- 25 İlişki Yöneticileri257 kelime
- 26 Koşullu Sevgi666 kelime
- 27 Aşk, Yanında Kalabilme Cesaretidir419 kelime
- 28 Aşırı Uyum: Görünmez Bir İntihar Biçimi316 kelime
- 29 Aşık Sinir Sistemi571 kelime
- 30 Sakinlik ve Doğru Seçimler229 kelime
- 31 Netlik Sevgi Dilidir268 kelime
- 32 Partnerinin Gözünden Kendine Bakabilmek305 kelime
- 33 Ego ve Ruhun Bakışı263 kelime
- 34 Aynı Olmak Zorunda Değiliz259 kelime
- 35 Her Gün Seçmek239 kelime
- 36 İlk Günlerin Büyüsüne Aldanmak340 kelime
- 37 Huzur269 kelime
- 38 Hayır" Denildiğinde Sevebiliyor musun?238 kelime
- 39 Uyum Değil Anlayışa Bak883 kelime
- 40 Aşk Bir Duygu Değil, Bir Karardır.327 kelime
- 41 Kimsenin Bilmediği O Sessiz Veda241 kelime
- 42 Beklentiler Sessiz Sözleşmelerdir475 kelime
- 43 •••13 kelime
- 44 Dürtüsel Kararlar571 kelime
- 45 Koşullu Sevgi, Sevgi Değildir215 kelime
- 46 Değişmek282 kelime
- 47 Kendine İhanet Ederek Kimseyi Sevemezsin240 kelime
- 48 Kontrol, egonun güven arayışıdır665 kelime · Okuduğun bölüm
- 49 Sahip Olmak Değil; Şahit Olmak226 kelime
- 50 Karşındakinin Sevgi Dili315 kelime
- 51 Ego, Aşk Kılığına Girebilir mi?263 kelime
- 52 •••25 kelime
- 53 İnsan, söyleyemediği duygularla ne yapar?684 kelime
- 54 Hayran Olduğumuz Şey, Kim Olduğumuzu Söyler417 kelime
- 55 İhtiyaç642 kelime
- 56 Ego Özler mi?280 kelime
- 57 Çelişki286 kelime
- 58 İnsana Ev Demek244 kelime
- 59 Varsayımlar352 kelime
- 60 Sabır Biter265 kelime
- 61 Kelimeler İz Bırakır215 kelime
- 62 Denge407 kelime
- 63 Hayatın Anlamı360 kelime
- 64 Sevdiği Var466 kelime
- 65 Sevgi Cesareti721 kelime
- 66 Başka Dünyaların İnsanları816 kelime
- 67 •23 kelime
- 68 Aşkın Kullanım Kılavuzu417 kelime
- 69 Sevgi ve Benlik561 kelime
- 70 Kendini de Düşün696 kelime
- 71 İnsana Sarılmak561 kelime
- 72 Bedenin Sakladığı Hisler350 kelime
- 73 Hislerin Haritası1.026 kelime
- 74 Şefkat İhtiyacı317 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kontrol, egonun güven arayışıdır
Teslimiyet mi, Kontrol mü? İnsan, sevdiği şeyi kaybetmekten korktuğunda onu korumak ister. Bu son derece doğaldır. Fakat çoğu zaman korumakla kontrol etmeyi birbirine karıştırır. Karşı tarafın ne düşündüğünü bilmek ister. Neden geç yazdığını, neden eskisi gibi davranmadığını, neden sessiz kaldığını... Her şeyi bilirse, her şeyi kontrol ederse kaybetmeyeceğine inanır. Oysa kontrol etme isteğinin temelinde çoğu zaman sevgi değil, korku vardır. Kaybetme korkusu... Yetersiz görülme korkusu... Yerine bir başkasının seçilme korkusu... Ego bu korkuları kontrol ederek susturabileceğini zanneder. Sürekli güvence ister, sürekli emin olmak ister, sürekli karşı tarafın davranışlarını analiz eder. Fakat ne kadar kontrol etmeye çalışırsa, o kadar huzurunu kaybeder. Kontrol, hiçbir zaman insanın kaygısını tamamen susturamaz. Aksine onu besler.
Birçok ilişki sevgisizlikten değil, kontrol etme arzusundan yorulur. Sürekli açıklama beklemek, sürekli hesap sormak, sürekli karşı tarafın sevgisinden emin olmaya çalışmak... Bunların hiçbiri sevgiyi büyütmez. Sevgi, baskıyla değil güvenle yaşar. Burada teslimiyet devreye girmeli. Tasavvuftaki teslimiyet çoğu zaman yanlış anlaşılır. Teslim olmak, hiçbir şey yapmadan beklemek ya da kader diyerek her şeyi akışına bırakmak değildir. Teslimiyet; elinden geleni yaptıktan sonra sonucu zorlamamaktır. İnsan yalnızca niyetinden, seçimlerinden ve çabasından sorumludur. Sonuç ise her zaman onun kontrolünde değildir. Sonucu teslimiyetle akışa bırakmak gerekir.
