29. bölüm · Aşk mısın?

Aşık Sinir Sistemi

BERİL ŞAHİN

Bölümler
1 Ithaf 2 Önsöz 3 Aşk Mısın? 4 Güven 5 Kendime Sarıldım 6 Seçilmiş Aile 7 Ayrılıkta Ego 8 Sevilmek Egosu 9 Sevmeyi Sevmek 10 Tek misiniz? 11 Duygulara Üzülmek 12 Kıskançlık ve Kontrol Sevgiden Doğmaz 13 Gerçekten Sevmek 14 İyiyim ve Ağlayabilirim 15 ••• 16 Sevilmek 17 Sadakat 18 İnsanı Krizde İlan Edenler 19 İnsan Kendinin Aynasıdır 20 Başka Zihinlerdeki Versiyonumdan Sorumlu Değilim 21 Birbirimizin Yükü Değil, Huzuru Olmak 22 Aşkın Kendisinden Değil, Acısından Korkmak 23 İlişki İstemek mi, Yalnızlıktan Kaçmak mı? 24 Toksik Şifacı 25 İlişki Yöneticileri 26 Koşullu Sevgi 27 Aşk, Yanında Kalabilme Cesaretidir 28 Aşırı Uyum: Görünmez Bir İntihar Biçimi 29 Aşık Sinir Sistemi 30 Sakinlik ve Doğru Seçimler 31 Netlik Sevgi Dilidir 32 Partnerinin Gözünden Kendine Bakabilmek 33 Ego ve Ruhun Bakışı 34 Aynı Olmak Zorunda Değiliz 35 Her Gün Seçmek 36 İlk Günlerin Büyüsüne Aldanmak 37 Huzur 38 Hayır" Denildiğinde Sevebiliyor musun? 39 Uyum Değil Anlayışa Bak 40 Aşk Bir Duygu Değil, Bir Karardır. 41 Kimsenin Bilmediği O Sessiz Veda 42 Beklentiler Sessiz Sözleşmelerdir 43 ••• 44 Dürtüsel Kararlar 45 Koşullu Sevgi, Sevgi Değildir 46 Değişmek 47 Kendine İhanet Ederek Kimseyi Sevemezsin 48 Kontrol, egonun güven arayışıdır 49 Sahip Olmak Değil; Şahit Olmak 50 Karşındakinin Sevgi Dili 51 Ego, Aşk Kılığına Girebilir mi? 52 ••• 53 İnsan, söyleyemediği duygularla ne yapar? 54 Hayran Olduğumuz Şey, Kim Olduğumuzu Söyler 55 İhtiyaç 56 Ego Özler mi? 57 Çelişki 58 İnsana Ev Demek 59 Varsayımlar 60 Sabır Biter 61 Aynı Kutup 62 Kelimeler İz Bırakır 63 Denge 64 Hayatın Anlamı 65 Sevdiği Var 66 Sevgi Cesareti 67

Aşık Sinir Sistemi
Az önce beni aşırı korkutan bir olay yaşadım. Olayın kendisinden bahsetmek istemiyorum. Çünkü şu an aklımda kalan şey olay değil, korkunun vücudumda bıraktığı izler.

