22. bölüm · Aşk mısın?

Aşkın Kendisinden Değil, Acısından Korkmak

BERİL ŞAHİN

Bölümler
1 Ithaf 2 Önsöz 3 Aşk Mısın? 4 Güven 5 Kendime Sarıldım 6 Seçilmiş Aile 7 Ayrılıkta Ego 8 Sevilmek Egosu 9 Sevmeyi Sevmek 10 Tek misiniz? 11 Duygulara Üzülmek 12 Kıskançlık ve Kontrol Sevgiden Doğmaz 13 Gerçekten Sevmek 14 İyiyim ve Ağlayabilirim 15 ••• 16 Sevilmek 17 Sadakat 18 İnsanı Krizde İlan Edenler 19 İnsan Kendinin Aynasıdır 20 Başka Zihinlerdeki Versiyonumdan Sorumlu Değilim 21 Birbirimizin Yükü Değil, Huzuru Olmak 22 Aşkın Kendisinden Değil, Acısından Korkmak 23 İlişki İstemek mi, Yalnızlıktan Kaçmak mı? 24 Toksik Şifacı 25 İlişki Yöneticileri 26 Koşullu Sevgi 27 Aşk, Yanında Kalabilme Cesaretidir 28 Aşırı Uyum: Görünmez Bir İntihar Biçimi 29 Aşık Sinir Sistemi 30 Sakinlik ve Doğru Seçimler 31 Netlik Sevgi Dilidir 32 Partnerinin Gözünden Kendine Bakabilmek 33 Ego ve Ruhun Bakışı 34 Aynı Olmak Zorunda Değiliz 35 Her Gün Seçmek 36 İlk Günlerin Büyüsüne Aldanmak 37 Huzur 38 Hayır" Denildiğinde Sevebiliyor musun? 39 Uyum Değil Anlayışa Bak 40 Aşk Bir Duygu Değil, Bir Karardır. 41 Kimsenin Bilmediği O Sessiz Veda 42 Beklentiler Sessiz Sözleşmelerdir 43 ••• 44 Dürtüsel Kararlar 45 Koşullu Sevgi, Sevgi Değildir 46 Değişmek 47 Kendine İhanet Ederek Kimseyi Sevemezsin 48 Kontrol, egonun güven arayışıdır 49 Sahip Olmak Değil; Şahit Olmak 50 Karşındakinin Sevgi Dili 51 Ego, Aşk Kılığına Girebilir mi? 52 ••• 53 İnsan, söyleyemediği duygularla ne yapar? 54 Hayran Olduğumuz Şey, Kim Olduğumuzu Söyler 55 İhtiyaç 56 Ego Özler mi? 57 Çelişki 58 İnsana Ev Demek 59 Varsayımlar 60 Sabır Biter 61 Aynı Kutup 62 Kelimeler İz Bırakır 63 Denge 64 Hayatın Anlamı 65 Sevdiği Var 66 Sevgi Cesareti

Aşkın Kendisinden Değil, Acısından Korkmak

İnsan çoğu zaman aşktan korktuğunu sanır. Konu çoğu zaman aşkın kendisi değildir. Bir şeye fazla bağlanmanın insanda açabileceği boşluk hissidir. Birine yaklaşmanın değil, o yakınlığın insanın iç dengesini nasıl değiştirebileceğinin yarattığı hassasiyettir. İnsan sınırsız bir varlık değil. Ve sınırsızca bağlanmak da insanın doğasına her zaman iyi gelmez. Bizi rahatlatacak bir bakış açısı; Her şeyi tek bir insana ya da tek bir ilişkiye yüklemek zorunda değiliz. Bir insanı sevebiliriz, ona yaklaşabiliriz, onunla bir yol yürüyebiliriz. Ama bütün varlığımızı onun üzerinden tanımlamak zorunda değiliz.
İnsanın kalbi tek bir yere bütünüyle bağlandığında, orası aynı zamanda en hassas noktaya dönüşür. Korku çoğu zaman “sevmekten” değil, “fazla sevmekten” gelir. Yani denge kaybolduğunda ortaya çıkan o ağırlıktan… Bir de işin görünmeyen tarafı vardır: Bazen kalbimiz birine yönelir ama zihnimiz onu tam olarak onaylamaz. İçimizde bir taraf yaklaşmak isterken, diğer taraf temkinli kalır. İşte o çatışma da insanda bir gerilim yaratır. Bu gerilim çoğu zaman “yanlış kişiye çekiliyorum” hissiyle karışır. Ama aslında bu, insanın iç dengesiyle ilgili bir şeydir.
İnsan bir ilişkiye sadece duygusuyla değil, bazen eksikliğiyle de yaklaşabilir. Yalnızlıkla, ihtiyaçla, boşlukla… Ve bunlar birbirine karıştığında, kalp ile akıl aynı dili konuşmaz.
Bu da doğal olarak bir korku üretir: “Ya yanlış bir şeye bağlanırsam?”
Tasavvufi bir yerden bakıldığında ise şunu hatırlamak gerekir: Kalbin asıl yönelimi tek bir insana sonsuz anlamda teslim olmak değil, daha büyük bir bütünlüğü hissetmektir. İnsan, insana emanet edilir ama insanın mutlak dayanağı insan değildir. Bu yüzden birine sevgi duyarken bile, o sevgiyi bir “tamamlanma zorunluluğu”na çevirmemek gerekir çünkü hiçbir insan, başka bir insanın bütün boşluklarını doldurmak için var değildir. Gerçek denge şuradadır:
Sevmek… ama kendini kaybetmeden.
Yaklaşmak… ama merkezini kaybetmeden.
Bağ kurmak… ama tek dayanak haline getirmeden.
Aşkın kendisi de bu değildir zaten.
Aşk, insanı tüketen bir şey değil; insanı kendi merkezine çağıran bir şey olmalı.

Biz çoğu zaman bu ince çizgiyi kaçırdığımız için, aşkın kendisinden değil, onun bizde yaratabileceği ağırlıktan korkarız.
Ve bu korku, bazen bizi korur…
bazen de bizi hayattan uzaklaştırır.