ANNEME NASIL KIYDINIZ kitap kapağı

28. bölüm / 29

ANNEME NASIL KIYDINIZ

BÖLÜM 28

Vaveyla Yazarı: Murat Canpolat

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: BÖLÜM 28

‘Ayşe Hanım’ı onlardan kurtarmak isterken silahımdan çıkan mermiler ona da isabet etti. Bundan dolayı o da şu an ameliyatta’ dedikten sonra da üzgün bir şekilde ‘Özür dilerim, benim yüzümden oldu her şey’
‘Niye senden olsun ki’ dedi Filiz Hanım, şefkatle Ömer’in omzuna dokunarak ‘Her şey olacağına varır o yüzden üzülme’
‘Nasıl üzülmeyeyim Filiz Hanım’ dedi Ömer, başını kaldırmadan ‘Daha dikkatli olabilirdim’
‘Sen gerekeni yapmışsın Ömer abi. O yüzden daha fazla kendini yıpratma’
‘Nasıl üzülmeyeyim Şifanur Hanım, biliyorsunuz ne annem var ne de babam’ dedikten sonra eliyle Filiz Hanım’ı göstererek ‘Annen ve baban benim annen ve babam oldu. Gözlerimi sizin yanınızda açtım, sizler olmasaydınız kim bilir şimdi ne durumdaydım’
Bir saat iki saat derken ameliyat çok uzun sürmüştü. Ameliyat odasından ne giren vardı ne de çıkan. Gece yarısı olduğu halde ameliyat odasından çıkan olmamıştı. Sabaha karşı ancak ameliyat bitmiş ve hemşire kapının önünde görünmüştü.
‘Hastanın yakını siz misiniz?’ dedi hemşire.
Filiz Hanım ve Şifanur ayağa kalkarak:
‘Evet’ dediler onun etrafını sararak.
‘Hastanız hastaneye getirildiğinde kan kaybı fazla olduğu için durumu kritikti. Vücuduna isabet eden beş kurşun vardı. Bu kurşunlar hayati yerlerinde olduğu için ameliyat oldukça zorlu geçti. Hastanemizin stoklarında bulunan kandan hastanıza kan takviyesi yaptık. Fakat tam olarak yetmedi, o yüzden acil kan gerekiyor’
‘Kan gurubumuz onunla uyuşmuyor’ dediler ikisi de. Bunları derken yüzleri asılmıştı.
Ömer, oturduğu yerden kalkarak:
‘Benim kan gurubum uyuşuyor’ dedikten sonra da ‘Ben verebilirim’ dedi gülümseyerek.
Bölüm 23
Mehmet, hastaneden Üzeyir Bey’le beraber çıkmış, fakat onun vurulduğunu görememişti. Aslında görmesi de mümkün değildi, çünkü aklı babasındaydı. Kendisini gördüğü zaman ne tepki verecekti. Ayrıca o gözleri unutamıyordu. Nereye baksa Şifanur’un gözleri aklına geliyordu. Şimdiye kadar böyle duygular hissetmediği için tuhaf hissediyordu.
Kafasında bin bir düşüncelerle arabasına bindi. Yıllar önce Lokman yüzünden terk ettiği baba evine vardı. Etraftaki ağaçlar hariç hiçbir şey değişmemişti. Bir de değişen kapının rengiydi. O zaman kırmızı olan kapı rengi şimdi yeşildi.
Arabasından indikten sonra önce derin bir nefes aldı. Ardından yeşil kapıyı açarak malikânenin olduğu alana girdi. Evin kapısına kadar giden yolda nergisler vardı. İki tane kedi yavrusu oynaşıyorlardı. Anne kedi de onların yanında yatmış mırıldıyordu. Malikânenin bir başka yerinde de dereden de kurbağa sesleri geliyordu.
‘Ağaçlar hariç, hiçbir şey değişmemiş’ dedi kendi kendine.
Hizmetçilerden biri onu tanımadığı için koşarak yanına geldi ve ona kim olduğunu sordu.
Mehmet, kendini tanıtmadan Ufuk Bey’in kendisini beklediğini söyledi hizmetçiye.
‘Kim geldi diyeyim’ dedi hizmetçi.
‘Uzaktan gelen biri’ deyiverin.
Hizmetçi, onu misafir odasına aldıktan sonra Ufuk Bey’in yanına gitti. O, o sırada Mustafa’yla ilgileniyordu.
Mustafa, uzun bir tedavinin ardından sonra toparlanabilmişti. Bu arada Ayşe’nin de kendine geldiğini öğrenmiş ona kavuşacağı günü sabırla bekliyordu.
‘Ufuk Bey, genç bir beyefendi sizi görmek istiyor?’
‘Kim miş?’ dedi Ufuk Bey.
‘İsmini söylemedi efendim, sadece uzaktan gelen biri dedi’
‘Allah, Allah kim miş?’ dedi Ufuk Bey, ardından da oğlunun odasından çıktı. Tam aşağıya inecekti ki hanımıyla karşı karşıya geldi.
‘Nereye gidiyorsun?’ dedi Gamze Hanım, ona sırnaşarak.
‘Yapma şunu, görecekler bizi’ dedi Ufuk Bey.
‘Görürlerse görsünler’ dedi Gamze Hanım ‘Mustafa’yla ilgilendiğinden beri şöyle baş başa gelemedik’ dediği an bir alkış sesi duydular.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.