59. bölüm · Aşk mısın?

Varsayımlar

BERİL ŞAHİN

Bölümler
1 Ithaf 2 Önsöz 3 Aşk Mısın? 4 Güven 5 Kendime Sarıldım 6 Seçilmiş Aile 7 Ayrılıkta Ego 8 Sevilmek Egosu 9 Sevmeyi Sevmek 10 Tek misiniz? 11 Duygulara Üzülmek 12 Kıskançlık ve Kontrol Sevgiden Doğmaz 13 Gerçekten Sevmek 14 İyiyim ve Ağlayabilirim 15 ••• 16 Sevilmek 17 Sadakat 18 İnsanı Krizde İlan Edenler 19 İnsan Kendinin Aynasıdır 20 Başka Zihinlerdeki Versiyonumdan Sorumlu Değilim 21 Birbirimizin Yükü Değil, Huzuru Olmak 22 Aşkın Kendisinden Değil, Acısından Korkmak 23 İlişki İstemek mi, Yalnızlıktan Kaçmak mı? 24 Toksik Şifacı 25 İlişki Yöneticileri 26 Koşullu Sevgi 27 Aşk, Yanında Kalabilme Cesaretidir 28 Aşırı Uyum: Görünmez Bir İntihar Biçimi 29 Aşık Sinir Sistemi 30 Sakinlik ve Doğru Seçimler 31 Netlik Sevgi Dilidir 32 Partnerinin Gözünden Kendine Bakabilmek 33 Ego ve Ruhun Bakışı 34 Aynı Olmak Zorunda Değiliz 35 Her Gün Seçmek 36 İlk Günlerin Büyüsüne Aldanmak 37 Huzur 38 Hayır" Denildiğinde Sevebiliyor musun? 39 Uyum Değil Anlayışa Bak 40 Aşk Bir Duygu Değil, Bir Karardır. 41 Kimsenin Bilmediği O Sessiz Veda 42 Beklentiler Sessiz Sözleşmelerdir 43 ••• 44 Koşullu Sevgi, Sevgi Değildir 45 Değişmek 46 Kendine İhanet Ederek Kimseyi Sevemezsin 47 Kontrol, egonun güven arayışıdır 48 Sahip Olmak Değil; Şahit Olmak 49 Karşındakinin Sevgi Dili 50 Ego, Aşk Kılığına Girebilir mi? 51 ••• 52 İnsan, söyleyemediği duygularla ne yapar? 53 Hayran Olduğumuz Şey, Kim Olduğumuzu Söyler 54 İhtiyaç 55 Ego Özler mi? 56 Çelişki 57 İnsana Ev Demek 58 Varsayımlar 59 Sabır Biter 60 Aynı Kutup 61 Kelimeler İz Bırakır 62 Denge 63 Hayatın Anlamı 64 Sevdiği Var 65 Sevgi Cesareti 66

Varsayımlar

İnsan zihni, belirsizlikten hoşlanmaz. Cevabını bilmediği soruların boşluğunu çoğu zaman gerçeklerle değil, varsayımlarla doldurur. Belki de ilişkilerde yaşanan en büyük sorunlardan biri budur. Olanı görmek yerine, olanın neden olduğunu kendi zihnimizde yazmaya başlarız. Bir mesaj geç gelir, "Artık ilgilenmiyor." deriz. Bir cümle yarım kalır, "Bana kırıldı." diye düşünürüz. Açıklama gelmez, "Demek ki umursamıyor." sonucuna varırız. Oysa bütün bunlar gerçeğin kendisi değil, gerçeğe yüklediğimiz anlamlardır.

Fark ettiğim bir şey var. İnsan, çoğu zaman yaşadığı olaydan değil; o olaya yüklediği anlamdan inciniyor. Çünkü gerçek yalnızca yaşanandır. Geri kalan büyük kısmı ise zihnimizin kurduğu hikâyelerdir. İlginç olan ise, bu hikâyeleri çoğu zaman gerçekmiş gibi yaşamamızdır.

Belki de bu yüzden varsayımlar, iletişimin en büyük düşmanıdır. Çünkü varsayım, soru sormanın yerini alır. Anlamaya çalışmak yerine anlam yüklemeye başlarız. Sonra da o yüklediğimiz anlamlara göre kırılır, öfkelenir, uzaklaşırız. Karşımızdaki insanın ne düşündüğünü öğrenmeden, onun yerine düşünmeye başlarız.
Bir olayın tek bir açıklaması olduğunu sanıyoruz. Oysa aynı duruma bakan iki insan, birbirinden tamamen farklı anlamlar çıkarabilir. Benim doğru sandığım şey, karşımdaki insanın aklından bile geçmemiş olabilir. Ben, onun sessizliğini bana alan tanımak olarak yorumlayabilirim. Çünkü ben de zaman zaman yalnız kalmayı seven, sessizliğin içinde dinlenen biriyimdir. Belki de beni tanıdığı için bana alan bıraktığını düşünüyordur. O ise aynı sessizliği ilgisizlik olarak yorumluyor olabilir. Ben, sürekli konuşmamanın sevgiyi azaltmadığını düşünürken; o, ilginin sürekli bir iletişimle gösterildiğine inanıyor olabilir. İkimiz de aynı olayı yaşamışızdır ama aynı anlamı yüklememişizdir. Çünkü gerçek aynı olsa bile, ona yüklediğimiz anlam farklıdır.

Ego da tam burada devreye girer. Belirsizliği sevmez. Bilmediği yerleri kendi endişeleriyle doldurur. Cevap alamadığında en kötü ihtimali yazar, sessizliği reddedilmek olarak yorumlar, mesafeyi değersizlik hissiyle açıklar. Oysa bazen ortada ne reddedilme vardır ne de ilgisizlik. Sadece gerçek ve olan vardır.

Belki de ilişkilerde kendimize sormamız gereken ilk soru, "Karşımdaki insan ne demek istedi?" değil; "Ben onun davranışına hangi anlamı yükledim?" olmalıdır. Çünkü çoğu zaman bizi yaralayan şey, yaşanan olay değil; zihnimizin o olay hakkında yazdığı hikâyedir.

Sağlıklı iletişim ise bu hikâyeleri susturmanın en mantıklı yoludur. Varsaymak yerine sormak, yorumlamak yerine anlamak ve emin olmadığımız şeyleri gerçekmiş gibi kabul etmemek... Sağlıklı ve konforlu hissettiren bir ilişkinin temelinde bunlar vardır. Çünkü insan, karşısındaki kişiyi değil; kendi varsayımlarını tanımaya başladığında hem kendini hem de ilişkilerini daha doğru görmeye başlar. Belki de hiçbir şey düşündüğümüz gibi değildir; her şey, yalnızca olduğu gibidir.