4. bölüm / 29
ANNEME NASIL KIYDINIZBÖLÜM 4
Bölümler 29Şu an: BÖLÜM 4
- 1 BÖLÜM 1602 kelime
- 2 BÖLÜM 2823 kelime
- 3 BÖLÜM 3815 kelime
- 4 BÖLÜM 4700 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 BÖLÜM 5627 kelime
- 6 BÖLÜM 6860 kelime
- 7 BÖLÜM 7647 kelime
- 8 BÖLÜM 8491 kelime
- 9 BÖLÜM 9512 kelime
- 10 BÖLÜM 10746 kelime
- 11 BÖLÜM 11499 kelime
- 12 BÖLÜM 12774 kelime
- 13 BÖLÜM 13674 kelime
- 14 BÖLÜM 14618 kelime
- 15 BÖLÜM 15447 kelime
- 16 BÖLÜM 16653 kelime
- 17 BÖLÜM 17807 kelime
- 18 BÖLÜM 18881 kelime
- 19 BÖLÜM 19563 kelime
- 20 BÖLÜM 20598 kelime
- 21 BÖLÜM 21505 kelime
- 22 BÖLÜM 22541 kelime
- 23 BÖLÜM 23607 kelime
- 24 BÖLÜM 24650 kelime
- 25 BÖLÜM 25520 kelime
- 26 BÖLÜM 26645 kelime
- 27 BÖLÜM 27438 kelime
- 28 BÖLÜM 28498 kelime
- 29 BÖLÜM 29616 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Serkan, kadının söyledikleri karşısında deliye döndü. Belinden silahını çıkarıp etrafa rastgele ateş açtı. Daha sonra da silahında kalan son mermiyi yaşlı kadının kafasına doğrulttu.
‘Söyle kadın, yoksa seni şuracıkta gebertirim' dedi tehdit edercesine.
‘Yok, yok, yok benim öyle bir kızım yok' dedi yaşlı kadın.
‘Kızının yerini söylemiyorsun öyle mi?’ dedi Serkan. Ardından da silahında kalan son mermiyi kadının kafasına sıktı.
Kadın oracıkta ölürken Serkan, adamlarına dönerek:
‘Kadın öldüğüne göre, burada işimiz bitti. Hem artık kan davası da burada bitmiş oldu.' dedikten sonra adamlarını da toplayıp oracıktan ayrıldı.
Bütün bunlar olurken Ayşe’de olanları duymuştu. İçten içe ağlıyor, kalbi parçalanıyordu. Hele birde annesinin vurulduğunu duyduktan sonra iyice kendinden geçmişti. Sesinin duyulmaması içinde eliyle ağzını kapamıştı. O ancak annesini vuran adamların gittiğinden emin olduktan sonra çıkabilmişti.
‘Anne, anne’ dedi kanlar içerisinde yatan annesine sarılarak ‘Beni kime bırakıp gidiyorsun, ne bir akrabam var ne de bir kimsem'
Annesi ona cevap veremezdi. Çünkü o çoktan ölmüştü.
‘Anne kalk, bana cevap ver’ dedi yakasından tutup kaldırmaya çalışarak. Annesini kaldırmaya çalıştığından onun kanı üzerine bulaşmış, üstü başı kan içerisinde kalmıştı.
Komşuları patırtı seslerini duymuş, ne olduğunu anlamak için gelmişlerdi ama çok geç kalmışlardı.
‘Kızım, ne oldu? Evin hali ne böyle?’ dedi komşusu Serap Hanım.
‘Serap teyze annem, annem bana cevap vermiyor. Söyle ona bana cevap versin’ dedi hıçkırarak.
Serap'ın eşi İkram, hızlıca giderek Ayşe'nin annesinin nabzını kontrol etti. Ardından da Serap'a dönerek:
‘O ölmüş'
‘Abla, annem bana niye cevap vermiyor' dedi Ayşe.
‘Ayşe, kuzum annen çoktan ölmüş'
‘Abla, o bana cevap niye vermiyor’
‘Kuzum, annen ölmüş o yüzden kalk bize gidelim’
‘Annesi, sen öldün mü? Yok, yok sen ölmedin. Sadece bana şaka yapıyorsun’ dedi Ayşe, garip şekilde hareket ederek.
