50. bölüm · Aşk mısın?
Karşındakinin Sevgi Dili
Karşındakinin Sevgi Dili
İnsanlar çoğu zaman karşı tarafı, kendi sevme ve sevilme biçimlerine göre değerlendiriyor. Sonra da birbirlerini yanlış anlıyorlar.
İnsan, çoğu zaman karşısındakini kendi zihnindeki sevgi tanımına göre değerlendirir. Ben olsam ne yapardım, diye düşünerek, karşı tarafın da aynısını yapmasını bekler. Yapmadığında ise bunu ilgisizlik, umursamazlık ya da sevgisizlik olarak yorumlayabilir. Belki sorun sevgisizlik değildir. Sadece iki insanın sevgiyi farklı şekillerde yaşıyor olmasıdır. Bunu bana düşündüren bir olay yaşamıştım: Bir cümleden sonra ikimiz de sessiz kaldık. Ben, benim yanlış anlamamı istemeyen bir insanın açıklama yapacağını düşündüm. Eğer beni önemsiyorsa, kafamda soru işaretleri bırakmazdı. Bu yüzden sessizliği, açıklamak istememesi olarak yorumladım. O ise bambaşka bir yerden bakmıştı. Ona göre onu gerçekten önemsiyorsam peşinden gitmeli, neden sustuğunu sormalı, anlamaya çalışmalıydım. Sessizliğimi, yeterince çabalamamak olarak görmüştü. İkimiz de karşı taraftan ilgi bekliyorduk. İkimiz de kendi beklentimizi sevginin doğal göstergesi sanıyorduk ve ikimiz de haklı olduğumuzu düşünüyorduk. O gün şunu fark ettim:
İnsan, karşısındakini çoğu zaman olduğu gibi değil; kendisi olsaydı nasıl davranacağını düşünerek değerlendiriyor.
"Ben olsam açıklardım", "Ben olsam peşinden giderdim", "Ben olsam yazardım." Belki bu ilişkilerde en yanıltıcı cümlelerdendir çünkü karşındaki sen değilsin. Onun beklentileri farklı. Onun sevgiyi gösterme şekli farklı ve belki onun sevilmek istediği dil de farklı. İletişim tam da bu yüzden bir ilişkinin en önemli yapı taşlarından... Konuşulmadığında herkes kendi zihnindeki hikâyeyi yazmaya başlar. Sessizlik, boşluk bırakmaz varsayımlarla doldurur. Bir süre sonra insanlar birbirlerinin söylediklerine değil, kendi kafalarında yazdıkları senaryolara tepki vermeye başlarlar. Belki de birçok ilişki sevgisizlikten değil, birbirinin dilini hiç öğrenememekten bitiyor çünkü bazen çaba vardır ama o çaba, karşı tarafın ruhuna yabancıdır. Belki de sevmek, sadece sevdiğini göstermek değildir. Karşındaki insanın nasıl sevildiğini anlamaya çalışmaktır ve kendimize sormamız gereken soru: Ben gerçekten onu mu anlamaya çalışıyorum, yoksa onun benim gibi düşünmesini mi bekliyorum?
Ego bize şunu söyler:
"Ben böyle seviyorum. O hâlde doğru sevme biçimi budur."
Oysa olgun sevgi şunu sorar:
"Ben sevgiyi nasıl gösteriyorum?" değil, "Karşımdaki sevgiyi nasıl hissediyor?"