Hayatta kontrol edebileceğimiz şeyler vardır; düşüncelerimiz, davranışlarımız ve seçimlerimiz. Kontrol edemeyeceğimiz şeyler; başkalarının duyguları, kararları ve hayatın akışı. İnsan acıyı çoğu zaman ikinci grubu kontrol etmeye çalıştığında yaşar.
Kendimize sormamız gereken bir soru olarak: Karşımdaki insanı gerçekten seviyor muyum, yoksa onun beni terk etmeyeceğinden emin olmak mı istiyorum?
Kontrol, egonun güven arayışıdır. Teslimiyet ise ruhun güvenidir. Gerçek sevgi, her şeyi kontrol edebildiğinde değil; kontrol edemediğin hâlde de sevgiyi, güveni ve huzuru seçebildiğinde başlar.
•••
Kontrol, çoğu zaman gücümüzü göstermek istediğimiz için ortaya çıkmaz. Sebebi daha derindedir: Güvende hissetmek isteriz. Ne olacağını bilmek, kimin ne yapacağını öngörmek, sonucu önceden görmek, ihtimalleri hesaplamak... Bütün bunlar bize hayatın dizginlerinin elimizde olduğu hissini verir. Çoğu zaman kontrol ettiğimizi sandığımız şey, yalnızca belirsizliğe karşı geliştirdiğimiz bir savunmadır. Kontrolcü davranış, belirsizlikten hoşlanmaz ki bu insanidir. Çogu stres sebebi belirsizlikten kaynaklanır. Bilmediği yerde senaryolar üretir. Olmamış bir konuşmayı zihninde defalarca yapar, henüz gerçekleşmemiş ihtimallere karşı önceden hazırlanır, karşısındaki kişinin davranışlarını değiştirmeye çalışır. Bunu çoğu zaman “önlem almak” olarak görürüz. Oysa bazen yaptığımız şey yalnızca korkumuzu yönetmeye çalışmaktır.
Kontrol, egonun güven arayışıdır.
“Böyle olursa ne yaparım?”, “Ya şöyle gelişirse?”, “Bunu nasıl engellerim?”, “Karşımdaki böyle davranmasın diye ne yapmalıyım?” Sorular çoğaldıkça zihnimiz kendisini güvende tutmaya çalışır. Fakat hayatın yanılgılarından biri burada başlar: Her şeyi önceden hesaplayabilirsek hiçbir şeyin bizi incitemeyeceğine inanmak.
İnsan ne kadar hesap yaparsa yapsın, hayatın tamamını kontrol edemez.
Birinin kararını kontrol edemez. Bir duygunun ne zaman değişeceğini kontrol edemez. Bir ilişkinin nereye gideceğini, bir haberin ne zaman geleceğini, yarının ne getireceğini kesin olarak bilemez. Kendi davranışlarımız üzerinde bile her zaman tam bir hâkimiyetimiz yokken, başkasının olasılıklarını yönetmeye veya öngörmeye çalışmak bizi yalnızca daha fazla yorar.
Tasavvufun teslimiyet anlayışı burada başka bir kapı açar. Teslimiyet, sorumluluğunu bırakmak, hiçbir şey yapmadan beklemek ya da “ne olacaksa olsun” diyerek hayatın dışına çıkmak değildir. Teslimiyet, kendi payına düşeni yaptıktan sonra her şeyin senin elinde olmadığını kabul edebilmektir. Çaba göstermek sana aittir. Sonuç değil. Sevmek sana aittir. Karşındakinin aynı şekilde sevmesi değil. Doğruyu söylemek sana aittir. Karşındakinin onu nasıl karşılayacağı değil.
Teslimiyet ile kontrol arasındaki fark, hiçbir şey yapmamakla her şeyi yapmak arasında değildir. Fark, yaptıklarımızın sonucuna ne kadar tutunduğumuzdadır.
Kontrol etmek isteyen zihin sonucu da sahiplenmek ister. Teslim olan kalp ise elinden geleni yapar ve ardından sonucu zorla kendi istediği biçime sokmaya çalışmaz.vBu kolay değildir. Özellikle sevdiğimiz biri söz konusu olduğunda...
Bazen sevgiyi kontrolle karıştırırız. O noktada sevginin içine korku karışmaya başlar. Artık karşımızdakini olduğu hâliyle görmekten çok, onu kaybetmemek için nasıl davranması/davranmamız gerektiğini düşünürüz. Bu da sevgiyi özgür bir bağ olmaktan çıkarıp yönetilmesi gereken bir alana dönüştürür.
Teslimiyet, sevdiğin kişiyi kontrol etmeye çalışmadan sevebilmektir. Bu, her davranışı kabul etmek anlamına gelmez. Sınır koymaktan vazgeçmek değildir. Tam tersine, teslimiyet insanın kendi sınırını bilmesini de gerektirir. “Ben bunu kabul etmiyorum” diyebilirsin. Uzaklaşabilirsin. Bir ilişkiyi bitirebilirsin. Kendini koruyabilirsin.
Her şeyi kontrol edemeyeceğini kabul ettiğinde, her şeyden korkmak zorunda da olmadığını fark edersin.
Bölüm etkileşimi
