29. bölüm · Aşk mısın?
Aşık Sinir Sistemi
Aşık Sinir Sistemi
Az önce beni aşırı korkutan bir olay yaşadım. Olayın kendisinden bahsetmek istemiyorum. Çünkü şu an aklımda kalan şey olay değil, korkunun vücudumda bıraktığı izler.
Sanırım daha önce hiç korkuyu bu kadar yakından izlemedim.
Bir yandan korkuyordum, bir yandan da vücudumun verdiği tepkileri gözlemliyordum. İlk olarak görüşüm değişmeye başladı. Gözlerim kararıyor gibiydi. Etrafımda hafif bir karıncalanma hissi oluştu. Aç değildim. Kan şekerim düşmemişti. Buna rağmen sanki tansiyonum hızla düşüyordu. Ayakta durabilecek durumda değildim. Karşımda bir arkadaşım vardı. İkimiz de telefonlarımıza bakıyorduk. Ona belli etmek istemiyordum. Bir yandan kendimden geçiyor gibi hissediyor, diğer yandan bunu saklamaya çalışıyordum.Kendi kendime içten konuşmaya başladım; "Hadi, bunu da atlatırsın.", "Sakin ol.", "Korkma.", "Paylaşmak istemiyorsan paylaşmak zorunda değilsin." Çünkü karşımdaki arkadaşımda "tamam kötüysen hemen çaresine bakalım" diyebilecek bir güç yoktu. O bana "ne yapabiliriz" diye danışırdı. Paylaşmak istemedim ama buna rağmen belirtiler artıyordu. Görüşümdeki karıncalanma devam ediyordu. Bayılacakmışım gibi hissediyordum. Sonra boynum ve ensem yanmaya başladı. Sanki içerden yükselen bir sıcaklık dalgası vardı. O sıcaklık kulaklarıma kadar ulaştı. Hayatımda ilk defa kulaklarımı bu kadar sıcak hissediyordum. Önümde atıştırmalıklar vardı. Belki iyi gelir diye düşündüm ama yemek istemiyordum. Bir şeyler çiğnemek bile zor geliyordu. Yine de kendimi zorlayarak küçük lokmalar almaya çalıştım. Faydası olmadı çünkü bunun açlıkla ilgisi yoktu. Bir anda psikolojik bir korku, fiziksel bir ateşe dönüşmüştü. Direniyordum, sakin kalmaya çalışıyordum. Ama içimdeki bir taraf, bayılmaya çok yaklaştığımı söylüyordu. Tam o sırada aklıma sosyal medyada sık sık gördüğüm o klişe cümleler geldi. "İnsan sevdiğine bakınca huzur bulur." "Göz bebekleri büyür." Bunlar her ne kadar bilimsel olduğu söylenen kimine göre ise zırvalama çalışmalar olsada evet bunu düşünmeye başladım. O an aklıma bir fikir geldi. Fotoğrafını açıp bakayım, dedim. İlginç olan şu ki, daha fotoğrafı açmadan önce bile düşüncesi beni sakinleştirmeye başlamıştı. Sonra fotoğrafını açtım. Birkaç fotoğraf arasında dolaştım ve yavaş yavaş vücudum normale dönmeye başladı. Görüşüm düzeldi. Yemekten tat almaya başladım. Kulaklarımdaki sıcaklık azaldı. Vücudumun ateşi düşüyordu. Sanki birkaç dakika önce yaşadığım şey başka birine aitmiş gibiydi.
İnsan zihni gerçekten tuhaf.
Bazen bir düşünce insanı hasta edebiliyor. Bazen başka bir düşünce onu yeniden ayağa kaldırabiliyor. Bugün korkudan çok, zihnin beden üzerindeki gücüne şaşırdım.
Bir Fotoğraf Neden İyi Geldi?
Yaşadığım şeyin en ilginç kısmı korkunun kendisi değildi. Bir fotoğrafın beni nasıl sakinleştirdiğiydi. Mantıken düşündüğümüzde hiçbir şey değişmemişti. İçinde bulunduğum durum aynıydı. Korktuğum şey ortadan kalkmamıştı. Hayat bir anda düzelmemişti ama buna rağmen vücudumun verdiği tepki değişmişti. Bunun nedeni belki de beynimizin gerçeklikten çok, gerçekliği nasıl algıladığıyla ilgilidir. İnsan zihni yalnızca yaşanan olaylara tepki vermez. O olayların onda uyandırdığı anlamlara da tepki verir. Tehdit algıladığımızda beynimiz alarm sistemini devreye sokar. Kalp hızlanır, kaslar gerilir, nefes değişir, görüş daralabilir. Vücut kendisini tehlikeye karşı hazırlamaya başlar. Fakat ilginç olan şu: Beyin yalnızca tehdit işaretlerini değil, güven işaretlerini de takip ediyormuş. Bazen sevdiğimiz bir insanın sesi... Bazen de yalnızca bir insanın düşüncesi... Beyne "şu an güvendesin" mesajı verebilirmiş. Belki de bu yüzden daha fotoğrafı açmadan önce düşüncesi beni sakinleştirmeye başlamıştı. Çünkü etkili olan şey fotoğrafın kendisi değildi. O kişinin bende temsil ettiği duyguydu.
Huzur, sığınabilecek biri hissi, anlaşılmak... Belki de o kişinin destek olacağını düşünmek...
Zihin bazen bir yüzü değil, o yüzün temsil ettiği anlamı görüyor ve o bir fotoğrafın iyileştirici etkisi buradan geliyor. Fotoğraf ekrandadır ama aslında sakinleşen şey gözler değildir. Sakinleşen şey, tehdit altında olduğunu düşünen zihindir. Korku yalnızca düşünceleri etkilemez. Bedeni de etkiler. Ayrıca aşk da yalnızca düşünceleri etkilemez. O da bedene dokunur. Bazen bir düşünce insanın dizlerinin çözülmesine neden olabilirken, başka bir düşünce yeniden ayağa kalkmasını sağlayabilir.