Sanırım daha önce hiç korkuyu bu kadar yakından izlemedim.
Bir yandan korkuyordum, bir yandan da vücudumun verdiği tepkileri gözlemliyordum. İlk olarak görüşüm değişmeye başladı. Gözlerim kararıyor gibiydi. Etrafımda hafif bir karıncalanma hissi oluştu. Aç değildim. Kan şekerim düşmemişti. Buna rağmen sanki tansiyonum hızla düşüyordu. Ayakta durabilecek durumda değildim. Karşımda bir arkadaşım vardı. İkimiz de telefonlarımıza bakıyorduk. Ona belli etmek istemiyordum. Bir yandan kendimden geçiyor gibi hissediyor, diğer yandan bunu saklamaya çalışıyordum.Kendi kendime içten konuşmaya başladım; "Hadi, bunu da atlatırsın.", "Sakin ol.", "Korkma.", "Paylaşmak istemiyorsan paylaşmak zorunda değilsin." Çünkü karşımdaki arkadaşımda "tamam kötüysen hemen çaresine bakalım" diyebilecek bir güç yoktu. O bana "ne yapabiliriz" diye danışırdı. Paylaşmak istemedim ama buna rağmen belirtiler artıyordu. Görüşümdeki karıncalanma devam ediyordu. Bayılacakmışım gibi hissediyordum. Sonra boynum ve ensem yanmaya başladı. Sanki içerden yükselen bir sıcaklık dalgası vardı. O sıcaklık kulaklarıma kadar ulaştı. Hayatımda ilk defa kulaklarımı bu kadar sıcak hissediyordum. Önümde atıştırmalıklar vardı. Belki iyi gelir diye düşündüm ama yemek istemiyordum. Bir şeyler çiğnemek bile zor geliyordu. Yine de kendimi zorlayarak küçük lokmalar almaya çalıştım. Faydası olmadı çünkü bunun açlıkla ilgisi yoktu. Bir anda psikolojik bir korku, fiziksel bir ateşe dönüşmüştü. Direniyordum, sakin kalmaya çalışıyordum. Ama içimdeki bir taraf, bayılmaya çok yaklaştığımı söylüyordu. Tam o sırada aklıma sosyal medyada sık sık gördüğüm o klişe cümleler geldi. "İnsan sevdiğine bakınca huzur bulur." "Göz bebekleri büyür." Bunlar her ne kadar bilimsel olduğu söylenen kimine göre ise zırvalama çalışmalar olsada evet bunu düşünmeye başladım. O an aklıma bir fikir geldi. Fotoğrafını açıp bakayım, dedim. İlginç olan şu ki, daha fotoğrafı açmadan önce bile düşüncesi beni sakinleştirmeye başlamıştı. Sonra fotoğrafını açtım. Birkaç fotoğraf arasında dolaştım ve yavaş yavaş vücudum normale dönmeye başladı. Görüşüm düzeldi. Yemekten tat almaya başladım. Kulaklarımdaki sıcaklık azaldı. Vücudumun ateşi düşüyordu. Sanki birkaç dakika önce yaşadığım şey başka birine aitmiş gibiydi.

İnsan zihni gerçekten tuhaf.

Bazen bir düşünce insanı hasta edebiliyor. Bazen başka bir düşünce onu yeniden ayağa kaldırabiliyor. Bugün korkudan çok, zihnin beden üzerindeki gücüne şaşırdım.
Bir Fotoğraf Neden İyi Geldi?
Yaşadığım şeyin en ilginç kısmı korkunun kendisi değildi. Bir fotoğrafın beni nasıl sakinleştirdiğiydi. Mantıken düşündüğümüzde hiçbir şey değişmemişti. İçinde bulunduğum durum aynıydı. Korktuğum şey ortadan kalkmamıştı. Hayat bir anda düzelmemişti ama buna rağmen vücudumun verdiği tepki değişmişti. Bunun nedeni belki de beynimizin gerçeklikten çok, gerçekliği nasıl algıladığıyla ilgilidir. İnsan zihni yalnızca yaşanan olaylara tepki vermez. O olayların onda uyandırdığı anlamlara da tepki verir. Tehdit algıladığımızda beynimiz alarm sistemini devreye sokar. Kalp hızlanır, kaslar gerilir, nefes değişir, görüş daralabilir. Vücut kendisini tehlikeye karşı hazırlamaya başlar. Fakat ilginç olan şu: Beyin yalnızca tehdit işaretlerini değil, güven işaretlerini de takip ediyormuş. Bazen sevdiğimiz bir insanın sesi... Bazen de yalnızca bir insanın düşüncesi... Beyne "şu an güvendesin" mesajı verebilirmiş. Belki de bu yüzden daha fotoğrafı açmadan önce düşüncesi beni sakinleştirmeye başlamıştı. Çünkü etkili olan şey fotoğrafın kendisi değildi. O kişinin bende temsil ettiği duyguydu.
Huzur, sığınabilecek biri hissi, anlaşılmak... Belki de o kişinin destek olacağını düşünmek...
Zihin bazen bir yüzü değil, o yüzün temsil ettiği anlamı görüyor ve o bir fotoğrafın iyileştirici etkisi buradan geliyor. Fotoğraf ekrandadır ama aslında sakinleşen şey gözler değildir. Sakinleşen şey, tehdit altında olduğunu düşünen zihindir. Korku yalnızca düşünceleri etkilemez. Bedeni de etkiler. Ayrıca aşk da yalnızca düşünceleri etkilemez. O da bedene dokunur. Bazen bir düşünce insanın dizlerinin çözülmesine neden olabilirken, başka bir düşünce yeniden ayağa kalkmasını sağlayabilir.