‘Ablam, kendine gel de bize gidelim'
Ayşe, yerde duran bir cam parçasını alarak:
‘Anne, bunlar beni götürmek istiyorlar, ama ben seni bırakıp bir yere gidemem ki' gözleri dolu bir şekilde.
‘Ayşe, ne diyorsun kız ne annesi, elindeki cam parçası' dedi Serap.
‘Annem, bırakmam seni' dedi Ayşe, cam parçasını eliyle sıkarak. Öyle sıkmıştı ki eli kanamıştı.
‘Kızım yapma, bak emin kanadı. At o elindeki cam parçasını’
‘Bırakmam annemi, o benim annem' dedi cam parçasını iyice yapışarak ‘Annemi bırakıp bir yere gitmiyorum’
‘Serap, Ayşe kendinde değil. O yüzden ambulans çağıracağım. Birde polise haber vereyim. Sonuçta ortada bir ceset var' dedi İkram.
‘Ne cesedi, kim kim ölmüş' dedi Ayşe gözleri kaymış bir şekilde.
‘Acele et İkram, bu kız gittikçe kötüleşiyor' dedi Serap.
Silah sesini duyan diğer komşuları çoktan polise haber vermişti. Bundan dolayı da kısa süre sonra olay yerinde olmuşlardı polisler.
‘Ne oldu burada?’ dedi polisin biri. Ayşe kendinde olmadığı için cevap veremezdi. Ondan dolayı da Serap cevap verdi onun yerine.
‘Memur bey, önce bir takım sesler duydum. Ardından da bir el silah sesi' dedi Serap ‘silah sesini duyduktan sonra koşarak komşumun evine geldim. Sizin de gördüğünüz gibi cam kırıkları her tarafa yayılmıştı. Komşum da kanlar içerisinde yatıyordu. Kocam nabzını yokladı ama nafile. O çoktan ölmüştü'
Polis bu seferde aynı soruyu Ayşe'ye sordu. Fakat bir cevap alamadı. O adeta dilini yutmuş gibi sus pus olmuştu.
‘O cevap veremez memur bey' dedi İkram ‘Cevap veremeyecek kadar kendinden geçmiş durumda. Hatta elindeki cam parçası annesi sanacak kadar kendinden geçmiş. Baksanıza cam parçasına sarılmış bırakmıyor'
‘112’ye haber verdiniz mi?’ dedi polis memuru.
‘Haber verdik, gelirler birazdan'
‘Bizimle karakola kadar gelip ifade vermeniz gerekiyor'
‘Tamam, geliriz yalnız kızın durumunu görüyorsunuz. Hele bir hastaneye gidelim, kızı hastaneye yatıralım ondan sonra gelip ifade veririz'
O anda Ayşe, elindeki camı bırakıp ‘Anneme nasıl kıydınız?’ diye bağırdı. Ardından da annesinin üzerine kapaklanarak ağladı. Bir taraftan ağlıyor, bir taraftan kahkahayla gülüyordu.
‘İşte gördünüz kızın durumunu memur bey’ dedi İkram ‘Annesinin ölümünden sonra aklını kaybetti'
‘Kızı hastaneye yatırdıktan sonra karakola gelmeyi ihmal etmeyin' dedi polis memuru. Daha sonra da otopsi yapılması için maktulü alıp götürdüler.
Ambülans gelmişti ama Ayşe binmek istemiyordu. Görevlilere direniyor ‘Anne, anne beni götürüyorlar anne, söyle onlara götürmesinler beni anne’ diyordu.
‘Kızım, annen öldü' dedi Serap ona sarılarak.
Ayşe, ona gözleri kaymış bir şekilde baktı. Ardından onu kendinden iterek:
‘Sen kimsin, ben seni tanımıyorum' dedi ağzından sular akarak.
‘Kızım, ben komşunuz Serap. Hani bana ikinci annem diyordun ya’
‘Ne annesi, benim annem' dedikten sonra duraksadı. Ardından saçını başını yolmaya çalıştı.
‘Yardım edin, kız kendine zarar verecek' dedi Serap, çırpınarak.
Ambülâns görevlileri Ayşe'yi sakinleştirmek için iğne yapmak zorunda kaldılar.
Bölüm etkileşimi
