28. bölüm · Aşk mısın?

Aşırı Uyum: Görünmez Bir İntihar Biçimi

BERİL ŞAHİN

Bölümler
1 Ithaf 2 Önsöz 3 Aşk Mısın? 4 Güven 5 Kendime Sarıldım 6 Seçilmiş Aile 7 Ayrılıkta Ego 8 Sevilmek Egosu 9 Sevmeyi Sevmek 10 Tek misiniz? 11 Duygulara Üzülmek 12 Kıskançlık ve Kontrol Sevgiden Doğmaz 13 Gerçekten Sevmek 14 İyiyim ve Ağlayabilirim 15 ••• 16 Sevilmek 17 Sadakat 18 İnsanı Krizde İlan Edenler 19 İnsan Kendinin Aynasıdır 20 Başka Zihinlerdeki Versiyonumdan Sorumlu Değilim 21 Birbirimizin Yükü Değil, Huzuru Olmak 22 Aşkın Kendisinden Değil, Acısından Korkmak 23 İlişki İstemek mi, Yalnızlıktan Kaçmak mı? 24 Toksik Şifacı 25 İlişki Yöneticileri 26 Koşullu Sevgi 27 Aşk, Yanında Kalabilme Cesaretidir 28 Aşırı Uyum: Görünmez Bir İntihar Biçimi 29 Aşık Sinir Sistemi 30 Sakinlik ve Doğru Seçimler 31 Netlik Sevgi Dilidir 32 Partnerinin Gözünden Kendine Bakabilmek 33 Ego ve Ruhun Bakışı 34 Aynı Olmak Zorunda Değiliz 35 Her Gün Seçmek 36 İlk Günlerin Büyüsüne Aldanmak 37 Huzur 38 Hayır" Denildiğinde Sevebiliyor musun? 39 Uyum Değil Anlayışa Bak 40 Aşk Bir Duygu Değil, Bir Karardır. 41 Kimsenin Bilmediği O Sessiz Veda 42 Beklentiler Sessiz Sözleşmelerdir 43 ••• 44 Koşullu Sevgi, Sevgi Değildir 45 Değişmek 46 Kendine İhanet Ederek Kimseyi Sevemezsin 47 Kontrol, egonun güven arayışıdır 48 Sahip Olmak Değil; Şahit Olmak 49 Karşındakinin Sevgi Dili 50 Ego, Aşk Kılığına Girebilir mi? 51 ••• 52 İnsan, söyleyemediği duygularla ne yapar? 53 Hayran Olduğumuz Şey, Kim Olduğumuzu Söyler 54 İhtiyaç 55 Ego Özler mi? 56 Çelişki 57 İnsana Ev Demek 58 Varsayımlar 59 Sabır Biter 60 Kelimeler İz Bırakır 61 Denge 62 Hayatın Anlamı 63 Sevdiği Var 64 Sevgi Cesareti 65 Başka Dünyaların İnsanları 66

Aşırı Uyum: Görünmez Bir İntihar Biçimi

“Aman sorun çıkmasın… aman ayrılmayalım…” diye diye kendi fikrini, kendi duruşunu ve kendi sesini yutan insanlar var. Başta buna “uyum” deniyor ama aslında bu uyum değil. Bu, yavaş yavaş kendini silmek. Karşı taraf ne derse “tamam”, ne isterse “evet”, ne düşünürse “haklısın” deniyor. Karşı tarafın yapısı bu, o öyle deniliyor. Bir süre sonra sadece uyum sağlanmıyor; karşı tarafa göre yaşam kuruluyor ve en tehlikelisi şu: bu, ilişkiyi korumak gibi görülüyor. Oysa ilişki korunmuyor, kişi geri çekiliyor. Böyle bir yapıda insanlar bir noktadan sonra kendi başına karar veremez hale geliyor. Sürekli “ne yapalım?” sorusu ortaya çıkıyor. Çünkü artık kendi fikrine güven kalmıyor. Kendi fikri geri plana atılıyor. Kendi seçiminden şüphe edilir hale geliniyor. Bu durum zamanla ilişkiyi “bağlılık” olmaktan çıkarıyor ve "bağımlılık" haline getiriyor. Burada çok net bir fark oluşuyor:
Bağlılık, iki ayrı insanın birlikte durabilmesidir.
Bağımlılık ise bir tarafın kendini tamamen geri çekmesi ve karşı taraf olmadan yapamamasıdır.

Sürekli onay veren, sürekli karşı tarafı merkeze koyan yapıda kendine saygı da yavaş yavaş zayıflıyor çünkü içten içe şu öğretiliyor:
“Benim fikrim o kadar önemli değil.” Bu yerleştiğinde, sadece ilişki dengesi değil, kişinin kendi iç dengesi de bozuluyor. Oysa sağlıklı ilişkilerde iki insanın her konuda aynı düşünmesi beklenmiyor. Hatta bu zaten mümkün değil. İki farklı insan, iki farklı zihin, iki farklı tecrübe… Her konuda aynı noktada buluşmak gerçekçi bir beklenti olmuyor. Önemli olan aynı olmak değil, saygı gösterebilmek oluyor. Farklı düşünülüyor ama yok sayılmıyor. Katılmıyor ama ezilmiyor. “Hayır” deniyor ama ilişki parçalanmıyor. Aşırı uyum gösteren yapıda ise bu denge kurulamıyor çünkü “hayır” demek risk gibi algılanıyor. Farklı düşünmek uzaklaşma sebebi gibi görülüyor. Bu yüzden sürekli geri çekilme tercih ediliyor.
Sonuçta ortaya şu tablo çıkıyor:
Kendi fikri giderek silinen ama ilişkisi devam eden insanlar. Oysa unutulan basit bir gerçek var:
Bir ilişkide amaç aynı kişi olmak değil, iki farklı insan olarak kalabilmektir. Aksi halde ilişki kalıyor gibi görünüyor ama içinde insan giderek azalıyor.