51. bölüm · Aşk mısın?
Ego, Aşk Kılığına Girebilir mi?
Ego, Aşk Kılığına Girebilir mi?
İnsan bazen egosunun sesini aşk sanır. Sürekli onu düşünmeyi, onsuz yapamayacağını hissetmeyi, kıskanmayı, kontrol etmeyi ya da vazgeçememeyi... Bunların hepsi tek başına aşkın kanıtı değildir. Bir kısmı yalnızca egonun kaybetme korkusudur.
Ego, sevgiyi bile kendisi üzerinden yorumlar. Sürekli "Ben" diye konuşur. Beni neden aramadı? Bana neden bunu söyledi? Beni neden seçmedi? Beni neden eskisi gibi sevmiyor? Dikkat ederseniz bütün soruların merkezinde karşı taraf değil, "ben" vardır. Ego için en büyük tehdit, kontrolü ve istediğini kaybetmektir. Bazen "Seni seviyorum." dediğimizi zannederken aslında "Seni kaybetmek istemiyorum." diyoruzdur. Bu iki cümle ilk bakışta birbirine benzese de aynı şey değildir. Birinde sevgi vardır, diğerinde ise korku. Kendimize dürüstçe şu soruyu sormalıyız: Onu gerçekten mi seviyorum, yoksa bana hissettirdiklerinden vazgeçemiyor muyum? Bazen özlediğimiz biri değil; onun yanında hissettiğimiz değer, güven ya da korunma, huzur duygusudur. Gerçek aşk ise egonun sürekli kontrol etme ihtiyacını yavaş yavaş dönüştürür. Karşı tarafı yönetmeye, değiştirmeye ya da sahip olmaya çalışmaz. Onun özgürlüğünü de sevebilir. Sevgi, zincir kurmak değil; bağ kurmaktır.
Aşk ile ego arasındaki en büyük fark budur. Ego, sahip olmak ister. Sevgi ise anlamak ister. Ego, kontrol etmek ister. Sevgi ise güvenmeyi öğrenir. Ego, "Ben ne kazanacağım?" diye sorar. Sevgi ise "Ben nasıl daha gerçek olabilirim?" diye. Bizi en çok yoran şey, aşkın kendisi değil, aşkın içine karışan egodur. Ego, sevginin dilini konuşuyor gibi görünür ama aslında sürekli kendini korumaya çalışır. Gerçek aşk ise kendini ispat etmeye ihtiyaç duymaz. Sahip olmaya değil, şahit olmaya yaklaşır. İnsanın hayatı boyunca cevap araması gereken en önemli sorulardan biri şudur:
Şu an konuşan gerçekten kalbim mi, yoksa incinmekten korkan egom mu?
